Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/1350 E. 2024/1818 K.
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1350
- Karar No
- 2024/1818
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1350 KARAR NO: 2024/1818 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/04/2021 NUMARASI: 2020/232 Esas - 2021/484 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil şirketin Bahçelievler İstanbul adresindeki şubesinde tekstil makinaları yedek parçası, imalat, tedarik ve ticaretiyle iştigal ettiğini, müvekkil firmanın merkez adresinin Güngöre İlçesinde olduğunu, yargılama bölgesi olarak Bakırköy Adliyesi yargı alanında olduklarını, müvekkil ile davalı taraf arasında 2018 yılı ağustos - kasım ayları arasında tekstil makinaları yedek parçası alım satımına dair ticari ilişkileri bulunduğunu, tekstil makinaları ve ekipmanlarına ait yedek parçaları satın alan müşteri davalının müvekkile hiç ödeme yapmadığını, davalı tarafın 2019 yılı aralık itibariyle faturaya dayalı olarak müvekkile 33.239,42 TL cari hesap borcu bulunduğunu, borçlunun satın aldığı malları teslim aldıktan sonra aradan geçen 13 aylık süreye rağmen ödeme yağmaması üzerine icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, cari hesap dökümü ve buna ilişkin faturaların şirket defterlerindeki kayıtlarda mevcut olduğunu, davalının yetki itirazının asılsız olduğunu, dikkate alınmaması gerektiğini, arabuluculuğa gidildiğini ve anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle haksız itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli itirazdan dolayı davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı şirkete 24/03/2020 tarihinde usulüne uygun tebligat yapılmış ancak süresi içerisinde davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Her ne kadar bilirkişi davalının BA formları ile davacının sunduğu faturaları davalının bildirdiğini belirtmişse de mahkememizce yapılan incelemede bildirilmediği anlaşılmakla davacı yan icra takibinde ödenmediğini iddia ettiği faturalar açık faturadır. Kendisi lehine bir olaydan hak çıkaran taraf ispat külfeti altındadır. Davacı yanın tek taraflı olarak tanzim ettiği faturalar davalı yanca kabul edilmemiştir. Faturaya konu edilen malların davalıya teslim edildiği de yazılı belgeler ile ispat edilememiştir.Bunun üzerine davacı vekili delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığından davacı vekiline yemin delili hatırlatılmış, davacı eldeki dosyada yemin deliline dayanmayacaklarını son celse bildirmişleri üzerine ispat edilemeyen davanın reddine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, davacıdan olan ticari mal alım satımı ve cari hesaba itiraz olmadığını, müvekkilinden 05.08.2018-14.11.2018 tarihleri arasında 14 ayrı faturayla toplamda 32.239,42 TL tutarında tekstil makinası yedek parça emtiası satılan alan davalının, bu alım satıma itiraz etmediğini, hatta bilirkişi raporunda kabul ettiğini lâkin borcunu ödemediğini, tarafların ticari defterlerindeki kayıtların birbirini teyit etmekte olduğunu ve davaya konu alacağın varlığının bu sebeple bilirkişi tarafından tespit edildiğini, davalı tarafın bilirkişi raporuna sunduğu itirazda ise ticari ilişkiyi açıkça kabul etmiş bulunduğunu, netice olarak gerek dosya içeriği bilgi ve belgeler gerekse bilirkişi raporu ve bu rapora yönelik olarak davalı tarafın itirazı taraflar arasındaki ticari alımlar ve cari hesap ilişkisini doğrulamasına rağmen eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile icapsız yere davalıya davacı tarafın yemin teklif etmesi gerektiği yönündeki gerekçeyle davanın reddinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/232 Esas sayılı dosyasından 21.04.2021 tarih ve 2021/484 Karar sayı ile davanın reddine dair verilen hükmün kaldırılarak, davanın kabulüyle davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı itirazın iptaliyle takibin devamına, karşı tarafın dosya alacağının % 20'nden az olmamak üzere inkar tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti ödemekle sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdı.r. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cari hesabı oluşturan faturalara konu malların teslim edilip edilmediği, davacının alacaklı olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün .. Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap" sebebine dayalı olarak 33.239,42 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 24.12.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ve davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında cari hesabı oluşturan faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 33.239,42 TL alacaklı durumda olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında tekstil makineleri yedek parça alım/satımına dayalı bir ticari ilişki bulunduğu ihtilafsızdır. Davacının cari hesaba konu ettiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması, hiç bir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturalar içeriğindeki malların davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini, bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır. Ticari defterlerde kayıtlı bir hususun aksinin ispatı da ancak yazılı delille mümkün olabilecektir. Somut olayda davalının bu yönde iddia ve ispatı bulunmamasına göre davacı, dava ve takibe konu edilen miktar olan 33.239,42 TL yönünden alacaklı olduğunu ispatlamıştır. Bu durumda mahkemece faturaya konu malların davalıya teslimi hususunda ispat yükü üzerine düşmeyen davacıya yemin delili hatırlatılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu olan ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı açık hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353(1)-b-2 maddesi uyarınca, KALDIRILMASINA, 1-Davanın KABULÜNE, davalının Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü’nün 2019/23591 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 33.239,42 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden devamına, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, 2-Hüküm altına alınan alacağın %20'si olan 6.647,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine 3- Başlangıçta peşin olarak alınan 401,45 TL harcın, alınması gerekli olan 2.270,58 TL harçtan ve 166,20 TL icra peşin harcından mahsubu ile bakiye 1.702,93 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 33,00 TL, bilirkişi ücreti 650,00 TL olmak üzere toplam 737,40 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,5-Davacı tarafından yatırılan 401,45 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,8-Karar kesin olduğundan HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine, 9-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 65,00 TL olmak üzere toplam 227,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/12/2024