İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/81 E. 2023/874 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/81
- Karar No
- 2023/874
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/81 KARAR NO : 2023/874 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 12/09/2020 KARAR TARİHİ : 31/10/2023 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı aracın ... idaresinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek park halinde bulunan ..., ... ve ... plakalı araçlara çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen zarara ilişkin olarak ekspertiz raporu alındığını, raporda 49.997,25-TL hasar bedeli tespit edildiğini, 885,00-TL hasar tespiti için ekspertiz ücreti ödendiğini, müvekkiline ait ... plakalı araç kasko sigortası yapıldığını ve bu poliçe kapsamında teminat altına alındığını, davalıya tazminat için başvuru yapıldığını, hasar bedelinin ödenmediğini, gerçek zararın bilirkişi raporu ile tespit edileceğini, kasko sigortası genel şartlarına göre davalının sorumlu olduğunu bildirmiş fazlaya ilişkin talep ve dava haklı saklı kalmak kaydıyla müvekkili araçta oluşan hasar bedeline mahsuben şimdilik 1.000,00-TL tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinde ekspertiz raporu doğrultusunda araç hasarının 49.997,25-TL ve ekspertiz rapor ücretinin de 885,00-TL olduğu belirtildiğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limitiyle sınırlı olduğunu, poliçede teminat limitinin gösterilmesinin bu rakamın mutlak suretle ödeneceği anlamına gelmediğini, trafik kazalarında kusur durumlarını belirlemeye yetkili ve görevli kurumun adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi olduğunu, kusur durumunun tespiti için adli tıp kurumu başkanlığından rapor alınmasını talep ettiklerini, davacı tarafça müvekkili şirkete usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığını, aracın onarımının davacı tarafından müvekkili şirketin anlaşmalı olduğu kurumları haricinde başka bir yerde yaptırıldığını, davacı tarafça talep edilen hasar bedelinin onarımı gerekli tüm parçaların tamirinin yaptırılarak fahiş miktarda hesaplandığını, ekspertiz ücretine ilişkin olarak müvekkili şirketin herhangi bor sorumluluğu olmadığını, harici yapılan eksper incelemesi ücretinin teminat kapsamı dışında olduğunu bildirmiş davanın usul ve esas yönünden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasıdır. Prof Dr. ... , Prof. Dr. ... ve Doc. Dr. ...'ın 21/03/2023 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda; ... plakalı araçta 03/02/2020 tarihli hasarıyla ilgili yapılan araştırmalar sonucunda, meydana gelen hasar miktarının 39.435,60TL olduğu, aracın kaza tarihi itibari ile piyasa bedelinin 70.000,00 TL olduğu, çekme belgeli sovtaj bedelinin 40.000,00 TL olduğu, aracın ağır hasarlı (pert-total) olarak değerlendirilmesinin daha uygun olduğu, aracın piyasa bedeli ile sovtaj bedeli arasındaki farkın 30.000,00 TL olduğu, ... plakalı araçtaki hasarlı olarak değişen ve onarım gören sağ ve ön kesimlerdeki parçalarının değer kaybına etki edecek parçalar olduğundan, aracın pert-total işlemi görmesinin uygun olması nedeniyle, değer kaybı oluşmayacağı tespit edilmiştir. 6098 sayılı yasanın 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını İhlal eden fiildir, Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir, Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, İkinci Olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir. Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir, Kusur sorumluluğunda, zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru halinde nedensellik bağı kesilebilir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacı tarafça davaya konu edilen trafik kazasından ötürü hasar onarım bedelinin tazmini istemiyle dava açıldığı, 13.07.2021 tarihli bilirkişi raporu ile kazanın oluş şekli ile kaza ve hasarın birbiri ile teknik açıdan uyumlu olmadıkları, 18.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda da kazanın oluş şekli ile kaza ve hasarın birbiri ile teknik açıdan uyumlu olmadıkları tespit edilmiştir. Trafik kazası sonucunda meydana gelen zarar ile kazaya sebep olan failin fiili arasındaki uygun illiyet bağı tespit edilmeden failin meydana gelen zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Zira kusurlu bir fiil ile bir kaza meydana gelmiş olsa da, zarar yoksa tazminat yükümlülüğünden söz edilemez. Bu durum uygun illiyet bağının bulunmayışı olarak adlandırılır. Bazı zarar türlerinde ya da üzerinde zarar meydana gelen eşyanın niteliğine göre, meydana gelen zararın failin kusurlu davranışının ürünü olup olmadığı, teknik yönden bir inceleme gerektirir. Bir trafik kazası sonucunda kazaya karışan araçlarda meydana gelen zararın failin davranışının ürünü olup olmadığı, birden fazla alanda yapılacak müşterek bir çalışmayı zorunlu kılar. Failin davranışının yasaya aykırı olup olmadığı 2918 sayılı yasanın trafik kurallarını düzenleyen hükümlerinin irdelenmesini, kazanın oluş şekline göre aracın hasarlanıp hasarlanmayacağı, iddia edilen hasarların oluşup oluşmayacağı, anlatılan duruma göre hangi parçaların hasarlanması gerektiği ise otomotiv bilimleri ile fizik alanında irdelemeyi gerektiren bir husustur. Bu irdelemeler ise ancak uyuşmazlığı çözmede yetkili ve görevli olan merci tarafından yapılacak olan araştırma ve değerlendirme neticesinde mümkün olabilir. Çünkü yukarıda da anlatıldığı gibi failin davranışı sonucu iddia edilen zararın meydana gelip gelmediği, birden fazla alanda yapılacak irdelemeyi zorunlu kılar. Kaza tespit tutanağı kazaya karışan araç sürücüleri tarafından bir kazanın meydana geldiğini, meydana gelen kazada hangi sürücünün 2918 sayılı yasayı ihlal ettiğine yönelik bir tespit hususunda yol gösterici olsa da, araçta meydana gelen hasar açısından tek başına tespit için yeterli bir belge olarak kabul edilemez. Kazaya etki eden birden fazla etken olabileceği gibi bu etkenler ne miktarda tutanakta gösterildiği, ispata muhtaç olduğu gibi, salt sürücülerin imzalı beyanları, meydana gelen kazada davacının iddia ettiği gibi bir zararın meydana geldiğine tek başına yetmez. Bu hususta sigorta şirketlerince ya da işletenlerce kazanın hasar ile uyumlu olmadığı, yalnızca fizik, otomotiv ve kusurluluk konusunda yapılacak bir irdeleme sonucunda ispat edilebilir. Aksinin kabulü bilimsel veriler ile ortaya konulan gerçek duruma aykırı karar vermek niteliğinde olacağı gibi maddi gerçek yerine şekli gerçeğin tercih edildiğini gösterir. Medeni muhakemede de aslolan maddi gerçeğe yasanın izin verdiği ispat vasıtalarıyla ulaşmaktır. Bu açıklamalar ışığında kazanın hasar ile uyumlu olmadığı, yani kaza sonucu meydana gelen hasarın failin davranışının ürünü olmadığı, bu durumda zorunlu mali mesuliyet sigortacısının da zarardan teminat limitleri dahilinde sorumlu olmayacakları anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 495,25 TL nin mahsubu ile 225,40 TL nin karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 3-Mahkememiz dosyasında yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2023 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı