İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/855 E. 2024/862 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/855
Karar No
2024/862
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/855 KARAR NO : 2024/862 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2023 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 21/12/2017 tarihinde Ofis Vasıflı Bağımsız Bölümler Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin alıcı sıfatı ile sözleşmede yer aldığını, sözleşme kapsamında satıcının temerrüde düştüğünü, müvekkili ve davalı/ borçlu arasındaki imzalanan sözleşmede yer alan 5. Madde de; “Satıcı, işbu sözleşme ile Alıcı'ya tapuda devrederek teslim etmeyi vadettiği bağımsız bölümleri 6. Maddede belirlenen 36 aylık süre içinde sözleşmede belirlenen şartlarda "-----" teslime hazır hale getiremez ise yani Satıcının temerrüde düşmesinden kaynaklı teslim hazır hale getiremez ise, geciken her ay için Sözleşme konusu tüm bağımsız bölümlerin kira ve/veya kullanım mahrumiyeti tazmin tahtında, sözleşmede yer alan 2.Maddede yazılı satım bedelinin binde üçü (940,3'ü) tutarında cezai tutarı ödeyeceği" belirtildiği, davalı dava tarihi itibarıyla halen daha sözleşme kapsamında yükümlülüğünü yerine getirmemiş, sözleşme konusu taşınmazları teslim edilmediğini, işbu sebeple davalı/borçlu taraf ünden kaynaklı cezai şart bedelinin ödenmediğini, taraflarınca davalı/borçlunun temerrüde düşmesinden kaynaklı olarak müvekkilin alacağını tahsil etme maksatlı olarak ---.İcra Müdürlüğü -----. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emri borçluya tebliğ edilmiş ardından da borçlu tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini, hem takibe dayanak olan hem de işbu davada ek olarak sundukları sözleşmede de görüleceği üzere davalı/ borçlu müvekkile borcun ödemediğini beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sözleşme konusu taşınmazı sözleşme hükümlerine uygun olarak inşa etmeyi sürdürdüğünü, müvekkil şirket ile davacı arasında ----- Noterliği'nin 21.12.2017 tarih ve ----- yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme karşılığında müvekkil şirket ---- numaralı bağımsız bölümlerin satışını taahhüt ettiğini, müvekkil şirket sözleşme kapsamında halihazırda "-----" projesinin inşaatını sürdürdüğünü, müvekkil şirketin, sözleşmeye bağlı olarak tarafına düşen tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmede taşınmaz teslimi Covid-19 pandemisi ve bunu engellemek için alınan tedbirler nedeniyle şantiye koşullarında inşaat faaliyetlerinin sekteye uğradığını, müvekkili şirketin talep edilen şekilde bir borcunun bulunmadığını, takipte alacaklı görünen tarafın takip konusu ettiği faiz dahil 376.614,06TL alacağın neye istinaden talep olunduğu ödeme emrinden anlaşılamadığını, borcun sebebine ilişkin açıklamalarda ilgili tarih ve tutarda olduğu belirtilen “cezai şart bedeli” denilmiş ise de müvekkili şirket ile alacaklı arasındaki hukuki ilişki bu nitelikte ve bu tutarda bir borca müteallik olmadığını, öte yandan, Mart 2021 dönemine ilişkin bir kalem girişi bulunmakla birlikte bir alacak tutarı gösterilmediğini, bu bağlamda, alacak tutarının da çelişkili olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmekte olup işin süresi mücbir sebepler ve zorlayıcı nedenler dolayısıyla uzadığını, müvekkilinin daha önce temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi faize hükmedilmemesi gerektiğini beyanla, davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün -----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda ," Niza konusu olayda hakli sebeple gecikmenin tespit edilemediği, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla, 334.800,00 TL asıl alacaklı olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işleyeceği, Mahkemenin aksi kanaate olması ve her bir gecikme tazminatına aylık olarak takip tarihine kadar gecikme tazminatı tahakkuk edeceğinin kabulü halinde, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla, 334.800,00 TL asıl alacak, 51.159,43 TL faiz olmak üzere, toplam 385.959,43 TL alacaklı olacağı," şeklinde rapor sunulmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Türk Borçlar Kanunu'nun 470'nci maddesine göre; eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Buna göre yüklenicinin temel borcu, yükümlendiği işi sözleşmeye, amacına uygun tamamlayarak teslim etmek, iş sahibinin temel borcu bedel ödemek olup, işin yapılıp teslim edildiğini yüklenici, iş bedelinin ödendiğini ise iş sahibi ispat etmek zorundadır.Ceza koşulu, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Ceza koşulu zararı tazmin amacı değil, sözleşmeden doğan borcun ifasını sağlama amacı güder. Ceza koşulunda kararlaştırılan ceza miktarı, ilke olarak tazminat miktarından yüksek tutulduğu için borçlu sözleşmeden doğan borcunu ifa etmek için daha çok çaba sarf eder. Ceza koşulunun bir diğer yararı da ifa etmeme halinde alacaklının uğramış olduğu zararı ispat etme zorunda kalmamasıdır. Bu bakımdan ceza koşulu çoğu zaman borçlunun borçlandığı asli edime eklenen veya onu çoğaltan bir borçtur. (A.g.e, s.1181) Ceza koşulu, borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali için kararlaştırılır. Bu bakımdan ceza