İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/105 E. 2020/682 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/105
- Karar No
- 2020/682
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/105 Esas KARAR NO : 2020/682 DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 12/02/2020 KARAR TARİHİ : 03/12/2020 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği 12/02/2020 tarihli dava dilekçesinde; davacı hakkında İzmir CBS'nın... numaralı soruşturma başlatıldığını, akabinde davacının ortağı ve yöneticisi olduğu davalı şirkete İzmi.... SCH'nin ... D. İş sayılı 29/09/2016 tarihli kararı ile kayyım atanmasına karar verildiğini, şirket yönetiminin TMSF tarafından görevlendirilen heyet tarafından gerçekleştirildiğini, şirketin kayyımlarca yönetildiğini ancak davacının hakkının tesisi/ korunmasının hukuk gereği zorunlu olduğunu, zira hakkında yapılan soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile biteceği kanaati ile bu takdirde şirketin kayyımlara devredildiği an ve koşullar ile iadesinin esas ve zorunlu olduğunu kaldı ki davacının halen şirket ortağı durumunda olup ortaklık hakları ve sorumlulukları gereği de bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, dava öncesinde dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak uzlaşma sağlanamadığını, CMK 133. Maddesi kapsamında atanan kayyım heyetinin şirketin yönetim kurulunu oluşturduğunu, TTK kapsamında sorumlulukları bulunduğunu, TTK 359 gereğince yönetim kurulu üyelerinin anonim ortaklığı ve pay sahiplerini koruyan yükümlülüklerinin bulunduğunu, bunların ihlalinin sorumluluk doğurduğunu, yine TTK 553 gereğince yönetim kurulu üyelerinin verdikleri zarardan sorumlu olduğunu, atanan davalı kayyımların tüm işlemlerden dolayı ortaklara karşı sorumlu olduklarını, kötü yönetim nedeniyle ortakların zararın tazmini ile yükümlü olmaları halinde yönetim kurulu üyelerinin her birinin kendi kusurundan sorumlu olacağı gibi toplu alınması gereken kararlarda diğer yönetim kurulu üyelerinin de sorumluluğunun asıl olduğunu, kayyımların basiretli yönetici gibi davranmayarak şirket açısından geri dönüşü imkansız durumlara sebebiyet verdikleri gibi aynı zamanda sektörde önde gelen firmaların ticari durumunu düşürerek ülke ekonomisinin zararına da sebebiyet verdiklerini,...Dış Ticaret AŞ 'nin ihracatta son 3 yıldır ciddi ciro ve karlılık kayıpları yaşadığını, şirketin büyümesi bir yana ihracat cirosunun döviz bazında %20 'den fazla reel olarak küçüldüğünü, Türkiye mobilya ihracatının 2016 'dan 2018 'e yaklaşık döviz bazında %16 büyürken şirket sahiplerinin yönetiminde yer aldığı 2016 yılında 9.000.000,00 seviyelerinde olan ihracat rakamının kayyım denetiminde 7.000.000,00 Dolar seviyelerine kadar düştüğünü, bunun yanı sıra şirket içerisinde bir çok zarar kaleminin olduğunun da açık olduğunu bunun mahkemece yapılacak inceleme sonucu tespit edileceğini, uluslararası denetim kurumlarınca yapılan incelemeler sonuacunda kayyım heyetinin şirketin zararına sebebiyet verdiğinin tespit edilerek durumun raporlaştırıldığını, ... AŞ 'nin kurulduğu yıldan 2016 yılına kadar 201 ve 209 puan aralığı ile ancak güvenilir ve kredibilitesi yüksek şirketlerin yer aldığı ... derecesi ile yeşil bölümde yer aldığını, Creditreform derecelendirme firmasınca 2019 yılı... AŞ için ... puan olarak açıklandığını, bu puan seviyesinin ödemelerini düzenli yapamayan ya da gecikmeli olarak yapan kredibilitesi olmayan kefil olmadan kredi verilmemesi gereken firmaların derecesini gösterdiğini, ...AŞ 'nin kredibilite noktasında kayyım yönetiminde düşürüldüğü kötü durumun bu raporla açıkça ortaya konduğunu, raporla tescillenen başka bir durumun şirketi bu kötü duruma düşüren yöneticilerin raporda tek tek yazılarak kayıt altına alındığı,... şirketin ilgili dönemde yöneticileri ve sorumlu olanlarının açık kimlikleri ile yer aldığını, raporda görüleceği üzere şirketin kötü duruma düşürülmesinde asıl sorumluluk sahibi kişilerin çok açık olarak kaydedildiğini, bu kişiler hakkında hem Türkiye içinde hem de Türkiye dışında özellikle Avrupa ülkelerinde hukuki takibat yapılabileceği haklarında cezai ve tazminat hukukuna ilişkin davalar açılabileceğinin aşikar olduğunu, raporda isimleri tespit edilmiş şirket yöneticilerinin yönetim kurulu başkanı, ..., ..., ..., ...,... olduğunu, kayyımlar hakkında suç duruyusunda bulunulduğunu, Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının... ve 5069 sayılı dosyalarının halen derdest olduğunu, yine basiretli tacir sorumluluğunda