İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1013 E. 2024/817 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1013
Karar No
2024/817
Karar Tarihi

T.C. İZMİR ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1013 KARAR NO : 202.../817 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 21/12/2023 KARAR TARİHİ : 10/10/202... Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği 21/12/2023 tarihli dava dilekçesinde; davacı-alacaklı şirket ile davalı-borçlu şirket arasında 0....06.2008 tarihinde 5 yıllık “Dökme ve Torba ... Taşıma Sözleşmesi” adlı “ulaşım tesisi kurma, tren taşıma sistemine dair gerekli izinleri alma ve taşınır taşınmaz tesisleri tamamlayıp hizmete sokma, belirli sürelerde belirli tür malları taşıtma ve taşıma ile bu faaliyeti sürdürmek için diğer bazı yan edimleri içeren sözleşme” imzalandığını, ilgili sözleşmenin, davalı-borçlunun Edirne, Lalapaşa'da bulunan fabrikasında üretmekte olduğu ürünlerin, Çorlu ve İstanbul bölgesine sevk edilmesinde, demiryolu ve karayolu bağlantılı kombine taşıma (lojistik) işinin müvekkili şirket tarafından ifasına ilişkin imzalanmış olup daha sonra bu sözleşmeye ek, 0....06.2008, 2....07.2008 ve 25.7.2008 tarihlerinde üç adet sözleşme daha imzalandığını, müvekkili şirketin bahse konu sözleşme ile üstlendiği edimlere karşılık davalı-borçlu tarafından yıllık 570.000 ton olmak üzere 5 yıllık süre içerisinde 2.850.000 ton (+/– %10) yük taşıtılması taahhüt edildiğini, davalı-borçlunun ilgili taahhüdüne istinaden müvekkili şirket tarafından bir kısım hazırlık ve harcamalar yapılmışsa da taahhüt edilen miktarın çok altında yük taşıtmak suretiyle sözleşme, davalı-borçlu tarafından ihlal edilerek müvekkili şirketin kazanç kaybına uğratıldığını, bu nedenle de müvekkili şirket tarafından sözleşmeyi fesh etme ve fazlaya ilişkin talepte bulunma hakkı saklı tutularak, Edirne Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) ... Esas sayılı dosyası ile 19.02.2010 tarihinde 2008-2009 yıllarına ilişkin kar kaybının davalı-borçludan tahsili amacıyla dava açıldığını, ilgili davada verilen yetkisizlik kararı sonrasında davanın, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile görülerek karara bağlandığını, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ni... Esas sayılı dosyası ile yargılama devam ederken davalı-borçlu tarafından taraflar arasındaki sözleşmesinin, asılsız iddialar ile İzmir ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ve 30.05.2011 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiğinin iddia ve ihtar edildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı-borçlunun ilgili ihtarnamesine cevaben gönderilen Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye ve 07.06.2011 tarihli ihtarnamesi ile de feshin haksız olduğu, esasen müvekkili şirket tarafından sözleşmenin ileriye etkili olarak fesh edildiği, fiilen uğranmış olan zararların ve sözleşmenin feshi nedeniyle ileriye yönelik kazançların tamamen tazminine yönelik talep ve dava hakkı saklı tutularak 5.000.000-TL'nin 3 gün ödenmesi aksi takdirde bahse konu zararların tazmini için devam eden davadaki taleplere ek olarak yargı yoluna başvurulacağının ihtaren bildirildiğini, böylece davalı-borçlunun temerrüte düşürüldüğünü, hali hazırda da hem ilk derece mahkemesinin yargılama sırasında aldırdığı birden fazla bilirkişi raporunda hem de üst mahkeme denetimlerinde davalı-borçlunun haklı feshe yönelik iddiasının asılsız olduğu hususunun sübuta erdiği ve davanın kısmen kabul edilerek 689.792,5...-TL'nin davalı-borçludan tahsiline karar verildiğini, verilen kararın da İstinaf mahkemesi ve Yargıtay denetiminden geçerek 2022 yılında kesinleşmiş olup yargılama sırasında sübuta eren hususlar da inceleme kolaylığı açısından; davalı-borçlunun İzmir... Noterliği'nin 30.05.2011 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshetmesinin haklı olmadığı, davalı-borçlunun ilgili sözleşme ile üstlendiği mal taşıtma taahhütüne uygun hareket etmiş olduğunun söylenemeyeceği, davalı-borçlunun geriye kalan sözleşme süresi içerisinde 5 yıllık dönem için taahhüt ettiği miktarın bakiye kısmını müvekkili şirkete taşıtmasının muhtemel görünmediği, bu nedenle müvekkili şirketin bu taşıma miktarlarıyla sözleşmeye devam etmesinin kendisinden beklenemeyeceği, davaya konu 2008-2009 yıllarına ilişkin dönemde davalı-borçlu tarafından müvekkili şirkete sözleşmede kararlaştırılan asgari miktarın ortalamasının %10 nundan dahi az miktarda taşıma yaptırıldığı, bahse konu toplam taşıma miktarının 5 yıllık süre için taşıttırılması kararlaştırılan 2.850.000 tonun 60 aya bölünmesi ile bulunan aylık tona nazaran çok düşük miktarda olduğu, müvekkili şirketin, davalı-borçlunun iş verdiği son güne kadar taşıma edimlerini ifa etmeyi devam ettirdiği ve sözleşmeyle üstlendiği asli edimi yerine getirdiği, hususlarına gerekçede yer verilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada hükme esas alınan bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin 2009 yılı karına ilişkin yapılan hesaplamayı esas aldığını, kar hesabının da sözleşme ile kararlaştırılan davalı-borçlu tarafından yıllık 570.000 ton olmak üzere 5 yıllık süre içerisinde 2.850.000 ton (+/– %10) yük taşıtılması taahhüdüne dayanan, ton esas alınarak yapılan bir kar hesabı olduğunu, ilgili hesaptan yola çıkarak yapılan hesaplamanın detaylarında; ilgili bilirkişi raporlarının içerikleri ile sabit olduğu üzere; sözleşmeye istinaden ilk taşımanın 2...07.2008 tarihinde yapılmış olup ilgili davada taraflarının talebine istinaden 2...07.2008- 3...12.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin kar mahrumiyeti hesaplandığını, bahse konu dönemde davalı-borçlu tarafından müvekkili şirkete yaptırılan taşıtma işinin toplam 60....05,70 ton olduğunu, ilgili sözleşme ile taraflarca yıllık 570.000 ton taşınması hususunda mutabık kalındığından bilirkişi raporunda, yıllık/2009 yılı için kar miktarının ...685.77...,78- TL olarak hesap edildiğini, yine 5 yıllık süre içerisinde taşınması taahhüt edilen 2.850.000 tondan sözleşme ile kararlaştırılan %10 marj düşüldüğünde sözleşme süresi boyunca taşınması gereken toplam yük miktarının 2.565.000 ton olduğunu, 2.565.000 tondan ilgili davaya konu edilen ve hüküm altına alınan 2008-2009 yıllarında müvekkili şirket tarafından taşınan 60....05,70 ton düşüldüğünde geriye sözleşme ile taahhüt edilen ancak müvekkili şirkete taşıttırılmayan 2.505.59...,3 ton bakiye yük miktarından kaynaklı müvekkili şirketin kar kaybı alacağı bulunduğunu, buna göre; sözleşmede 1 yıl için taşınması kararlaştırılan 570.000 ton için belirlenen ...685.77...,78- TL'lik kar ile orantısal bir hesaplama yapıldığında (içler-dışlar çarpımı ile) müvekkili şirketin bakiye yıllara ilişkin kar kaybı miktarının 2.505.59...,3 ton karşılığı olan 7....10.29...,18 TL olduğu, ilgili tutara, dilekçenin 3 nolu eki olarak sunulan ihtarname ile birlikte davalı-borçlunun temerrüde düştüğü 10.06.2011 tarihinden davacı tarafça davaya konu edilen icra takibinin başlangıç tarihi olan 25.05.2016 tarihine kadar geçen sürede ....920.029,29-TL ticari temerrüt faizi ile işlemiş olup neticede müvekkilinin bakiye yıllara ilişkin kar kaybının 12.330.323,...7-TL olduğu, dava konusu icra takibine müvekkili şirketin 1...259.915,70-TL'lik kar kaybı konu edilmiş olup fazlaya ilişkin hakların da saklı tutulduğunu, taraflar arasında imzalanan 5 yıllık sözleşmenin bakiye dönemine ilişkin müvekkilinin kar mahrumiyetinin 1...259.915,70- TL'lik kısmının davalı-borçludan tahsili amacıyla İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile 25.05.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı ancak davalı-borçlunun kötü niyetli itirazı üzerine bahse konu takibin durdurulduğunu, davanın kesinleşmesinin akabinde, TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca başvurulan zorunlu arabuluculuk müessesinden bir sonuç alınamaması neticesinde, davalı-borçlu tarafça yapılan haksız ve kötü niyetli itirazların bertaraf edilmesi, kesinleşmiş mahkeme kararı ile de sabit olan müvekkili şirketin alacağını tahsil amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine devam edilebilmesi amacıyla bu itirazın iptali davasını ikame etme zarureti hasıl olduğunu, itirazın iptali talepleri ile birlikte, davalı-borçlunun söze konu itirazının haksız ve kötü niyetle, takibi durdurmak ve müvekkili şirketin alacağına ulaşmasını geciktirmek maksadıyla yaptığının da göz önünde tutularak, itiraza konu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere davalı-borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin de talep edildiğini belirtmiş , fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalı/borçlunun haksız ve hukuki dayanağı olmayan itirazlarının iptaline, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibin devamına ve asıl alacağın takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline, davalı/borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği 08/01/202... tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında, davacının sözünü ettiği sözleşmelerin imzalandığını, bu konuda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf olmadığını, davacının, 19.02.2010 tarihinde Edirne Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine dava ikame ettiğini, Edirne Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkisizlik kararı vermesi üzerine, davanın İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyası ile görüldüğünü, Ana Dava'da davacının, taraflar arasındaki Sözleşme uyarınca müvekkili şirketin yıllık 570 ton olmak üzere 5 yılda 2.850.000 ton (*/- %10) yük taşıtmayı taahhüt ettiği ancak dava tarihine kadar taşıtılan yükün yıllık tutarın çok altında kaldığı ve bu nedenle kar kaybına uğradığını iddia ederek 2008 ve 2009 yıllarına ait kar kaybını talep ettiği yani, Ana Dava'da Sözleşme'nin yürürlükte olduğu dönem olan 2008 ve 2009 yılları için “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat/kar kaybı” talep edildiğini, Ana Dava'daki yargılama devam ederken müvekkili şirketin, davacıya keşide ettiği İzmir... Noterliği'nin 30.05.2011 tarih ve...yevmiye no.lu ihtarnamesi ile taraflar arasındaki Sözleşme'yi haklı nedenle feshettiğini ihbar ettiğini, bunun üzerine davacı tarafın, müvekkili şirkete keşide ettiği Beyoğlu... Noterliği'nin 07.06.2011 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile taraflar arasındaki Sözleşme'nin asıl kendileri tarafından ileriye matuf haklı nedenle feshedildiğini ve kazanç kaybı olarak şimdilik 5.000.000 TL'nin ödenmesini ihtar ettiğini, Ana Dava'da yargılama devam ederken davacının, 25.05.2016 tarihinde İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, söz konusu takipte davacının, alacak sebebini “taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” olarak açıkladığını, tazminat asıl alacağını ise 1...259.915,70 TL olarak gösterip, tazminat asıl alacağın, takip tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi, Ana Dava'da yaptığı yargılama sonucunda 22.12.2017 tarihinde tesis ettiği kararda özetle; Ana Dava'daki talebin 2008 ve 2009 yılının sonuna kadar uğranılan kar kaybı olduğunu, taşıma işinin başladığı 2...07.2008 tarihinden 2009 yılı sonuna kadar 60....05,70 ton taşıma yaptırıldığı ve bu döneme isabet eden 2.850.000 tondan aşırı düşük kaldığı, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmiş olması ve artık taşıma yaptırılmayacağı dikkate alınarak 2...07.2008 —3...12.2009 dönemine isabet eden kar kaybından davalının sorumlu olduğunu, bilirkişi raporunda 2...07.2008 — 3...12.2009 dönemine isabet eden kar kaybının 2.195.721,67 TL olarak hesaplandığını, takas define konu ......50.000 TL avans ödemesi ile olası giderlerin düşülmesi sonucu kalan bakiyenin 689.792,5... TL olduğu, dolayısıyla 689.792,5... TL'nin dava tarihi olan 19.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verdiğini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararın, taraflarca İstinaf edildiğini, İstinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ' nin, davacının ve müvekkili şirketin istinaf taleplerininin reddine, müvekkili şirketin istinaf sebeplerinden takas hesaplamasının hatalı olduğuna ilişkin talebinin ise kabulüne karar vererek, 550.000,00 TL kar kaybının dava tarihi olan 19.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verdiğini, inceleme kolaylığı açısından, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin tesis ettiği kararda " Asıl davada davacı taraf, dava açtığı 2010 yılından önceki sözleşmenin kurulduğu tarihten 2008 ve 2009 yıllarına ait çalışılan dönemde davalı tarafça sözleşme hükümlerinde belirlenen edimlerin yerine getirilmeyerek sözleşmede belirlenen bedelden daha az bir miktarda mal taşıtıldığı iddiasına dayanılarak o dönemdeki kar mahrumiyeti bedelini tazminat olarak tahsilini talep etmiştir. Kural olarak sözleşme akidi tarafın sözleşme dava tarihinde fesih edilmiş değil ise tüm sözleşme dönemine ilişkin olarak henüz dönemi gelmeyen sözleşme kısmı için kar mahrumiyeti talep edilemeyeceği açık olsa da davacı tarafça dava tarihinden önceki sözleşmenin fesih edilmediği ve geçmiş olan dönem için kar mahrumiyeti talebinde bulunulduğundan o dönem için şartların mevcut olması halinde kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği değerlendirilmiştir. Asıl davada uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca dava tarihi itibariyle bu sözleşmenin kar mahrumiyeti talep edilen 2008 ve 2009 dönemlerine ilişkin olarak sözleşme edimlerinin ihlal edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarafça ihlal edildiği ve bunun sonucunda davacı tarafın geçen bu döneme ilişkin kar mahrumiyeti bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır. İhtilaf konusu olmayan sözleşmenin ... kapsamına uygun bulunup Dairemizce de karar vermeye elverişli bulunmuştur. Kaldı ki dava açıldıktan bir müddet sonra bu sözleşmenin davalı tarafça fesih edildiği de uyuşmazlık konusu bulunmamaktadır. Yapılan bu tespitler ışığında asıl davaya ilişkin ihtilaf bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafça sözleşmenin feshinden önceki ayakta olduğu 2008 ve 2009 dönemlerine ilişkin olarak yeterli miktarda mal taşıtılmadığı nedenine dayalı olarak kar mahrumiyeti davası açılabileceği, her ne kadar sözleşmede herhangi bir ay ya da yıl için bir garanti tonaj taahhüt edilmemiş ise de davalı tarafça sözleşmenin davadan kısa bir süre sonra fesih edilmiş olması ve dava dönemi olan 18 aylık süre içerisinde aylık ...7.500 ton yerine 3.355 ton gibi çok cüzi bir miktar mal taşıttırıldığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının sözleşme şartları da ayrıca bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yaklaşık 1,5 yıllık geçen sürede olması gerekenden çok daha düşük bir miktar malı davacıya taşıttırdığı değerlendirildiğinde, davacının bu geçen 18 aylık süre için kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği, davacının sözleşmenin ayakta kaldığı bu sürede henüz fesih edilmediği için başka bir iş arayışı içinde bulunmasının beklenemeyeceği gerektiği kanaatine varıldığından asıl dava davalısının esas itibariyle davanın esasına ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. " denildiğini, gerekçeden açıkça anlaşıldığı üzere, Ana Dava'da Bölge Adliye Mahkemesi ' nin, Sözleşme'nin henüz yürürlükte olduğu 2008-2009 dönemi için davacının kar mahrumiyeti talep edebileceğine, takas işleminden sonra bu döneme isabet eden kar kaybı tutarının 550.000 TL olduğuna karar verdiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından tesis edilen kararın taraflarca temyiz edildiğini, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1... Hukuk Dairesi ' nin, sadece vekalet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verdiğini, bozma kararı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi ' nin, bozmaya uyduğu ve vekalet ücretini düzelterek 15.09.2021 tarihli kararı tesis ettiğini, bu kararın, Yargıtay 1... Hukuk Dairesi'nin incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, sonuç olarak, Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen kararda, sözleşmenin müvekkili şirket tarafından gönderilen fesih ihbarı ile sona erdiği, sözleşmenin henüz yürürlükte olduğu yani müvekkili şirket tarafından feshedilmediği dönem için kar mahrumiyeti talep edilebileceği, bu miktarının ise takas defi olarak ileri sürülen karşı alacakların düşülmesinden sonra 550.000 TL olduğunun hüküm altına alındığını, yani, derecattan geçerek kesinleşen söz konusu kararda, müvekkili şirketin feshi ile sözleşmenin sona erdiğinin kabul edildiği ve fakat feshin haklı veya haksız olup olmadığı, haksız fesih olması durumunda kar mahrumiyetinin nasıl hesaplanacağı ve miktarının ne olacağının tartışılmadığını sadece sözleşmenin yürürlükte olduğu 2008 - 2009 dönemi için yargılama yapıldığını, bu hususların, derecattan geçerek kesinleşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 15.09.2021 tarihli kararından sarahaten anlaşıldığını, tesis edilen kararda, tartışılan ve hüküm altına alınan hususun sözleşmenin henüz yürürlükte olduğu döneme ilişkin kar mahrumiyeti talebi olduğunu, bu nedenle sözleşmenin müvekkili şirket tarafından feshinden sonrası için herhangi bir değerlendirme yapılmadığının özellikle belirtildiğini, davacı tarafın, müvekkili şirket aleyhine başlattığı icra takibinin ve takibe/borca itiraz dilekçesinin vekiline tebliğinden tam 8 yıl sonra itirazın iptali için arabuluculuğa başvurduğu ve anlaşmama son tutanağı düzenlendiğini, ardından ise, itirazın iptali davası ikame edildiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 67/... maddesine göre, itirazın iptali davasının, itirazın alacaklıya veya vekiline tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde ikame edilmesinin zorunlu olduğunu, İcra İflas Kanunu'nun 67/... Maddesinin “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” şeklinde olduğunu, kanunda öngörülen bu sürenin, hem dava şartı ve hem de hak düşürücü süre olup, re'sen dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmeyen itirazın iptali davasının başkaca bir inceleme yapılmaksızın reddine karar verilmesinin zorunluluk teşkil ettiğini, davacı tarafın, müvekkili şirket aleyhine 25.05.2016 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile davaya konu icra takibini başlattığını, müvekkili şirket tarafından süresi içerisinde borca itiraz edildiği ve itiraz dilekçesinin de davacı/alacaklı vekiline tebliği talep edildiğini, bunun üzerine İcra Müdürlüğü'nün takibin durdurulmasına karar verdiği ve itiraz dilekçelerinin de davacı/alacaklı vekiline tebliğe çıkartıldığını, itiraz dilekçesinin 06.06.2016 tarihinde davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğini, tebliğ evrakının, icra dosyasına döndüğü ve icra müdürlüğünce taranarak UYAP'a da eklendiğini, İcra Müdürlüğü tarafından taranarak UYAP'a eklenen tebligat evrakından rahatlıkla anlaşıldığı üzere, itirazın, 06.06.2016 tarihinde davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğini, bu itibarla, itirazın iptali davasının, itirazın tebliğinden itiberen 1 yıllık hak düşürücü içerisinde açılmasının zorunlu olması ve buradaki hak düşürücü sürenin dava şartı niteliğinde bulunması karşısında, davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın reddine karar verilmesinin zorunluluk teşkil ettiğini, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre davacının takip talebine eklemediği belgeleri/delilleri, itirazın iptali davasında delil olarak ileri süremeyeceği ve delil olarak dayanamayacağını, dilekçenin aşağıdaki (C)/1 kısmında detaylı olarak açıkladıkları üzere itirazın iptali davalarının, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğunu, ayrıca, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesine göre, takip talebinde alacağın sebebinin ve alacak bir belgeye dayanıyorsa bu belgenin takip talebine eklenmesi zorunlu olduğunu, bu hususların mantıksal bir sonucu olarak Yargıtay ' ın, alacaklının takip talebinde dayanmadığı ve takip talebine eklemediği bir belgeye dayanarak itirazın iptalini talep edemeyeceğini istikrarlı bir şekilde içtihat ettiğini, başka bir ifade ile Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre, alacaklının takip talebinde dayanmadığı ve takip talebine eklemediği bir belgeyi itirazın iptali davasında delil olarak sunması ve o belgeye dayanması hukuken mümkün olmadığını, dilekçenin yukarıdaki “Maddi Vakılar” kısmında açıklandığı üzere davacının, 25.05.2016 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, söz konusu icra takibinde davacının, alacak sebebini, “taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” olarak belirttiğini, talep ettiği sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat asıl alacağı tutarını 1...259.915,70 TL olarak gösterdiğini, ne var ki davacının, takip talebinde sadece taraflar arasındaki sözleşmelere dayandığı ve takip talebine sadece söz konusu sözleşmeleri eklediğini, yani davacının, takip talebinde başkaca bir belgeye dayanmadığı ve takip talebine başkaca bir belge de eklemediğini, bu itibarla, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre davacının, itirazın iptali davasında, taraflar arasındaki Sözleşmeler dışında başkaca bir belgeye delil olarak dayanamayacağını, başkaca bir belgeyi ispat vasıtası olarak kullanamayacağı, buna muvafakatlerinin de olmadığını, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre, itirazın iptali davalarının, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalar olduğunu, itirazın iptali davalarında icra takibinde gösterilen alacak sebebi değiştirilemeyeceğini, icra takibinde gösterilen alacak sebebinin itirazın iptali davasında değiştirilemeyeceği kuralı gereği, huzurdaki davanın 8.87...735,77 TL tutarındaki kısmının başkaca bir inceleme yapılmaksızın reddine karar verilmesi zorunlu olduğunu, bilindiği üzere, itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğunu, bunun doğal bir sonucu olarak alacaklının, ikame ettiği itirazın iptali davasında takip talebinde belirttiği alacak sebebi ile bağlı olduğunu, dolayısıyla davacı, itirazın iptali davasında, icra takibine konu alacak sebebinin asla değiştiremeyeceğini, bu hususların, Yargıtay'ın öteden beri kökleşmiş içtihatlarında mükemmelen açıklandığını, dilekçenin yukarıdaki “Maddi Vakıalar” kısmında açıklandığı üzere davacının, 25.05.2016 tarihinde İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün...E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, söz konusu İcra takibinde davacının, alacak sebebini, “taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” olarak açıkladığı ve talep ettiği sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı tutarını ise, 1...259.915,70 olarak gösterdiğini, ayrıca, talep etmiş olduğu 1...259.915,70 TL tazminat alacağını, takip tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, takip talebi ile sabit olduğu üzere davacı, Sözleşme'nin ihlalinden doğan tazminat alacağı olarak 1...259.915,70 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ettiğini, bu konuda en ufak bir kuşku ve duraksama olmadığını, dikkat edilecek olursa, takip talebinde takipten önce işlemiş faiz talebi olmadığını, yine dikkat edileceği üzere, takip talebinde Sözleşme'nin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarar/kar kaybı talebi de olmadığını, takip talebinde, tahsili talep edilen yegane alacak sözleşmenin yürürlükte/ayakta olduğu dönemde istenebilecek olan “taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” olduğunu, yani davacının, sözleşmenin henüz yürürlükte/ayakta olduğu, başka bir ifade ile müvekkili şirket tarafından henüz feshedilmediği dönemde sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağını talep ettiğini, açıkladıkları üzere davacının, icra takibinde sadece “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağını” istemiş olmasına ve asıl alacak olarak bu tazminat alacağını 1...259.915,70 TL olarak göstermiş olmasına rağmen, huzurdaki itirazın iptali davasında “alacak sebebini” ve “alacak miktarını” değiştirdiğini, gerçekten de dava dilekçesinin 5. Sayfasında; Ana Dava'da talep edilmeyen bakiye yıllara/dönemlere (0...0...2010 — 0....06.2013 arası dönem) ait kar kaybı toplamının 7....10.29...,18 TL olduğunu, bu tutara takip tarihine kadar ....920.029,20 TL faiz işlediğini, dolayısıyla toplam alacağının 12.330.323,...7 TL olduğunu, takip tarihine kadar işlemiş faiz de dahil olmak üzere toplam alacağının 12.330.323,...7 TL olmasına rağmen, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1...259.916,70 TL üzerinden takip başlatıldığını açıkladığını, görüldüğü üzere davacının, takip talebindeki alacak sebebini ve alacağın miktarını dava dilekçesinde açıkça değiştirdiğini, bu itibarla, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları uyarınca, davanın 8.87...735,77 TL TL'lik kısmının başkaca inceleme yapılmaksızın reddi gerektiğini, takip talebinde, takipten önce işlemiş faiz talep edilmediğini, başka bir ifade ile, takip talebinde, takipten önce işlemiş faiz alacağı olmadığını, takip talebindeki miktar ve alacak sebebi değiştirilemeyeceğinden, davacının dava dilekçesi ile takipten önce işlemiş faiz olarak değiştirdiği ....920.029,20 TL bakımından başkaca bir inceleme yapılmaksızın davanın kısmen reddi kararı verilmesi gerektiğini, ikincisi ve daha da önemlisinin, derecattan geçerek kesinleşen Ana Dava'da, müvekkili şirketin yaptığı fesih ile taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği kabul edildiğini, ne var ki, Ana Dava'da haksız fesihten kaynaklanan kar kaybı talebi olmadığı için, müvekkili şirketin feshinin haklı mı yoksa haksız mı olduğuna ilişkin bir karar verilmediğini, sonuç olarak, taraflar arasındaki Sözleşme'nin müvekkili şirket tarafından (haklı veya haksız fark etmez) feshedilmesiyle sona erdiğinin maddi ve şekli anlamda kesin hükme bağlandığını, davacı tarafından yargılama devam ederken başlatılan icra takip talebinde ise, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan kar kaybı talep edilmediğini, bilakis, sözleşmenin ayakta/yürürlükte olduğu döneme ilişkin olarak “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” talep edildiğini, zaten, sona eren bir sözleşmenin ihlali fiilen ve hukuken mümkün olmadığı için, gösterilen bu alacak sebebine başka bir anlam verilmesi imkanı da olmadığını, dolayısıyla, davacının takip talebinde talep ettiği “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı”, 0...0...2010 - 30.05.2011 tarihi arasındaki döneme ilişkin kar kaybı olduğunu, zira davacı, sözleşmenin yürürlükte olmadığını, yani sona erdiği dönemler bakımından “sözleşmenin ihlal edildiğini” iddia edemeyeceğini, öyle ya, sona ermiş olan bir sözleşmenin ihlal edilmesi fiilen ve hukuken mümkün olmadığını, dolayısıyla, davacının takip talebinde talep ettiği “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı”, 0...0...2010 - 30.05.2011 tarihi arasındaki dönemini kapsadığı tartışma götürmez bir gerçek olduğunu, inceleme kolaylığı açısından, Ana Dava ve İcra Takibinde “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” nın kapsadığı dönemlerin aşağıdaki tabloda gösterildiğini, takip talebinde gösterilen alacak sebebinin değiştirilemeyeceği kuralı gereği, icra takibinde talep edilen asıl alacak içerisinde “sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan kar kaybının” bulunduğunu bu aşamada artık iddia edemeyeceği ayrıca bunu bu aşamada iddia edemeyeceği gibi, dilekçenin yukarıdaki (B)/2 kısmında açıklandığı üzere bu aşamada buna ilişkin delil de sunamayacağını, dolayısıyla, Ana Dava'daki bilirkişi raporuna göre 3...12.2009 — 3...05.2011 (1 yıl 5 ay) dönemi için davacının talep edebileceği “sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan tazminat alacağı”nın 2.388.180,93 TL olduğunu, davacı, İcra Takibinde “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” olarak, yani asıl alacak olarak 1...259.916,70 TL talep ettiğini, huzurdaki davada ise, bu asıl alacağın/tazminatın ....920.029,20 TL'lik kısmını işlemiş faiz olarak değiştirdiğini, ....920.029,20 TL'lik kısım redde mahkum olmakla bu kısım düşüldüğünde kalan asıl alacak 6.339.887,50 TL olarak hesaplandığını, İcra takibinde sadece “sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan tazminat alacağı” talep edildiği için, icra takibinde gösterilen alacak sebebi ile bağlılık kuralı gereği, davada sadece bu kar kaybına/tazminata karar verilebileceğini, açıkladıkları ve davacının da kabulünde olan hesaplamaya göre bu kar kaybının/tazminatın tutarının 2.388.180,93 TL olduğunu, dolayısıyla, icra takibinde gösterilen alacak sebebi ile bağlılık kuralı gereği 6.339.887,50 - 2.388.180,93 - 3.95...706,57 TL'lik kısmın da redde mahkum olduğunu, sonuç olarak, takip talebinde gösterilen alacak sebebi ile bağlılık kuralı gereği, huzurdaki davanın 3.95...706,57 TL * ....920.029,20 TL = 8.87...735,77 TL tutarındaki kısmının başkaca bir incelemeye gerek olmaksızın reddine karar verilmesi zorunluluk teşkil ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 3...05.2011 tarihinde müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, fesih ile sözleşmenin sona erdiğini, feshin haklı veya haksız olmasının, sözleşmenin fesihle sona erdiği gerçeğini değiştirmeyeceğini, taraflar arasındaki Sözleşmenin, müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, haklı fesih sebeplerinin, fesih ihtarnamesinde detaylı olarak açıklandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkili şirketin feshinin haksız olduğu kabul edilse bile, bu durumun, taraflar arasındaki Sözleşme'nin fesih ile birlikte sona erdiği gerçeğini elbette ki değiştirmeyeceğini, zira, sürekli bir sözleşme ilişkisini geleceğe etkili olarak sona erdiren sebeplerden biri de fesih olduğunu, fesih, sürekli sözleşme ilişkisini sona erdirmeye yönelik bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu, hüküm ve sonuçlarını muhatabın hakimiyet alanına ulaştığı anda geleceğe etkili olarak meydana getirdiğini, tek taraflı bir irade beyanı ile kullandığını, görüldüğü üzere, fesih ihbarında gösterilen sebepler ister haklı isterse de haksız olsun, fesih ihbarının sözleşmenin diğer tarafına ulaşması ile sözleşme sona erdiğini, bu durum karşısında Sözleşme'nin karşı tarafı, feshin haksız olduğunu düşünüyorsa, hiç kuşkusuz haksız fesih nedeniyle uğradığı müsbet zararını talep edebileceğini, davacının, takip talebinde sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğradığını iddia ettiği müsbet zararını talep etmediğini, takip talebinde gösterilen alacak sebebi ile bağlılık kuralı gereği, artık davada böyle bir müsbet zarar talebinde bulunamayacağını, keza, aynı kural gereği takip talebinde gösterdiği miktarın içerisinde bu müsbet zararının bulunduğunu da iddia edemeyeceğini, farz-ı muhal, bir an için davada, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müsbet zararın talep edileceği hayal edilse dahi, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre, zarar hesabının sözleşme süresinin sonuna kadar yapılamayacağını, haksız fesihlerde, makul süre için müsbet zarar hesabı yapıldığını, dolayısıyla, bu hayali ihtimalde dahi, davacının iddia ve taleplerinin hukuka aykırı olduğunun açık olduğunu, farz-ı muhal, davacının bütün iddialarının doğru olduğu hayal edilse dahi, takip talebinde mükerrer talep olduğunu, takip talebinde gösterilen alacak sebebi ile bağlılık kuralı gereği, davada talep edilen alacağın büyük bir kısmının başkaca bir inceleme yapılmaksızın redde mahkum olduğunu, farz-ı muhal, icra takibinde gösterilen alacak sebebi ile bağlılık kuralının bulunmadığı ayrıca sözleşmenin de 5 yıllık süre boyunca fesh edilmeden yürürlükte/ayakta kaldığı hayal edilse dahi, davacının talep ettiği alacak miktarına ulaşılamayacağını, yani davacının, bu kadar hayali varsayımda dahi, mükerrer taleplerde bulunduğunu, davacının, bilirkişi raporlarında, 2009 yılı karına ilişkin yapılan hesaplamayı esas aldığını, ilk taşımanın yapıldığı 2...07.2008 tarihinden 3...12.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin kar mahrumiyetinin hesaplandığını, bu süre içinde yaptırılan taşıtma işinin toplam 60....05,70 ton olduğunu, taraflar yıllık 570.000 ton taşınması hususunda mutabık kaldığından, yıllık 2009 yılı için kar miktarının ...685.77...,78 TL olarak hesap edildiğini, 10 kar marjı düşüldüğünde, taşıtılması gereken yükün 2.565.000 ton olduğunu, taşıtılan bu miktar düşüldüğünde, 2.505.59...,3 ton yük miktarından kaynaklı kar kaybı alacağının bulunduğunu, buna göre sözleşmede 1 yıl için taşınması kararlaştırılan 570.000 ton için belirlenen ...685.77...,78 TL'lik kar ile orantısal bir hesaplama yapıldığında (içler-dışlar çarpımı ile) davacı şirketin bakiye yıllara ilişkin kar kaybı miktarının 2.505.59...,3 ton karşılığı olan 7....10.29...,18 TL olduğunu ileri sürdüğünü, davacının hesabına göre, toplam 5 yıllık sözleşme için, 2.850.000 ton taşıtma zorunluluğu bulunduğundan, % 10 düşülerek, bulunan 2.565.000 tondan, 1 yıl 5 ay 11 günde taşıtılan 60....05,70 ton düşülerek 2.505.59...,3 ton bakiye bulunduğunu, ardından davacının hesabına göre, tüm sözleşme süresi için taşıtılan bu miktar düşülerek, 5 yıllık dönemde taşıtılması gereken miktar üzerinden yıllık ...685.77...,78 TL oranlanarak 7....10.29...,18 TL'ye ulaşıldığı ve davacı alacağının bu kadar olduğunu ileri sürdüğünü, oysa, burada düşülmesi gereken miktarın, davacıya 2008-2009 döneminde yaptırılan taşıma konusu olan 60....05,70 ton olmadığı zira, 0....06.2008-3...12.2009 arasında yapılması gereken taşıma miktarı ile yaptırılan 60....05,70 tonluk taşıtma miktarının, İzmir ...ATM.'nin ... E. sayılı dosyasında karara bağlandığı ve taleple bağlı kalınarak, 2.000.000 TL tutarında davacı alacağı bulunduğu sonucuna varıldığını, davacının, ancak İzmir ...ATM'nin ... E. sayılı dosyası kapsamında olan 0....06.2008-3...12.2009 tarihleri dışında kalan ve sanki sözleşme halen yürürlükte imiş gibi sözleşmenin bakiye süresi olan 0...12.2010-0....06.2013 tarihleri arasındaki süre için talepte bulunduğu ki, bu miktarın da, davacının iddia ettiği kadar olmadığını, davacının unuttuğu veya mahkemeyi yanıltmaya çalıştığı hususun, davada, sözleşme süresi olan toplam 5 yıllık taşıtma bedelinden kaynaklı kar kaybı alacağının, ıslah sonrasında 2.000.000 TL'lik kısmının kesin hüküm konusu olduğu ve ilama dayalı takip sonrasında ödenmiş bulunduğunu, zira, davacının ıslah ile 2.000.000 TL tutarında tazminat talebi mevcut olup; müvekkilinin de İzmir ... ATM'nin ... E. ve İzmir ... ATM'nin...E. sayılı dosyalarında mevcut alacağı olan ......50.000 TL'nin mahsup edilmesi sonrasında ödenmiş olduğunu, başka bir deyişle, davacının, zaten iddia ettiği bu alacağın 2.000.000 TL. tutarındaki ana para kısmını tahsil etmiş iken, zamansal olarak da, 19.10.2017 tarihli Bilirkişi Heyeti ...Ek Raporunun ...sayfasında belirtildiği üzere, 1 yıl, 5 ay ve 11 günlük dönem için olan kısmını tahsil ettiği halde, bir kez daha mükerrer olarak, tüm sözleşme süresi olan 5 yıl için talepte bulunduğu, böyle bir talep mükerrerlik oluşturduğu ve kabulü mümkün olmadığını, davacının hesap yöntemi kabul edildiğinde dahi, 5 yıl için toplamda 2.505.59...,3 ton karşılığında tüm sözleşme süresince davacının elde edeceği karın 7....10.29...,18 TL olup; tahsil olunan müvekkilinin alacağı da mahsup edilmek suretiyle 2.000.000 TL ana para tahsil etmiş olması sebebiyle, sadece ve sadece 5....10.29...,18 TL olacağını, davacının, İzmir ...ATM'nin ... E. sayılı dosyasından tahsil ettiği/tahsil edilmiş sayıldığı miktarı mükerrer olarak tahsil etmeye çalıştığını, kaldı ki, davacının dilekçesinde yer alan tazminat hesap yönteminin de tamamen afaki olduğunu, davacının, takip talebinde takip yaptığı 25.05.2016 tarihi itibariyle 1...259.915,70 TL ası! alacak için takipte bulunduğunu ileri sürdüğü, yani davacının iddiasına göre, 25.05.2016 tarihinde sözleşme ihlalinden doğan tazminat alacağının (asıl alacak) 1...259.915,70 TL olduğun, temerrüt tarihinden itibaren takip tarihine kadar bu alacağa işlemiş olan ve takipten sonra işleyecek olan faiz talebi bulunduğu ancak, davacının dava dilekçesi incelendiğinde, daha önce tahsil olunan 2.000.000 TL asıl alacağı da dahil ettiği halde, ancak bulabildiği asıl alacak miktarının 7....10.29...,18 TL olduğunu, 25.05.2016 tarihine kadar işleyen faizin de ....920.029,29 TL olduğunu iddia ettiği yani bakiye yıllarda kar kaybı, kendi beyanına göre 7....10.29...,18 TL olduğu ancak ardından yine çelişkili bir biçimde, bu kez kar kaybı olduğunu iddia ettiği miktar ile işlediğini ileri sürdüğü faizi dahil ederek, bu kez yine sanki asıl alacak imiş gibi bakiye yıllara ilişkin kar kaybının 12.330.323,...7 TL olduğunu ileri sürdüğünü, böylece afaki olduğu açık olan takip talebindeki meblağa ulaşmaya çalıştığını, ulaşamayınca kendi içinde çelişkiler taşıyan beyanlarda bulunduğu ve mahkemenin aklını karıştırmak istediğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, davacının her ne kadar yıllık 570.000 ton taşıtma yükümü mevcut imiş gibi beyanda bulunmakta ise de, durumun böyle olmadığını, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu ve sadece taşınacak miktarın 2.850.000 (+ - % 10) olarak toplamda öngörüldüğünü, yani, müvekkilinin ilk yıl hiç taşıma yaptırmayarak, sonraki yıllarda toplam taşıtılacak bu miktarda taşıma yaptırabileceği şekilde sözleşme düzenlendiğini, müvekkilinin, davacının önce Edirne ardından İzmir ...ATM'de dava açtığı tarihe kadar söz konusu güzergahta olan taşıtma işinin tamamını sadece davacıya yaptırdığı ve davacıya taşıttığı ancak davacının, kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi, müvekkilinden ......50.000 TL. avans almasına rağmen, sözleşmede öngörülen gerekli yatırımları da yapmadığını, taşıma yapacak sayı ve nitelikte kamyon tedarik edemediğini, hatta gerekli yatırımları yapmadığı için müvekkilinin fazla taşıma yaptırmaması için talepte bulunduğu gibi, sürekli olarak ücret artışı talep ettiğini, müvekkilinin buna rağmen davacıyı desteklemeye devam ettiği ve isteklerini yerine getirmeye çalıştığını ancak davacının önce Edirne, bilahare yetkisizlik sebebiyle davanın reddinden sonra İzmir ...ATM'deki davanın açılmasından sonra sözleşmeye aykırı davranan davacının sözleşmesini feshetmek zorunda kaldığını belirtmiş , fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle, davanın İİK madde 67'de belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından, usulden reddine; bu mümkün olmadığı takdirde, davacının talebi zamanaşımına uğradığından davanın reddine; bu mümkün olmadığı takdirde, haksız davanın esastan reddine; bu mümkün olmadığı takdirde, takip talebinde gösterilen alacak sebebi ile bağlılık kuralı gereği huzurdaki davanın 8.87...735,77 TL tutarındaki kısmının reddine; davacının % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir .. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının... Loj. Ltd. Şti., borçlunun ... İzmir ... Fabrikası Türk A.