İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/721 E. 2024/580 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/721
- Karar No
- 2024/580
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/721 Esas KARAR NO: 2024/580 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 20/10/2021 KARAR TARİHİ: 13/06/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Şirketin Kurucu Ortağı Davalı --------Pazarlama Yetkilisi olarak uzun yıllar müvekkili şirkette çalıştığını, Davalı Şirket Yetkilisi --- de Müvekkili Şirkette Üretim Müdürlüğü yapmış olduklarını ve Şirkette çalışırken müşteri potansiyeli ile pazarlama alanını kendileri ve şirket lehine kullanmaya başlamışlar, bunları yaparken de müvekkili şirketin Bilgi ve Deneyimlerinden yararlanmış olduklarını,----müvekkili şirketle rekabet yasağı sözleşmesi yapmamış, haksız rekabet unsurlarının kanundan doğmuş, ---- aykırı hareket ederek haksız rekabetin doğmasına sebebiyet vermiş olduğunu, ---- işten ayrılırken verdiği hizmetlere karşılık gelmek üzere ------ ödeme yapılmış olup, çeklerin ödenmesi sonrası ciro silsilesinden Davalı----------Davalı Şirketin kurucu ortağı --- daha sonra da Davalı Şirkete ciro edildiğinin görüldüğünü, Kısacası, --- işçilik alacaklarıyla davalı şirketin makinelerini satın almış, yani açıkça anlaşılacağı üzere şirket ortağı olup, imzalamış olduğu rekabet sözleşmesine aykırı davranarak davalı şirketin sermayedarı olmuş olduğunu, Davalının kurmuş olduğu şirkette hem fiziken hem de resmi internet sitesinde kullandığı Ürün görselleri, tasarımı ve ürünlerin kodlarının müvekkili şirketin kataloğunun aynısı veya benzeri olup, açık, aleni ve yoğun bir iltibasın söz konusu olduğunu, bu haliyle davalının eylemlerinin TTK.55/1-a-4 maddesinde yerini bulan Haksız Rekabet halini oluşturduğunu, buna ilişkin -----İnternet Sitesi ve Katalog tespitinin delilleri arasında sunulduğunu, davalının bununla da yetinmemiş, müvekkili şirketten ayrılınca şirketin alt sokağında kendine yeni bir şirket kurmuş ve müvekkili şirketten elde ettiği müşterilerle kazanç elde etmeye devam etmiş, öğrendiği bilgileri kendi ve şirketi lehine kullanarak müşteri ve Pazar paylarını azaltmış olup, tüm bunların müvekkili şirketin defterlerinden incelenerek tespitinin yapılabileceğini ve ilgili zararların her iki tarafın ticari defterlerinin bilirkişilerce tespitedileceğini aşikar olduğunu ve bunu talep ettiklerini beyan ve iddia ederek, davanın kabulü ile, Haksız rekabetin tespitini, men ve zararın tazminini, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin profili incelendiğinde 2012 yılında kurulduğunu bugüne kadar iki kez unvan ve meşgale değişikliğinin yapıldığı ---------kayıtları ve ------- sabit olup, Şirketin dava ile ilgili iştigal konusu olan---------sektörüne giriş yaptığı tarih resmi olarak 17/05/2016 tarihi olduğunu, bu tarihe kadar inşaat gibi farklı sektörler üzerinde faaliyetlerine devam etmiş 9 yıllık dönemde iki kez olmak üzere faaliyet alanını değiştirmiş, Davaya konu kimya sektöründeki geçmişi ise dava tarihine kadar 5 yıllık bir süreye tekabül etmekte olduğunu, usul yönünden itirazları mevcut olup mahkemenizin müvekkil ----- açısından görevsiz olduğu kanaatinde olduklarını, Zira davacı şirket her ne kadar dava dilekçesi ekinde mahkemeye herhangi bir rekabet yasağı sözleşmesi sunamasa da dava dilekçesinin içeriğinde müvekkil --------rekabet yasağı sözleşmesinin bulunduğunu iddia etmekte, Dolayısıyla müvekkilin imzaladığı iddia edilen rekabet yasağı sözleşmesine karşı tüm itiraz haklarımızı saklı tutmak kaydıyla böyle bir sözleşmenin varlığı kabul edilmekte ise görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunun güncel tarihli içtihatlarla açık bir şekilde sabit olduğunu, ayrıca iddia edilen rekabet yasağı sözleşmesinin kanunen uyulması gereken şekilde yapılmadıkça herhangi geçerliliği bulunmamakta olup, Zira davacı şirket tarafından müvekkilin özgür iradesini sakatlayacak bir şekilde (rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu anlamına gelmemesi kaydıyla) psikolojik baskı ( mobbing) uygulayarak imzalattığının da önemli bir detay olduğunu, müvekkilinin çalışma hayatını kısıtlayıcı bir biçimde anayasal hakkını ihlal edecek boyutta yasak konulamayacağını, müvekkilinin -----bölümü mezunu olup bu sektörde çalışma yaparak hayatını idame ettirmekten başka çaresi bulunmamakta olup, Rekabet yasağı sözleşmesinin varlığından söz edebilmek için ilgili mevzuatın ve Yargıtay içtihatlarının detaylarını incelediğimizde; rekabet yasağı sözleşmesinin taraflarından işçi olan müvekkilinin birçok detaya sahip olabilecek bir pozisyonda çalışıyor olabilmesi gerekmekte olduğunu, Rekabet yasağı sözleşmesine konu ticari sırlara, üretim sırlarına ulaşma (en küçük detayına kadar öğrenebilme) imkanına sahip olabilmesi gerekmekte, Sözleşmenin tarafı işçi bu imkanlarının bulunmadığı bir pozisyonda çalışıyor ise rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz sayılmakta, Zira müvekkil ----- davacı şirket nezdinde ekte sunulu kartvizitte de görüldüğü üzere ----olarak görev yapmış olup, Dolayısıyla davacının ticari sırlarına, üretim sırlarına ulaşma imkanı bulunmamakta olduğunu, Rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı için müvekkili işçinin rekabet etmeme borcunun yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlı olarak belirtilmesi gerekmekte, Bu sınırlamaların da muhakkak sözleşmede yer alması, Sözleşmede açıkça belirtilmeyen açıkça ve somut olarak belirtilmediği taktirde işçi lehine yorumlanması gerektiğini, müvekkilinin sigorta giriş kayıtlarından da görüldüğü üzere davacı şirket nezdinde 01/06/2016 tarihinde çalışmaya başlamış, Bu tarihi mahkemenizin dikkatine sunmak istediklerini, Zira davacı şirketin ---- sektörüne giriş yaptığı 17/05/2016 tarihi ile müvekkilinin davacı şirket nezdinde çalışmaya başladığı 01/06/2016 tarihinin birbirine çok yakın olduğunu, Bu detay huzurda görülen dava ile ilişkili olup davacının iddialarını çürüten bir bilgi olup, Davacı şirketin müvekkilin işe başlama tarihinden önce -------- sektöründe herhangi bir tecrübe ve bilgisi bulunmadığından tüm iddiaların asılsız nitelikte olduklarını, süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilecek olup, Aksi durumun işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabileceğini, Yine davacı tarafından asılsız olarak öne sürülen diğer bir iddia ise müvekkil --- diğer müvekkili şirket olan ----- ortağı olduğuna ilişkin beyanları olup, Davacının bu iddiasını dayandırdığı yegane temel ise kendileri tarafından müvekkili ----------işçilik alacaklarına istinaden verdikleri çeklerin diğer müvekkil ----- ciro edilerek işbu çeklerle iş yerine makine alınmasına dayanmakta olup, Davacı tarafın diğer iddiaları gibi bu iddiası da tamamen asılsız olup sayın mahkemenize bu durumun açıklanması zaruretinin hasıl olduğunu, Müvekkili----------davacı şirket tarafından müvekkilinin işçilik alacaklarına karşılık verilen 3 adet toplam yaklaşık 32.500 TL tutarında çek keşide edilmiş işbu çeklerden 17.309 TL tutarındaki çeki müvekkil bizzat tahsil etmiş diğer çekler ise müvekkile bedelleri gönderilmek üzere ---- ciro edilmiş olduğunu, davacının iddia ettiği çeklerin bedelleri----- tarafından---- numaralı hesabına gönderilmiş olup, bu durumun taraflarınca