İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/537 E. 2025/296 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/537
Karar No
2025/296
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/537 KARAR NO : 2025/296 DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/05/2022 KARAR TARİHİ : 09/04/2025 Tarafları yukarıda belirtilen dava hakkında ---- Asliye Hukuk Mahkemesi' nden verilen 17/05/2022 tarih ve ---- Esas ----- Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve süresinde yapılan başvuruya bağlı olarak Mahkememizin başlıktaki esasına tevzi edilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları: "... Konu : Müvekkilin ---- İcra Dairesinin -----. sayılı takip ve takibe konu 20.02.2020 ödeme tarihli, 500.000.-TL bedelli bono sebebiyle davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin durdurulmasına, kötüniyetli davalı aleyhine alacağın en az %20’si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talepli dava dilekçemizdir. Açıklamalar : 1- Müvekkil işlerinin kötü gitmesi ve nakit para ihtiyacı içerisine girmesi üzerine, 2021 yılı Mayıs ayında davalı ile tanışmış ve davalı, 20.09.2021 tarihine kadar faiziyle birlikte 90.000.-TL olarak geri ödemek kaydıyla müvekkile 60.000.-TL vermeyi teklif etmiştir. İhtiyaç içerisinde olan müvekkil, davalının bu teklifini kabul etmiş ve davalının parayı müvekkile ödemek için şart koşması sebebi ile davalının sadece prosedür olarak aldığına dair beyanına da güvenerek 20.05.2021 tarihine 20.02.2020 ödeme tarihli, 500.000.-TL bedelli bonoyu düzenleyerek davalıya teslim etmiştir. Davalı, müvekkilin kendisine Eylül ayına kadar 90.000.-TL ödeme yapması halinde senet aslının kendisine iade edileceğini ve borcun kapanacağını müvekkile taahhüt etmiş, müvekkil de davalıya güvenerek her isteğini yerine getirmiştir. Ancak davalı, müvekkilden aldığı geçmiş tarihli senedi 21.05.2021 tarihinde---- İcra Dairesinin -----sayılı dosyası nezdinde takibe konu etmiş ve ödeme emrinin müvekkile tebliği ile durumdan haberdar olan müvekkil, neden takip başlatıldığını sorduğunda ise davalı, korkulacak bir şey olmadığına, işlemlerin bu şekilde yürütüldüğüne ve takibe itiraz etmesine gerek olmadığına dair telkinlerde bulunarak müvekkili ikna ederek takibin kesinleşmesini sağlamıştır. Bu sırada davalı banka havalesi ile müvekkil adına ----- Şubesinde kayıtlı ----- no.lu hesabına; 20.05.2021 tarihinde 1.400.-TL, 24.05.2021 tarihinde 17.600.-TL, 28.05.2021 tarihinde 2.000.-TL, 02.06.2021 tarihinde 24.500.-TL, 16.07.2021 tarihinde 2.000.-TL, 16.08.2021 tarihinde 1.700.-TL, 17.08.2021 tarihinde 800.-TL ve 23.08.2021 tarihinde 500.-TL olmak üzere müvekkile toplam 53.500.-TL para göndermiştir. Davalı tarafça müvekkil hesabına yapılan havale ve EFT işlemlerini gösterir banka hesap dökümü suretini EK-I olarak Sayın Mahkemenize sunarız. 2021 yılı Eylül ayında geri ödeme yapmak için davalı ile görüşen müvekkil, davalının kendisinden anlaşmalarının aksine 350.000.-TL ödeme yapmasını istemesi, aksi halde takibe devam edeceğini bildirmesi üzerine müvekkil çaresiz kalmış ve ------ Cumhuriyet Başsavcılığının ----- soruşturma no.lu dosyası nezdinde davalı aleyhine tefecilik sebebiyle suç duyurusunda bulunmuştur. Soruşturma dosyası halen derdesttir. Bu sırada, davalı tarafça müvekkile miras kalan ----no.lu bağımsız bölüm üzerindeki ortaklığın giderilmesi için yetki talebinde bulunulmuş olup davalının bu talebi-----İcra Hukuk Mahkemesinin -----sayılı dosyası nezdinde verilen 23.02.2022 tarihli kararla kabul edilmiştir. Davalı, müvekkil ve bahsi geçen taşınmazın diğer malikleri aleyhine 18.03.2022 tarihinde -----. Sulh Hukuk Mahkemesinin -----. sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açmıştır. Bu nedenle, Sayın Mahkemenizden, tefecilik suçunu işleyen davalının aldatıcı beyanları ile ve müvekkilin zor durumundan faydalanarak düzenlettiği-----İcra Dairesinin ----- sayılı takibine konu edilen 20.02.2020 ödeme tarihli, 500.000.