Ş., borç miktarının 1...259.915,70 TL, borcun sebebinin 0.../06/2008 tarihli Dökme ve Torba ... sözleşmesi ile 1-2-3 nolu ek sözleşmelerin ihlalinden doğan tazminat alacağı olduğu, ödeme emrinin borçluya 31/05/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 01/06/2016 tarihinde borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, itiraz dilekçesinin alacaklıya 06/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği belirlenmiştir. Davacı vekili Mahkememizin 13/06/202... tarihli celsesinde davayı alacak davası olarak ıslah edeceklerini beyan ederek ıslah dilekçesi sunmak üzere süre talep etmiş, Mahkememizce söz konusu celsede davacı vekiline ıslah dilekçesi sunmak üzere 2 haftalık süre verilmiş, davacı vekili Mahkememize verdiği 18/06/202... tarihli ıslah dilekçesinde; 13.06.202... tarihli celsede beyan edildiği üzere; başta itirazın iptali davası olarak açtıkları davada; iddia edildiği şekilde hak düşürücü sürenin geçirilmediğini, bu hususa ilişkin olarak ilgili icra dosyası aslının bulunması ve tebligat akıbetinin araştırılması taleplerinin de dosyaya katkı sağlamayacağı açıklanarak reddedilmiş olmasına bir kez daha itiraz edildiğinin beyan edildiğini, mahkemece davalı tarafından sunulan tebliğ mazbatası görüntüsü esas alınarak itirazları doğrultusunda tebligat zarfı aslı/mazbata aslı üzerinden bir inceleme yapılmamasının savunma haklarını kısıtlamak anlamına geldiğinin de yinelendiğini, bir önceki yargılamanın 12 yıl sürdüğü göz önünde tutulduğunda; müvekkili şirketin daha fazla hak kaybına/ zarara uğramasına ve de davalı tarafın usule ilişkin asılsız iddialar ile yargılamayı uzatma çabalarına mahal vermemek adına; davanın tamamen ıslah edildiğini, davanın alacak davasına dönüştürüldüğünü, itirazın iptali davalarının ıslah edilerek alacak davasına dönüştürülmesinde hukuken herhangi bir engel bulunmadığını, bu hususa ilişkin emsal Yargıtay kararı bulunduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 0....06.2008 tarihinde 5 yıllık “Dökme ve Torba ... Taşıma Sözleşmesi” adlı “ulaşım tesisi kurma, tren taşıma sistemine dair gerekli izinleri alma ve taşınır taşınmaz tesisleri tamamlayıp hizmete sokma, belirli sürelerde belirli tür malları taşıtma ve taşıma ile bu faaliyeti sürdürmek için diğer bazı yan edimleri içeren karma ve atipik sözleşme” imzalandığını, ilgili sözleşmenin, davalının Edirne, Lalapaşa'da bulunan fabrikasında üretmekte olduğu ürünlerin, Çorlu ve İstanbul bölgesine sevk edilmesinde, demiryolu ve karayolu bağlantılı kombine taşıma (lojistik) işinin müvekkil şirket tarafından ifasına ilişkin imzalanmış olup daha sonra bu sözleşmeye ek, 0....06.2008, 2....07.2008 ve 25.7.2008 tarihlerinde üç adet sözleşme daha imzalandığını, müvekkili şirketin bahse konu sözleşme ile üstlendiği edimlere karşılık davalı tarafından yıllık 570.000 ton olmak üzere 5 yıllık süre içerisinde 2.850.000 ton (+/–%10) yük taşıtılmasının taahhüt edildiğini, davalının ilgili taahhüdüne istinaden müvekkili şirket tarafından bir kısım hazırlık ve harcamalar yapılmışsa da taahhüt edilen miktarın çok altında yük taşıtmak suretiyle sözleşmenin, davalı tarafından ihlal edilerek müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, bu nedenle de müvekkili şirket tarafından sözleşmeyi fesh etme ve fazlaya ilişkin talepte bulunma hakkı saklı tutularak, Edirne Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)...Esas sayılı dosyası ile 19.02.2010 tarihinde 2008-2009 yıllarına ilişkin zararın davalıdan tahsili amacıyla dava açıldığını, ilgili davada verilen yetkisizlik kararı sonrasında dava, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile görülerek karara bağlandığını, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile yargılama devam ederken davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmesinin, asılsız iddialar ile İzmir... Noterliği'nin... yevmiye nolu ve 30.05.2011 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiği iddia ve ihtar edildiğini, müvekkili şirket tarafından davalının ilgili ihtarnamesine cevaben gönderilen Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye ve 07.06.2011 tarihli ihtarnamesi ile de feshin haksız olduğu, esasen müvekkili şirket tarafından sözleşmenin ileriye etkili olarak fesh edildiği, fiilen uğranmış olan zararların ve sözleşmenin feshi nedeniyle ileriye yönelik kazançların tamamen tazminine yönelik talep ve dava hakkı saklı tutularak 5.000.000-TL'nin 3 gün içinde ödenmesi aksi takdirde bahse konu zararların tazmini için devam eden davadaki taleplere ek olarak yargı yoluna başvurulacağının ihtaren bildirildiğini, böylece davalının temerrüte düşürüldüğünü, hali hazırda da hem İlk Derece Mahkemesinin yargılama sırasında aldırdığı birden fazla bilirkişi raporunda hem de üst mahkeme denetimlerinde davalının haklı feshe yönelik iddiasının asılsız olduğu hususu sübuta erdiği ve davanın kısmen kabul edilerek 689.792,5...-TL'nin (ilgili tutar üst mahkemelerce yapılan denetim sonrasında 550.000-TL olarak revize edilmiştir.) davalıdan tahsiline karar verildiğini, verilen kararın da İstinaf mahkemesi ve Yargıtay denetiminden geçerek 2022 yılında kesinleştiğini, taraflar arasındaki pek çok farklı edimi içeren karma ve atipik sözleşme, “sürekli borç ilişkisi” niteliği taşıdığından, haksız olarak sona erdirilmesinin de elbette “ileriye etkili” olduğu ve bunun hukukî sonucu olarak da hem sona erdiği ana kadar ifa edilmemiş olan edimlerin yerine getirilmesini ve tazmin edilmesini hem de sözleşme erken sona ermeseydi olağan süresi boyunca elde edilecek mahrum kalınan kazançlar ile diğer tüm zararların tazmini talep etmek hakkını müvekkili şirkete verdiğini, önceki yargılama sırasında sübuta eren hususlar inceleme kolaylığı açısından; davalının İzmir... Noterliği'nin 30.05.2011 tarih ve... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshetmesinin haklı olmadığı, davalının ilgili sözleşme ile üstlendiği mal taşıtma taahhüdüne uygun hareket etmiş olduğunun söylenemeyeceği, müvekkili şirketin ise sözleşmeyle üstlendiği asli edimini, taşıma edimini davalının iş verdiği son güne kadar yerine getirdiği, davalının geriye kalan sözleşme süresi içerisinde 5 yıllık dönem için taahhüt ettiği miktarın bakiye kısmını müvekkili şirkete taşıtmasının muhtemel görünmediği, davalının ilgili sözleşme ile üstlendiği asli edimi olan mal taşıtma taahhüdüne aykırı hareket ettiği, davaya konu edilen 2008-2009 yıllarına ilişkin dönemde (sözleşmeye istinaden ilk taşıma 2...07.2008 tarihinde yapılmış olup ilgili davada tarafımızca 2...07.2008- 3...12.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin kısım talep edilmiştir.) davalı tarafından sözleşmede kararlaştırılan asgari miktarın ortalamasının %10 nundan dahi az miktarda müvekkili şirkete taşıma yaptırıldığı, bahse konu toplam taşıma miktarının 5 yıllık süre için taşıttırılması kararlaştırılan 2.850.000 tonun 60 aya bölünmesi ile bulunan aylık tona nazaran çok düşük miktarda olduğu, bu nedenle müvekkili şirketin bu taşıma miktarlarıyla sözleşmeye devam etmesinin kendisinden beklenemeyeceği hususlarına gerekçede yer verilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20...../386 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada hükme esas alınan bilirkişi raporunun, müvekkili şirketin 2009 yılı karına ilişkin yapılan hesaplamayı esas aldığını, kar hesabının da sözleşme ile kararlaştırılan davalı tarafından yıllık 570.000 ton olmak üzere 5 yıllık süre içerisinde 2.850.000 ton (+/–%10) yük taşıtılması taahhüdüne dayanan, ton esas alınarak yapılan bir hesaplama olduğunu, ilgili hesaptan yola çıkarak yaptıkları hesaplamanın detaylarına göre; ilgili bilirkişi raporlarının içerikleri ile sabit olduğu üzere; sözleşmeye istinaden ilk taşıma 2...07.2008 tarihinde yapılmış olup ilgili davada davacı talebine istinaden 2...07.2008- 3...12.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin alacağın hesaplandığını, bahse konu dönemde davalı tarafından müvekkili şirkete yaptırılan taşıtma işi toplam 60....05,70 ton, ilgili sözleşme ile taraflarca yıllık 570.000 ton taşınması hususunda mutabık kalındığından bilirkişi raporunda, yıllık/2009 yılı için kar miktarı ...685.77...,78- TL olarak hesap edildiği, 5 yıllık süre içerisinde taşınması taahhüt edilen 2.850.000 tondan sözleşme ile kararlaştırılan %10 marj düşüldüğünde sözleşme süresi boyunca taşınması gereken toplam yük miktarı 2.565.000 ton olduğunu, 2.565.000 tondan ilgili davaya konu ettikleri ve hüküm altına alınan 2008-2009 yıllarında müvekkili şirket tarafından taşınan 60....05,70 ton düşüldüğünde geriye sözleşme ile taahhüt edilen ancak müvekkili şirkete taşıttırılmayan 2.505.59...,3 ton bakiye yük miktarından kaynaklı müvekkili şirketin alacağı bulunduğunu, buna göre; sözleşmede 1 yıl için taşınması kararlaştırılan 570.000 ton için belirlenen ...685.77...,78- TL'lik kar ile orantısal bir hesaplama yapıldığında (içler-dışlar çarpımı ile) müvekkili şirketin bakiye yıllara ilişkin kar kaybı miktarı 2.505.59...,3 ton karşılığı olan 7....10.29...,18 TL olduğunu, ilgili tutara, dilekçenin 3 nolu eki olarak sunulan ihtarname ile birlikte davalının temerrüde düştüğü 10.06.2011 tarihinden, taraflar arasında imzalanan 5 yıllık sözleşmenin bakiye dönemine ilişkin müvekkili şirket alacağının tahsili amacıyla, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takibinin başlangıç tarihi olan 25.05.2016 tarihine kadar geçen sürede ise ....920.029,29-TL ticari temerrüt faizi işlemiş olup neticede müvekkilinin bakiye yıllara ilişkin alacağının, 12.330.323,...7-TL olduğunu, davaya müvekkili şirketin alacağının 1...259.915,70-TL'lik kısmının konu edilmiş olup fazlaya ilişkin hakların saklı olduğunu, yukarıda bilgileri verilen ilk davanın kesinleşmesinin akabinde de TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca başvurulan zorunlu arabuluculuk müessesinden bir sonuç alınamaması neticesinde önce itirazın iptali davası açılmışsa da dilekçenin giriş kısmında izah edilen nedenlerle davanın tamamen ıslah edilerek alacak davasına dönüştürüldüğünü ancak davanın tamamen ıslah edilerek alacak davasına dönüştürülmüş olması nedeniyle yeniden arabuluculuk sürecinin başlatılmasına gerek bulunmadığı hususunun açık olduğunu, ilamsız icra takibine itiraz üzerine, İİK'nun 67. madde düzenlemesi doğrultusunda alacaklı dilerse itirazın iptali, dilerse alacak davası açabileceğini, bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu değişmediğinden yeniden arabuluculuğa başvurulmasına gerek bulunmadığını belirtmiş , fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; dilekçeleri ile HMK.'nın 180. maddesi doğrultusunda davayı tamamen ıslah ile alacak davasına dönüştürdükleri göz önünde tutularak ıslah ve dava dilekçesinin kabulü ile; 1...259.915,70-TL'nin temerrüt tarihi olan 07.06.2011 tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği 03/07/202... tarihli ıslaha cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında davacının sözünü ettiği Taşıma Sözleşmesi imzalandığını, bu konuda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf olmadığını, davacının, 19.02.2010 tarihinde Edirne Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/79 E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine dava ikame ettiğini, Edirne Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yetkisizlik kararı vermesi üzerine, davanın İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası (“Ana Dava”) ile görüldüğünü, ana dava’da davacının, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin yıllık 570 ton olmak üzere 5 yılda 2.850.000 ton (+/- %10) yük taşıtmayı taahhüt ettiği ancak dava tarihine kadar taşıtılan yükün yıllık tutarın çok altında kaldığı ve bu nedenle kar kaybına uğradığını iddia ederek 2008 ve 2009 yıllarına ait kar kaybını talep ettiğini, yani davacının, Ana Dava’da Taşıma Sözleşmesi’nin yürürlükte olduğu dönem olan 2008 ve 2009 yılları için “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat / kâr mahrumiyeti” talep ettiğini, ana dava’daki yargılama devam ederken müvekkili şirketin, davacıya keşide ettiği İzmir... Noterliği’nin 30.05.2011 tarih ve ...yevmiye no.lu ihtarnamesi ile taraflar arasındaki Taşıma Sözleşme’sini haklı nedenle feshettiğini ihbar ettiğini, bunun üzerine davacı tarafın, müvekkili şirkete keşide ettiği Beyoğlu 7. Noterliği’nin 07.06.2011 tarih ve 19386 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile taraflar arasındaki Taşıma Sözleşme’sinin asıl kendileri tarafından ileriye matuf haklı nedenle feshedildiğini ve kazanç kaybı olarak şimdilik 5.000.000 TL’nin ödenmesini ihtar ettiğini, ana dava’da yargılama devam ederken davacının, 25.05.2016 tarihinde İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2016/7...7... E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi (“İcra Takibi”) başlattığını, müvekkili şirketin, takibe ve borca itiraz ettiği ve itiraz dilekçesini de davacı vekiline tebliğ ettirildiğini, söz konusu takipte davacı, alacak sebebini “taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” olarak açıkladığı ve takip talebinin ekine taraflar arasındaki sözleşmeleri koyduğunu, tazminat asıl alacağını ise 1...259.915,70 TL olarak gösterip, tazminat asıl alacağının, takip tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, takip talebi ile sabit olduğu üzere, davacının, söz konusu icra takibinde Taşıma Sözleşme’sinin ihlalinden doğan tazminat alacağı olarak 1...259.915,70 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ettiğini, bu arada İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi, Ana Dava’da yaptığı yargılama sonucunda 22.12.2017 tarihinde tesis ettiği kararda özetle; Ana Dava’daki talebin 2008 ve 2009 yılının sonuna kadar uğranılan kar kaybı olduğunu, taşıma işinin başladığı 2...07.2008 tarihinden 2009 yılı sonuna kadar 60....05,70 ton taşıma yaptırıldığı ve bu miktarın anılan döneme isabet eden 2.850.000 tondan aşırı düşük kaldığı, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmiş olması ve artık taşıma yaptırılmayacağı dikkate alınarak 2...07.2008 – 3...12.2009 dönemine isabet eden kar kaybından davalının sorumlu olduğu, bilirkişi raporunda 2...07.2008 – 3...12.2009 dönemine isabet eden kar kaybının 2.195.721,67 TL olarak hesaplandığı, takas define konu ......50.000 TL avans ödemesi ile olası giderlerin düşülmesi sonucu kalan bakiyenin 689.792,5... TL olduğu, dolayısıyla 689.792,5... TL’nin dava tarihi olan 19.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verdiğini, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın, taraflarca İstinaf edildiğini, İstinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ' nin, davacının ve müvekkili şirketin İstinaf taleplerinin reddine, müvekkili şirketin istinaf sebeplerinden takas hesaplamasının hatalı olduğuna ilişkin talebinin ise kabulüne karar vererek, 550.000,00 TL kar kaybının dava tarihi olan 19.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verdiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından tesis edilen kararın taraflarca temyiz edildiğini, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1... Hukuk Dairesi, sadece vekalet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verdiğini, bozma kararı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi' nin, bozmaya uyduğunu ve vekalet ücretini düzelterek 15.09.2021 tarihli kararı tesis ettiğini, bu kararın, Yargıtay 1... Hukuk Dairesi’nin incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, sonuç olarak, Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen kararda, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşme'sinin müvekkili şirket tarafından gönderilen fesih ihbarı ile sona erdiği, Taşıma Sözleşme'sinin henüz yürürlükte olduğu, yani müvekkili şirket tarafından feshedilmediği dönem için kar mahrumiyeti talep edilebileceği, bu miktarının ise takas defii olarak ileri sürülen karşı alacakların düşülmesinden sonra 550.000 TL olduğunun hüküm altına alındığını, yani, derecattan geçerek kesinleşen söz konusu kararda, müvekkili şirketin feshi ile Taşıma Sözleşmenin sona erdiği kabul edildiği ve fakat feshin haklı veya haksız olup olmadığı, haksız fesih olması durumunda kar mahrumiyetinin nasıl hesaplanacağı ve miktarının ne olacağının tartışılmadığını; sadece Taşıma Sözleşmenin yürürlükte olduğu 2008 – 2009 dönemi için yargılama yapıldığını, tüm bu hususların, derecattan geçerek kesinleşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 15.09.2021 tarihli kararından sarahaten anlaşıldığını, tesis edilen kararda, tartışılan ve hüküm altına alınan hususun taşıma sözleşmesinin henüz yürürlükte olduğu döneme ilişkin kar mahrumiyeti talebi olduğunu, bu nedenle taşıma sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından feshinden sonrası için herhangi bir değerlendirme yapılmadığının özellikle belirtildiğini, davacı tarafın, müvekkili şirket aleyhine 8 yıl önce başlattığı İcra Takibi’nin ve takibe/borca itiraz dilekçesinin kendi vekiline tebliğinden tam 8 yıl sonra itirazın iptali için arabuluculuğa başvurduğu ve anlaşmama son tutanağı düzenlendiğini, ardından ise, bu itirazın iptali davasını ikame ettiğini, yapılan hak düşürücü süre itirazlarının değerlendirildiği 13.06.202... tarihli duruşmada ise davacı tarafın, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmemesini teminen, davasını tam ıslahla alacak davasına çevirmek için süre talep ettiğini, ardından 18.06.202... tarihli tam ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasını alacak davasına çevirdiğini, davacı tarafın, yapmış olduğu tam ıslah tarihine kadarki yargılama giderlerini ve tam ıslah sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı ve uğrayacağı zararları HMK m. 178 uyarınca depo etmek zorunda olduğunu, bilindiği üzere, davasını tamamen ıslah eden tarafın, tam ıslah tarihine kadarki yargılama giderlerini ve ayrıca tam ıslah nedeniyle karşı tarafın uğradığı veya uğrayabileceği zararları karşılamak üzere mahkemenin takdir edeceği teminatı yatırmak zorunda olduğunu, bu hususun, HMK'nın emredici 178. maddesinin bir gereği olduğunu, Madde aynen "(1) Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hale gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı veya uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hakimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde, mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi halde ıslah yapılmamış sayılır" şekilde olduğunu, kanunun son derece açık maddesi karşısında, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları aynı doğrultuda olduğunu, HMK'nın 178. maddesinden sarahaten anlaşıldığı üzere, tam ıslaha başvuranın, o tarihe kadar olan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları ödemek zorunda olduğunu, bu hususta herhangi bir tereddüt olmadığını, HMK m. 178 uyarınca 6.2...3.605,52 TL tutarında müvekkili şirket zararı ile mahkemenin takdir edeceği yargılama giderlerini teminat olarak depo etmek üzere davacı tarafa 1 haftalık kesin süre verilmesi gerektiğini, HMK'nın 178. maddesinde işaret edilen yargılama giderlerinin neler olduğunun, HMK m. 323’te açıkça belirtildiğini, bunların; i- celse, karar ve ilam harçları, ii- dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri, iii- dosya ve sair evrak giderleri, iv- geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekaletname düzenlenmesine ilişkin giderler, v- keşif giderleri, vi- tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, vii- vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti, viii- yargılama sırasında yapılan diğer giderler olduğunu, HMK'nın 32...maddesinde sayılan yargılama giderleri arasında, avukatlık ücret tarifesi uyarınca karşı tarafa yüklenilecek olan vekalet ücreti de bulunduğunu ancak, HMK'nın 178. maddesinde işaret edilen "karşı tarafın uğradığı ve uğrayacağı zararların" neler olduğu HMK'nın hiçbir maddesinde bilinçli olarak somutlaştırılmadığı ve hakimin takdirine bırakıldığını, bu noktada HMK m. 178 uyarınca, ıslah edenin mahkeme veznesine yatırması gereken yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı veya uğrayacağı zararın mahkemece re’sen tespit edilmesinin gerektiğini, hakimin bu hususları kaleme bırakmasının kanuna aykırı olduğunu, son olarak davacının yapmış olduğu tam ıslah nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı ve uğrayacağı zararlar ile yargılama giderlerinin; müvekkili şirketin uğradığı zararların: davacının huzurdaki davada tam ıslah yapmasının sebebi, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin önüne geçtiğini, dosyadaki bilgi ve belgeler ile sabit olduğu üzere, davacı, itirazın iptali davasını hak düşürücü süre içerisinde ikame etmediğini, haliyle, davacı tarafından tam ıslah yapılmış olsa idi, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verileceğini, böyle bir durumda ise, müvekkili şirket lehine nispi vekalet ücretine hükmedileceğini, dava değerine göre, hükmedilecek nispi vekalet ücretinin, asgari ücret tarifesine göre ...16.599,15 TL olacağını, dolayısıyla, davacının yapmış olduğu tam ıslah nedeniyle müvekkili şirketin ...16.599,15 TL zarara uğradığını, müvekkili şirketin uğrayacağı zararların: maddede ifade edilen "uğrayacağı zararlar" ibaresi, mutlak zararları değil, uğrama ihtimali bulunan zararları ifade ettiğini, bu hususun, doktrin ve Yargıtay tarafından da bu şekilde yorumlandığını, bu bağlamda, tam ıslah nedeniyle davanın gecikmesi dolayısıyla uğranılma ihtimali bulunan zararların da bu kapsamda değerlendirilmesi icap ettiğini, tam ıslahtan önceki itirazın iptali davasının 2...12.2023 tarihinde ikame edildiğini, davacı tarafın, tam ıslahı ise 18.06.202... tarihinde yaptığını, dolayısıyla, davacının yapmış olduğu tam ıslahın huzurdaki davayı an itibariyle 6 ay uzattığını, üstelik, tam ıslah nedeniyle huzurdaki dava baştan görüleceğinden, bu aşama itibariyle henüz dilekçeler teatisi aşaması tamamlanmadığını, ön inceleme duruşması da yapılmadığını, bu aşamalar da eklendiğinde, davacının yapmış olduğu tam ıslah nedeniyle huzurdaki davanın en az 1 yıl uzadığını, haliyle, farz-ı muhal huzurdaki davanın kabulüne karar verildiği ihtimalde, müvekkili şirket, en az 1 yıllık fazladan faiz yükü altına girmiş olacağını, tam ıslahta dava, ıslahın yapıldığı tarihte değil, ilk davanın açıldığı tarihte açılmış sayıldığını, bunun doğal bir sonucu olarak, farz-ı muhal, huzurdaki davanın kabulüne karar verildiğinde, tam ıslah nedeniyle dava en az 1 yıl gecikmiş olduğundan müvekkili şirket de en az 1 yıl fazladan faiz ödemek zorunda kalacağını, bu ihtimalde, müvekkili şirketin fazladan ödemek zorunda kalacağı faizin 5.827.006,37 TL (1...259.915,70 X 51,75 / 100 = 5.827.006, 37 TL) olacağını, Yargılama Giderleri: dilekçede açıklığa kavuşturulduğu üzere HMK'nın 178. maddesinde işaret edilen yargılama giderlerinin içerisinde karşı tarafa yüklenilen vekalet ücreti de bulunduğunu, tam ıslah durumunda, karşı tarafa yüklenilen vekalet ücretinin de depo edilip edilmeyeceği doktrinde ve Yargıtay uygulamalarında tartışmalı olduğunu, dahil edilmesi gerektiğini savunan yazarlar bulunduğu gibi, dahil edilmemesi gerektiğini savunan yazarlar da olduğunu, hatta, kıstelyevm usulü davanın bulunduğu aşama itibariyle vekalet ücreti dahil edilmesini savunanlar da bulunduğunu, bununla birlikte Yargıtay içtihatlarının da aynı şekilde çelişkili olduğu ve her görüşü destekleyen içtihat bulunduğunu söylemenin mümkün olduğunu, bu itibarla bu tartışmalara girmeden yargılama giderleri ile alakalı takdirin mahkemeye bırakıldığını, sonuç olarak, davacı tarafın yaptığı tam ıslah nedeniyle açıkladıkları 6.2...3.605,52 TL zararı ve mahkemenin takdir edeceği yargılama giderlerini teminat olarak depo etmesi için davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesinin talep edildiğini, aksi durumda, mahkemenin takdir edeceği tutardaki teminatın depo edilmesi için davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesinin talep edildiğini, davacının, yaptığı tam ıslah ile hem itirazın iptali davasını alacak davasına çevirdiğini, hem icra takibindeki alacak sebebini, türünü ve alacak kalemlerini değiştirdiği ve hem de itirazın iptali dava dilekçesindeki talep ve iddialarını değiştirdiğini, dilekçenin yukarıdaki “Maddi Vakıalar” kısmında açıkladıkları üzere davacının, 25.05.2016 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, söz konusu icra takibinde davacının, alacak sebebini, “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” olarak açıkladığı ve talep ettiği sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat asıl alacağı tutarını ise 1...259.915,70 olarak gösterdiğini ayrıca talep etmiş olduğu 1...259.915,70 TL tazminat asıl alacağının takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, davacının, Taşıma Sözleşme’sinin ihlalinden doğan tazminat alacağı olarak 1...259.915,70 TL’nin takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ettiğini, bu konuda en ufak bir kuşku ve duraksama olmadığını, takip talebinde takipten önce işlemiş faiz talebi olmadığı, takip talebinde Taşıma Sözleşme’sinin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarar/kâr mahrumiyeti talebi de olmadığını, takip talebinde tahsili talep edilen yegane alacak, taşıma sözleşmesinin yürürlükte/ayakta olduğu dönemde istenebilecek olan “taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağı” olduğunu, davacının, söz konusu icra takibinde sözleşmenin henüz yürürlükte/ayakta olduğunu, başka bir ifade ile müvekkili şirket tarafından henüz feshedilmediği dönemde taşıma sözleşmesinin ihlalinden doğan tazminat alacağını talep ettiğini, müvekkili şirketin söz konusu icra takibine itiraz etmesi üzerine davacı taraf, itirazın iptali davası ikame etmeden önce zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna başvurduğunu, tutulan son tutanakta, "İzmir... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası ile 1...259.915,70 TL'nin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali" ile alakalı tarafların anlaşamadıklarının tutanak altına alındığını, bu arabuluculuk başvurusunun konusu icra takibi olduğunu, icra takibinin konusunun ise, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde ihlal edilmesinden doğan 1...259.915,70 TL asıl alacağın tahsili olduğunu, başkaca bir alacak olmadığını, davacı tarafın, icra takibinde ve itirazın iptali için yaptığı arabuluculuk başvurusunda sadece “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağını” istemiş olmasına ve asıl alacak olarak bu tazminat alacağını 1...259.915,70 TL olarak göstermiş olmasına rağmen, yaptığı tam ıslah ile “alacak sebebini”, "alacak türünü" ve “toplam alacağı oluşturan alacak kalemlerini” tamamen değiştirdiğini, talep edilen alacağın toplam miktarının yeni dava dilekçesinde değiştirilmemiş olmasının, talep edilen alacağın sebebinin, türünün ve alacak kalemlerinin değiştirildiği gerçeğini elbette ki etkilemediğini, gerçekten de davacının, yeni dava dilekçesinin ...sayfasında hem Taşıma Sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde taşıma sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan alacağı yani taşıma sözleşme ihlal edilmese idi elde edilecek kazancı ve hem de taşıma sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği kâr mahrumiyetini talep ettiğini açıkladığını, müteakiben, yeni dava dilekçesinin .... sayfasının .... kısmında ise; Ana Dava’da talep edilmeyen bakiye yıllara/dönemlere (0...0...2010 – 0....06.2013 arası dönem) ait kar kaybı toplamının 7....10.29...,18 TL olduğunu, bu tutara takip tarihine kadar ....920.029,20 TL faiz işlediğini, dolayısıyla toplam alacağının 12.330.323,...7 TL olduğunu, takip tarihine kadar işlemiş faiz de dahil olmak üzere toplam alacağının 12.330.323,...7 TL olmasına rağmen, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1...259.916,70 TL üzerinden takip başlatıldığını beyan ve iddia ettiğini, davacının, takip talebindeki ve itirazın iptali davası için yaptığı arabuluculuk başvurusundaki alacak sebebini, türünü ve alacak kalemlerini yaptığı tam ıslah ile açıkça değiştirdiğini, davacının, yaptığı tam ıslah ile icra takibindeki alacak sebebini, türünü ve alacak kalemlerini değiştirmiş olduğundan, davacının icra takibine yapılan itirazın iptali için sunduğu arabuluculuk son tutanağının, huzurdaki yeni davada talep edilen değiştirilmiş alacaklar için geçerli olmayacağını, takip talebi ve arabuluculuk son tutanağı ile sabit olduğu üzere, takipten önce işlemiş faiz talebi bulunmadığı gibi taşıma sözleşmesinin haksız olarak feshinden kaynaklanan kar mahrumiyeti talebi de olmadığı, daha açık bir anlatımla, itirazın iptali davasına konu icra takibinde talep edilen alacağın sebebi, türü ve alacak kalemleri ile yeni dava dilekçesinde talep edilen alacağın sebebi, türü ve alacak kalemlerinin tamamen farklı olduğunu, icra takibinde sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat talep edildiğini, yeni dava dilekçesinde ise, sözleşmesinin haksız olarak feshinden kaynaklanan kâr mahrumiyeti ve işlemiş faiz de talep edildiğini, haliyle, itirazın iptali davası için yapılan arabuluculuk ve tutulan son tutanak, huzurdaki alacak davasının dava şartını yerine getirmiş olmayacağını, olabilmesi için, alacak sebebinin, türünün ve miktarının aynı olması gerektiğini, davacının tam ıslah ve yeni dava dilekçesinde dayandığı BAM kararı da buna ilişkin olduğunu, söz konusu BAM kararında, alacak sebebi, türü ve tutarları aynı ise, itirazın iptali için yapılan arabuluculuğun, davanın tam ıslah ile alacak davasına çevrilmesi durumunda da geçerli olacağını açıklandığını, davacı tarafın, yaptığı tam ıslah ile hem itirazın iptali davasını alacak davasına çevirdiği ve hem de takip talebindeki ve doğal olarak arabuluculuk tutanağındaki alacak sebebini, türünü ve alacak kalemlerini değiştirdiği bunun doğal bir sonucu olarak, artık itirazın iptali davasına konu alacak ile huzurdaki alacak davasına konu alacağın aynı olduğunun söylenemeyeceğini, haliyle, itirazın iptali davası için sunulan arabuluculuk son tutanağının huzurdaki alacak davası için de geçerli olması söz konusu olmayacağını, bu itibarla, huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin zorunluluk teşkil ettiğini, en aleyhe yorumda dahi, huzurdaki davanın 9.9...2......2,...5 TL tutarındaki kısmının dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin zorunluluk teşkil ettiğini, takip talebi ile sabit olduğu davacı tarafın, icra takibinde taşıma sözleşmesinin ihlalinden doğan tazminat alacağı olarak 1...259.915,70 TL asıl alacak talep ettiğini, davacı tarafın, takip talebinde tahsilini talep ettiği bu tutarın içerisinde faiz bulunmadığını takip talebinde belirttiğini, takip talebinde, bu 1...259.915,70 TL'nin asıl alacak olduğunu ve bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talep ettiğini, davacı tarafın, icra takibinde sadece taşıma sözleşmesinin ihlalinden doğan tazminat alacağını talep ettiğini, sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat alacağının, sadece sözleşmenin yürürlükte olduğu yani henüz feshedilmemiş olduğu dönemde talep edilebilen bir alacak türü olduğunu, takip talebinde sözleşmenin haksız olarak feshinden kaynaklanan kâr mahrumiyeti talep edilmediğini, bu hususlar, takip talebinden sona derece rahatlıkla anlaşıldığını, davacı tarafın, yaptığı tam ıslah ile sunduğu yeni dava dilekçesinde, hem takip talebindeki alacak sebebini, türünü ve alacak kalemlerini değiştirdiği ve hem de bu değişikliği dava dilekçesinde açıklayıp ikrar ettiğini, gerçekten de davacının, tam ıslah ile sunduğu yeni dava dilekçesinin ...sayfasına, önceki dava dilekçesinde bulunmayan bir paragraf eklediğini, bu paragrafta davacının, yapılan feshin ileriye etkili olduğunu, dolayısıyla yapılan bu feshin hem fesih tarihine kadar ifa edilmemiş edimlerin talep edilmesi hakkını ve hem de haksız fesih nedeniyle uğranılan kar mahrumiyetini talep hakkını kendilerine verdiğini iddia ettiği ve bunları talep ettiğini açıkladığını, inceleme kolaylığı açısından, yeni dava dilekçesindeki söz konusu paragrafının; "Taraflar arasındaki pek çok farklı edimi içeren karma ve atipik sözleşme, “sürekli borç ilişkisi” niteliği taşıdığından, haksız olarak sona erdirilmesi de elbette “ileriye etkili” olmuş ve bunun hukukî sonucu olarak da hem sona erdiği ana kadar ifa edilmemiş olan edimlerin yerine getirilmesini ve tazmin edilmesini hem de sözleşme erken sona ermeseydi olağan süresi boyunca elde edilecek mahrum kalınan kazançlar ile diğer tüm zararların tazmini talep etmek hakkını müvekkil şirkete vermiştir" şeklinde olduğunu, davacının, yeni dava dilekçesinin bu paragrafında, hem önceki dava dilekçesinde bulunmayan ve hem icra takibinde bulunmayan ve hem de arabuluculuk son tutanağının konusu olmayan "sözleşmenin haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâr" talebinde de bulunduğunu açıkladığını, icra takibinde takipten önce işlemiş faiz talebi olmadığını, bunun doğal bir sonucu olarak, takipten önce işlemiş faiz alacağı arabuluculuğun konusu hiç olmadığını, takip talebinde "sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen kar mahrumiyeti" talebi de olmadığını, bunun doğal bir sonucu olarak, haksız fesih nedeniyle uğranılan kar mahrumiyeti talebi de arabuluculuğun konusu hiç olmadığını, bu durumda, geriye sadece sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan tazminat kaldığını, icra takibinde talep edilen ve arabulucuğun konusu olan talebin de bu olduğunu, en aleyhe yorumda dahi, huzurdaki yeni alacak davasının 9.9...2......2,...5 TL'lik kısmının dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi zorunluluk teşkil ettiğini, huzurdaki yeni alacak davasında davacının, talep ettiği 1...259.915,70 TL'lik tutarın ....920.029,20 TL'sinin takipten önce işlemiş faiz olduğunu açıkladığını, takip talebinde ve doğal olarak arabuluculuk tutanağında, takipten önce işlemiş faiz alacağı talebi olmadığını, bunun doğal bir sonucu olarak, takipten önce işlemiş faiz alacağı yönünden dava şartı arabuluculuk zorunluluğu yerine hiç getirilmemiş olduğunu, takipten önce işlemiş faiz alacağı olan ....920.029,20 TL için huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan kısmen reddine karar verilmesi gerektiğini, yine, huzurdaki yeni alacak davasında davacı, talep ettiği 1...259.915,70 TL'lik tutarın 7....10.29...,18 TL'sinin ise bakiye yıllar olan 3...12.2009 - 0....06.2013 dönemine isabet eden kar mahrumiyeti olduğunu açıkladığını, davacının, bu kar mahrumiyetinin bir kısmının sözleşmenin yürürlükte olduğu 3...12.2009- 30.05.2011 dönemine isabet eden sözleşmenin ihlalinden doğan kar mahrumiyeti olduğunu, kalan kısmın ise 30.05.2011 tarihinde sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle 30.05.2011 - 0....06.2013 dönemine isabet eden sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan kar mahrumiyeti olduğunu açıkladığını, takip talebinde ve doğal olarak arabuluculuk tutanağında, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan kar mahrumiyeti talebi olmadığını, bunun doğal bir sonucu olarak, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan kar mahrumiyeti yönünden dava şartı arabuluculuk zorunluluğu yerine hiç getirilmemiş durumda olduğunu, ana dava’daki bilirkişi raporuna göre 3...12.2009 – 30.05.2011 (1 yıl 5 ay) dönemi için davacının talep edebileceği “sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan tazminat alacağı” 2.388.180,93 TL olduğu, ana dava’daki bilirkişi raporuna göre, davacının 1 yıllık kar kaybının ...685.77...,78 TL olduğunu , buna göre, 1 yıl 5 aylık kar kaybı 2.388.180,93 TL’ye tekabül ettiğini, bu durumda, davacının bakiye dönemin tamamı için talep ettiği 7....10.29...,18 TL'den 2.388.180,93 TL'nin düşülmesi sonucu ortaya çıkan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kar mahrumiyeti talebi olan 5.022.113,25 TL yönünden de huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan kısmen reddine karar verilmesi gerektiğini, sonuç olarak, en aleyhe yorumda dahi, huzurdaki yeni davanın ....920.029,20 TL (takipten önce işlemiş faiz talebi) + 5.022.113,25 TL (sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen kar mahrumiyeti) = 9.9...2......2,...5 TL yönünden dava şartı yokluğundan kısmen reddine karar verilmesi zorunluluk teşkil ettiğini, davaya konu edilen alacakların zamanaşımına uğradığı, zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini, bu itibarla, huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin talep edildiğini, davaya konu alacakların, 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, bu sürenin yıllar önce dolduğunu, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesinin, 0....06.2008 tarihinde imzalandığını, cevap dilekçesinin ek 2'sinde sundukları ve davacının da kabulünde olduğu üzere, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından 30.05.2011 tarihinde feshedildiğini, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesi'nin imzalanma, yürürlülük ve feshi aşamalarının tamamının, yeni Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 0...07.2012 tarihinden önce gerçekleştiğini, bunun doğal bir sonucu olarak, huzurdaki davada talep edilen alacaklara eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundaki zamanaşımı süresi uygulanacağını, eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Taşıma İşlerini düzenleyen ikinci kısmının müruruzaman kenar başlıklı 767. Maddesinin; "Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti dahil olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar" şeklinde olduğunu, maddede herhangi bir ayrım yapılmaksızın Taşıma Sözleşmesinden doğan bütün alacakların 1 yılda zamanaşımına uğrayacağının hüküm altına alındığını, maddede herhangi bir ayırım yapılmaksızın bütün alacakların 1 yılda zamanaşımına uğradığı düzenlendiğinden, taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle talep edilen kar mahrumiyeti alacağının da 1 yılda zamanaşımına uğradığını, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarının da bu doğrultuda olduğunu, davacının tam ıslah ile sunduğu yeni dava dilekçesinde talep ettiği alacakların tamamının yıllar önce zamanaşımına uğradığını, davacının talep ettiği alacaklara ve hangi tarihte zamanaşımına uğradığına bakılırsa: davacının, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesi'nin henüz feshedilmediği yani yürürlükte olduğu dönem olan 3...09.2009 - 30.05.2011 arası için Taşıma Sözleşmesinin ihlal edilmesinden kaynaklanan kar mahrumiyeti talep ettiğini, davacının bu talebinin, yani bu alacak kaleminin 30.05.2012 tarihinde zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, 3...09.2009 - 30.05.2011 döneminde davacının gerçekten kar mahrumiyeti talebine hak kazandığı varsayımında, bu alacak kaleminin 1 yıl sonra yani 30.05.2012 tarihinde zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının, müvekkili şirketin taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesi'ni 30.05.2011 tarihinde haksız olarak feshettiğini ve bu nedenle haksız fesih nedeniyle uğradığını iddia ettiği kar mahrumiyetini ettiğini, davacının bu talebinin de zamanaşımına uğradığını, feshin haksız olduğu varsayımında davacının haksız fesih nedeniyle talep edebileceği kar mahrumiyeti, fesih tarihi olan 30.05.2011 tarihinde muaccel olduğunu, bu durumda, bu alacak kaleminin de 30.05.2012 tarihinde zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının, kar mahrumiyeti alacaklarının muaccel olduğunu ve takipten önce faiz işlediğini belirterek takipten önce işlemiş faizi de talep ettiği, davacının talep ettiği sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan kar mahrumiyeti, davacının haklı olduğu varsayımında 30.05.2011 tarihinde muaccel olduğunu, bu durumda davacının, faiz alacağı da 30.05.2012 tarihinde zamanaşımına uğradığını, huzurdaki alacak davasının, itirazın iptali davasının ikame edildiği tarih olan 2...12.2023 tarihinde ikame edildiğini, dolayısıyla, huzurdaki davanın, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesi'nin fesih tarihinden tam 12 yıl 6 ay sonra ikame edildiğini, haliyle, eski TTK'nın 767. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin yıllar önce dolduğunu, bu itibarla, huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın reddine karar verilmesi gerektiğini, bir an için huzurdaki davaya yeni TTK'nın uygulanacağı kabul edilse dahi, sonucun yine değişmediğini, bu durumda, Yargıtay'ın içtihatlarına göre 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacağını, bu sürenin de yıllar önce dolduğunu, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesi'nin feshinden 1 yıl 2 ay sonra yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdiğini, esasen, fesih eski Türk Ticaret Kanunu döneminde yapıldığından ve eski Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan 1 yıllık süre dolmuş olduğundan, yeni Türk Ticaret Kanunu'nun huzurdaki davada talep edilen alacaklara uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını, durum bu olmakla birlikte, farz-ı muhal uygulanacağı varsayılsa bile sonucun yine de değişmeyeceğini, eski TTK'nın 767. maddesinin karşılığı yeni TTK'nın 855/... Maddesi olduğu, Maddenin "(1) Bu kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğünü zedeleyen bir zarara uğraması halinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar" şekilde olduğunu, uğranılan kar mahrumiyetinde zamanaşımı süresinin yine 1 yıl olduğu, hal böyle olmasına rağmen Yargıtay ... Hukuk Dairesi, tesis etmiş olduğu yeni içtihadında zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak uygulanması gerektiğini içtihat ettiğini, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 2....03.2021 tarih ve... K. sayılı içtihadında aynen: "Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK’nın 855/1 (6762 sayılı TTK'nın 767/1) maddesi hükmüne göre taşıma mukavelesinden doğan bütün alacakların 1 yılda zamanaşımına uğrayacağı, dava konusu olayın 02.12.2003 tarihinde meydana geldiği, akabinde davalının taşıma işini fiziken sonlandırdığı ve 2...0...200... tarihinde zararının tazmini talebiyle Kadıköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava ikame ettiği, işbu davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi tazminata yönelik talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine, koşulları oluşmayan diğer taleplerinin reddine dair verilen karar davacı vekili ve temlik alan ... vekilinin temyiz istemi üzerine dairemizce onanmıştır... Ancak aynı maddenin 2. ve ...bendinde bu sürenin, eşya taşımasında eşyanın gönderilene vaki teslimi, yolcu taşımasında yolcunun ulaşma tarihinden başlayacağı, eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu ulaşmamış ise, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması lazım geldiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağının belirtilmesi nedeniyle bu yazım şekline göre bu maddedeki zamanaşımı süresinin sözleşmenin haksız feshi nedeniyle açılacak tazminat davasında uygulanması söz konusu olamayacağından zamanaşımının genel hükümlere göre değerlendirilmesi ve taşıma ilişkisi niteliği gereği vekalet akdi olarak kabul edildiğinde TBK’nın .....7/5 maddesi gereğince 5 yıl olan zamanaşımı süresinin somut olayda dava tarihi itibariyle dolduğu anlaşılmakla Dairemizin ......03.2019 tarih... Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir" ifadelerine yer verildiğini, bu ihtimalde yani zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak kabul edilmesi halinde de sonucun yine değişmediğini, 5 yıllık zamanaşımı süresinin yıllar önce dolduğunu, bu itibarla da, huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın reddine karar verilmesi gerektiğini, en aleyhe yorumda, huzurdaki davaya genel zamanaşımı süresi olan 10 yıl uygulansa dahi sonuç değişmediğini, bu durumda dahi, bu sürenin yıllar önce dolduğunu, dosyadaki belgeler ile sabit olduğu ve zaten taraflar arasında tartışmasız olduğu üzere, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi 30.05.2011 tarihinde müvekkili şirket tarafından feshedildiğini, taşıma sözleşmesinin yürürlük tarihi 30.05.2011 tarihinden önce doğan kar mahrumiyeti alacağı ve faizleri, en geç 30.05.2021 tarihinde zamanaşımına uğrayacağını, keza, taşıma sözleşmesi 30.05.2011 tarihinde feshedildiğine göre, haksız fesih nedeniyle uğranılan kar mahrumiyeti ve faizleri de en geç 30.05.2021 tarihinde zamanaşımına uğradığını, huzurdaki yeni alacak davasının, itirazın iptali davasının açıldığı tarih olan 2...12.2023 tarihinde açılmış sayılacağı tartışmasız olduğuna göre, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı varsayılsa dahi huzurdaki dava zamanaşımı süresinde açılmadığını, davacının itirazın iptali davası için arabuluculuğa başvuru tarihi esas alınsa bile sonuç değişmediğini, huzurdaki davanın, yine zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı sonucuna ulaşıldığı, bu itibarla da, huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın zamanaşımından dolayı reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesi 30.05.2011 tarihinde müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, yapılan bu fesih ile taşıma sözleşmesi sona erdiği, müvekkili şirketçe yapılan bu feshin haklı veya haksız olması, taşıma sözleşmesinin fesihle sona erdiği gerçeğini değiştirmeyeceğini, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesi, müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiği, haklı fesih sebepleri, fesih ihtarnamesinde detaylı olarak açıklandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkili şirketin feshinin haksız olduğu kabul edilse bile, bu durum, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşme’nin fesih ile birlikte sona erdiği gerçeğini elbette ki değiştirmeyeceğini, sürekli bir sözleşme ilişkisini geleceğe etkili olarak sona erdiren sebeplerden biri de fesih olduğunu, fesih, sürekli sözleşme ilişkisini sona erdirmeye yönelik bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu, hüküm ve sonuçlarını muhatabın hakimiyet alanına ulaştığı anda geleceğe etkili olarak meydana getirdiğini, fesih ihbarında gösterilen sebepler ister haklı isterse de haksız olsun, fesih ihbarının sözleşmenin diğer tarafına ulaşması ile sözleşmenin sona ereceğini, bu durum karşısında Sözleşme’nin karşı tarafı, feshin haksız olduğunu düşünüyorsa, hiç kuşkusuz haksız fesih nedeniyle uğradığı müsbet zararını talep edebileceğini, davacının, Taşıma Sözleşmesinin süresi sonuna kadarki kar mahrumiyetini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, bir an için huzurdaki davada, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle müsbet zararın talep edilebileceği, yani davacının ileri sürdüğü iddialarını ispatladığı hayal edilse dahi, Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatlarına göre, zarar hesabının sözleşme süresinin sonuna kadar yapılamayacağını, haksız fesihlerde, makul süre için müsbet zarar hesabı yapıldığını, davacının bütün iddialarının doğru olduğu hayal edilse dahi, dava dilekçesinde mükerrer talep olduğunu, taraflar arasındaki Taşıma Sözleşmesinin 5 yıllık süre boyunca fesh edilmeden yürürlükte/ayakta kaldığı hayal edilse dahi, davacının talep ettiği alacak miktarına ulaşılamayacağını, davacının, bu kadar hayali varsayımda dahi, mükerrer taleplerde bulunduğunu, davacının, bilirkişi raporlarında, 2009 yılı karına ilişkin yapılan hesaplamayı esas aldığını, ilk taşımanın yapıldığı 2...07.2008 tarihinden 3...12.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin kar mahrumiyetinin hesaplandığını, bu süre içinde yaptırılan taşıtma işinin toplam 60....05,70 ton olduğunu, taraflar yıllık 570.000 ton taşınması hususunda mutabık kaldığından, yıllık 2009 yılı için kar miktarının ...685.77...,78 TL olarak hesap edildiğini, %10 kar marjı düşüldüğünde, taşıtılması gereken yükün 2.565.000 ton olduğunu, taşıtılan bu miktar düşüldüğünde, 2.505.59...,3 ton yük miktarından kaynaklı kar kaybı alacağının bulunduğunu, buna göre sözleşmede 1 yıl için taşınması kararlaştırılan 570.000 ton için belirlenen ...685.77...,78 TL’lik kar ile orantısal bir hesaplama yapıldığında (içler-dışlar çarpımı ile) davacı şirketin bakiye yıllara ilişkin kar kaybı miktarının 2.505.59...,3 ton karşılığı olan 7....10.29...,18 TL olduğunu ileri sürdüğünü, davacının hesabına göre, toplam 5 yıllık sözleşme için, 2.850.000 ton taşıtma zorunluluğu bulunduğundan, %10 düşülerek, bulunan 2.565.000 tondan, 1 yıl 5 ay 11 günde taşıtılan 60....05,70 ton düşülerek 2.505.59...,3 ton bakiye bulunduğunu, ardından davacının hesabına göre, tüm sözleşme süresi için taşıtılan bu miktar düşülerek, 5 yıllık dönemde taşıtılması gereken miktar üzerinden yıllık ...685.77...,78 TL oranlanarak 7....10.29...,18 TL’ye ulaşıldığını, ve davacı alacağının bu kadar olduğunu ileri sürdüğünü, oysa, burada düşülmesi gereken miktarın, davacıya 2008-2009 döneminde yaptırılan taşıma konusu olan 60....05,70 ton olmadığını, 0....06.2008-3...12.2009 arasında yapılması gereken taşıma miktarı ile yaptırılan 60....05,70 tonluk taşıtma miktarı, İzmir ...ATM.’nin ... E. sayılı dosyasında karara bağlandığı ve taleple bağlı kalınarak, 2.000.000 TL tutarında davacı alacağı bulunduğu sonucuna varıldığını, davacının, ancak İzmir ...ATM’nin ... E. sayılı dosyası kapsamında olan 0....06.2008-3...12.2009 tarihleri dışında kalan ve sanki sözleşme halen yürürlükte imiş gibi sözleşmenin bakiye süresi olan 0...12.2010-0....06.2013 tarihleri arasındaki süre için talepte bulunduğunu, bu miktarının da, davacının iddia ettiği kadar olmadığını, davacının unuttuğu veya karıştırdığı husus, huzurdaki davada, sözleşme süresi olan toplam 5 yıllık taşıtma bedelinden kaynaklı kar kaybı alacağının, ıslah sonrasında 2.000.000 TL’lik kısmının kesin hüküm konusu olduğu ve ilama dayalı takip sonrasında ödenmiş bulunduğunu, davacının ıslah ile 2.000.000 TL tutarında tazminat talebi mevcut olup; müvekkilin de İzmir ... ATM’nin ... E. ve İzmir ... ATM’nin...E. sayılı dosyalarında mevcut alacağı olan ......50.000 TL’nin mahsup edilmesi sonrasında ödendiğini, başka bir deyişle, davacının, zaten iddia ettiği bu alacağın 2.000.000 TL. tutarındaki ana para kısmını tahsil etmiş iken, zamansal olarak da, 19.10.2017 tarihli Bilirkişi Heyeti ...Ek Raporunun ...sayfasında belirtildiği üzere, 1 yıl, 5 ay ve 11 günlük dönem için olan kısmını tahsil ettiği halde, bir kez daha mükerrer olarak, tüm sözleşme süresi olan 5 yıl için talepte bulunduğunu, böyle bir talebin mükerrerlik oluşturduğu ve kabulünün mümkün olmadığını, davacının hesap yöntemi kabul edildiğinde dahi, 5 yıl için toplamda 2.505.59...,3 ton karşılığında tüm sözleşme süresince davacının elde edeceği kar 7....10.29...,18 TL olup; tahsil olunan müvekkili alacağı da mahsup edilmek suretiyle 2.000.000 TL ana para tahsil etmiş olması sebebiyle, sadece ve sadece 5....10.29...,18 TL olacağını, davacının, İzmir ...ATM’nin ... E. sayılı dosyasından tahsil ettiği/tahsil edilmiş sayıldığı miktarı mükerrer olarak tahsil etmeye çalıştığını, davacının dilekçesinde yer alan tazminat hesap yönteminin de tamamen afaki olduğunu, davacının, dava dilekçesinin talep sonucunda 1...259.915,70 TL asıl alacağın tahsilini talep ettiğini ancak, davacının dava dilekçesi incelendiğinde, daha önce tahsil olunan 2.000.000 TL asıl alacağı da dahil ettiği halde ancak bulabildiği asıl alacak miktarı 7....10.29...,18 TL’dir. 25.05.2016 tarihine kadar işleyen faizin de ....920.029,29 TL olduğunu iddia ettiğini, yani bakiye yıllarda kar kaybı, kendi beyanına göre 7....10.29...,18 TL olduğunu ancak ardından yine çelişkili bir biçimde, bu kez kar kaybı olduğunu iddia ettiği miktar ile işlediğini ileri sürdüğü faizi dahil ederek, bu kez yine sanki asıl alacak imiş gibi bakiye yıllara ilişkin kar kaybının 12.330.323,...7 TL olduğunu ileri sürdüğü, böylece afaki olduğu açık olan takip talebindeki meblağa ulaşmaya çalıştığını, ulaşamayınca kendi içinde çelişkiler taşıyan beyanlarda bulunduğu ve mahkemenin aklını karıştırmak istediğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, faize faiz yürütülemeyeceği, davacının iddia ve taleplerinin bu açıdan da sorunlu olduğunu, davacının, dava dilekçesinin talep sonucunda 1...259.915,70 TL asıl alacağın 07.