İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/895 E. 2024/861 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/895
Karar No
2024/861
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/895 KARAR NO : 2024/861

DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2023 KARAR TARİHİ : 26/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ---.İcrra Dairesinin ----- sayılı icra dosyasına dayanak---- Şubesi --- hesaba ait ---- numaralı 31.05.2009 tarihli 12.500 TL tutarlı çek bakımından borçlu olmadığını, müvekkilince, davalı ------ Şirketinin sahibi ve yetkilisi olduğu bir kısım teslim aldığı mallarla ilgili 4 adet 12.500 TL ve 3 adet 10.000 TL tutarlı toplam 80.000 TL çek verdiğini, bir adet çeki günüde ödemediğinden dolayı davalının sahibi olduğu----- çalışanlarının yokluğunda gelerek işyerindeki satın aldığı malların hepsini ve fazladan 9.500 TL tutarındaki malı rızası olmadan aldıklarını ancak davalının çeklerini iade etmediğini beyanla; davanın kabulüne ve dava konusu çek bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, davalının takip miktarının %20'si oranında tazminata mahkumiyetine hükmedilmesini, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini Talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule karşı itirazları olduğunu, istirdat talebinin bir yıllık hak düşür irede ileri sürülmesi gerektiğini, dava konusu edilen ---- İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı dosyasından yapılan tahsilatla ilgili olarak İcra Müdürlüğünce ekte sureti bulunan 21.06.2022 tarihli sıra cetveli düzenlendiğini, davacının, müvekkiline borçlu olduğunu ve bu borcun ödenmediğini, bu itibarla davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; resen gözetilecek sebeplerle; Öncelikle istirdat talebi yönünden davanın tefrikine ve tefrik edilecek yeni davanın hak düşürücü sürede ikame edilmemiş olması sebebiyle reddine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde davanın tümüyle esastan reddine, davacının en az %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve Her türlü yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Çeke dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; "Davalı tarafın şahıs olduğunu ve defter tutmadığını, davacı tarafın incelenen 2009 yılı ticari defter ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebilme vasfı taşımadığı (Yevmiye defterinde Kapanış tasdiki bulunmamaktadır.) davacı ticari defter kayıtlarında davalının cari hesabı olmadığı, dava konusu 31.05.2009 keşide tarihli 3129358 numaralı 12.500,00 TL tutarlı çekin davacının yasal ticari defter kayıtlarında olmadığı, davacı yasal ticari defter kayıtlarında dava dışı-----ait kayıtlar olduğu ------ numaralı satıcılar hesabında tutulduğu 13.909,57 TL alacaklı olduğu, davacının keşide ettiğini belirttiği toplam 6 adet çek toplamı 80.000 TL düşüldüğünde dava dışı ----- 66.090,43 TL alacaklı olacağı," şeklinde rapor sunulmuştur. TTK'nın 792. Maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. Dava konusu çekteki ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder niteliktedir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun teminat bonosu olduğu yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. (Yargıtay ----.Hukuk Dairesi'nin ----- Esas, ---- Karar sayılı --- Esas, --- Karar sayılı kararları) Somut olayda davalı davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatmış olup takibe konu çek sebebiyle borçlu olmadığı ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Davacı taraf mal teslimi için davaya konu çekleri dava dışı ---- yetkilisi olan davalıya verdiği, şirket çalışanlarının iş yerine gelerek rızası dışında mal alarak çeki bedelsiz bıraktıkları iddiası ile çek sebebiyle borcu olmadığını iddia etmiştir. İş yerinden rıza dışı mal alımına ilişkin olarak davacı ile dava dışı----- arasında ---Asliye Ticaret Mahkemesinin -----Sayılı dosyası üzerinden yargılama yapıldığı görülmüştür. Davacı tarafın ticari yılların olduğu yıllara ilişkin ticari defterleri incelenmiş ve davacının çeki ticari defterlerine kaydetmediği görülmüştür. Davacı çeki mal alışverişi kapsamında davalıya verdiği ve bu çek bedelini ödediğine ilişkin delil sunamamış olup illetten mücerretlik ilkesi gereğince çek niteliğindeki kıymetli evrak sebebiyle davalıya borçlu olmadığını ispat edememiştir. Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığından yemin delili de hatırlatılamamıştır. Hal böyle olunca davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine de karar vermiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 157,75-TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 12.500,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/895, K. 2024/861, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-895-e-2024-861-k-e2d9e73cb3d9