İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/489 E. 2025/44 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/489
Karar No
2025/44
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/489 KARAR NO : 2025/44 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/06/2023 KARAR TARİHİ : 21/01/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır vinç ve platform hizmetleri sunan işletme sahibi olduğu, müvekkili ile davlı arasında vinç yükleme hizmet sözleşmesi yapıldığı ve 2022-2023 yıllarında hizmet verildiği, başlangıçta ödemelerin bir kısmının yapıldığı, ancak bakiye 342.833,12 TL borcun müvekkiline ödenmediği, iş formlarında hangi tarihte hangi işlerin yapıldığının mevcut olduğu ve davalı firma çalışanları tarafından imza altına alındığı, müvekkili tarafından yapılan görüşmelerde davalının sürekli olarak ödemeyi ertelediği, bunun üzerine müvekkili tarafından İzmir ...İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline, icra takibinin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın öncelikle yetkisiz mahkemede açıldığı, yetkili mahkemelerin müvekkili şirketin merkezi olan Ankara Mahkemeleri olduğu, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddinin gerektiği, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan iş formları incelendiğinde formların tek taraflı olarak düzenlendiği, müvekkili şirketin tanzim edilen formlarda imzasının bulunmadığı, tek taraflı olarak düzenlenen formların davada uyuşmazlık nazara alındığında hiçbir ispat gücünün bulunmadığı, yine davacı tarafça sunulan faturaların tek başına bir ticari iş ilişkisinin bir sözleşmenin varlığını kanıtlamaya yetmeyeceğinden bahisle öncelikle açılan davanın yetki yönünden usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir DAVA: Dava, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. DELİLLER: -İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazı, -Çiğli Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen 23.06.2023 tarihli cevabi yazı, -İzmir ....İcra Müdürlüğü'nü... Esas sayılı icra takip dosyası sureti -Bilirkişi... tarafından düzenlenen 24.11.2023 tarihli bilirkişi raporu, -Bilirkişi ...tarafından düzenlenen 03.11.2024 tarihli bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına istinaden 342.833,12 TL asıl alacak, 5.841,18 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 348.674,30 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 12.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 14.04.2023 tarihinde yasal süresi içerisinde icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacının, davalıya operatörlü vinç hizmeti verdiği, bundan kaynaklı olarak davalıdan alacağının bulunduğu ve itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, davacıya borcunun bulunmadığı ve ispat külfetinin davacıda olduğunu savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra dairesi ve mahkememizin yetkili olup olmadığı, takibe dayanak faturalara konu hizmetin davalıya verilip verilmediği, fatura bedellerinin ödenip ödenmediği, davacının faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan tacir araştırmasında davacının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, ancak bilanço esasına göre defter tuttuğu, tacir sayılan kimselerden olduğu, bu sebeple her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari hizmet sözleşmesinden (operatörlü vinç kiralama) kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir. Davalı tarafından icra dairesi ve mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de, mahkememizce 6100 Sayılı HMK'nın 10.maddesi uyarınca İzmir İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğu değerlendirildiğinden davalının usule ilişkin bu itirazları yerinde görülmemiştir. Davaya konu takip çıkış miktarının 348.674,30 TL olduğu, davacının dava dilekçesinde dava değerini 342.833,12 TL olarak gösterdiği, dava dilekçesinin talep sonucu kısmında davalının takibe itirazının iptalini talep ettiği, 6100 Sayılı HMK'nın 31 ve 194.maddeleri uyarınca mahkememizce davacı vekilinden takip öncesi işlemiş faiz talebinin bulunup bulunmadığının sorulduğu, davacı vekilinin 21.01.2025 tarihli celsedeki beyanında takip öncesi işlemiş faiz talebinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle 19.10.2023 tarihli celsede davacı tarafa ticari defter ve kayıtlarının mahkememize bildirilmiş olması nedeniyle öncelikle mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 24.11.2023 tarihli raporunda, davacının incelemeye konu 2022 ve 2023 yılı Ocak dönemine ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve birbirini doğruladığı, davacının defter kayıtlarına göre taraflar arasında 2021 yılı Aralık ayında başlayan, 2023 yılı Şubat ayında sona eren hizmet sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki olduğu, ticari ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüldüğü, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, icra takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarında davalıdan icra takibine konu 2 adet fatura bakiyesinden kaynaklanan 342.833,12 TL alacağının kayıtlı olduğu, bu alacak tutarının icra takibine konu asıl alacak tutarı ile aynı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Yine mahkememizin 12.07.2024 tarihli celsesinde davalı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiğinin meşruhatlı davetiye ile tebliğ edildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının ara kararı doğrultusunda ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahallinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 03.11.2024 tarihli raporunda, davalının VUK ve TTK hükümleri gereğince tutulması zorunlu defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve birbirini doğruladığı, davacının düzenlemiş olduğu 10.01.2023 tarihli ve 19.02.2023 tarihli e-arşiv faturalarının 22 ve 111.yevmiye numarasıyla kayıtlarda olduğu, davacının 2023 yılı sonu itibariyle alacak bakiyesinin 342.833,12 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; mahkememizce yapılan taraf defterlerinin incelemesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlarda davacının davalıdan 342.833,12 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu sebeple davacının davaya konu hizmeti yerine getirdiğinin ve alacaklı olduğunu ispat ettiği, bu durumda ispat külfetinin davalıya geçtiği, davalının hizmetin alınmadığı veya bedelinin ödendiğinin ispat etmesi gerektiği, davalının bu yönde herhangi bir yazılı ispat vasıtası sunmadığı, bunun yasal sonucu olarak davalının faturalara konu hizmeti eksiksiz şekilde teslim aldığının kabulü gerektiği, davacının takibe dayanak faturalara konu hizmet bedeline hak kazandığı ve davacının takibe konu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında asıl alacak tutarı olan 342.833,12 TL tutarında haksız olduğu, davacı tarafından TTK'nun 1530.maddesi uyarınca faiz talep edilmiş ise de, 6102 Sayılı TTK'nun 1530. Maddesinin, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası hizmet sözleşmelerine uygulanmasının söz konusu olmadığı, taraflar arasında tacirler arası hizmet ilişkisinin mevcut olduğu, davacının davalıya verdiği ve takip dayanağı 2 adet faturanın konusunu ticari hizmetin oluşturduğu, taraflar arasında süreklilik arz eden yazılı veya sözlü bir mal tedarik sözleşmesi bulunmadığı, bu yönde delil de olmadığı, bu nedenle somut olayda TTK 1530. maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı, davalının takip ile temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın KABULÜ İLE, İzmir...İcra Dairesi'nin...Esas sayılı icra takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 342.833,12 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte takibin DEVAMINA, 2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin kabulü ile 342.833,12 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 68.566,62 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gerekli 23.418,93 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 4.111,37 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 19.307,56 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 4.111,37 TL peşin harç, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 139,25 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 8.430,52 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, 5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 54.853,30 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, 7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/01/2025 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/489, K. 2025/44, T. 21.01.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-489-e-2025-44-k-142cb691653f