İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/71 E. 2023/893 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/71
Karar No
2023/893
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/71 KARAR NO : 2023/893 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 04/02/2021 KARAR TARİHİ : 12/12/2023 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/09/2022 KARAR TARİHİ : 12/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/07/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı------ plakalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek asli ve tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazasında aynı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, bu nedenle ----- ATM. ----- esas sayılı dosyada açtıkları davada yargılama sırasında -----.ile poliçe limiti dahilinde anlaşmaya varıldığını ve poliçe limitini aşan kısım için sürücü ve işletene karşı açılan davada ibraname imzaladıklarını, dava konusu kazadan önce ve halen ----- bünyesinde ----- Departmanında satış yöneticisi olarak çalışan müvekkilinin asgari ücretin üzerinde gelir elde etmekte olup dava konusu kaza sebebiyle daimi sakat kalmış olduğundan bakiye ömrü boyunca artık eskisi gibi ihtiyaçlarını karşılamayacak ve eskisine oranla daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağından ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklı olarak uğradığı zararla birlikte yaşı ve kendisine izafe edilecek kusurun olmadığı da değerlendirildiğinde yapılacak yargılama sonucunda Mahkeme tarafından yaptırılacak bilirkişi hesaplaması ile müvekkilinin gerçek zararının ortaya çıkacağını, müvekkilinin dava konusu kaza nedeniyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralandığını, tedavisi için hastaneye gidip gelmek zorunda kaldığını ve en sonunda da hayatının geri kalan kısmında dava konusu müessir kazayı hayatı boyunca hatırlamasına sebebiyet verecek şekilde genç yaşta sakat kaldığını, arz ve izah edilen sebeplerle, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirkete başvurunun yapıldığı 01/04/2019 tarihini takip eden 8 iş günü bitimi olan 09/04/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 1.000 TL daimi iş göremezlik tazminatı ile 1.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 2.000 TL maddi tazminatın, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan artan mali mesuliyet sigortası poliçesi kapsamında azami poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olmak üzere davalı şirkete başvurunun yapıldığı 01/04/2019 tarihini takip eden 8. İş günü bitimi olan 09/04/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;------plakalı aracın müvekkili şirket tarafından tanzim edilen, 05.02.2017-2018 vadeli ----- poliçe no’lu artan mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tespit tutanağı ve diğer deliller tarafımıza tebliğ edilmemiş olup öncelikle davacı yanın iddia ettiği kazanın meydana geldiğini ve zarar görenin de bu kazaya karıştığını ispat etmesi gerektiğini, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kaza sırasında sigortalı aracın işleteninin sigorta ettiren olup olmadığının araştırılmasını talep ettiğini, işletenin sorumluluğunu teminat altına alan müvekkili şirketin işletenin sorumluluğu bulunmaması karşısında sorumluluğu bulunmayacağının açık olduğunu, dava konusu olaya ilişkin, aracın poliçeleri arasında sıralı sorumluluk ilişkisi mevcut olduğu teminata konu bir hasar meydana gelmesi durumunda tazminat öncelikle ve sırasıyla, ilgili araçların yürürlükte olması gereken trafık sıgortası poliçelerinden karşılanacak olup meydana gelen zararın, bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısmı için aracın kasko sigortası poliçesinde mevcut ihtiyarı mali mesuliyet teminatı devreye girecek olup ilgili poliçedeki imm teminatının üzerinde kalan kısım için bu poliçeye başvurulabileceğini, sigortalı araçların herhangi bir hasar durumunda yürürlükte trafik sigortası poliçesi mevcut değilse, bu poliçe sadece trafik sigortası poliçesı için yürürlükte olan teminat limitlerinin üstü için koruma sağlayacağını----- plakalı aracın trafik sigortacısı, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi ----- Olduğunu, davacı her ne kadar poliçe teminatının 330.000 TL olduğunu belirtmişse de, bu hususun hatalı olduğunu, kaza tarihi itibariyle poliçe teminatının 330.000 TL ZMM + 330.000 TL ZKTM teminatı olmak üzere toplam 660.000 TL olduğunu, ----- plakalı aracın -----Firmasına ait bir otobüs olup, taşımacılık faaliyeti yaptığını, 26.04.2016 tarihli ve---- sayılı ----- 6704 sayılı Kanun'un 17. Maddesi ile karayolu yolcu taşımacılığında işletenlerin yaptırmak zorunda