İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/362 E. 2025/360 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/362
Karar No
2025/360
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/362 Esas KARAR NO : 2025/360 DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 09/09/2020 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı firma arasında birbirinden farklı 3 projenin imalatı için taşeron sözleşmesi imzalandığını, bunların -------Projesi, ------- Projesi, ----------- Projesi olduğunu, müvekkilinin sözleşmeler kapsamında iklerini yerine getirdi projeleri tamamladığını, projelerle ilgili olarak davalı firmaya faturaların düzenlenip gönderildiğini, davalı firma tarafından faturalarda belirtilen tutarların hepsinin ödendiği gerekçesiyle faturaların iade edildiğini, Müvekkili firma ile davalı arasında ----------- İlçesi, --------- Mah., --------- ada, ----------- parselde 2500 öğrenci kapasiteli öğrenci yurt binası, yurt binası iç donanımı ve peyzajı için 09.03.2016 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmenin 3.1. maddesinde de belirtildiği gibi projenin dış cephesinin yapımı için kullanılacak olan malzeme ve ekipmanlara ilişkin herhangi bir teknik şartnamenin olmadığı gibi, taraflar arasında sözlü olarak hangi malzeme ve ekipmanların kullanılacağının belirlendiğini ve dış cephenin basit mantolama ve pimapen doğrama şeklinde yapılacağına karar verildiğini ve sözleşmenin imzalandığını, müvekkili firma tarafından inşaatın yapımına başlanması ve kaba inşaat aşamasında davalı firma tarafından dış cephenin değişeceğini ve giydirme cephe talep ettiklerini beyan ettiğini, davalı tarafın bu talep değişikliğinin müvekkilinin yüklendiği işin toplam bedeline dahil olmayan bir talep olduğunu, bu talebin müvekkiline ek maliyete neden olduğunu, müvekkilinin davalıdan cephe farkını talep ettiğini, ancak bu miktarın müvekkiline ödenmediğini, ayrıca sözleşme bedelinin de davalıdan tahsil edilemediğini, sözleşme bedelinden kalan miktara ilişkin de 31.12.2019 tarihinde fatura düzenlendiğini, bu iki faturanın da davalı tarafından iade edildiğini, ----------- Projesi kur farkı ve ek işlerin bedelinin de ödenmediğini, müvekkili ile davalı arasında -------- İli, ------- İlçesi, ----------- Mah., -------- --------- olarak gösterilen alanda 3 blok 446 daire 34 ticari alanın inşaatının ince işleri, alt yapı, cephe ve peyzaj işlerinin yapımı için anahtar teslim olmak üzere anlaşıldığını ve sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 19. Maddesine göre cephe işlerinin maliyetinin 7.000,00 USD * KDV olarak belirlendiğini, sözleşmenin 19. Maddesinde “7.000 USD KDV cephe fiyatı ----------- Bankası dolar kuru 20.09.2016'ya kadar maksimum 3,300TL'ye kadar kabul edilmiş olup, kur 3,300 TL'yi geçer ise aradaki fark idare tarafından ödenecektir” şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğin, ülkedeki ekonominin negatif yönde seyretmesi ve kur farkının yüksek olması nedeniyle taraflar arasında müvekkilinin dolar kurundan kaynaklı kur farkı talep ettiğini, kur farkı faturasının kesildiği tarihte dolar kurunun 5,94 TL olup, aradaki farkın | dolar için 2,64 TL olduğunu, kur farkının davalıdan sözleşme hukuku altında yasal olarak talep edildiğini, müvekkili tarafından sözleşmede belirtilen işlere ek olarak mimari, mekanik ve elektrik ilave işlerinin yapıldığını, bu ek işlere ilişkin olarak da müvekkili tarafından 31.12.2019 tarihli fatura kesildiğini, bu faturanın da davalı tarafından iade edildiğini, ---------- projesi sözleşme bedelinden kalan alacakların da ödenmediğini, müvekkili ile davalı arasında ---------- İli, --------- İlçesi, --------- Mah., ---------- Pafta, ---------- ada ve --------- parselde kayıtlı ---------- Apartmanını kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yıkarak anahtar teslim olacak şekilde yeniden inşa edeceğine dair sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 4. Maddesi ile sözleşme bedelinin 5.000.000 USD olarak belirtildiği, müvekkili tarafından sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirildiğini, davalı tarafından sözleşmenin 3.500.000 USD'lik kısmının ödendiğini, kalan bedelin ödenmesi için 31.12.2019 tarihinde TL karşılığı fatura kesildiğini, ancak davalının bu bedeli de ödemediğini, faturayı da iade ettiğini beyanla, davanın kısmi alax davası olarak kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili şirketin davalıdan olan 90.000,00TL alacağının 31.