bildirilen bankaya yazılacak müzekkere sonucunda gelecek cevap ile ortaya çıkacağını, Dolayısıyla davacının iddia ettiği şekilde müvekkili ------diğer müvekkili şirket ---- ortağı olduğu beyanı tamamen gerçek dışı olup, Ayrıca müvekkilinin sigorta kayıtları da incelendiğinde ------- işçi olarak çalıştığının ortada olduğunu, müvekkili davacı şirket nezdinde çalıştığı zaman zarfında ve daha sonrasında sadakat yükümlülüğüne aykırı bir davranış içerisinde bulunmamış aksine çalıştığı şirketin devamına katkı sağlayacak boyutta bir takım fedakarlıklarda bulunmuş, davacı şirketin ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiği sırada davacı şirket nezdinde müvekkili----- aralarında bulunduğu bir kısım çalışanlara ihtiyaç kredisi çektirilmiş bu kredilere istinaden ödemelerin bir kısmı davacı tarafından ödenmiş ancak yüklü bir kısmı müvekkilinin üzerinde bırakılmış, mağdur edilmiş olduğunu, Bu olaya ilişkin iddialarının diğer işçiler tarafından yargıya intikal ettirilmiş olup Mahkemece gerekli görülmesi halinde ---------dava dosyasında mübrez bilirkişi raporunun celbinin talep edilebileceğini, müvekkili --- davacı şirket ile olan iş sözleşmesinin sona erme şekline dikkat çekmek istediklerini, Zira müvekkilinin iş sözleşmesi davacı tarafından haksız bir şekilde sonlandırılmış, Davacı her ne kadar sigorta çıkış bildirgesinde müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini bildirmişse de işbu durumun gerçeği yansıtmamakta olduğunu, dava dilekçesinde beyan ve kabul edildiği üzere müvekkiline işçilik alacaklarına istinaden 3 adet yaklaşık 35.000 TL bedelli çekler keşide edilmiş, Bu durum karşısında akıllara şu soru gelmekte olup, davacı, müvekkilinin iş sözleşmesini kendi açısından haklı bir nedenle feshetmiş ise neden işçilik alacaklarının bir kısmını ödemiş olduğunu, dolayısıyla müvekkili --------- iş akdinin davacı şirket tarafından haksız bir şekilde feshedilerek sonlandırıldığı davacı tarafından da zımnen kabul edilmiş olup, ---- gereğince müvekkilin zaten geçersiz olan rekabet yasağı sözleşmesinin tamamen hükümsüz hale gelmekte olduğunu, davacı şirket tarafından huzurda görülen dava ikame edilmeden ilgili mahkemeden müvekkili şirketin web sitesi ile kendi sitelerinin karşılaştırma yapılması için delil tespiti yaptırılmış, ancak yapılan delil tespitinde de görüldüğü üzere davacı şirket ile müvekkil şirketin aralarında hiçbir şekilde ve herhangi bir karışıklığa mahal verecek düzeyde iltibas bulunmamakta olduğunu, haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi için dürüstlük kuralının ihlal edilerek haksız bir davranışta bulunulması koşulu aranmakta, Müvekkil şirketin yetkilisi----tarafından davacı şirket ile oluşturulmuş olan herhangi bir rekabet yasağı sözleşmesi de bulunmamakla beraber davacının da iddia ettiği gibi kanundan doğan bir hukuka aykırılık halinin de mevcut olmadığını, davacı şirketin, müvekkili şirketin yetkilisi ---- uzun yıllardır kendi bünyelerinde çalıştığını beyan etmiş olup, Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus yine yukarıda belirtmiş oldukları gibi davacı şirketin ----alanında 2016 yılı itibari ile faaliyetlerine başlamış olması olduğunu,---bölümünden mezun olması hasebiyle davacı şirket nezdinde çalışmaya başlamadan önce belli bir düzeyde bilgi ve tecrübeleri bulunmakta, Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkillerinin bilgi ve tecrübelerinin davacı şirketin------ konusundaki tecrübe ve bilgi birikimlerinden daha fazla olduğu hususunun izahtan vareste olduğunu, müvekkili şirketin sahibi olduğu ---- nezdinde almış olduğu ---- markasının,---- tarihinde yapılan başvuruya istinaden ---tescil numarası ile kayıt ve koruma altına alınmış olduğunu, Müvekkili şirketin markasının oluşturulması sırasında davacı şirket tarafından da herhangi bir itirazda bulunulmamış,----tarafından da yapılan detaylı incelemeden sonra müvekkili şirketin markasında olumsuz bir durum görülmediğinden tescil ve ilan edilmiş olduğunu, huzurda görülen dava müvekkilleri açısından incelendiğinde her iki müvekkilin de ---- bölümü mezunu oldukları, davacı şirket nezdinde çalışmaya başlamadan önce zaten belli bir birikim ve deneyimlerinin olduğu, davacı şirketin ise ----sektörüne girişinin 2016 yılında olduğu, dolayısıyla davacının müvekkillerinden daha fazla veya önemli nitelikte bir bilgi/deneyim/sırlara sahip olmadığı ortada olup, Zira basit bir ---- kaydı incelemesi ile davalı müvekkillerinin --- sektöründe daha fazla bilgi ve deneyim sahibi oldukları izahtan vareste olduğunu, davacının huzurdaki dava açılmadan başvurmuş olduğu delil tespitine de itiraz ettiklerini, davacı her ne kadar dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu katalog görselleri, tasarımı ve ürün kodlarının kendi materyalleri ile benzer veya aynı olduğunu beyan etmiş ise de bu hususların kabulünün asla mümkün olmadığını, basit bir inceleme ile aralarındaki farklıkların görülebilmekte olduklarını, Hem müvekkil tarafından hem de davacı tarafından üretilen ürünler arasında ne bir davacının ürünleri ile karşılaştırmalı bir görsel mevcut ne de davacı şirketin ürettiği ürünlere bir atıf yapılmış olmadığını, haksız bir rekabetin varlığından bahsedebilmek için belli başlı koşulların mevcudiyeti gerekmektedir. Bu koşullardan ilki TMK Md. 2 gereğince dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın bulunması gerektiğini, Müvekkil şirketin katalog ve görsellerinin davacı şirketin materyalleri ile herhangi bir iltibas yaratacak şekilde benzerlikleri bulunmamakta olup, Davacının mantığı ile düşünülecek olursa serbest piyasada mevcut olan yaklaşık 1800-2000 adet şirketin hepsinin birbiriyle İltibaslı olacağını, neticeten davacının ortaya attığı iddiaları somutlaştıramadığı gibi herhangi bir delil dahi sunamaması durumu neticesinde haksız davanın reddedilmesi gerekmekte, zira müvekkili ----- irade sakatlığı, kanunun aradığı şartlardan yer sınırlamasının mevcut olmaması vb. eksiklikler bulunduğundan aralarındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğu, diğer müvekkil şirket açından da kanunen gerekli koşullar oluşmamış, dürüstlük kurallarına aykırı haksız rekabet oluşturan bir eylemi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olup, işbu dava davacının müvekkilleri üzerinden haksız kazanç elde etme amacından öteye gidememekte olduğunu savunarak, davalı müvekkil -----açısından iş mahkemeleri görevli olduğundan mahkemenizin görevsizliğine karar verilerek dosyanın iş mahkemesine gönderilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise her iki davalı müvekkili açısından haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacı, davalı ------ ortağı ile davalı ----- uzun yıllar davacı şirkette çalıştıklarını, davalı şirket yetkilisi----- davacı şirkette üretim müdürlüğü yaptığını, davalı ---------- ise satış ve pazarlama yetkilisi olarak çalıştığını, davalıların davacı şirkette çalıştıkları dönemde davacı şirketin müşteri potansiyeli ile pazarlama alanını hakkında bilgi sahibi olup bu hususu kendi lehlerine kullanmaya başladıklarını, bu hususun haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketin davacı şirket ile benzer ve iltibas yaratacak ürünler ürettiğini, kataloglarda karışıklığa sebebiyet verecek şekilde reklam ve tanıtım yapıldığını, davalıların eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırı olup haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların haksız rekabetinin tespiti ve menine, haksız rekabet sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ------ üzerinden dosya içerisine alınıp incelenmiş, -----tarafların ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, 22.11.