-TL bedelli bonodan ve takipten borçlu bulunmadığının tespitini talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur. 2- Davalı ile müvekkil arasındaki borç ilişkisi tefecik suçuna konu olup eksik borç niteliğindedir. Bu nedenle, davalı aleyhinde yürütülen soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerekir. Bilindiği üzere mülga Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m. 9 ile Tefecilik “…ikrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya her ne ad altında olursa olsun, bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve Kanun Hükmünde Kararname uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde ödünç para verme işlerine devam edilmesi, tefecilik sayılır.” şeklinde tanımlanmış ve TCK m. 241 uyarınca suç kabul edilmiştir. Bu nedenle, davalı ile müvekkil arasındaki borç ilişkisinin eksik borç olarak nitelendirileceği, TBK m. 26 ve 27/I uyarınca kanuna aykırı olduğu, hukuk tarafından korunmadığı ve dolayısıyla, davalının bu borcu cebri icra yolu ile müvekkilden talep edemeyeceği açıktır. Bu nedenle, davalı aleyhine ---- Cumhuriyet Başsavcılığının----- no.lu dosyası kapsamında yürütülen soruşturmanın sonucunun işbu dava açısından bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini Sayın Mahkemenizden talep ederiz. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.05.2016 tarihli ve ----- sayılı ilamında bu hususu şu şekilde hüküm altına almıştır: ............... Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.05.2016 tarihli ve -----sayılı ilamını EK-II olarak Sayın Mahkemenize sunarız. Bu nedenle, taraflar arasındaki borç ilişkisinin eksik borç olması sebebi ile hukuk tarafından korunmadığının kabulü ile müvekkilin ----- İcra Dairesinin -----. sayılı takip ve takibe konu 20.02.2020 ödeme tarihli, 500.000.-TL bedelli bono sebebiyle davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin durdurulmasına; kötüniyetli davalı aleyhine alacağın en az %20’si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini Sayın Mahkemenizden talep ederiz. 3- Taraflar arasındaki ilişkinin geçerli bir hukuki ilişki olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davalının müvekkile borç verdiğinin kabulü halinde dahi bono ödeme tarihi olan 20.02.2020 tarihinde davalının, müvekkil yedinde doğmuş herhangi bir hak veya alacağı bulunmamaktadır.Yukarıda açıklandığı üzere, müvekkilin nakde sıkışması üzerine davalı, fahiş faiz oranıyla müvekkile 60.000.-TL ödeme yapmayı kabul etmiş ancak, dava dilekçemiz ekinde dosyaya sunmuş olduğumuz banka hesap ekstrelerinden de anlaşılacağı üzere, müvekkile 20.05.2021 – 23.08.2021 tarihleri aralığında toplam 53.500.-TL para göndermiştir. Bir an için taraflar arasındaki hukuki ilişkinin geçerli olduğu varsayılsa dahi, davalının müvekkilden talep edebileceği tutar, sadece 53.500.-TL ve buna ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi toplamıdır. Dolayısıyla----- İcra Dairesinin ----- takibine konu edilen 20.02.2020 ödeme tarihli, 500.000.-TL bedelli bono, her halükarda, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye aykırı olarak doldurulduğundan geçersiz olup müvekkilin ----İcra Dairesinin ----- sayılı takibine konu borçtan ve icra takibi ile talep edilen fahiş faiz oranından sorumlu olduğunun kabulü mümkün değildir. Nitekim taraflar 2021 yılı Mayıs ayında tanışmış ve bu tarih öncesinde herhangi bir hukuki ilişki içerisinde bulunmamışlardır. Buna rağmen, davalı, 20.05.2021 tarihinde müvekkil ile buluştuğunda aldatıcı beyanlar ile müvekkilin kendisine güvenmesini sağlamış ve davaya konu bononun düzenlenme tarihini 18.01.2020, vade tarihini 20.02.2020 ve bedelini ise 500.000.-TL olarak düzenletmiştir. Akabinde de, adı geçen bonoyu takibe konu ederek sanki, müvekkil ile davalı arasında geçerli bir ticari ilişki varmışçasına borcun ticari temerrüt faiziyle birlikte müvekkilden tahsilini talep etmiştir. Bu nedenle, bono ödeme tarihi olan 20.02.2020 itibariyle müvekkilin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığının kabulü ile müvekkilin ----. İcra Dairesinin ----- takip ve takibe konu 20.02.2020 ödeme tarihli, 500.000.