Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2021/2076 E. 2024/1862 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2076
- Karar No
- 2024/1862
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO:2021/2076 KARAR NO:2024/1862 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:15/6/2021 NUMARASI:2017/310 (E) - 2021/451 (K) DAVANIN KONUSU:Tazminat KARAR TARİHİ:24/12/2024 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye ait, davalı ...'nun idaresindeki ... plakalı beton mikseri ile davacı ...'a ait, davacı ...'ın idaresindeki ... plakalı kamyonetin yaptığı kazada davacı ...'a ait kamyonetin pert olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 17.198 TL, davacı ... 3.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan, davacı ... için 2.500 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalılar ... AŞ ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı ... AŞ vekili ile davalı ... AŞ vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.İlk derece mahkemesince; "davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 2.601,98 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 25/11/2016 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... AŞ yönünden kaza tarihi olan 05/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine;Davacı ... için aracın kullanılamamasından dolayı oluşan maddi zarar 1.500 TL ile kurtarma, taşıma ve otopark bedeli 212 TL olmak üzere toplam 1.712 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... AŞ'den kaza tarihi olan 05/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine; Davacı ... için 2.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... AŞ'den kaza tarihi olan 05/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacılar ... ve ...'ın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'nun kazada tek kusurlu olduğunu, bilirkişi heyetince araç mahrumiyet bedelinin değerlendirilmediğini, psikolojisi bozulan ve uzun süre araç kullanamayan müvekkilinin yaşamış olduğu acı ve elem göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğun belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigorta kurumuna başvurma şartının yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının sürekli maluliyetinin olmadığının dosyada mevcut Adli Tıp raporu ile sabit olup mübrez 02/04/2021 tarihli raporda da belirtildiği üzere davacı tarafça talep edilebilecek herhangi bir tazminat bulunmamakta iken davacılar lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu, davacıların davaya konu kaza nedeniyle aracı kullanamadıkları ve maddi kayıplar yaşadıkları yönündeki iddianın ispatlanamadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, çift taraflı trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedeli, mahrum kalınan kar, otopark, çekici ücreti, iş görmezlik ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Hükme esas alınan, hasar ve mahrum kalınan kar, otopark ve çekici bedeli için alınan bilirkişi raporunun sigortalı aracın özellikleri ve hasarlı parçaları dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına göre hasar raporuna yapılan istinaf itirazları yerinde olmayıp dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Somut olayda, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" ve "Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre maluliyetin belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına ve davacının yapılan psikolojik değerlendirmeye göre de sürekli zararı bulunmadığına göre bu konulardaki davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, davacıdaki yaralanmanın niteliği ve maluliyet oranı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi'nce hükmedilen manevi tazminat miktarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun olması, ATK'nin 14/10/2020 tarihli raporuna göre davacı ...'ın tedavi ile remisyonda (iyilik halinde) anksiyeteli uyum bozukluğunun tespit edilmesi, kişide tespit edilen bu psikiyatrik bozukluğun dava konusu olay ile illiyeti bulunduğunun belirlenmesi karşısında, davacı vekilinin tazminatın az olduğuna; davalı ... AŞ vekilinin de manevi tazminat koşullarının oluşmadığına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı ... AŞ vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusu yönünden;HMK'nin 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. HMK'nin 341/4. maddesine göre ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca HMK'nın ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; "HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; "HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nin 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880 TL'dir. Somut uyuşmazlıkta, davalılar aleyhine hükmedilen maddi tazminat tutarı, kararın verildiği 2021 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından, davalı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen karar için HMK'nin 341/4. maddesi gereğince istinaf hakkı yoktur. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... AŞ vekilinin ilk derece mahkemesinin maddi tazminata ilişkin kararına yönelik istinaf dilekçesinin, HMK'nin 352/1-b maddesi gereğince reddine,2-Davacı vekilinin maddi ve manevi tazminat hükümlerine, davalı ... AŞ vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 107,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 319,70 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,5-Davacı ile davalı ... AŞ'nin istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,7-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024