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Mahkememizin 09.06.2022 tarihli celsesinde davalı----- yönünden görevsizlik kararı verilmek üzere tefrik kararı verilmiş, dosyanın -----esas sırasına kaydı yapılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22.11.2023 tarihli raporunda özetle, "...Dava konusu edilen ürünlerin ticaret sahasında herkes tarafından üretilebilen ve herkesçe bilinen, harcıalem ürünler olduğu, haksız rekabete konu olabilecek bir karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığı, Anılan sebeple dava konusu ihtilafta TTK m. 55/1a-4 bağlamında bir haksız rekabetten söz edilemeyeceği, Diğer haksız rekabet iddialarının ise soyut ithamlarla sınırlı kaldığı..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).Eldeki davada davacı, davalıların eylemlerinin TK 54 vd... hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini yöntemince ispat etmesi gerekmektedir.TTK 54 maddesinde; "Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." denilmektedir. Buna göre haksız rekabet kurumu TTK’nın 54 vd. maddelerinde düzenlenmiş, TTK 55. maddesinde de uygulamada sıklıkla karşılaşılan dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamaları örnekler halinde düzenleme altına almıştır. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, esas olarak davasını TTK m. 55/1-a-4 hükmüne dayandırdığı anlaşılmaktadır. TTK m. 55/1-a-4 maddesi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” eylemini bir haksız rekabet hali olarak öngörmektedir. Buna göre dürüstlük kuralına aykırı olan husus, başkalarının iş ürünleri veya işleri ile haksız bir benzerlik oluşturarak, alıcıların iki ürünü karıştırmasına ve mağdurun yerine failin ürününe yönelik bir satın alma kararı oluşturması, oluşturabilmesidir. Davacı tarafça dava konusu ürünlerin benzer olduğu ileri sürülmüş ise de dosya kapsamında alınan teknik bilirkişi raporunda benzerlik tespit edilmediğini hatta dava konusu ürünlerin herkes tarafından üretilebilen harcıalem ürünler olduğu açıkça belirtilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut deliller ve teknik ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişinin görüşü dikkate alındığında davacının TTK m. 55/1a-4 maddesine yönelik iddialarını ispat edemediği anlaşılmış, aksi yöndeki davacı taraf iddialarına itibar edilmemiştir. Davacı tarafça dava dilekçesi ile ayrıca TTK m. 55/1-a-8 ve TTK m. 55/1-a-3 bentlerine dayanılmış ise de bilirkişi heyet raporu gereğince anılan hususlarında yöntemince ispat edilmediği, davacı iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmış, sübut bulmayan maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE, 2-Maddi ve manevi tazminat yönünden alınması gerekli karar harcı 855,20-TL(427,60-TL+ 427,60-TL)'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan toplam 13.236,63-TL peşin harcının mahsubu ile artan 12.381,43-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Maddi tazminat talebi yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/4 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Manevi tazminat talebi yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 10/3 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ------------ Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/06/2024