-TL bedelli bono sebebiyle davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin durdurulmasına; kötüniyetli davalı aleyhine alacağın en az %20’si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini Sayın Mahkemenizden talep ederiz. ............... Sonuç ve İstem : Açıklanan nedenlerle, Sayın Mahkemenizden, 1----İcra Dairesinin ---. sayılı takip dosyası ile takibe konu bono aslının celbine, 2----- Şubesine müzekkere yazılarak müvekkil adına kayıtlı ----- no.lu hesaba ait 01.01.2020 – 30.09.2021 tarihleri arasındaki banka hesap dökümünün istenmesine, 3- Davalı aleyhine yapılan suç duyurusu üzerine ---Cumhuriyet Başsavcılığının ---- soruşturma no.lu dosyası üzerinden yürütülen soruşturmanın işbu dava açısından bekletici mesele yapılmasına, 4- Taraflar arasındaki ilişkinin eksik borç ilişkisi olması sebebi ile hukuk tarafından korunmadığının kabulü ile müvekkilin ---- İcra Dairesinin ---- sayılı takip ve takibe konu 20.02.2020 ödeme tarihli, 500.000.-TL bedelli bono sebebiyle davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin durdurulmasına; kötüniyetli davalı aleyhine alacağın en az %20’si oranında tazminata hükmedilmesine, 5- Her halükarda ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin geçerli olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla; bononun davalının aldatıcı beyanları üzerine doldurulduğunun, bono ödeme tarihi olan 20.02.2020 itibariyle müvekkilin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığının kabulü ile müvekkilin ---- İcra Dairesinin ------ sayılı takip ve takibe konu 20.02.2020 ödeme tarihli, 500.000.-TL bedelli bono sebebiyle davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin durdurulmasına; kötüniyetli davalı aleyhine alacağın en az %20’si oranında tazminata hükmedilmesine, 6-----. İcra Dairesinin ----- sayılı takibi ile talep edilen faiz oranının fahiş olduğunun kabulü ile davalının müvekkilden talep edebileceği faiz oranının yasal faiz üzerinde olamayacağının tespitine, ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebebe bağlı olarak davacının ----. İcra Dairesinin---- Esas sayılı icra dosyası üzerinden takibe yapılan dayanak olup, 18/01/2020 tanzim tarihli, 20/02/2020 vade tarihli ve 500.000 TL bedelli bono yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiş olup, ----- Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/07/2022 tarihinde kesinleşen, 17/05/2022 tarih, ---- Esas ve ----- Karar sayılı görevsizlik kararına bağlı olarak Mahkememizin başlıktaki esasına tevzi edilen dava hakkında Mahkememizin bu -----Esas sayılı dosyası üzerinden yargılama yapılarak sonuçlandırılmıştır. Davacı vekili 08/03/2023 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında soruşturma dosyasıyla ilgili tereddütleri gidererek sonuçta şikayete konu soruşturmaya bağlı olarak açılan davanın ---- Esas sayılı Kamu Davası olduğu belirtildiğinden bu düzeltme beyanı da gözetilerek ---- Asliye Ceza Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyası yönünden, ilgili icra dosyası olan ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- sayılı icra dosyası ve delil olarak bildirilen ----Sulh Hukuk Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosya ile-----. İcra Hukuk Mahkemesinin -----Esas sayılı dosyası olmak üzere gerekli yazışmalar yapılarak deliller toplanmıştır. Dava söz konusu icra takibine konu bono nedeniyle borcun olmadığına ilişkin ve "tefecilik yoluyla yanıltma" sebebine dayalı menfi tespit davası olup, dava tarihi itibariyle geçerli yargısal uygulamaya bağlı olarak zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından bu yönden bir dava şartı eksikliği söz konusu değildir. Davalı yargılamanın belli aşamasana kadar kendisini vekille temsil ettirmiş olup, buna göre dilekçe teatisi aşamasında vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları: "... KONU: Cevap ve delil listemizin sunulmasından ibarettir. 1- Müvekkil aleyhine açılmış bulunan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Müvekkil, vermiş olduğu borcun karşılığını alamadığı gibi davacı tarafından haksız ve mesnetsiz bir iftira ile de karşı karşıya bırakılmak istenmektedir. 2- Dava konusu senet, davacı tarafından kendi el yazısı ile hiçbir baskı, tehdit ve zorlama olmadan doldurulmuş ve müvekkilden aldığı borç karşılığında müvekkile teslim edilmiştir. Senedin üzerindeki tüm yazılar ve rakamlar davacı eli ürünüdür. Borç, müvekkil tarafından elden verilmiştir. 