koşulu, koşula bağlı bir edim taahhüdüdür. (A.g.e, s.1183)Ceza koşulunun bağlı olduğu borç geçerli şekilde doğmuş, fakat sonradan ortadan kalmışsa, buna bağlı olarak ceza koşulu da ortadan kalkar. Borçlunun sorumlu olmadığı sonraki ifa imkansızlığı (TBK m. 182/2 ), takas, ibra, ifa veya asıl edimin yerine geçen şeyle ifa (ifa yerini tutan eda) suretiyle ortadan kalktığı; sözleşmeden dönüldüğü hallerde de ceza koşulu ortadan kalkar. Özetle, ceza koşulu asıl borca bağlı, fakat asıl borç ceza koşuluna bağlı değildir. (-----) Tazminat isteme hakkını kural olarak borçlunun kusurlu olması şartına bağlayan kanunumuz, bununla uyumlu olarak, ceza koşulunun talep edilmesini de borçlunun borca aykırılıkta kusurlu olmasına bağlamıştır. (---)Kusuru ispat sorununa gelince; TBK m. 112 hükmündeki ispat usulüne uygun şekilde, borcun ihlal edildiğini ispat ederek ceza koşuluna göre cezayı isteyen alacaklının ayrıca borçlunun kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekmeyecek; borçlu kusursuzluğunu ispat edemediği takdirde cezayı ödemek zorunda kalacaktır. Kusur olmadan borcun ifa edilmediği hallerde ceza ödeneceğinin sözleşme ile kabul edilmesi de mümkündür. (TBK m. 182/2) (-----)Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2.maddesinde davalının ,taşınmazı ,davacıya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 36 ay içerisinde devredeceği kararlaştırılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşme 21/12/2017 tarihinde imzalanmış olup taşınmazın davacıya en geç 21/12/2020 tarihinde teslim edilmesi gerekmektedir.Takip talebinde talep edilen cezai şart bedelleri ise 21/03/2021-21/04/2023 tarihleri arasındaki her ay muaccel olan cezai şart bedelleridir.Yine taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.maddesinde taşınmazın belirlenen süre içerisinde teslim edilmemesi halinde her ay için sözleşme bedelinin 0,3'ünün cezai tutar olarak davacıya ödeneceği belirlenmiştir. Sözleşmede belirlenen bedel 3.100.000,00 TL olmakla geciken her aya isabet eden cezai şart tutarı 21/05/2021 tarihine kadar aylık 9.300,00 TL, 21/06/2021 tarihinden itibaren de aylık 13.950 TL'dir. olmaktadır. Eldeki dosyada süresind teslim yapılmadığı ihtilafsız olup davalı tarafından COVİD-19 dolayısıyla mücbir sebep nedeniyle teslimin süresinde yapılamadığı dile getirilmektedir. Davacı taraf teslimin zamanında yapılmadığını cezai şarta hak kazandığını ispat etmiştir. Bu durumda ifanın gecikmesinde kusurlu olmadığı artık davalı ispat etmelidir. COVID-19 pandemisinin mücbir sebep teşkil edebilmesi için her somut olay yönünden ayrı bir değerlendirme yapılmalı,sözleşmeye aykırılık pandemi kaynaklı olmalı,pandemiyle sözleşmeye aykırılık arasında nedensellik bağı bulunmalı ,sözleşmede yer alan mücbir sebep kayıtları yorumlanmalı,olayın neticelerinin sözleşmeye olan etkisi öngörülemez olmalı ve ifaya mutlak suretle engel teşkil etmelidir.Eldeki uyuşmazlığa konu olaya temel teşkil eden sözleşmenin 10.1 ve 10.2. Maddelerinde mücbir sebebe ilişkin kayıtlar yer almaktadır.Buna göre mücbir sebebe dayanan tarafın sözleşmenin 10.1. Maddesine göre mücbir sebebin meydana geldiği tarihten itibaren 20 gün içerisinde diğer tarafa yazılı bildirimde bulunması gerekmektedir.Her ne kadar davalı tarafından sunulan belgelerde süre uzatım ve tadil protokolü yer alsa da bu protokoller davalı ile dava dışı arsa sahibi olan 3.kişi arasında akdedilmiş olup davacıyı bağlar yönü bulunmamaktadır.Mücbir sebebe dayanan davalı tarafın, mücbir sebeple işin gecikeceğine dair dava öncesi davacıya herhangi bir yazılı bildirim yaptığına dair belge sunmadığı görülmekle taraflar arasındaki sözleşmenin mücbir sebebe dayanma ve süre uzatım şartlarından olan yazılı bildirim şartının davalı tarafından yerine getirilmediği görülmekle usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ile hesaplanan cezai şart miktarı olan 334.800,00 TL üzerinden takibin devamına kara verilmiştir. Davalı taraf takip öncesi her ay için temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir delil bulunmadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. ---- BAM----- HD.-----Sayılı ilamı da aynı doğrultudadır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davalının ----İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 334.800,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine, 2-Koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Karar harcı 22.870,18-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 6.431,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 16.438,55-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 6.431,63-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 6.701,48-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan 131,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.131,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 7.228,25-TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 53.568,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 2.773,60-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 346,40-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/855, K. 2024/862, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-855-e-2024-862-k-6c1e8a8ad205