oldukları Karayolu Zorunlu Taşımacılık Sigortası kaldırıldığını, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası’na ilişkin 18-26 maddeleri 6704 sayılı Torba Yasa’nın 17.maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ise de onun yerine, 22.05.2016 gün ---- sayılı ----- yayınlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin 28/A maddesiyle, şehirlerarası ve uluslararası taşımacılık yapan araçlar için Zorunlu Mali Sorumluluk poliçelerinin güvence limitleri iki kat olacak biçimde düzenleme yapıldığını, yani yolcu taşıma sırasında yolcuların uğrayacağı zararın karşılanmasında öncelikle taşıma sigortacısı tarafından zararın karşılanacağı ile ilgili hükümler kalkmış ve bu zararlardan da zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sorumlu olacağı belirtildiğini, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sorumluluğu da, 2 kat olacak şekilde düzenlendiğini, öncelikle sorumluluğunun ZMM sigortacısı ------olduğunu, teminatın ise 660.000 TL olduğunu bildirmekle birlikte, sıralı sorumlulukta 2. Sırada yer alan poliçe aracın kasko sigortası poliçesinde mevcut ihtiyarı mali mesuliyet teminatı barındıran poliçe olduğunu,-----plakalı aracın ------tarafından düzenlendiğini, nitekim belirtildiği gibi sıralı sorumlulukta 2. olarak sorumlu sigorta şirketi------ olup, müvekkili şirketin belirtilen her iki sigorta şirketindeki ------plakalı aracın poliçe teminatları tükenmeden sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu kaza neticesinde zararın oluşmasında davacı yanın ağır kusuru bulunduğunu, salt yolcu olmak kusursuz olduğu anlamına gelmediğini, emniyet kemerinin takılmaması gibi hususlar açıkça müterafik kusur olduğunu, bu hususun zarar ile kaza arasındaki illiyet bağını kopardığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, ayrıca dava konusu olayda taşımanın niteliğinin, menfaat karşılığı olmadan yapılan hatır taşımasına dair Yargıtay içtihadı uyarınca değerlendirilmesini talep ettiklerini, bu itibarla taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı, yani olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırılması gerektiğini, bu araştırma neticesi tazminatın, hakkaniyete uygun bir oranda indirilmesi gerektiğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar gereği geçici iş göremezlik zararı sağlık giderleri teminatına alındığını, ayrıca sağlık giderleri teminatı ---- Kurumunun sorumluluğunda olduğu ve sigorta şirketlerinin sorumluluğu bulunmadığı açıkça belirtildiğini, davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini, diğer yandan kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ve zararın da kaza ile illiyetinin tespiti halinde ortaya çıkan zarardan kaynaklanan tazminatın hesaplanması için dosyanın aktüer siciline kayıtlı aktüerya uzmanına gönderilmesini talep ettiklerini, ancak önemle belirtmek gerekir ki aktüer hesabı yapılırken kullanılan yaşam tablosuna göre bakiye ömür, bilinen dönem, aktif ve pasif dönemin ayrı ayrı ve denetime elverişli biçimde hesaplanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte yerleşik Yargıtay içtihatları gereği manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması esas olduğunu, nitekim Yargıtay -----. HD------sayılı kararında bu hususu açıkça ortaya koyduğunu, dolayısıyla bu hususa yönelik olarak da itirazları sunduklarını, Yargıtay -----. Hukuk Dairesi ----- sayılı 15.04.2013 tarihli Yargıtay kararına göre; manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığını, bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini, o halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmesi gerektiğini, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterildiğini, bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiğini, manevi tazminata hükmedilirken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi, eylemin niteliği, zarar görenin ve zarar verenin kişilikleri gibi özellikler göz önünde tutulması gerektiğini, davacıların sosyal ve ekonomik durumları ile hangi Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olduklarının mahkemece tespit edilmesi gerektiğini, bilindiği üzere eğer davacılar ----- Kurumundan ölüm/cenaze masrafı, geçici iş göremezlik ödeneği, tedavi gideri ya da peşin sermaye değeri almış ise, bu sosyal güvenlik kuruluşlarının kendi özel kanunlarına göre müvekkili şirkete rücu imkanı doğduğunu, müvekkili şirketin davacıların dışında, Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının da aynı kazadan dolayı aynı rücu talepleriyle karşı karşıya kalmaması için bu konudaki araştırmaların re’sen yapılması gerektiğini, bu çerçevede----- rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından işbu dava açılmadan önce müvekkiline herhangi bir başvuru yapılmadığını, temerrüt süresi delillerin tamamlanmış olması halinde tümünün müvekkili şirkete tebliği tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başladığını, zira Yargıtay yerleşik içtihatları ve Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, zararın sigorta tazminatı kapsamında yer alıp almadığının, kusur durumunun yani ödemeye esas alınabilecek tüm belgelerin toplanmasından önce Sigorta şirketinin temerrüdü gerçekleşmediğini, arz ve izah edilen nedenler ve Mahkemece resen tespit edilecek sebeplerle, aleyhlerine açılmış olan haksız ve mesnetsiz davanın Esasına girildiği takdirde, davaya konu talebin öncelikle taşımacılık poliçesine (yoksa Güvence Hesabı'na) VE kasko poliçesine yöneltilmesi zorunluluğu nedeniyle, husumet nedeniyle reddini, davaya konu talebin zamanaşımına uğraması, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması nedeniyle, meydana geldiği iddia edilen zararın kaza ile illiyeti bulunmaması nedeniyle reddine, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini; aksi halde, davanın ZMM ve KAsko Sigortacılarına ihbarına, davacı yanın müterafik kusurunun nazara alınmasına, celp edilmesi gereken delillerin toplanmasına, kusur durumu ve zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına, her halde haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. -----.ATM'NİN ----- ESAS -----KARAR SAYILI BİRLEŞEN DAVA DOSYASINDA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/07/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ----- plakalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek asli ve tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazasında aynı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, bu nedenle -----ATM. ----esas sayılı dosyada açtıkları davada yargılama sırasında -----.ile poliçe limiti dahilinde anlaşmaya varıldığını ve poliçe limitini aşan kısım için sürücü ve işletene karşı açılan davada ibraname imzaladıklarını, kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS poliçesi limitinin tamamının müvekkiline ödendiğini, aşan kısım yönünden -----başvuru yaptıklarını, çoklu kaza nedeniyle maddi tazminat teminatının kalmadığının bildirildiğini, manevi tazminat yönünden sigorta şirketinin bakiye teminatını kabul etmediklerini, artan mali sorumluluk poliçesi kapsamında bu defa ----- başvuru yaptıklarını, verilen teklifin düşük olması nedeniyle anlaşamadıklarını, bu nedenle de anılan şirkete karşı---- ATM---- esas sayılı dosyada görülen davayı açtıklarını, usul ekonomisi açısından her iki dava arasında bağlantı bulunması ve aynı sebepten doğması nedeniyle bu dava dosyasının -----ATM.nin ----- esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yürütülecek tahkikat neticesinde 500 TL daimi iş göremezlik tazminatı ve 500 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; -----plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde-----nolu , 27/03/2017-27/03/2018 vadeli Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçede yer alan İhtiyari Mali Mesuliyet teminatı sebebiyle sorumluluğu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kaza başı teminatı manevi , maddi ve bedeni zarar ayrımı yapılmaksızın tefriksiz ve poliçe limiti 250.000TL ile sınırlı olduğunu, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası ile, poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla bu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafik Kanunu ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına göre aracın işletenine ait olan hukuki sorumluluğun, sigortalı araç için yaptırılması zorunlu olan tüm Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortaları limitlerinin üzerinde kalan kısmının poliçede yazılı teminat ve limitler dahilinde temin edeceğini, sigorta poliçeleri arasındaki sorumluluk esası, müşterek ve müteselsil sorumluluk olmayıp sıralı sorumluluk esasına tabi olduğunu, sigorta primleri de bu risk durumuna göre belirlendiğini, ---- plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu nedenle meydana gelen zararlar öncelikle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinden karşılanması gerektiğini, bu poliçenin limiti tamamen tükendiğinde geriye bakiye bir zarar kalır ise müvekkili şirket nezdinde düzenlenen Kasko Sigortasında yeralan İhtiyari Mali Mesuliyet teminatı için başvurulması gerektiğini, davaya konu araç ile -----iline yolcu taşımacılığa yapılmakta iken söz konusu kaza gerçekleştiğini, işbu kapsamda şehirlerarası taşımacılık yapan araç yönünden Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinin teminat limitlerinin iki