İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/957 E. 2025/31 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/957
Karar No
2025/31
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/957 KARAR NO : 2025/31 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 15/08/2018 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.04.2018 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, kazada... plaka sayılı araç sürücüsünün kontrolsüzce gelip davacıya çarparak yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle ayağının kırıldığını, Uludağ Üniversitesi Hastanesinde yapılan tedavisinde ayağında çeşitli kırıklar olduğunu, Özel Akhisar Hastanesinde ameliyat edildiğini, her iki ayağının birden hasar gördüğünü ve platinler takıldığını, uzun süre ihtiyaçlarını göremediğini, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldığını, ayağındaki kırık nedeniyle derslerine gidemediğini, ayağını eskisi gibi kullanamadığını, işlerini kendi başına yapamadığını, kazaya karışan...plaka sayılı aracın... nolu ZMMS poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığını, davalı sigorta şirketinin kaza nedeniyle meydana gelen maddi tazminat, tedavi giderleri, bakım giderleri ve diğer sair harcamalardan sorumluluğunun tartışmasız olduğunu, davalıya başvuru yapıldığını ve davalının herhangi bir cevap vermediğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu, sürücü ... sevk ve idaresindeki,...plakalı araç için; müvekkil şirketçe, 21.09.2017 - 21.09.2018 tarihleri arasında,... no’lu poliçe numarası ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiğini, Müvekkil şirketin sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, poliçe üzerinde ölüm ve sakatlık halleri için kişi başına teminat limiti ile azami 360.000-TL olarak sınırlandırıldığını, bu miktar maksimum talep edilebilecek miktar olup, müvekkil şirketin asıl sorumluluğu gerçek zarar üzerinden belirleneceğini, her durumda müvekkil şirket sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğunu, öncelikle davacı tarafından müvekkil... plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, Müvekkil şirket tarafından kazaya karışan... plakalı araca ilişkin Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlenmiş olması tek başına poliçede yer alan teminat tutarının tamamının müvekkil şirket tarafından ödeneceği anlamını taşımadığını, Müvekkil sigorta şirketinin geçici iş görmezlik ve tedavi gideri tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğu bulunmadığını, geçici iş görmezlik talepleri hastane ve tedavi giderleri olarak görüldüğünden bu masraflara ilişkin tazminat istemleri 6111 sayılı Yasa gereğince zorunlu mali sorumluluk poliçesi kapsamından çıkartılmış, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumluluk kapsamına alındığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, haksız fiilden kaynaklanan geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik tazminatı, bakıcı, yol ve tedavi gideri istemlerine ilişkindir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Raporu'nun 02.06.2022 tarih ve ... sayılı raporunda; Davacı...'ın 06.04.2018 tarihindeki trafik kazasına bağlı kalıcı fiziksel fonksiyon kaybının bulunmadığı, dolayısıyla ilgili yönetmelikte engellilik oranına neden olabilecek bir arızasının bulunmadığı ve fiziksel yaralanması nedeniyle engellilik oranının %0 (yüzde sıfır) olduğu, tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) ay olarak kabulünün uygun olacağı tespit edilmiştir. Aktüerya...'ın 17/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ...'ın 06.04.2018 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle 4 aylık geçici iş göremezlik hesabının kusur indirimi olmadan 5.852,00 TL olduğu, yol masrafının 1.075,00 TL, bakım giderinin 8.185,65 TL olduğu tespit edilmiştir. Aktüerya Dr. ...in 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; 06.04.2018 tarihinde yaralanan ...n geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 6.412,48 TL olduğu, sürekli maluliyetten kaynaklı zararının bulunmadığı, bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 4.058,00 TL olduğu, SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 500,00 TL olduğu, tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin ise 1.000,00 TL olabileceği, davacının toplam maddi tazminat alacağının ise 11.970,48 TL'ye tekabül ettiği, dosya kapsamına alınmış bulunan 17.12.2022 tarihli rapor ile davacının mevcut bakım giderinin Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen fizyolojik kemik kırıkları iyileşme sürelerini gösterir tabloya aykırı olduğu, bu sebeple mevcut rapor ile aramızda fark teşekkül ettiği, ilaveten belgelendirilemeyen bir kısım sarf malzeme, ilaç ve pansuman masrafları ile ilgili değerler yönünden de değerlendirme yapılmadığı, alınan diğer raporun ise 27.03.2023 tarihli olduğu, mevcut raporumuz ile arasındaki farkın bakım süresi ve tıbbi iyileşme süresi boyunca kullanılacak ev işleri yardımcısı giderlerinden kaynaklandığı, davacı tarafça ev işlerinde yarı inden dava dilekçesi kapsamında talepte bulunulmadığı, mevcut talebin dav iş göremezlik, sürekli maluliyet, tedavi giderleri ve tedavi ile ilişkili yol giderleri ile bakım giderlerinden ibaret olduğu tespit edilmiştir. Adli Trafik Uzmanı ...ün 15/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Müşteki yaya...n yayalar için asli kural ihlali sayılan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 68/1-b, 68/1-c ve 138/1-b-3 maddelerini ihlal ettiği,... plakalı kamyonetin sürücüsü...'nun 2918 sayılı KTK'nun 52/1-b maddesini ihlal ettiği tespit edilmiştir.1 Araç işletenlerin, 2918 sayılı yasanın 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Bu bilgiler ışığında yapılan inceleme neticesinde Davalı ...Sigorta Şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ve düzenlenen poliçede 2918 sayılı yasanın 85. Maddesinde yazılı zararların teminat altına alındığı anlaşılmıştır. Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Bu doğrultuda davacıların zorunlu mali mesuliyet sigortacısı şirkete başvurdukları ancak sigorta şirketi tarafından sekiz iş günü içinde ödeme yapılmadığ davalı sigorta şirketinin 27.07.2018 tarihinden itibaren faiz ile sorumlu olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı yasanın 54.maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile tedavi giderleri de bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Bedensel zarara uğrayan kimse, çalışma gücünü sürekli veya geçici olarak yitirmesinden ve ileride edineceği kazançtan yoksun kalmasından doğan zarar ile bütün giderlerini isteyebilir. Çalışamamaktan kaynaklanan zarar ise geçici iş göremezlik nedeniyle olabileceği gibi; sürekli iş göremezlik biçiminde de olabilir. Geçici iş göremezlik zararı, zararı görenin yaptığı iş ve gelir durumu itibariyle iyileşme süresinde elde edemediği kazançtan ibarettir. Sürekli iş göremezlik zararı ise beden gücü kaybına uğrayan kişinin, zarar görmeden önce yapmakta olduğu iş için daha fazla bir güç (efor) harcaması nedeniyle doğan zarardır. 6098 sayılı yasanın 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını İhlal eden fiildir, Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir, Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, İkinci Olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir. Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir, Kusur sorumluluğunda, zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru halinde nedensellik bağı kesilebilir. -Hukuki sorunların en yetkin kişisi hakimdir. Hukuk kurallarını resen araştırarak bulmak, yorumlamak ve olaya uygulamak hakimin asli işidir. Hakim, hukuki sorunun çözümüne ilişkin incelemeyi bizzat kendisi yapmak zorunda olan ve bunu yapabilecek yegane kişi konumundadır. -Hakimin hukuki bilgisiyle aydınlatamadağı bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerden mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla alanında uzman olması cihetiyle bilgisine başvurulan bilirkişi görüşünün takdiri bir delilden ibaret olduğu ve mahkemeyi bağlamayacağı kuşkusuzdur. -Hakim, bilirkişi raporunun yeterliliğini, raporda açıklanan görüşün itibar edilebilirliğini ve dayandığı olguları göz önünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağının serbestçe değerlendirir ve takdir eder. -Türk Dil Kurumuna göre kusur bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda hukuki olarak kusuru eylemde bulunanın eylemini bilerek ya da kanunda düzenlenmiş olmak şartıyla bilmeyerek hukuka ve kanunda açıkça düzenlenmek kaydıyla ahlaka aykırı olarak dış dünyaya yansıtması olarak tanımlayabiliriz. Bu durumda kusurun bir hukuk ya da ahlak kuralına ihlal niteliğinde ortaya çıktığını kabul etmek ve bu konudaki yapılacak değerlendirmeyi hakime bırakmak gerekecektir. Zira kusurun değerlendirilmesi bu anlatılanlar ışığında teknik değil, hukuki bir konudur. Normatif bir değerlendirme gerektiren kusurluluk, ancak olay hakimi tarafından yapılabilir. Bundan ötürü kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapamaz. -Kusurun belirlenmesinde ve derecelendirilmesinde hayat deneyimleri ve genel tecrübelerle elde edilen ve hukuk dogmatiğinde kabul edilen ölçütler ağır ve hafif kusur tanımlarıdır. Hakimin kusurlu davranışı belirledikten sonra ağır ve hafif kusur için kabil edilmiş ölçülere göre kusuru değerlendirmesi gerekir. Mahkemenin önüne gelen somut olayda bi değerlendirmeyi yaptıktan sonra ortada zarar görenin kusuru ve varsa ağır ve hafif kusur ölçülerinden hareketle ve hakkaniyet ölçülerinde kusurlu davranışta bulunan tarafın sorumlu tutulacağı oranı belirleyip sonucuna göre karar vermesi gerekir. Hakimin, kusur durumunu belirlemek için uzmanından ihtiyaç duyduğu teknik bilgileri aldıktan sonra, gerekçesinde tartışarak kusurun ağırlığını vicdani kanısına göre kendisinin belirlemesi gerekir. Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. -6098 sayılı yasanın 74. Maddesinde haksız eylemin kusur öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölümdür. Birincisi kusurun bulunup bulunmadığına, ikincisi kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye ilişkindir. Kusurun varlığını araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede tam bağımsız kılınmıştır. -6100 sayılı yasanın 266. Maddesine göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır. -Bu anlatılanlar ışığında Davacı... 2918 sayılı yasanın 68/1-b ve KTK 138/1-b-3 maddelerini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda %65 oranında etken olduğu, -...plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 52/1-b maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda %35 oranında etken olduğunun tespitine 04.10.2024 tarihli celsede karar verilmiştir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Raporu'nun 02.06.2022 tarih ve 86404264-1301 sayılı raporunda; Davacı ...ın 06.04.2018 tarihindeki trafik kazasına bağlı kalıcı fiziksel fonksiyon kaybının bulunmadığı, dolayısıyla ilgili yönetmelikte engellilik oranına neden olabilecek bir arızasının bulunmadığı ve fiziksel yaralanması nedeniyle engellilik oranının %0 (yüzde sıfır) olduğu, tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) ay olarak kabulünün uygun olacağı tespit edilmiştir. Alınan Aktüer raporlar arasında çelişkinin bulunması sebebiyle Aktüer Bilirkişi ...' den hesaplama ilkelerine uygun surette çelişki giderici rapor alınmıştır. Alınan bu raporda gerekçeli bir surette önceki raporlardan ayrılma sebepleri açıklanmış ve bedel artırım dilekçesi birlikte değerledirilerek davacının kazaya etki oranı da tenzil edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-)1.953,70 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 376,25 TL yol ve tedavi gideri tazminatı, 1.420,30 TL bakıcı gideri tazminatının 27.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-)Fazlaya ilişkin istemlerin ve sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin REDDİNE, 4-)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 35,90 TL peşin harç ve 180,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 399,50 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 5-)Davacı tarafça yatırılan 35,90 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı, 180,00 TL tamamlama harcı, 3.030,30 TL keşif harcı, 2.500,00 TL keşif araç ücreti, 768,00 TL muayene ücreti, 5.650,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 698,61 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplamda 12.898,71 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen red oranına göre 3.224,67 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 3.750,25 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 3.750,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, miktar bakımından kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025 Katip... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/957, K. 2025/31, T. 14.01.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-957-e-2025-31-k-bcccd35477cb