davranmayan kayyım heyetinin ivedi olarak değişmesi gerektiği kanaati ile İstanbul .... İdare Mahkemesinin...ası ile dava açıldığını, dava kapsamında mahkemece yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verildiğini ancak İstanbul BİM 10. İdari Dava Dairesi tarafından yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verildiğini, davacının ortaklıktan kaynaklanan hiçbir hakkının 3 yıla aşkın bir süredir ödenmediğini, bu kapsamda her şirket yönünden ticari davalar açıldığını ayrıca davanın TMSF' ye ihbarının gerektiğini, davalıların basiretli tacir gibi davranmadıklarının ortada olduğunu, tedbir kararı verilmesinin yargılamanın selameti açısından da son derece önemli olduğunu, açılan davaya ilişkin incelemenin aslen davalıların iş ve işlerine dayanmakta olup maddi gerçeğin tespiti ve hakkın iadesi için şirket kayıt ve işlemlerinin olağan durumu ile bilinmemesi gerektiğini, yine zararın artmaması için görevden el çektirilmesi gerektiğinin açık olduğunu, davalıların TMSF tarafından atanmış olup her zaman görevden alınabilmelerinin mümkün olduğunu, basiretli tacir sorumluluğuna aykırı davranışları sebebiyle yürütülen soruşturma ve davalar bulunmakta iken yargılamanın selameti açısından tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bu hususta TMSF 'ye müzekkere yazılmasının da gereğinin açık olduğunu belirtmiş , Creditreform kredi derecelendirme kuruluşu raporları ve şirket kayıtları gereğince kayyımlarca yapılan kötü yönetim sebebiyle ... Dayanıklı Tüketim Malları San. Ve Tic. AŞ'nin geri dönüşü imkansız zararlara uğratıldığı, bu kapsamda fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 50.000,00 TL 'nin ...Dış Tic AŞ 'ye ödenmesine ve davacının ortaklıktan dolayı uğradığı zararın payı oranında hesap edilerek şimdilik 50.000,00 TL 'nin davacıya ödenmesine, kötü yönetim sebebiyle davalıların görevlerinin ivedilikle sona erdirilmesi ve şirketin yönetimsiz kalmaması için yeni müdürler görevlendirilmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu hususta TMSF 'ye müzekkere yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili Mahkememize verdiği 16/03/2020 tarihli cevap dilekçesinde; dava dilekçesinden davanın niteliği anlaşılamadığını ancak yönetim kurulu üyelerinin hukuksal sorumluluklarına dayalı bir dava açılmış olduğu algısı oluştuğunu, davanın yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu davasının ise davalılardan ...'in davaya konu edilen şirketlerde yönetim kurulu üyesi olmaması sebebiyle bu davalı hakkında davanın taraf ehliyetsizliği husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin sonuç bölümünde zarara uğradığı ileri sürülen şirketin başka, talep edilen tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilen şirketin başka olduğunu bu nedenle davanın esasa girmeksizin reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde yazılı olan ...Dış Ticaret AŞ için açılmış bir dava söz konusu ise bu şirkete yönelik bir talep açısından arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, bu sebeple davanın esasa girmeksizin dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, arabuluculuk başvurusunda davacının şirkete tazminat ödenmesine yönelik talebinin başvuru konusu olduğunu, şahsa tazminat ödenmesi konusunda arabuluculuk başvurusu bulunmadığını, davacının şahsi olarak kendisine tazminat ödenmesine yönelik talebi yönünden arabulucululuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davanın konusunun ... ... AŞ olması halinde derdestlik itirazının bulunduğunu, aynı taleple İzmir ... ATM'nin... sayılı dosyasından açılmış dava bulunduğunu, davacının doğrudan kendisine tazminat ödenmesine ilişkin talebi ile ilgili de derdest dava bulunduğu, davacının doğrudan kendi adına tazminat talebi mümkün olmamakla birlikte davanın konusu olan şirkete yönelik aynı taleplerle ilgili açtığı İzmi... ATM'nin ... sayılı dosyalarından açılan ve davanın reddi suretiyle karara bağlanmış davaları bulunduğunu, bu açıdan davanın derdest olduğunu, davanın sorumluluk davası olarak değerlendirildiği ve cevapların buna göre oluşturulduğunu, davanın niteliğinin farklı olması ve davacının bu yönde açıklamada bulunması halinde yeni değerlendirme doğrultusunda cevap ve beyan haklarının saklı bulunduğunu, 15/07/2016 tarihinde FETÖ / PDY silahlı terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi ile ilgili İzmir C Başsavcılığının... soruşturma sayılı dosyasından başlatılan soruşturma sebebiyle Başsavcılığın talebi ile İzmir... SCM'nin... D. İş sayılı dosyasından verilen kararla CMK 133. Madde ve 674 sayılı KHK'nin 19. Maddesi gereğince ...nun kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, TMSF 'nin kayyımlık görevinin TMSF Fon Kurulu tarafından atanan kayyımlar eliyle yürütüldüğünü, davaya konu yapılan şirketin TMSF tarafından atanmış yönetim kurulu üyesi kayyımlarının davalı ... dışındaki davalılar olduğunu, 691 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. Maddesi ve bu maddenin göndermesi ile 6755 sayılı yasanın 37 ve 38. Maddeleri gereğince kayyımların hukuki ve cezai sorumluluk açısından yargı bağışıklığına sahip olduklarını, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinin yasal düzenleme gereğince olanaksız olduğunu, 691 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. Maddesi yollaması ile 6755 sayılı yasanın 38. Maddesinin Olağanüstü Hal kapsamında yapılan uygulamalara ve kayyımlar tarafından yapılan işlem ve eylemlere yönelik tedbir/ yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğini hüküm altına aldığını bu nedenle zaten husumet yöneltilmesi mümkün olmayan/ yargı bağışıklığı bulunan davalılara karşı açılan davada ihtiyati tedbir kararı verilmesine de olanak bulunmadığını, 691 sayını KHK'nin 11. Maddesi ve bu maddenin yollaması ile 6755 sayılı yasanın 37 ve 38. Maddesinde yer alan düzenlemelerin olmaması halinde de davacının CMK 133. Maddesi hükmü uyarınca atanan davalı kayyımlar aleyhine dava açmasına olanak bulunmadığını, 6723 sayılı yasanın 32. Maddesi ile CMK'nun 133. Maddesinde 5. Fıkra eklendiğini, söz konusu fıkrada " bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleri ile ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları 142 ile 144. Maddeleri uyarınca devlet aleyhine açılır, devlet ödediği tazminattan dolayı görevlerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara 1 yıl içinde rücu eder " düzenlemesinin bulunduğunu, bu düzenleme doğrultusunda davalılar aleyhine doğrudan dava açılmasının mümkün olmayıp ancak devlet aleyhine dava açılmasının mümkün olduğunu, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, yetkisiz ve sahte rapor düzenlenmesi / düzenlettirilmesi ile ilgili hukuki ve cezai başvuru şartlarının saklı tutulduğunu, davanın niteliği gereği bir kısım davacı talepleri ve tensip ara kararlarının yerine getirilmesine gerek bulunmadığını bu nedenle söz konusu taleplerden rücu edilmesine karar verilmesinin gerektiğini, davacının davanın TMSF ye ihbar talebinin yersiz olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin İstanbul ... İdare Mahkemesi dosyası geldikten sonra değerlendirilmesi ara kararından rücu edilmesi gerektiğini, Torbalı CBS'nin...sayılı dosyasının celbinin davanın aydınlatılmasına katkısının olmayacağını, bu ara karardan rücu edilmesi gerektiğini, İstanbul 5. İdare Mahkemesine açıldığı bildirilen davanın konusunun kayyım heyeti değiştirilmesinin oluşturduğunu, bu davada talep edildiği bildirilen hususlarla davanın alakasının bulunmadığını, bu ara karardan da rücu edilmesinin gerektiğini belirtmiş ,davalı ...'in TMSF tarafından atanmış kayyım yönetim kurulu üyesi olmayıp şirketin personeli olması sebebiyle davanın davalı taraf ehliyetsizliği sebebiyle reddine, davanın dava şartı yokluğundan reddine, davanın derdestlik sebebiyle reddine, davanın davalılar aleyhine hukuki ve idare cezai sorumluluklarına gidilmesinin yasa ile engellenmiş olması/ yargı bağışıklığı sebebiyle esastan reddine, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. ...Mobilya Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sicil kayıtlarının incelenmesinde ; şirketin merkez adresinin 7 ... Mahallesi ... Caddesi No... Torbalı İzmir olup, faal olduğu, 06/06/2007 tarihinde tescil edildiği, dava dışı şirkete İzmir ... Sulh Ceza Hakimliğinin 29/09/2016 tarih ve ...Değişik iş sayılı kararı ile fonun kayyum olarak atandığı, Fon Kurulunun 30/06/2016 tarih ...sayılı kararı ile de yönetim kurulunun Fon tarafından oluşturulmasına ve dava dışı şirketin yönetim kurulu başkanlığına..., yönetim kurulu üyeliklerine ..., ..., ...ve ...'ın atanmalarına karar verildiği, söz konusu atamalarla ..., ... ve ...'nun yönetim kurulu temsil yetkilerinin sona erdiği, şirketin 27/02/2020 tarihi itibariyle temsilcilerinin ...,..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olup temsilcilerin şirketin 08/01/2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile atandıkları belirlenmiştir. İstanbul... İdare Mahkemesinin... karar sayılı dosyasının UYAP suretinin incelenmesinde ; davacının ..., davalının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, davanın davacının hissedarı bulunduğu ... Dayanıklılık Tüketim Malları San Tic. A.Ş, Leziz Tarım Ürünleri Gıda ve Hayvancılık San Tic. A.Ş, ...Dış Tic. AŞ ye davalı idarece..., ..., ...,..., ... ve ...ın kayyım olarak görevlendirilmesine ilişkin kararların , hukuka ve mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek iptali davası olduğu , mahkemece 27/12/2019 tarihinde dava konusu edilen işlemin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 'nun 133. maddesi ve 674 sayılı KHK 'nun 19. Maddesi kapsamında kayyum atanmasına karar verilen, anılan şirketlere kayyum olarak atanan TMSF tarafından tesis edilen ve şirketlerin yönetimi için yapılan atamalar olduğu, her ne kadar tesis edilen işlem bir idare tarafından tesis edilmiş ise de kayyumluk yetkisinin kullanılması suretiyle şirket yöneticiliğine atamaların yapıldığı, 5271 sayılı kanunun 133. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kayyumun işlemlerine karşı görevli mahkemenin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ve 29/06/1956 tarihli 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurulması gerektiğinden anılan madde uyarınca davanın görüm ve çözümünün Adli Yargının görev alanında bulunduğundan bahisle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Yasası ' nın 15/1-a maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar verildiği belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça davalı kayyımlarca yapılan kötü yönetim sebebiyle ...Dış Ticaret AŞ 'nin geri dönüşü imkansız zararlara uğratıldığından bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL 'nin ...Dış Tic AŞ. 'ye ödenmesine ve davacının ortaklıktan dolayı uğradığı zararın payı oranında hesap edilerek şimdilik 50.000,00 TL 'nin davacıya ödenmesine karar verilmesine yönelik olarak davalılar hakkında Mahkememize dava açılmış ise de ; davanın şirket yöneticileri aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olduğu , davacının ortağı olduğu ...Dış Ticaret AŞ. 'nin İzmir C Başsavcılığının... soruşturma sayılı dosyasından başlatılan soruşturma sebebiyle Başsavcılığın talebi ile İzmir...SCM'nin...D. İş sayılı dosyasından verilen kararla CMK 133. Madde ve 674 sayılı KHK'nin 19. Maddesi gereğince ...nun kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, TMSF 'nin kayyımlık görevinin TMSF Fon Kurulu tarafından atanan kayyımlar eliyle yürütüldüğü, 6758 sayılı yasanın 20/1. maddesinde " 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ... tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile ...na verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. Bu madde kapsamında Fon tarafından atanan veya görevlendirilenler hakkında ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 25/7/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci ve 38 inci maddeleri uygulanır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. ...nun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır." düzenlemesinin bulunduğu , söz konusu maddenin atıf yaptığı 6755 sayılı yasanın 37/1 maddesinde de " 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayımlanan kanun hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu karar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz." düzenlemesinin bulunduğu , söz konusu düzenlemeler göz önüne alındığında davalı kayyımlar hakkında dava açılamayacağı ve dava açılması için gereken dava şartının mevcut olmadığı , HMK nun 114/2 maddesinde " diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır " düzenlemesinin bulunduğu , söz konusu düzenleme göz önüne alındığında 6755 sayılı yasanın 37/1 maddesinde belirtilen dava şartının mevcut olmadığı , dava şartlarının varlığının HMK 115/1 maddesi gereğince davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılmasının ve dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde HMK 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış , davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 799,48 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine , 3- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 4.080,00 TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine , 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına , Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar Davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...n yüzüne karşı açıkça okunup anlatıldı. 03/12/2020 Başkan ... E imza Üye ... eimza ¸ Üye ... ¸eimza Katip ... eimza