Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/1428 E. 2024/1721 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1428
Karar No
2024/1721
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1428 Esas KARAR NO: 2024/1721 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 04.06.2024 NUMARASI: 2024/11 E. SAYILI ARA KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 07/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine gö.re duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: TALEP: Tedbir talep eden davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle: müvekkilinin, TPMK'da tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın gerçek sahibi olduğunu, ilgili markanın meydana getirilmesi, markasının piyasa içerisinde belli bir kaliteye ve tanınmışlık seviyesine ulaşması için tüm emek, gayret ve sermayesini harcamaya devam ettiğini, yine müvekkilinin ... numarası ile devam etmekte olan marka başvurusu bulunduğunu ve tescilli markalarını ticari faaliyetlerinde aktif olarak ve aralıksız biçimde kullanmaya devam ettiğini, davalı tarafın, müvekkili adına tescilli "..." markasını birebir olarak müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflarda kullandığını ve davalının kullanımlarının müvekkilin marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu, davalı yanın, müvekkilinin TPMK nezdinde kendi adına tescilli olan ve gerçek hak sahipliği ilkesi doğrultusunda haklarını haiz olduğu "..." markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olan "..." ibaresini, davalının faaliyet gösterdiği alan açısından tanımlayıcı nitelikte olan "..." "..." "..." ibareleriyle birlikte, "..." ibaresi esas unsur olarak ön plana çıkacak şekilde kullandığı için davalının kullanımlarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yarattığının tartışmasız olduğunu belirterek, izah ettikleri ve mahkemece belirlenecek durumlar ışığında davalı yanın, müvekkili adına tescilli ".." ibareli markasından kaynaklan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, taraflarınca belirlenmesi mümkün olmayan maddi tazminat miktarından davalıdan ayrı ayrı şimdilik 1.000,00 TL maddi ile 25.000,00 TL manevi tazminatın taraflarına ödenmesine, davalının müvekkilinin haklarına tecavüz niteliğini haiz kullanımlarının durdurulması ve @... instagram hesabına erişimin engellenmesi hususunda teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. TEDBİR KARARI: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 22.04.2024 tarihli 2024/11 E. sayılı ara kararıyla; "...Davacının ... numaralı ... markasının 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalı tarafından da ... ibaresinin davacı ile aynı sektörde 43. Sınıfta kullanıldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, mevcut delil durumu itibariyle davalı kullanımının, davacı markasına benzer olması ve bu durumun tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği şeklindeki bilirkişi raporuna göre davacının davacının tedbir talebinde bu aşama itibariyle haklı olduğu kanaatine ulaşıldığı" gerekçesiyle; 1-İhtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile tedbir talep eden eden tarafından karar tebliğ tarihinden itibaren 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde, 10.000,00 TL teminat veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu Mahkememize depo edildiğinde; 2- Davalıya muhtıra gönderilerek, @... instagram hesabındaki ... kullanımlarının kaldırılmasına, davalıya bu kullanımları kaldırması için iş bu karar örneğinin bir suretinin gönderilmesine, tebliğden itibaren kaldırması için 1 hafta kesin süre verilmesine, 3-Davalıya ait @... isimli Instagram hesabının kapatılması için erişim sağlayıcıları birliğine müzekkere yazılmasına..." karar verildiği görülmüştür. İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZ: Davalı vekili süresinde sunduğu itiraz dilekçesi ile; Mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmişse de, HMK’nun 389. maddesindeki ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olmadığı gibi, davacının hukuki yararının da bulunmadığını, Davacının tedbir için dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin henüz cevap dilekçesi ve delillerini sunmadığını, bu aşamada tedbir kararı verilmesinin Anayasanın 35. maddesinin güvencesi altında bulunan mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, Müvekkilinin marka tesciline süresinde itiraz edilmediğini, müvekkilinin markasını tescil kapsamında kullandığını, davacının tedbir talep etmesinin TMK’nun 2/2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu,Taraf markalarının iltibasa neden olacak derecede benzer olmadıklarını, Yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini, İhtiyati tedbir kararının müvekkili dinlenilmeden verildiğini, İhtiyati tedbir kararına gerekçe yapılan bilirkişi raporuna itirazları incelenmeden ve değerlendirmeden karar verildiğini, Bilirkişi raporunun gerekli özen ve incelemeden uzak olduğunu, bu rapora dayanılarak verilen tedbir kararının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Dava sonucunda müvekkilinin haklı çıkması halinde, ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin zarara uğrayacağının açık olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. TEDBİRE İTİRAZIN REDDİ KARARI: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 04.06.2024 tarihli 2024/11 E. sayılı ara kararıyla; "...İddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkememizce aldırılan 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı kullanımlarının davacı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markaya benzer olduğu, değerlendirilmesi kapsamında 22/04/2024 tarihli ara karar ile tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davalı tarafından yaklaşık ispat gerçekleşmediği yönünde itirazda bulunulmuş ise de davalı kullanımının davacı markasının tescilli olduğu 43. Sınıfta davacı markasının esas unsuru olan ... ibaresi ile bire bir aynı olacak şekilde kullanıldığı da dikkate alındığında itirazın yerinde görülmediği" gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; HMK'nun 389. Maddesindeki ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, davacının ihtiyati tedbir talep etmesi için hukuki yararının bulunmadığını, Müvekkilinin kullandığı markanın davacının markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olmadığını, bir markanın birden fazla unsur ihtiva etmesi halinde, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak gerektiğini, Müvekkilinin markasının "..." ibaresinin yanı sıra "..." unsurlarını da içerdiğini, Markaların birbirlerinden ayrıştırılabilecek kadar farklı olduklarını,Davacının markasının zayıf marka olduğunu, ayırt ediciliği düşük ibarelere yapılan bazı küçük eklemelerin dahi bu ibareleri birbirinden farklılaştırabileceğini, TPMK nezdinde "..." ibaresini içeren 500'ün üzerinde marka bulunduğunu, Ortalama tüketicinin markalar arasında bağlantı kurmasının mümkün olmadığını, Alınan bilirkişi raporunun gerekli ve özenli bir incelemeden uzak olduğunu, bu rapora dayanılarak verilen ihtiyati tedbir kararının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediğini, markalar arasında iltibas tehlikesi ve müvekkilinin davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden bir eyleminin bulunmadığını, İşbu dava sonucunda müvekkilinin haklı çıkması halinde ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin zarara uğrayacağının açık olduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 24/12/2018 başvuru, 08/07/2019 tescil tarihli, ...tescil numaralı “...+Şekil” markasının 43. sınıfta, 22/12/2022 başvuru, 02/08/2023 tescil tarihli, ... numaralı “...+Şekil” markasının 43. sınıfta davacı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. ... tescil başvuru numaralı “...+Şekil” markasının 35 ve 43. sınıflarda davalı adına tescili için başvuruda bulunulduğu, henüz tescil işlemlerinin devam ettiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bilgisayar mühendisi ... ve marka vekili ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda; "...Davacı adına tescilli markaların KELİME kısmı ile davalı tarafın kullanımındaki KELİME kısmının AYNI olması ve GÖRSEL anlamda markaları ayırt etmeye yarayacak başkaca ibarelerin bulunmaması sebebiyle ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu ve iltibasa sebebiyet verebileceğine" dair raporunu sunmuşlardır. G E R E K Ç E: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasıdır. Mahkemece davacı vekilinin davalının marka kullanımının durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davalı tarafından ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili yasal süresi içinde istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde; davacının "..." markasının 43. sınıfta "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için 14/12/2018 tarihinden itibaren koruma sağladığı, alınan bilirkişi raporu ile davalının yiyecek ve içecek hizmetleri için kullandığı "..." markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğuna dair görüş bildirildiği, bu nedenle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, davacının markasının zayıf marka olup olmadığı, markaların iltibasa neden olacak derecede benzer olup olmadıklarına dair davalı tarafın itirazlarının yargılama sonucunda değerlendirileceği, HMK’nun 389/1. maddesindeki ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olduğu kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 20,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 07/11/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1428, K. 2024/1721, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-16-hukuk-dairesi-2024-1428-e-2024-1721-k-656caaf6ed3c