katı olacak şekilde uygulanması gerektiğini, buna göre kaza tarihi 24.07.2017 itibariyle karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat limiti 330.000TL, iki katı uygulandığında 660.000 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu davacının zararının 660.000 TL üzerinde kalan haller yönünden söz konusu olacağını, davaya konu 25.07.2017 tarihli iş bu kazada davacıların yanı sıra söz konusu kazada başka zarar görenler de olabileceğini, müvekkili şirkete işbu kaza ve davaya ilişkin evrakların tamamı iletilmemiş olması sebebiyle tespit yapılamadığını, kazadan sonra yaralı olarak hastaneye kaldırılan diğer yolculardan da hayatını kaybedenlerin olma olasılığı yüksek olduğun, kazanın bilançosu düşünüldüğünde, poliçe teminatı, maddi ve manevi teminat dahil tefriksiz kaza başı ve poliçe süresi boyunca sorumluluğu teminat limiti ile olup bu teminatın KTK 96.maddesi gereğince garame usulü yaralananlar ve hayatını kaybedenler sebebiyle destek zararına uğrayanlar arasında paylaştırılması gerekeceğinden yaralıların ve ölenlerin yakınlarının maddi ve manevi talepli dava açma ihtimallerine binaen dosya zaman aşımı süresi dolana kadar bekletilmesi gerektiğini, dava açılması halinde bu dosyalar birleştirilerek tazminat hesabı yapılması gerektiğini, bu nedenle bu hususun bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemesi kaydı ile müvekkili şirket ihtiyari mali mesuliyet poliçe teminat limiti 250.000 TL olup, dava dışı bir başka mağdur ----- açtığı dava neticesinde 06.11.2018 tarihinde manevi zararı için 65.000 TL asıl alacak olmak üzere icra dosyasına 89.397,29 TL ödeme yapıldığını, bu kapsamda müvekkili şirketin bugün itibariyle bakiye teminat limiti 177.500 TL olduğunu davacının malul kalıp kalmadığının, eğer malul kaldı ise maluliyet tazminat miktarının tespiti gerektiğini, davacının sürekli iş göremezliği söz konusu ise bu durumda ---- kendisine herhangi bir aylığın bağlanıp bağlanmadığı ve ---- herhangi bir ödeme alıp almadığı belirlenerek maluliyet zararının kurumca giderilip giderilmediği ve ne ölçüde giderildiği saptanması gerektiğini, ödenen sosyal sigorta gelirleri ile zarar tamamen karşılanmış ise söz konusu dönem için tazminat ödenmesi gerektiğini, şayet, bu devrede yapılan sigorta yardımları daha fazla ise, kalan miktar, çifte ödemeyi önlemek için ikinci dönemin tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, dava konusu zararın, bir haksız fiil neticesinde meydsu zarar , bir haksız fiil neticesinde meydana geldiğinden ticari faiz talep edilemeyeceğini, müvekkili şirketin olay tarihi itibariyle temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, bir an için sorumluluk hükmedilse dahi, haksız fiillerden mütevellit tazminat taleplerine, temerrütten itibaren yasal faiz talep edilebileceğinden; davacı tarafın ticari faizi talebinin hatalı olduğunu, izah edilen sebeplerle; müvekkili şirketin sigortalı araç sürücüsünün sorumluluğunu bulunmaması sebebiyle esasa ilişkin itirazları dikkate alınarak davanın esastan reddine, ceza dosyasının Mahkeme dosyasına celbine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, ----- Noterlere Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Sigorta Başvuru Dosyası, ZMMS Poliçesi, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi, ESD Sonuçları, ----Kayıtları, ----Asliye Ceza Mah.---- dosyası , ---- Maluliyet Raporu, Bilirkişi Kusur Raporu, Bilirkişi Hesap Raporları, Sulh ve İbraname belgesi, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ : Dava, Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak ön inceleme duruşması icra edilmiş tarafların sulh olmak istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikat aşamasına geçilerek yargılamaya devam edilmiştir.Ne var ki, tahkikat tamamlanmadan asıl ve birleşen dosyanın davacı vekili tarafından UYAP sistemi üzerinden gönderilen 11/12/2023 tarihli dilekçeyle davalardan feragat edildiği ve buna göre karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Asıl dosyada davalı----- Sigorta Şirketi vekili tarafından da UYAP sistemi üzerinden gönderilen 11/12/2023 tarihli taraflaların sulh olduğuna ilişkin dilekçe ve ekinde İbraname, Feragat Beyanı ve Sulh başlıklı belge sunulduğu tespit edilmiştir. Birleşen dosyada davalı ----- Şirketi vekili tarafından ise UYAP sistemi üzerinden gönderilen 30/10/2023 tarihli dilekçeyle ekinde İbraname, Feragatname ve Makbuz başlıklı belge sunulmuştur. Belirlenen bu hususlara göre uyuşmazlığın taraf iradeleri ile çözüldüğü ve davacının alacağına kavuştuğu aşikardır. Böylece esasında eldeki, davaların konusuz kaldığı anlaşılmakla birlikte olaya taraf vekillerinin