İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/845 E. 2025/443 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/845
- Karar No
- 2025/443
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/845 Esas KARAR NO : 2025/443 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 15/11/2024 KARAR TARİHİ : 26/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde "Hasarın oluşu : Sigortalı firma tarafından ---------- yerleşik ----------- firmasına (grup firması olduğu bildirilen) 16.06.2023 tarihinde DDP teslim şekli ile 23.457,62 EUR tutarında “dokunmamış mensucat” cinsi emtia satışı gerçekleşmiştir. ----------- firması tarafından da ---------- yerleşik---------- isimli firmaya 16.06.2023 tarihinde DDP teslim şekli ile 28.114,30 EUR tutarında fatura düzenlenerek satışı gerçekleşmiştir. Emtia 16.06.2023 tarihinde davalı ...Ş. sorumluluğunda ------- --------- plakalı araca 22 kap – Brüt: 8.469,35 kg olarak istiflenerek ----------- sevk edilmiştir. Emtia----------- nihai alıcı firmaya teslim edilmek üzere varışı gerçekleştiğinde, tahliye işlemi öncesinde, alıcı firma yetkilileri tarafından araç içerisinde ağır bir koku olduğu ve emtianın kirlenmiş olduğu gerekçesiyle teslim almayı reddederek ----------- üzerine “Ware verschmutzt, nap, starker Gercuh – Annahme verweiger” şeklinde not düşülmüştür. Alıcı firmanın emtiayı teslim almayı reddetmesinin akabinde sigortalı ve nakliyeci arasında yapılan müzakereler sonunda, emtianın tamamı (22 kap – 8.469,35 Kg) sigortalı firma adresine geri getirilmiştir. Buna göre ------------ poliçe nolu NAKLİYAT ABONMAN SİGORTA POLİÇESİ kapsamında sigortalının zararı müvekkil şirket tarafından giderildikten sonra halefiyet ilkesi kapsamında sigortalıya ödenen zararın tahsili amacıyla işbu davanın açılması gereği hasıl olmuştur. Kusur Durumu : Bu zararın oluşumunda nakliye işlemini gerçekleştiren ------------Ş. asli ve tam kusurludur. Kaza Sonucu Oluşan Zarar Ziyan: Hasarın ardından tayin olunan bağımsız Sigorta Eksperi vuku bulan olayın sonucunda NAKLİYAT ABONMAN sigortalısına ait, fiili taşımayı ------------Ş.'nin gerçekleştirdiği taşıma sırasında zayi olan emtia için müvekkil şirketin sorumluluğu bakımından 493.167,12-TL hasar tazminatı hesaplanmış ve müvekkil şirket tarafından NAKLİYAT ABONMAN sigortalısı ------------Ş'ye 16.10.2023 tarihinde 493.167,12-TL ödenmiştir. Maddi Tazminat Talebimiz : Müvekkilimiz Sigorta Şirketi, sigortalısına yaptığı ödeme sonucunda sigortalısının hak ve alacaklarını temlik almış ve TTK. 1472 vd. maddelerinde düzenlenen halefiyet hükümleri gereğince haklarına halef olmuştur. Müvekkil şirket tarafından yapılan ödemeye ilişkin olarak ----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı dosyası ile davalıya takip başlatılmıştır. Ancak davalı haksız olarak icra takibine itiraz etmiştir. İşbu müvekkil şirketçe ödenen bedelin rücuen tazmini için huzurdaki rücuen tazminat davası açılmak üzere 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi, "ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması" dava şartı haline geldiğinden arabuluculuğa başvurulmuştur. Yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşma sağlanamadığından işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur." ileri sürerek "Davanın KABULÜ ile, ----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile birlikte takibin devamına, alacağın işleyecek avans faizi, (HMK Madde 107 kapsamında fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) ile birlikte davalıdan TAHSİLİNE, Arabuluculuk faaliyetlerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT tarifesi gereğince maktu vekalet ücretinin davalıdan TAHSİLİNE, Yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini" talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde "müvekkilin somut dava ve gerçekleşen hasarda herhangi bir kusuru bulunmadığını belirtmek isteriz. Bu nedenle tazminat talebinin tarafımıza yönetilmesi hakkaniyete aykırıdır. Bu bağlamda her türlü rücu, talep ve dava haklarımızı saklı tuttuğumuzu beyan ederiz. Ayrıca belirtmek gerekir ki, davacının huzurdaki dava ile talep ettiği alacak bakımından kabul anlamına gelmemekle birlikte zamanaşımı itirazımız bulunduğunu da belirtmek isteriz. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkilin haksız olması halinde dahi bu zararın müvekkilin sigortasından tahsili gerekirken müvekkile icra takibi yapılması haksız ve kötüniyetlidir. Müvekkilin huzurdaki davada bir kusuru yoktur. Ancak kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilin bir kusuru olduğu kabul edilse dahi müvekkile takip yapılmadan önce sigortaya müracaat edilmesi gerekmektedir. Davacının iddialarına değinmeden önce belirtmek gerekir ki; davacı dava dilekçesinde öne sürdüğü iddiaları bakımından salt kendi talebiyle düzenletmiş olduğu ekspertiz raporunu dosyaya delil olarak sunmuştur. Bu doğrultuda vurgulamak istediğimiz husus davacı tarafça talep edilmiş olan tazminat miktarı yargılamayı gerektirmekle davacı usule aykırı ve kendi düzenlettirmiş olduğu ekspertiz raporları ile müvekkilin kusurundan söz etmiş ise de, davacı tarafından düzenlettirilen ekspertiz raporunun huzurdaki davada bir geçerliliği bulunmamaktadır. Bu kapsamda davacı tarafça yapılan kusur değerlendirmesinin hiçbir geçerliliği bulunmadığı gibi, bu beyanlara dayalı bir kusur tespiti yapılması da olanaksız olup davaya konu olaya ilişkin bağımsız bir bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzimi gerekmektedir. Davacının, yükte meydana gelen hasarın taşınma sırasında meydana gelmesi nedeni ile müvekkil şirketin kusurlu olduğuna ilişkin iddiasına değinmek gerekir ise bu iddia doğru değildir. Ürünlerde oluştuğu iddia edilen hasar, müvekkilden kaynaklanmamakta olup ürünlerin yanlış paketlenmesi ve araca yanlış yüklenmesi neticesinde meydana gelmiştir ki, yükleme ve paketleme işi müvekkile ait olmayıp gönderici firmaya aittir. Müvekkil şirket sadece taşıma işi yapmakta, ürünlerin paketlenmesi ve yükleme işlemleri ürünü gönderen firma tarafından yapılmaktadır. Nitekim gönderen tarafından yapılan paketleme ve yükleme işi doğru yapılmadığı için ürünler hasarlanmış olduğundan, ürünlerde oluşan hasar için müvekkile atfedilecek bir kusur bulunmamaktadır. Müvekkil tarafından yapılan taşıma işlerinde ürünlerin paketlenmesi ve yüklenmesi taşıtan (gönderen) firmaya ait olup, bu nedenle oluşacak hasardan da taşıtan (gönderen) sorumludur. Huzurdaki dava açısından da taşıtan (gönderen) davacının sigortalısı olan firma ---------- firması olup, ürünlerin hasarlanması da yapılan yükleme ve paketleme işinden kaynaklandığından oluşan zarardan müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Şöyle ki, Uluslararası Satım Sözleşmeleri Hakkında BM Sözleşmesi’nin 35/1 ve 35/2-b maddeleri, ambalaj mükellefiyetini satıcıya (ihracatçıya) yüklemiştir; buna göre satıcı, cinsine göre eşyayı paketlemeden sevk edebileceği gibi, alıcısına hasara uğramadan ulaşması için eşyayı uygun malzeme ile paketlemekle yükümlüdür. Uluslararası Satım Sözleşmeleri Hakkında BM Sözleşmesi’nin 35/1 ve 35/2-b maddelerinden de anlaşıldığı üzere taşıma işini yapan müvekkilin ürünün paketlenmesinden ve istiflenmesinden herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. --------- uygulamalarından da açıkça anlaşılacağı üzere ürünlerin paketlenmesi ve istiflenmesi gönderenin sorumluluğundadır. Bu sebeple ürünün paketlenme ve istiflenme hatasından kaynaklı oluşan zarar davacının sigortalısı olan firma ------------ kusurundan kaynaklı olup, sigortalısının kusuru ile meydana gelen zarardan dolayı müvekkile rücu hakkı bulunmamaktadır. " savunarak "Davanın REDDİNE, Kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere KÖTÜ NİYET TAZMİNATINA MAHKUM EDİLMESİNE, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.Davacı vekilinin 21/04/2025 tarihinde "Sayın Mahkemenizin huzurunda görülmekte olan yukarıda numarası yazılı dosyasında, dava konusu alacak için davalı ile sulh olunmuş olup dava konusuz kalmıştır. Davalı ile sulh olunup dava konusuz kaldığından, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep eder, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz olmadığını Sayın Mahkemenize bildiririz" beyan ve talebini içerir dilekçe sunmuş olduğu görülmüştür. Davalı vekilinin 14/05/2025 tarihinde "Sayın Mahkemenizin huzurunda görülmekte olan yukarıda numarası yazılı dosyasında, dava konusu alacak için davacı ile davalı sulh olmuş olup dava konusuz kalmıştır. Davalı ile davacı sulh olduğundan ve dava konusuz kaldığından, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep eder, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz olmadığını Sayın Mahkemenize bildiririz." beyan ve talebini içerir dilekçe sunmuş olduğu görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 313. maddesi uyarınca "(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 314. maddesi uyarınca "(1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (...)"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 315. maddesi uyarınca "(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (...)"Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı vekilinin ve davalı vekilinin "dava konusu alacak için" taraflar arasındaki sulh sözleşmesi yapıldığını mahkememize bildirdiği, sulh sözleşmesinin tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlığa ilişkin olduğu, sulhun davanın devam ettiği süreç içerisinde yapıldığı, bu sebeple eldeki davada sulhun davayı sona erdirdiği ve kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı, sulhun alacakların tahsil edildiğinden bahisle yapıldığının bildirilmesi ve tarafların bu şekilde talep etmesi nedeniyle atıf yapılan yasa hükmü uyarınca eldeki davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, sulhun ilk celseden sonra yapılması nedeniyle karar ve ilam harcının üçte ikisinin alınması gerektiği, sulhun altında yatan neden, mevcut delil durumu ve tarafların bu husustaki beyanları dikkate alındığında zorunlu arabuluculuk ücretine davalı tarafından katlanması gerektiğii kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle taraflar arasındaki sulh sözleşmesine uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Tarafların sulh olmuş olması nedeniyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 315/1 maddesi uyarınca karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 410,26 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 8.422,06 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 8.011,80 TL’nin davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 6-Taraflar arasındaki sulh anlaşması gereği davacı ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/05/2025