Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/1208 E. 2025/56 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1208
Karar No
2025/56
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1208 Esas KARAR NO:2025/56 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:20/10/2020 NUMARASI:2018/322 Esas, 2020/757 Karar DAVA:TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ:09/01/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; 04.02.1997 tarihinden itibaren davalı ... şirketi nezdinde sigortalı olan müvekkilinin 2014 yılında ABD'de kalp ameliyatı olduğunu, tedavi giderlerinin poliçe kapsamında ödenmesi için davalı ...şirketine başvurmuşlarsa da, davalının 01.10.2014 tarihli yazı ile tedavi giderinin poliçe öncesinde mevcut olan rahatsızlığa dayandığı gerekçesiyle ödeme yapmadığını, sigortalının poliçe öncesi belirlenmiş ve tespit edilmiş bir rahatsızlığı bulunmayıp, poliçe öncesi rahatsızlığı olduğunu bilmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin benzer bir rahatsızlık nedeni ile yine ameliyat olduğunu ve davalının bu tedavi giderlerini karşıladığını, bu nedenle tedavi giderinin karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 71.610,38 USD'nin 20.10.2014 tarihinden itibaren bankaların dövize uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki ...B'nin efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevabında; ... Sigortası Özel Şartları'nın teminat kapsamı dışındaki durumlar başlıklı 15/9 bendi uyarınca genetik hastalıkların teminat dışında bulunduğunu, davacının oğlunun tedavi giderlerinin incelenmesi neticesinde davacının ameliyat edilmesine ilişkin ... kalıtsal ve poliçe öncesi mevcut olduğunun tespit edildiğini, rahatsızlığın müvekkili şirkete beyan edilmediğini, gerek rahatsızlığın poliçe öncesine dayanması, gerekse de kalıtsal rahatsızlık olması nedeniyle teminat dışı olduğunu, hastalığın varlığının 2014 yılında öğrenilmesi nedeniyle sigortalının hastalığı ile ilgili önceki tedavi giderlerini karşıladıklarını, ödenmemesi gereken tedavi giderine ilişkin talep haklarının saklı olduğunu, sigorta sözleşmesinin beyan esasına göre kurulduğunu ve sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğü bulunduğunu, sigorta şirketlerinin beyanların doğruluğunu araştırma yükümlülüğü olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte tedavi masrafları ile hastalık arasında illiyet bağı bulunup bulmadığı ve uygulanan operasyonla uyumlu olup olmadığının tespiti gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; bilirkişi raporuna göre, davacıda da ...'nun bulunduğunu söylemenin (ebeveynde hastalık olmadığı halde çocuklarında %25 ihtimalle hastalığın görülebildiği) tıbben mümkün bulunmadığı, dava dosyasına sunulu belgeler arasında davacı ve iki çocuğunda Marfan Sendromu bulunup bulunmadığına dair yapılmış bir genetik incelemeye ait bilgi ve bulguya rastlanmadığı, davacıda marfan sedromu bulunup bulunmadığına ilişkin bir genetik inceleme bulunmadığına göre teknik bir konuda böyle bir teşhis olmaksızın davacının bu hususta bir bilgisinin olabileceğini söylemenin ve bildirim yükümlüğünü ihlal ettiğinden bahsetmenin mümkün olmayacağı, davacının 2014 yılında geçirmiş olduğu 2. ameliyata ait tedavi giderlerinin teminat kapsamında davalı ... şirketi tarafından ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 71.610,38 USD'nin (sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) 30/10/2014 tarihindeki ... ABD dolarının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığına bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar vermiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava dilekçesinde 71.610,38 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren bankaların döviz mevduatına uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığına hükmedilmesini talep etmelerine rağmen, yabancı para alacağının 30/10/2014 tarihindeki TL karşılının bu tarihten işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; her türlü doğuştan gelen hastalığın ve poliçe öncesi hastalıkların teminat kapsamında olmadığını, bilirkişi raporunda bir yandan sigortalıda ... olamayacağı belirtilmişken, diğer taraftan sigortalının hastalıkların sebebinin bu hastalık olduğu belirtilerek çelişki yaratıldığını, sigortalının oğlunda ... bulunduğunu, çocuktaki ...'ın % 25 oranında bilinmeyen nedenlerden, % 50 oranında ise ebeveynden kalıtsal olarak geçme olasılığı bulunduğunu, bu nedenle davacının oğluna hastalığın kalıtsal olarak geçme olasılığı daha yüksek olmasına rağmen, bu olasılığın yok sayıldığını, rahatsızlığın doğuştan gelen bir rahatsızlık olmasa dahi poliçe öncesi mevcut olup olmadığının önemli olduğunu, ancak bu yönde bir araştırma yapılmadığını, poliçe öncesine dayanan hastalığın davalı şirkete beyan edilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava, sağlık sigorta poliçesi kapsamında tedavi giderinin tahsili istemine ilişkindir.İlk olarak davanın açıldığı İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/150 Esas, 2018/40 Karar sayılı kararı ile, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı ve sigorta sözleşmelerinin TTK'da düzenlenmesi nedeniyle davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı ... şirketi hükmü istinaf etmiştir.28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Somut olayda davanın 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasadan sonra açılmasına, 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, davacı sigortalı tüketici konumunda olup davalı ... şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi olması, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekmesine göre, mahkemece görevsizlik nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353.1.a.3 maddesi uyarınca kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere1-Taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KABULÜ İLE İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/322 Esas, 2020/757 Karar ve 20/10/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,a)6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ANADOLU TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,b)İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde HMK'nın 20. Maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ilk derece mahkemesince resen karar verilmesine, c)6100 sayılı HMK'nun 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerine talep üzerine davanın ilk açıldığı mahkemece dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, d)Sair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.544,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.929,25 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/01/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1208, K. 2025/56, T. 09.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2021-1208-e-2025-56-k-dfa824e639d1