3- Davacının almış olduğu borcu bir türlü ödeyememesi üzerinde müvekkil senedi icraya koymak istediğini söylemiş, davacı da borcu üzerine miras yoluyla intikal edecek olan gayrimenkul hissesini satarak ödemek istediğini beyanla müvekkilden tekrar süre talep emiştir. Müvekkil, ancak senedi takibe koyup, bahsettiği hisse üzerine haciz şerhi işlenmesi halinde kendisine tekrar süre verebileceğini ifade etmiştir. 4- Davacı, müvekkilin ödeme süresini uzatması ile ilgili teklifini kabul etmiş ve süreci kısaltmak için icra müdürlüğüne kendi isteği ile gidip açılmış olan kambiyo takibinden düzenlenen ödeme emrini elden tebliğ almıştır. İcra dosyası incelendiğinde tebligat mazbatasından bu durum net bir şekilde anlaşılacaktır. Hal böyle iken davacı vekilinin, dava dilekçesinde müvekkilinin açılan icra takibinden kendisine gelen ödeme emri ile haberdar olduğu ifadesinin kullanılması tamamıyla mahkemenizi yanıltmaya yönelik bir girişimdir. 5- Davacı, kendisinin teklif ettiği ve üzerine intikal etmediği için alacaklı tarafından asla bulunamayacak olan hisse bilgisini de kendisi vermiş ve hatta dilekçemiz ekinde olan 2 adet mirasçılık belgesini de müvekkile kendisi vermiştir. Davacı, mirasçılık belgelerini, üzerine intikal edecek olan ancak tüm mirasçılarının tapu müdürlüğüne gitmediği için henüz adına intikal olmamış olan miras hissesine haczi şerhi işlenmesi maksadıyla vermiştir. 6- Davacı, yukarıda anlatılan süreci bizzat içinde olarak kendi rızası ile bizzat yönetmiştir. Haczedilen gayrimenkulün satışı içinde müvekkilden de yardım istemiş, nasıl olsa satılınca paranı vereceğim diyerek müvekkilimden yeniden para istemiş ve müvekkilimde banka yoluyla farklı zamanlarda kendisine paralar göndermiştir. Ancak ülkemizdeki gayrimenkul fiyatlarının bir anda aşırı yükselmesi neticesinde davacı ile diğer hissedarlar arasında görüş ayrılığı çıkmış ve gayrimenkulü bir türlü satılamamıştır. Bunun üzerine müvekkil, verdiği borcun Türk Lirası olduğunu, enflasyon karşısında oldukça fazla şekilde eridiğini ve daha fazla bekleyemeyeceğini davacıya söylemiş ve tarafımıza haczedilen gayrimenkulün satış işlemlerinin başlaması icra müdürlüğünden talep edilmiştir. 7- Davacı için tüm dava ve Savcılık şikayeti bu safhadan sonra başlamıştır. Gayrimenkulün satış aşamasına kadar tüm süreçte müvekkile yardım eden, oyalayan ve bizzat kandıran davacı, sürecin satış aşamasına gelindiğinde dava dilekçesinde ve Savcılık şikayet dilekçesinde belirttiği ithamlarda bulunmaya başlamıştır. Davacının şikayetleri ve yapmaya çalıştığı hukuka, ahlaka ve hayatın doğal akışına aykırı şeyledir. 8- Müvekkilim, iddia edildiği gibi tefeci değildir. Elden borç vermiş ve karşılığında her borç verenin yaptığı gibi senet almıştır. Senet, hukuken geçerli olup, verildikten sonra davacı tarafından cebir, şiddet, tehdit ve zorla alındığına dair şikayette bulunulmamıştır. Yapılan icra takibinin tebligatını davacı elden almıştır. Haczedilsin diye üzerine intikal olacak olan hisse bilgisini ve 2 adet mirasçılık belgesini kendi eliyle vermiştir. Tüm bu sürecin sonunda borcunu ödemek istemeyen davacı, en kolay yolu seçmiş ve müvekkili tefecilikle suçlamıştır. Davacının amacı, müvekkilimi itibarsızlaştırarak ve gerçeğe aykırı bilgilerle mahkemenizi yanıltmak ve borcunu ödememektir. Bu sebeple haksız ve hukuksuz davanın reddini talep ediyoruz. NETİCE-İ TALEP:Yukarıda izah olunan sebeplere binaen,1- Haksız ve mesnetsiz davanın reddine, 2- Takibin durması talebinin ve hasız icra tazminatı talebinin reddine,3- Takibin teminat mukabilinde durma kararı verilmesi halinde haksız çıkılması halinde lehimize icra inkar tazminatı verilmesine, ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan cevap dilekçesinde ileri sürülen savunmaya bağlı olarak davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesi istenmiştir. Yargılamanın bir aşamasında vekil istifa ettiğinden davalı asıla bu konuda tebligat yapılmış ise de davalı duruşmalara katılmadığı gibi kendisini vekille de temsil ettirmemiştir. Ön inceleme duruşmasının yapıldığı 15/03/2023 tarihli duruşmada engel bir dava şartı eksikliğinin bulunmadığı tespit edilerek taraflar arasındaki ihtilafın ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup 18/01/2020 tanzim tarihli, 20/02/2020 vade tarihli ve 500.000 TL bedelli bononun tefeciliğe bağlı olarak ve irade fesadına dayalı olarak düzenlenip düzenlemediği ve buna da bağlı olarak sonuçta davacının davalıya söz konusu bono ve takip nedeniyle borçlu olup olmadığı hususlarının aydınlatılmasına yönelik olduğu tespit edilerek tahkikata geçilmek suretiyle davanın niteliğine ve dosya kapsamına nazaran---- Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı Kamu Davası bekletici mesele yapılmıştır. UYAP içeriği celbedilen----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibin keşidecisi ... ve lehtarı ... olan 18/01/2020 tanzim tarihli, 20/02/2020 vade tarihli ve 500.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak ... tarafından ... aleyhine başlatıldığı ve 500.000 TL asıl alacak ve 85.890,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 585.890,41 TL üzerinden yapılan takip olduğu belirlenmiştir. Bekletici mesele yapılan dava sonunda verilen kararın kesinleşmesi üzerine celbedilip incelenen karara ve tutanaklara göre takibe ve davaya konu bono hakkında görülen söz konusu --- Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı Kamu Davasının yargılaması sonunda sanık ...'ın tefecilik suçunu işlediği sabit görülerek mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın İstinaf yoluna gidilmeksizin 14/02/2025 tarihinde kesinleştiği belirlendiğinden kesinleşen bu 25/11/2024 tarih ve ----- Esas, ----- Karar sayılı mahkumiyet kararının buraya aynen alınması uygun görülen gerekli-yeterli kısımları: "... Katılan Beyanında: "Önceki beyanlarımı aynen tekrar ederim. Ben sanığı-----vasıtası ile tanıdım. Sonrasında sanık beni ------bir kafeye davet etti orada konuştuk yaptığımız anlaşmaya göre sanık bana 60.000 TL verecekti bundan yaklaşık 4 ay sonra eylül ayında ben sanığa 90.000 TL ödeyecektim. Yaptığımız anlaşmadan bir hafta sonra sanık bana birbirimizi tanımıyoruz bu nedenle kendimi garantiye almak için senden senet alacağım dedi. 500.000 TL lik senet istedi. Ben de bana karşı yanlış bir şey yapmasını istemediğimi söyleyince o da olur mu öyle şey ortak tanıdığımız var dedi. Bunun üzerine sanığın erkek bir avukatı ile telefonda konuştum, onun bana tarif ettiği şekilde kendi elimle 500.000 TLlik senedi düzenledim sanık ile beraber adliyeye geldik. Sanık ben kendimi garantiye almak için bu senedi icra yoluyla takibe koyacağım ancak sen merak etme herhangi bir şey olmayacak dedi. Benim paraya çok ihtiyacım vardı. Bu nedenle sanığın talebini kabul ettim. Sanığın bir elemanı adliyede senedi benden aldı, temmuz ayında evime ihtarname geldi. ---- telefon ile ulaşamadım. Sanık ... ile abim ----- telefondan görüştü. Sanık abime borcumu 120.000 TL'ye çıkardığını söylemiş. Abimin yardımı ile eş dosttan 120.000 TL'yi topladık. Abim sanığı aradı ve para hazır dedi. Ancak sanık abime 120.000TL sizde kalsın parayı istemiyorum, yanıma gel görüşelim dedi. Bunun üzerine abim sanığın yanına gitti ve rakam bir anda 350.000 TL'ye çıktı. Eylül ayında senedin tarihi geldiğinde abim ve dayım ile birlikte ------ ofisine gittik. Parayı sanığa ödeyecektik ancak sanık oraya gelmedi. Sanık gelseydi ona anlaştığımız 90.000 TL'yi ödeyecektim. Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" dedi. Katılandan vekilinin talebi üzerine katılandan soruldu: sanığın yanında onun yanında bir elemanı ile birlikte ----- adliyesine geldiğimizde sanığın elemanı benden bir belge imzalamamı istedi. Ben de bu belgeyi imzaladım. İcra dairesinin içerisine hiç girmedim. Ben koridorda bekledim. İcra dairesi memurları tarafından bana orada hiç bir tebligat yapılmadı. Az önce söylediğim gibi icra dairesinin içine hiç girmedim, icra memurlarıyla hiç muhatap olmadım." şeklinde iddia ve beyanda bulunmuştur. Tanık ----... Beyanında: "Müşteki ------ kardeşimdir. Kardeşim bana 60.000 TL borç aldığını, bunun karşılığında 90.000 TL ödeyeceğini söyledi. Aradan zaman geçtikten sonra kardeşim bana abi borç 120.000 TL oldu dedi. Bunun üzerine ben ----- beyi aradım ve görüşmek istedim. Rakamın bu olmadığını, borcun 350.000 TL olduğunu söyledi, dedi. Soruldu: ''sanığın bana söylediği ----- bir cafeye giderek sanıkla yüz yüze konuştum. Durumun ne olduğunu sorduğumda benim borç miktarını yanlış bildiğimi, borcun 350.000 TL olduğunu söyledi. Ben bu parayı ona ödeyemeyeceğimizi söyledim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık C... C... Beyanında: "----- benim reklam, sözleşme ve kart gibi işlerimi yapan bir kişidir. Bu nedenle dükkanıma gelip giderdi.---- daha önceden tanırım. -----hisseli gayrimenkulleri alıp satan bir kişidir. ----- babası vefat ettikten sonra hisseli gayrimenkuller miras olarak kaldı. Bir tanesi ---- bir tanesi de ----- sokakta olmak üzere iki yer kalmıştı. Hisseleri ailesiyle görüşmek istemediğinden paylaşmaksızın intikal yaptırmadan satmak istediğini bana söyledi. Daha sonra ------ aralarında bir tanışıklık oldu. Çünkü ikisi de dükkanıma gelip giden kişilerdi. Benim iş yerim bir emlakçı dükkanıdır. Aralarındaki samimiyet ilerledi. ---- borç para almaya başladı. Birlikte gezmeye başladılar. ----- kalan hisseli yeri de ---- hallederim dedi. Hisseler için dava açıldı. ----- gayrimenkulüyle ilgili işleri avukat aracılığıyla gerçekleştirdi. Bu işler sebebi ile yaklaşık 10.000 lira para harcamıştı. ---- bildiğim kadarıyla ----- ilk etapta hisselerini satın almak için 300.000 TL para verdi. Daha sonra bir miktar daha para verecekti. Ancak bunun miktarını bilmiyorum. Tefecilik kastıyla para vermesi söz konusu değildir. Ben böyle bir şeye şahit olmadım. ---- benden de borç almıştı ve borcunu bana da ödemedi. ---- sebebi ile ---- de aram bozuldu. Sonrasında ----- abisi ve amcası dükkanıma geldiler. ----- 150.000 TL verelim hisseleri bize geri versin diyerek teklifte bulundular. ---- onlara ben bu hisselere 300.000 TL verdim, diğer hisseleri de almak istiyorum, 150.000 TL'ye bu hisseleri nasıl geri vereyim dedi. ------ bu hisseler için 300.000 TL verdiğini de bu konuşmalar esnasında duydum. Senet imzalatıldığına dair bir şey görmedim ve duymadım. Zaten ----- gayrimenkulüyle ilgili işlemlerini yasal yollardan ----- avukatı gerçekleştirdi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık -----... Beyanında: "Müştekiyi tanımıyorum. ... para satan bir kişidir. Ben daha önce bu kişiyle kahvehanede tanıştım. Zamanla samimi oldum. ...'dan ufak miktarlarda borç para alıp daha sonra bunları ödedim. Yine ufak bir borcum ile ilgili bir gün beni aradı. Ben parasının hazır olduğunu söyledim ancak o geciktiğini söyleyerek bana telefonda hakaret etti. Evime geleceğini söyledi. Bunun üzerine bir arkadaşıma 7.000 lira para verdim. Git bu parayı ver borcumu öde dedim. Aslında en başında aldığım para 1.000 liraydı ancak ... bana boş senet imzalatmıştı. Daha sonra bu senedi kendisi doldurarak icraya koydu. Senede kaç lira borç yazdığını bilmiyorum. Halen icra süreci devam etmektedir. Şu an senedin borcu 70.000 TL küsur olmuş. ... bu şekilde beni tuzağa çekmiştir. Sanık aynı şeyi başkalarına da yapan bir kişidir. Bununla ilgili mesajlaşmalarımı ve banka dekontlarımı mahkemeye sunabilirim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık -----... Beyanında: "Bir gün eve 500.000 TL'lik senet ile ilgili bir yazı geldi. Benim böyle bir durumdan haberim olmadığı için endişelendim. Durumu eşim olan ...'ya sorduğumda o da bir sıkıntı olmadığını, 60.000 TL borç aldığını, bunun karşılığında senet imzaladığını söyledi. --- ve ---- bu işi birlikte icra ediyormuş. ---- ve eşim arasında aracılık yapmış. ----- telefonda görüştüm. ------ bana kendilerini güvence altına almak için böyle bir senet imzalattıklarını, 90.000 lira ödediğimiz takdirde senedi bize iade edeceğini söyledi. Ancak eşim parayı götürdükçe onlar borç miktarını arttırdılar. Önce 120.000 TL sonrasında 350.000 TL'ye çıkardılar" dedi. Soruldu: "eşimin ev satması gibi bir durum söz konusu değildir. Hisse satması da söz konusu değildir. Zaten telefonla ----- konuştuğumda o da bana böyle bir şey söylemedi. ----- bana eşimin ----- 60.000 TL borç para aldığını, 90.000 TL ödediğimiz takdirde bu borcun biteceğini söyledi. Gayrimenkul satımı gibi bir şeyden söz etmedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. S A V U N M A : Sanık Savunmasında; "iddianameyi anladım, önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim. Ben müştekiyi daha önceden tanımam. Müşteki babasından kalan gayrimenkul hissesini satmak için ilan vermişti. ----İsimli iş yeri bulunan ---- isimli arkadaşımın bana haber vermesi üzerine bu hisseleri satın almak için müşteki ile emlak ofisinde buluştuk. 500 BİN TL'ye anlaştık. Bu yerin bana devredilmesi için tapuya gititğimiz de miras sebebi ile hissedarların bir araya gelerek intikal yaptırmamaları sebebi ile satış yapılamadı. Bu gayrimenkulle ilgili bazı harç ve masrafları ödemesi için müştekiye 20 bin TL verdim. Müşteki harçları ödedikten sonra tekrar tapuya gittiğimiz de başka bir sebeple yine satış yapılamadı. Bunun üzerine 40 bin TL daha müştekiye verdim. Arkadaşım ----- bu ev 2 milyon TL eder dediği için biz buranın tamamını 1 milyon 500 bin TLden alacaktık. Ben 500 bin TL lik hissesini alacaktım. ------, müşteki için bana bu kişiyi çocukluğundan beri tanıdığını ve ona parayı verebileceğimi söyledi. Bu nedenle bende önce 20 bin TL sonra 40 bin TL yi müştekiye verdim. Müştekide abileri ile buluşarak önce kendi hissesini daha sonra diğer hissedarların hissesini verecekti. Tapu da benim üzerime kayıtlı olacaktı. ----- daha sonra bu yeri değeri neyse satacaktı. Bu şekilde kar edecektik. Aradan 1 ay geçti ancak müşteki hiç bir taahhüdünü yerine getirmedi. Bunun üzerine müştekiden 500 bin TLlik senet imzalayıp vermesini istedik. Müşteki senedi imzaladı. Evi devretmesi için 1 aylık süre verdik ancak yine devretmeyince senedi işleme koyduk. Suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehe hükümlerin uygulanmasını talep ederim, hakkımda şikayetten vazgeçme olursa bunu kabul ederim" dedi. Sanığın hazırlık ifadesi okundu, çelişki üzerine soruldu: "ben müştekiye önce toplam da 60 bin TL para vermiştim. Ancak param onda kalmıştı daha sonra müşteki senedi imzaladı. Senedi takibe koyduktan sonra o yer üzerine haciz konulduktan sonra ----- nezaretinde 400 bin TL'yi elden müştekiye teslim ettim. Kalan 100 bin TL'yi ise bankadan müştekiye gönderdim. Müşteki bankada sıkıntısı olduğunu ve hesaplarına bloke konulduğunu söylediği için 400 bin TL'yi --- çalışanların nezaretinde müştekiye teslim ettim. Emlakçı --- orada komisyonunu aldı" şeklinde savunmada bulunmuştur. İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Sanığın katılana 2021 yılı mayıs ayında 60.000 TL para verdiğini, bunun karşılığında 90.000 TL ödeme yapacakları konusunda anlaştıkları, sanığın katılandan 500.000 TL tutarda senet aldığı, katılanın 20/09/2021 tarihinde sanığa ödeme yapacağını ilettiği ancak sanığın borcunun 350.000 TL olduğunu söylediği, dosya kapsamında bulunan katılan ve tanık beyanları ile sanık savunmalarının ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın katılana geri almak üzere borç para verdiği ancak parayı katılandan verdiğinden çok daha yüksek meblağla geri ödeme yapmak için zorladığı, bu kapsamda sanığın üzerine atılı TCK 241/1 maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu işlediğinin sabit olduğu, sanığın üzerine atılı suçla cezalandırılması, sanık hakkında TCK 58. maddesinde düzenlenen ikinci kez mükerrirlere özgü infaz hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi ve sanık hakkında TCK'nın 53/1. maddesinde düzenlenen güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi." şeklinde mütalaada bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Sanık savunmaları, katılan beyanları, tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, katılanın aşamalardaki dosya kapsamı ile uyumlu ve istikrarlı beyanlarının tanık beyanları ile desteklenmesi, sanığın soruşturma aşamasındaki ve duruşmadaki savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı ve çelişkili olması ayrıca tanık ----- ve sanığın beyanları arasındaki tutarsızlıklar karşısında, sanık savunmalarının suçtan kurtulma maksatlı olduğu ve itibar edilemeyeceği, sanığın katılana daha sonra faizi ile geri almak üzere borç para vermek sureti ile tefecilik suçunu işlediğinin sabit olduğu kanaatine varılarak aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Sanığın adli sicil kaydında yer alan tekerrüre esas mahkumiyeti sebebi ile yasal şartları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Sanığın katılana karşı tefecilik suçunu işlediği sabit görüldüğünden TCK'nın 61. maddesine göre temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi dikkate alınarak asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle eylemine uyan TCK’nın 241/1. maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 2 YIL 2 AY HAPİS CEZASI ve 100 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, ..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Davalı adına 11/07/2023 tarihli dilekçe ile 2 tanık bildirilmiş ise de bekletici mesele yapılan mahkumiyet kararına, yukarıya gerekli kısımları aynen alınan karar içeriğinde yer alan beyanlara, tefecilik suçunun sabit görülmüş olmasına, konunun taraflar arasında şeklen geçerli bonoya ilişkin olmasına, belgenin taraflarına ve ihtilaflı değere göre senetle ispat kuralına, bildirilen iki tanıktan birinin ceza yargılamasında dinlenmiş olmasına ve dinlenen bu tanığın beyanına ceza mahkemesince gerekçeleri de belirtilerek itibar edilmemiş olmasına ve dosya kapsamına nazaran davalı tanıklarının dinlenmesine gerek olmadığına karar verilerek tahkikat bitirilmiştir. Kesinleşen mahkumiyet kararına ve gerekçesine bağlı olarak takibe konu geçerliliğini yitirmiş ise de taraflar arasında bir ilişkinin kurulmuş olması, dosya kapsamına göre davacının tefecilik sınırları dışında kalan bir miktar borcunun söz konusu olması, bu miktarın objektif olarak aydınlatılmasının söz konusu mahkumiyet kararının sınırları dikkate alınarak Mahkememizce gözetilmesi gerektiği ve buna göre yapılan irdelemede gerekli kısımları yukarıya aynen alınan mahkumiyet kararında yer alan katılan beyanına göre davacının davalıya 90.000 TL ödeyecek olduğunun kabul edilmiş olması karşısında ve davacıyı bağlayan bu kabul esas alınarak meselenin aydınlatılmasının isabetli olacağı, buna göre 90.000 TL'yi aşan bono miktarının tefecilik kapsamında kalmış olacağı ve tefecilik kapsamı dışında kalıp mahkumiyet kararının bağlayıcılık sınırı dışında olan 90.000 TL yönünden davacının davalıya borcunun olduğu, bunun davacı tarafın da kabulünde olduğu ve bunu aşan miktar olan 410.000 TL yönünden mahkumiyet kararı doğrultusunda borcunun olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından bu doğrultuda davanın kısmen kabulüne ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurularak kabule konu bedel üzerinden davacı lehine icra tazminatına da karar verilmiş ise de her hangi bir tedbir kararı bulunmadığından ve davacı aleyhine icra tazminat şartları gerçekleşmediğinden davacı aleyhine davalı tarafça ileri sürülen icra tazminatına ilişkin talebin reddine de karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: Davanın kısmen kabulü ile-----. İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup 18/01/2020 tanzim tarihli, 20/02/2020 vade tarihli ve 500.000 TL bedelli bono nedeniyle davacının 410.000 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, Yukarıdaki hüküm fıkrasına konu miktar dışında kalan bedel yönünden davanın reddine, Kabule konu bedel üzerinden hesaplanan %20 icra tazminatı 82.000 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Redde konu bedel yönünden herhangi bir tedbir kararı olmadığından ve şartları gerçekleşmediğinden davacı aleyhine icra tazminatına ilişkin ileri sürülen talebin reddine,Kabule konu dava değeri üzerinden hesaplanan 28.007,10 TL nispi karar harcından Mahkeme veznesine yatan 10.005,55 TL peşin harcın mahsubu ile EKSİK 18.001,55 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen peşin harçlar toplamı 10.097,75 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından harç dışında yapılan toplam 355,75 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 292 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; geri kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça istifaya bağlı ve davalı taraf üzerinde kalacak giderler dışında yargılama kapsamında yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına, Kabule konu değer üzerinden davacı vekili yararına tarife gereğince hesap ve takdir edilen 65.500 TL nispi avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,İlişkin olmak üzere davacı vekilinin e-Duruşma sistemi üzerinden yüzüne karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/537, K. 2025/296, T. 09.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-537-e-2025-296-k-cd8b4e13674a