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep vedava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Konkordato sürecinde bulunan davacı şirketin böyle bir alacağının bulunmadığını, fatura düzenlemeden evvel müvekkili şirketten sözlü/yazılı hiçbir alacak talebinin dahi bulunmadığını, gerçeğe aykırı şekilde davranarak düzenlenen faturaların iyi niyetten uzak hareketle düzenlendiğini, hiçbir hak ve alacak talebi bulunmayan davacının bir an da işlerin teslim süreleri üzerinden epey zaman geçtikten sonra üstelik de sözleşmeye uygun şekilde işleri tamamlamamasına rağmen, fatura düzenleyerek müvekkili şirketten alacakları olduğu iddiasında bulunmaların iyi niyetten uzak olduğunu, Davacının konkordato davasının görüldüğü ----------- Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun 5.1.2 başlıklı Borçlunun kaynakları bölümünde davacının dava dilekçesinde belirttiği alacak kalemleri dikkate alınmaksızın hesaplanacağının belirtildiğini, ilgili bilirkişi raporuna davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine alınan ek raporda da kök raporu teyit eden ifadelerin kullanıldığını, 23.07.2018 tarihinde hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını ıslak imza ile beyan eden davacının neredeyse 2.5. yıl sonra müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia etmesinin anlaşılamadığını, davacının işverenin onayına bağlı kaldığını gösterir iddia ettiği farka ilişkin işverenin onayını aldığını gösterir herhangi bir belge ibraz etmediğini, ticari hayatta bir şirketin bu kadar fahiş bir ek külfete işverenin yazılı onayını almaksızın katlanmasının mümkün olmadığını, böyle fahiş bir fark bedelini doğuran herhangi bir iş yapıldığını kabul etmediklerini, cephe giydirme işi ve buna ilişkin maliyetin müvekkili şirketle davacı arasında düzenlenen sözleşme bedeli içinde olduğunu, sözleşme haricinde ek bir maliyet doğurmadığının bilinen bir gerçek olduğunu, davacı tarafça fatura tarihine dek, işin sözleşme bedeli dışında bir ek maliyet oluşturacağına, tarafların bu hususu karşılıklı kabulüne vs. yönelik hiçbir görüşme bulunmadığını, tarafların işin sözleşme bedeli içinde yapıldığında mutabık olduklarını, davacının ayıplı ve eksik olarak imal ettiği ----------- projesine ilişkin kendi beyanı ile de sabit olduğu üzere ödenmemiş hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, davacının dilekçesinde -------- Projesi kur farkı ve ek işlerin ödenmediği iddiasının da yerinde olmadığını, davacının dilekçesinde sunduğu sözleşmeye göre, davacı işi anahtar teslim 04.04.2017 tarihinde teslim etmekle yükümlü olduğunu, ne var ki işi teslim tarihinde bitirmek bir yana işi bitirmeden kaçtığını, kendisince tamamlanması gereken işlerin de müvekkili şirket tarafından tamamlanarak maliklere teslim edildiğini, söz konusu taşınmazın müvekkili tarafından tamamlanarak 05.04.2018 tarihinde iskânının alındığını, davacının zamanında ifa etmediği işe ilişkin kur farkını talep etmesinin kabulünün mümkün olmadığını, taraflarınca keşide edilen ------------Noterliğinin 06.02.2019 tarih ve ------------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 20.12.2018 tarihi itibariyle toplam 2.400.000 TL bedelli eksik işlerin raporu ile 10 gün içinde eksiklerin tamamlanmasının ihtaren bildirildiğini, bunun yanında 10.989.440 TL tutarında gecikme bedelinin taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, davacı tarafın ihtarlarına yanıt vermediği gibi ödeme yapmadığını ve eksik işleri de tamamlamadığını, davacının gerçeğe aykırı ve haksız iddialarını kabul etmediklerini, davacının ----------- projesinde sözleşme bedelinden kalan alacağının ödenmediğini iddia ettiğini, davacı yüklenicinin sözleşmenin 3.4. maddesi uyarınca davalının yapmış olduğu tüm masrafları ilgili sözleşme bedelinden düşülerek bakiye alacak hesabı yapması gerektiğini, masraflara ilişkin belgelerin, makbuzların ve hesapların dilekçe ekinde sunulduğunu beyanla, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Tarafların ana başlıklarıyla "taraflar arasında yapılan sözleşmeler kapsamında davacının edimini ifa edip etmediği, davacı edimini ifa etmiş ise davalının iş bedelini ödeyip ödemediği, davalı tarafça sözleşme dışında ek iş yapılmasını talep edilip edilmediği, talep edilmiş ise bu işlerin davacı tarafça yapılıp yapılmadığı ve davacı tarafça yapılmış ise bedelinin ödenip ödenmediği, yapılan işlerin zamanında yapılıp yapılmadığı, davacının kur farkı talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise ne kadar talep edebileceği" hususlarında uyuşmazlığa düştükleri anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmelerin TBK m. 471/lll hükmü uyarınca “taşeron sözleşmesi” niteliğini haiz olduğu, bu sözleşmenin esas itibarıyla bir eser sözleşmesi olması nedeniyle, bu sözleşmeye eser sözleşmesini düzenleyen TBK m. 470-486 hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir (TBK 471/3). Yüklenicinin kişisel özellikleri çoğu kez önemli olmadığından yüklenici işi başkasına da yaptırabilecektir. Özellikle bütünsel eser sözleşmelerinde yüklenici eseri meydana getirebilmek için bir kısım işlerin yapılması konusunda başka kişilerin sahip olduğu beceri ve tekniklerden yararlanma ihtiyacı duyabilir. Bu beceri ve tekniklere sahip kişiler sahip oldukları bu özellikleri hizmet sözleşmesine bağlı olarak sunmayı çoğu kez kabul etmediklerinden yüklenici bu işleri yaptırabilmek için bu kişilerle anlaşma yapar. Bu durumda yüklenicinin bu kişilerle bir kısım işler için yaptığı sözleşme de eser sözleşmesi olup, bu sözleşmede asıl sözleşmenin yüklenicisi iş sahibi durumunda bir kısım işleri yapan ise yüklenici durumundadır. Ancakasıl sözleşme bakımından bakıldığında bir kısım işleri yapan bu kimse alt yüklenici (taşeron) sayılacaktır. Yüklenicinin TBK 471/3. maddenin sağladığı imkândan da yararlanarak alt yüklenicilerle sözleşme yapması mümkün ise de sözleşme özgürlüğünün sonucu olarak taraflar bunun aksine de sözleşme yapabilecektir. Bu nedenle eser sözleşmesinde yüklenicinin alt yüklenici çalıştırmasının yasaklanması ve işin bizzat yapılması yükümlülüğünün öngörülmesi mümkündür. Bu takdirde yüklenici bir kısım işleri veya işin tamamım alt yüklenicilere yaptıramayacaktır. Yüklenici ile eser sözleşmesi yapan alt yüklenici, yaptığı sözleşmenin yüklenicisi, asıl sözleşmenin ise alt yüklenicisidir. Yapılan bu sözleşme alt yükleniciyi asıl eser sözleşmesinin tarafı haline getirmez. Bu nedenle alt yüklenicinin muhatabı asıl sözleşmenin iş sahibi olmayıp, asıl sözleşmenin yüklenicisidir. Alt yüklenici bu nedenle talep haklarım asıl sözleşmenin tarafı olan iş sahibine değil, kendi sözleşmesinin iş sahibi olan yükleniciye yöneltebilecektir. Yüklenici ise alt yüklenicinin yaptığı işler nedeniyle de işsahibine karşı sorumlu olup bu işleri kendisinin değil alt yüklenicinin yaptığım ispatlayarak da sorumluluktan kurtulamayacaktır. Somut olayda davacı taşeron dava konusu işleri teslim etmiş olduğunu ispat etmiş olup bu husus yapı kullanma izin belgeleri ve son bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Taraflar ödeme tarihini kararlaştırmamışlar ise uygulanması gereken TBK 479. maddeye göre ise iş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi arımda muaccel olur (479/1). Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi arımda muaccel olacaktır (479/2). İş bedeli alacağı için zamanaşımı başlangıç tarihi de bu şekilde belirlenecek muacceliyet tarihidir. ---------- İli, ---------- İlçesi, ----------- Mahallesi, ---------- pafta, ----------- ada,-----------parsel sayılı yere ait yapı kullanma izninin 16.11.2017 olduğu, ----------- ilçesi, ----------- mahallesi ---------- ada----------- parsel de bulunan projeye ait yapı kullanma izninin 18.02.2018 olduğu, Dava konusu ---------- İli, ----------- İlçesi, -------- ada, ---------- parsele ilişkin yapı kullanma izninin 08.05.2018 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının 12.06.2024 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu dikkate alındığında yapı kullanma izni ile zamanaşımı süresi başladığı kabul edilmekle ilk talep edilen 90.000 TL dışındaki taleplerin zamanaşımı sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-DAVACININ DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE; 90.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 6.147,90 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 1.536,98 TL peşin harç ve 909.000,00 TL ıslah harcı olmak üzere bakiye toplam 910.536,98 TL'den mahsubu ile bakiye 904.389,08 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 6.147,90 TL karar ve ilam harcı, 54,40 TL başvuru harcı, 571,90 TL keşif harcı olmak üzere bakiye toplam 6.774,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 23.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.750,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 24.750,00 TL masrafın davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 41,79 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 100,20 TL masrafın davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 100,03 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine arta kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 90.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.30/04/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/362, K. 2025/360, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-362-e-2025-360-k-2c3d66a941ea