beyanları gereği davadan feragata ilişkin yasal düzenlemelerin uygulanması gerekmiştir.Bu minvalde 6100 Sayılı HMK'nin 74.maddesi kapsamında asıl ve birleşen dosya davacı vekili tarafından dosyalara sunulan vekaletname üzerinde yapılan incelemede davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.6100 sayılı HMK'nin 309/1.maddesi gereğince; feragat dilekçe ile veya sözlü olarak yapılır. HMK'nin 310/1 maddesi gereğince; Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. HMK'nin 309/2.maddesine göre ise; feragat karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatına bağlı değildir. HMK'nin 309/4 maddesine göre de; Feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır.6100 Sayılı HMK'nin 311.maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." hükmü bulunmaktadır. 6100 Sayılı HMK'nin 312/1.maddesine göre ise "Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Feragat veya kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerini mahkumiyet, ona göre belirlenir." hükmü bulunmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve anılan yasal düzenlemeler ışığında yapılan inceleme ve değerlendirmede; usulüne uygun olarak yapılan ve davayı sona erdiren taraf işlemi niteliğindeki vaki feragat beyanları nedeniyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderleri, davanın konusu, niteliği, değeri, yargılamanın bulunduğu aşama ve karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife ve parasal sınırlar da gözetilerek taraf vekillerinin beyan ve iradeleri ile dosya kapsamına göre karşılıklı olarak tarafların üzerinde bırakılmıştır. Ancak yargılama gideri kapsamına giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13)maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden AÜT uyarınca ödenen arabuluculuk ücretinden ise; vaki feragat beyanının, sulh sözleşmesi gereği davalı sigorta şirketlerince yapılan ödemeye bağlı olarak verildiğinin anlaşılması nedeniyle işbu olayda gerçekte hakkın özünden vazgeçme söz konusu olmayıp, yargılamaya bağlı olarak alacağın tahsil edildiğinin anlaşılması karşısında davanın açılmasına davalıların sebebiyet verdiği düşüncesiyle davalı sigorta şirketleri sorumlu tutulmuş ve bu kapsamda arabuluculuk ücretinin her bir dosyada ayrı ayrı sorumlu bulunan davalı sigorta şirketlerinden alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Asıl ve Birleşen Davanın ayrı ayrı FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-)Davacı tarafından asıl ve birleşen dosya için yapılan yargılama giderlerinin her bir dosyada ayrı ayrı davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Asıl ve birleşen dosyanın davalıları tarafından yapılan yargılama giderlerinin asıl ve birleşen dosyaların davalıları üzerinde bırakılmasına, 4-)Asıl davada 492 Sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (I) sayılı tarifenin (III) kısmınin 2-a fıkrası gereğince alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, Harçlar Kanununun 22.maddesi gereğince davanın ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra feragat ile sonuçlanmış olması nedeniyle 2/3'ü alınacağından, alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan (519,16 TL) peşin harcın mahsubu ile bakiye 339,26 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 5-)Birleşen davada 492 Sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (I) sayılı tarifenin (III) kısmınin 2-a fıkrası gereğince alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, Harçlar Kanununun 22.maddesi gereğince davanın ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra feragat ile sonuçlanmış olması nedeniyle 2/3'ü alınacağından, alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan (80,70 TL) peşin harcın ve tamamlama harcı olarak yatırılan (1.624,00 TL) harçtan mahsubu ile bakiye 1.524,80 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 6-)Asıl davada Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesine göre AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ------ Sigorta Şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına, 7-)Birleşen davada Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesine göre AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ----- alınarak hazineye gelir kaydına, 8-)Asıl ve Birleşen dava dosyalarında 6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansınin yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına ) Dair, tarafların ve vekillerinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle;-----Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/71, K. 2023/893, T. 12.12.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-71-e-2023-893-k-94e3dddfdae2