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ettiğini, yeni dava dilekçesinin .... Sayfasının .... Kısmında ise, dava dilekçesinin talep sonucundaki 1...259.915,70 TL'nin içerisinde takipten önce işlemiş faiz olarak ....920.029,29 TL bulunduğunu açıkladığını, dava dilekçesinin talep sonucunda faize faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ettiğini, hukukumuzda faize faiz yürütmenin yasaklandığını, müvekkili şirketin yıllık 570.000 ton taşıtma yapacağına ilişkin bir taahhüdü de olmadığını, davacı her ne kadar yıllık 570.000 ton taşıtma yükümü mevcut imiş gibi beyanda bulunmakta ise de, durumun böyle olmadığını, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu ve sadece taşınacak miktar 2.850.000 (+- % 10) olarak toplamda öngörüldüğünü, müvekkilinin ilk yıl hiç taşıma yaptırmayarak, sonraki yıllarda toplam taşıtılacak bu miktarda taşıma yaptırabileceği şekilde sözleşme düzenlendiğini, müvekkilinin, davacının önce Edirne ardından İzmir ...ATM’de dava açtığı tarihe kadar söz konusu güzergahta olan taşıtma işinin tamamını sadece davacıya yaptırdığı ve davacıya taşıttığını ancak davacının, kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi, müvekkilinden ......50.000 TL. avans almasına rağmen, sözleşmede öngörülen gerekli yatırımları da yapmadığını, taşıma yapacak sayı ve nitelikte kamyon tedarik edemediğini, hatta gerekli yatırımları yapmadığı için müvekkilinin fazla taşıma yaptırmaması için talepte bulunduğu gibi, sürekli olarak ücret artışı talep ettiğini, müvekkilinin buna rağmen davacıyı desteklemeye devam ettiği ve isteklerini yerine getirmeye çalıştığını ancak davacının, önce Edirne, bilahare yetkisizlik sebebiyle davanın reddinden sonra İzmir ...ATM’deki davanın açılmasından sonra sözleşmeye aykırı davranan davacının sözleşmesini feshetmek zorunda kaldığını belirtmiş ,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davacı tarafın yaptığı tam ıslah nedeniyle açıkladıkları 6.2...3.605,52 TL zararı ve mahkemenin takdir edeceği yargılama giderlerini teminat olarak depo etmesi için davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesine, tam ıslah dilekçesi ile alacağın sebebi, türü ve alacak kalemleri değiştirilmiş olduğundan ve dahi yeni dava dilekçesinde tahsili talep edilen bu değiştirilmiş alacak kalemleri için zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna hiç başvurulmamış olduğundan, huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddine, aksi halde, davacının sunmuş olduğu arabuluculuk son tutanağının konusu olmayan 9.9...2......2,...5 TL yönünden huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, bu mümkün olmadığı takdirde, zamanaşımı def'i ileri sürüldüğünden ve davacının talepleri zamanaşımına uğradığından, huzurdaki davanın reddine, bu mümkün olmadığı takdirde, haksız, kötü niyetli ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Karar sayılı dosyasının incelemesinde; asıl dosyada davacının... Lojistik Ltd. Şti, davalının ... İzmir ... Fabrikası Türk. A.Ş, davanın Tazminat, birleşen İzmir...ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında davacının ... İzmir ... Fabrikası Türk. A.Ş, davalının... Lojistik Ltd. Şti, davanın Alacak, birleşen İzmir ... ATM'nin...Esas sayılı dosyasında davacının ... İzmir ... Fabrikası Türk. A.Ş, davalının... Lojistik Ltd. Şti, davanın Murazanın Men-i, Malzemelerin Teslimi ve Hasar tazminatı olduğu, 22/12/2017 tarihinde "...Davacı ... Lojistik Ltd. Şti. tarafından ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş. aleyhine açılan asıl davanın KISMEN KABULÜNE, 689.792,5...-TL'nin 19/02/2010 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş.'den alınarak davacı ... Lojistik Ltd. Şti.'ne verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine, Birleşen İzmir... ATM'nin... Esas sayılı davasında davacı ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş.'nin dava konusu ettiği avans davalı ... Lojistik Ltd. Şti.'nin asıl davadaki alacağından mahsup edildiğinden birleşen bu dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Birleşen... ATM'nin ... Esas sayılı davacı ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş. tarafından davalı ... Lojistik Ltd. Şti.'ne karşı açılan davada; a-7... adet silo konteyner vs.malzemelere ilişkin murazaanın meni ve iade talebine ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, b-Bu davada yıpranma silo konteynerlerin yıpranması nedeniyle hasar bedeli olarak talep edilen 98....07,50-TL'nin 25/08/2011 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı... Lojistik Ltd. Şti.'nden alınarak ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş.'ne verilmesine,..." karar verildiği, kararın İstinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 15/09/2021 tarih,... Karar sayılı ilamı ile "....1-Asıl dosya davacısı ve birleşen dosyalar davalısı vekilinin istinaf isteminin yukarıda D bendinde açıklanan gerekçeler uyarınca HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2- Asıl dosya davalısı ve birleşen dosyalar davacısı taraf vekilinin sair istinaf nedenlerinin yukarıda A ve B bendinde belirtilen nedenlerle HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine, 3- Asıl dosya davalısı ve birleşen dosyalar davacısının asıl dosyaya ilişkin alacak miktarı ile birleşen İzmir ... ATM'nin... esas sayılı dosyasındaki vekalet ücretine ilişkin istinaf istemlerinin yukarıdaki C bendinde belirtilen nedenlerle HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜNE, İzmir ... ATM'nin 22/12/2017 tarih, ... karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,.. Mahkemenin ... esas sayılı asıl dava yönünden; a- Davacı... Lojistik Ltd. Şti. tarafından ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş. aleyhine açılan asıl davanın KISMEN KABULÜNE, 550.000 TL'nin 19/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş.'den alınarak davacı... Lojistik Ltd. Şti.'ne verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine, 5- Birleşen İzmir ... ATM'nin... Esas sayılı davasında davacı ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş.'nin dava konusu ettiği avans davalı ... Lojistik Ltd. Şti.'nin asıl davadaki alacağından mahsup edildiğinden birleşen bu dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 6- Birleşen İzmir... ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında, davacı ... İzmir ...Fabrikaları T.A.Ş. tarafından davalı ... Lojistik Ltd. Şti.'ne karşı açılan davada; a-7... adet silo konteyner vs.malzemelere ilişkin murazaanın meni ve iade talebine ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, b-Bu davada yıpranma silo konteynerlerin yıpranması nedeniyle hasar bedeli olarak talep edilen 98....07,50-TL'nin 25/08/2011 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı... Lojistik Ltd. Şti.'nden alınarak davacı ... İzmir ... Fabrikaları T.A.Ş.'ne verilmesine..." karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 23/06/2022 tarih, ... Karar sayılı ilamıyla "...İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/... ve 37... maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl davada ve birleşen ... Esas sayılı davada usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilerek; asıl davada ve birleşen... Esas sayılı davada usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının (5) nolu bendinin ...paragrafında yer alan ‘’67....50,00 TL’’ ibaresinin çıkarılarak yerine ‘’83.550,00 TL’’ ibaresinin yazılmasına ve birleşen ... Esas sayılı dosyada verilen kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA..." karar verildiği belirlenmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça taraflar arasında imza altına sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak davalı hakkında İzmir... İcra Müdürlüğü ' nun ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptaline yönelik eldeki davanın açıldığı, yargılama aşamasında davacı tarafça davanın ıslah edilerek alacak davasına dönüştürüldüğü, Davacı... Lojistik Limited Şirketi ile davalı İzmir ... Fabrikası Türk Anonim Şirketi ... arasında 0....06.2008 tarihinde “Dökme ve Torba ... Taşıma Sözleşmesi” ile 0....06.2008, 2....07.2008 ve 25.7.2008 tarihli üç adet ek sözleşmenin imza altına alındığı, sözleşme ve ek sözleşmelerde ulaşım tesisi kurma, tren taşıma sistemine dair gerekli izinleri alma ve taşınır taşınmaz tesisleri tamamlayıp hizmete sokma, belirli sürelerde belirli tür malları taşıtma ve taşıma ile bu faaliyeti sürdürmek için diğer bazı yan edimlerin yerine getirilmesinin kararlaştırıldığı, davacı tarafça davacı şirketin bahse konu sözleşme ile üstlendiği edimleri yerine getirmesine karşılık davalı tarafından yıllık 570.000 ton olmak üzere 5 yıllık süre içerisinde 2.850.000 ton (+/–%10) yük taşıtılmasının taahhüt edildiği ancak davalı tarafça taahhüt edilen miktarın çok altında yük taşıtmak suretiyle sözleşmenin, davalı tarafından ihlal edilerek davacı şirketin zarara uğratıldığından bahisle oluşan zararın tazminine yönelik İzmir ... İcra Müdürlüğü ' nun ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi için davalı hakkında Mahkememize itirazın iptali davası açıldığı, yargılamanın devamı esnasında davacı tarafça itirazın iptali davası ıslah edilerek davanın alacak davasına dönüştüğü, davalı tarafça cevap dilekçesinde zaman aşımı definin ileri sürüldüğü, Davacı tarafça dava konusu edilen “sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat/kar kaybı” alacağının taraflar arasında imza altına alınan 0....06.2008 tarihli “Dökme ve Torba ... Taşıma Sözleşmesi” nden kaynaklandığı, söz konusu sözleşmenin davalı tarafça İzmir... Noterliği'nin... yevmiye nolu ve 30.05.2011 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiği, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin imzalanma ve fesih tarihleri göz önüne alındığında söz konusu tarihlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 0...07.2012 tarihinden önce olduğu, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. Maddesindeki "Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir." düzenlemesi doğrultusunda, dava konusu edilen tazminat alacağı ile zaman aşımı ile ilgili değerlendirmelerin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri göz önüne alınarak yapılmasının gerektiği, Davacı tarafça taraflar arasında imza altına alınan 0....06.2008 tarihli “Dökme ve Torba ... Taşıma Sözleşmesi” nde davalı tarafından yıllık 570.000 ton olmak üzere 5 yıllık süre içerisinde 2.850.000 ton (+/–%10) yük taşıtılmasının taahhüt edildiği ancak davalı tarafça taahhüt edilen miktarın çok altında yük taşıtmak suretiyle sözleşmenin, davalı tarafından ihlal edilerek davacı şirketin zarara uğratıldığından bahisle oluşan zararın tazminine yönelik talepte bulunulduğu, ihtilafın taşıma sözleşmesi ve taahhüt edilen miktardan çok daha az taşıma yaptırılmasından kaynaklandığı, 6762 sayılı TTK ' nun 767. Maddesinde "Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti dahil olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar. Bu müddet, eşya taşımasında eşyanın gönderilene vakı teslimi; yolcu taşımasında yolcunun ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu ulaşmamış ise müruruzaman müddeti, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması lazım geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Gönderen ve gönderilen taşıyıcıya karşı olan haklarını, yılı içinde telgraf, taahhütlü mektup veya protesto ile istemiş olmak ve dava hakkı eşyanın kabulü ile düşmemiş bulunmak şartiyle, defi olarak her zaman dermeyan edebilirler. Eşya; taşıyıcının hile veya ağır kusurundan dolayı zayi olmuş, noksanlaşmış veya bozulmuş yahut geç teslim edilmişse veya yolcu, taşıyıcının hilesi yahut ağır kusuru yüzünden geç ulaşmış veya meydana gelen bir kaza neticesinde cismani zarara uğramış veya ölmüş ise taşıyıcının mesuliyeti bu maddedeki müruruzamana tabi olmaz. 6085 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 50 nci maddesindeki müruruzaman hükmü mahfuzdur." düzenlemesinin bulunduğu, söz konusu düzenlemenin ... Fıkrası göz önüne alındığında dava konusu edilen tazminat alacağı için uygulanması gereken zaman aşımı süresinin bir yıl olduğu, zaman aşımı süresinin sözleşmenin fesih tarihi olan 30.05.2011 tarihi itibariyle başlayacağı, davacı tarafça alacağın tahsiline yönelik zaman aşımını kesen ilk işlemin dava konusu edilen icra takibi olduğu ve takibin başladığı 25/05/2016 tarihi itibariyle 6762 sayılı TTN ' nun 767/1 maddesindeki 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, davalı tarafça yasal süresi içerisinde zaman aşımı definin ileri sürüldüğü incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın zamanaşımı sebebiyle REDDİNE, 2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 19...863,62 -TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine, ...-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden davanın niteliği göz önüne alınarak AAÜT 'nün 13/... maddesine göre hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılan 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'ın yüzüne karşı, davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/10/202... Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1013, K. 2024/817, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1013-e-2024-817-k-92ab4a7771e0