İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/523 E. 2021/198 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/523
- Karar No
- 2021/198
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/523 Esas KARAR NO : 2021/198 BİRLEŞEN DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) ASIL DAVA TARİHİ : 19/11/2019 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ :04/12/2019 KARAR TARİHİ : 19/02/2021 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak ve Menfi Tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. A-)Mahkememizin 2019/523 Esas sayılı asıl dava dosyasında, İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıma işi yaptığını, davalı firma ile araç satım sözleşmesi ve taşıma işi yapılması yönünde anlaştıklarını, müvekkilinin ...plakalı aracı ile davalı adına yaptığı taşıma işlerinden dolayı davalı şirketten olan alacaklarının ödenmediğini, ayrıca davalı firma adına kayıtlı... plakalı aracın da satış vaadi sözleşmesi ile müvekkile satılması ve bu aracın yalnızca 24 ay boyunca davalının işinde çalışması amacıyla karma bir sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşme ile satış vaadi sözleşmesinin yanında aracın aylık kira karşılığı çalıştırılmasının kararlaştırıldığını, davalının haksız olarak sözleşmeyi feshederek aracı müvekkilinden geri aldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL alacağın ticari faizi ile birlikte ödenmesine, ve 237,79 TL ihtar masrafının ve sözleşmede kararlaştırılan 50.000 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile yapılan sözleşmenin müvekkili şirket tarafından feshedilmediğini, buna ilişkin davacı tarafın Karşıyaka... Noterliğinin... yevmiye numaralı ihtarnamesine karşı müvekkili şirket tarafından düzenlenen Üsküdar ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde belirtildiği üzere taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı müvekkil şirket tarafından feshinin söz konusu olmadığını ve hala yürürlükte olduğunun bildirildiğini, satış sözleşmesinin feshinin müvekkili tarafından davacının işi bıraktığının ikrarı sonucu olduğunu, davacı tarafından edim yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle sözleşmeye konu aracın müvekkil şirket tarafından geri alındığını, davacının bedeli ödenen bonolar üzerinden takip yapıldığı yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, sözleşmede yer almamasına rağmen ... plakalı araç ile yapılan tüm hizmet bedellerinin ödendiğinin hesap kayıtlarında mevcut olduğunu, ayrıca davanın yetkisiz mahkemede görüldüğü, yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir B-)Birleşen İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasında, İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine davalı şirket tarafından belirtilen dosya ile icra takibi başlatıldığını, dosya borcu müvekkilden tahsil edilmiş olmakla, müvekkilin yapılan araç satış vaadi sözleşmesindeki taksitleri için teminat amaçlı alınan senetler iade edilmeyerek takibe konu edildiğini, buna dair ödenen bedeller için alınmış olan senetler icraya konulduğunu, Savcılığa şikayette bulunduklarını, taraflarınca davalı tarafından haksız yere yapılan sözleşme feshedildiği ve araçta taraflarınca alındığını, icra takibinden önce ödediği davaya ve takibe konu senet bedellerinin ve diğer alacaklarımızın ödenmesi için İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi ...sayılı dosyasında 25.11.2019 tarihinde dava açıldığını, aralarında fiili irtibat ve ilgisi bulunması, ayrıca aynı alacağa konu olmakla biri hakkında verilecek karar diğer dosyayı da etkileyeceğinden dolayı bu dosya ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın araç satış vaadi ile davacıya devredildiği yine bu aracın davacıdan kiralandığı, sözleşmenin müvekkili tarafından fesh edilmediğini, davacının sözleşmeye uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle aracın davacıdan geri alındığını, sözleşme uyarınca düzenlenen bononun teminat senedi olmadığı, ifa amacıyla düzenlendiği belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Asıl dava, araç satış vaadi ve soförlü araç kiralama hizmet akdinden kaynaklanan alacak davasıdır. Birleşen dava araç satış vaadi ve soförlü araç kiralama hizmet akdinden kaynaklanan ve kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile Asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; asıl ve birleşen dosya davacısı ile davalısı arasında Bornova ... Noterliğinin 05/12/2018 tarih ve ... yevmiye nolu motorlu araç satış vaadi ve araç kiralama sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmeye göre mülkiyeti asıl ve birleşen dosya davalısına ait ... plakalı aracın 105.000,00 TL karşılığında asıl ve birleşen dosya davacısına satılacağının vaat edildiği, ayrıca anılan aracın asıl ve birleşen dosya davalısına 24 ay süreyle şoförlü olarak kiralanacağının taraflarca kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu sözleşmeden kaynaklandığı, her ne kadar davacı kendisinin yaptığı hizmeti taşıma olarak nitelendirmiş ve mahkememizde işbu davayı ikame etmiş ise de, belirli bir bedel karşılığında taşıyıcı tarafından taşıma sözleşmesi ile eşya veya yolcu taşımanın somut olayda söz konusu olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma hukukundan kaynaklanmadığı, uyuşmazlığın araç satış vaadi ile şoförlü araç kiralama sözleşmesine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın niteliğine ve taraflar arasındaki temel ilişkiye göre dava mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği gibi İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü, İzmir Vergi Dairesi cevabı yazılarına göre davacının tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutmadığı, işletme hesabına göre defter tuttuğu, gayri safi hasılasına göre tacir sayılan kimselerden olmadığı, bu nedenlerle asıl ve birleşen dosya davacısının tacir olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen talep ve talebin dayanağı olan maddi olgular bakımından her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş olması şartı gerçekleşmediğinden asıl ve birleşen davanın nisbi ticari dava olarak kabulüne de olanak bulunmadığı, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, asıl ve birleşen davanın aynı hukuki ilişkiden kaynaklanmış olması ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek mahiyette bulunması ve olası hüküm uyuşmazlıklarının bertaraf edilmesi için davaların birlikte yürütülmesi gerektiği, anlaşılmakla asıl ve birleşen dosya yönünden mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacının dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına ( İHTARAT YAPILMADI), Dair verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tarafların bulundukları yer Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2021 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA