İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/207 E. 2025/369 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/207
Karar No
2025/369
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/207 KARAR NO : 2025/369 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/03/2023 KARAR TARİHİ : 25/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ..., davacılar ... ve ...'e karşı---- İcra Müdürlüğü ------Sayılı Dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, Bu dosya kapsamında düzenlenen ödeme emri davacı ...'e 03,11,2022 günü, davacı ...'e ise 04,11,2022 günü tebliğ edildiğini, Ödeme emriyle davacılardan 07,08,2021 düzenleme ve 20,08,2021 vade tarihli 225,000 TL tutarlı bonoya dayanılarak bono tutarıyla birlikte 450 TL bono komisyonu, 2,613,70 TL ihtiyati haciz tutarı, 42,283,05 TL işlemiş faizin ve 470,47 TL KDV kalemleri olmak üzere toplam 270,367,22 TL talep edildiğini, anılan takibin öncesinde ise ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin D, -----Sayılı Kararı ile davacılara karşı dayanak bono tutarı ile sınırlı olacak şekilde yani 225,000 TL tutarında davacıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verildiğini, Bu ihtiyati haciz kararına karşı süresi içerisinde itiraz yoluna gidildiğini, davalı ...'ın dava konusu senedin hamili olma süreci şu şekilde gerçekleştiğini, davacıların sahibi ve yetkilisi oldukları şirket, firma bayilerinden birinin önerisi ile daha önce ----- isimli şirketin satış kadrosunda çalışmış olan davalı ile bir iş görüşmesi yapmış ve davalı bu iş görüşmesi neticesinde davacıların sahibi ve yetkilisi oldukları firmanın satış bölümünde işe başladığını, davalı ... gerek işe kabulün yapıldığı iş görüşmesinde gerek sonrasında kendisine ait------ isimli bir şirketi olduğunu, bu şirketin davacıların için kar getirecek iyi bir yatırım olduğunu, kendisinin de davacıların şirkette işe başlamış olması nedeniyle, söz konusu şirkete yeni müşteriler kazandıracağını, bunun kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu ifade ederek bu konuda çeşitli hikayeler ve kurgular ile davacıları ikna ettiğini, bu konuşmaların ardından davacı şirket yetkilileri davalıya ait olduğunu sandıkları bu şirketi devralmaya karar vermiş, şirketin devralınması ile ilgili gerekli görüşmeler başlatılmış, davacılar davalı ile bir hisse devir sözleşmesi imzalamak istemiş, devamında davalı, satış ve devir işlemleri için avukatı olduğunu söylediği bir kişi ile birlikte davacılara ait ofise gelmiş; davalının avukatı tarafından hazırlandığı söylenen sözleşme davacıların önüne konmuştur, sözleşmede taraf olarak davalının değil, ---- isminin bulunduğunu gördüklerinde davalı devredilecek olan şirketin ve üretim tesisinin aslında kendisinin olduğunu ancak resmi olarak kendi üzerine kayıtlı olmadığını ablası -----üzerine kayıtlı olduğunu aktardığını, imza altına alınan 18,08,2021 gi hisse devir sözleşmesi ile dava dışı -----” İsimli şirketteki 20,000 paya karşılık gelen hissesinin tamamını davacıların 1,080,000,00 TL bedel karşılığında devir ve temlik ettiğini, sözleşme metninde 1,080,000 TL bedelin parça parça farklı dönemlerde farklı şekillerde ödenmesi konusunda anlaşılmış olup bu ödemelerden 225,000 TL tutarındaki kısım için sözleşmenin "Ödeme Şartları ve Teminatlar" başlığı altındaki dördüncü maddesinin d bendinde: "Devralanlar tarafından devir bedelinin 225,000,00 TL'lik kısmını nakden ve peşinen bu sözleşme imzalanmasından 2 ay içinde devredenin talimatı doğrultusunda ...'a ödeyecektir, Sözleşmenin imzalanmasından sonra 2 ay içinde ödemenin tamamının gerçekleşmemesi ve tarafların yazılı olarak anlaşması halinde sözleşmenin imzalanmasından sonra 4 ay içinde 40,000,00 TL vade farkı ile toplam 265,000,00 TL olarak ödenebilecektir, Sözleşmenin imzalanmasından sonra 2 ay veya tarafların yazılı olarak anlaşması halinde sözleşmenin imzalanmasından sonra 4 ay içinde kararlaştırılan bedelin ödenmemesi halinde bu bedelin yanında ayrıca 500.000,00 TL cezai koşul bedelini hiçbir ihbar veya ihtara gerek kalmadankarşı tarafa ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir." ifadesi e/iv bendinde ise: " Devralanlar tarafından devir bedelinin 225.000,00 TL'lik kısmına teminat olmak üzere; 20.08.2021 vade tarihli 225.000,00 TL bedelli, devredenin talimatı doğrultusunda ... adına bono düzenleyecek ve işbu sözleşmenin imza tarihi olan 17.08.2021 tarihinde ...'a teslim edileceğini, ayrıca devralan 1'e ait olan ---- plakalı ---- Ticari adlı ---- Model -----şasi numaralı araç üzerine 225.000,00 TL değerinde devredenin talimatı doğrultusunda ... lehine rehin tesis ettirmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, devralan işbu rehni 23.08.2021 tarihine kadar araç üzerine koymayı, noterden gerekli işlemleri yapacağını, sözleşmelerin imzalanacağını, araç üzerine rehnin konulacağını, rehne ilişkin tüm noter masraflarının kendisi tarafından karşılanacağını kabul ve beyan etmiştir." ifadeleri yer aldığını Sözleşme ile kararlaştırılan bedeller davacılarca ödenmeye çabalanırken, şirkete para ve müşteri kazandırması beklenen davalı, yanlış ve eksik işler yapmaya, şirkete para ve insan kaybettirmeye başlamış, bu durum davacıların ödeme gücünü azaltmış, davalının bu yolla menfaat sağlamaya çalıştığından davacılar bir süre sonra şüphe duymaya başladığını, bu noktadan sonra davacılar bir an önce bu sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirerek borcu kapatmak için uğraşmaya başlamış ve zaman içinde sözleşme bedeline karşılık olarak tüm ödemeler yapılmış, bu ödemeler sonrasında davalı tarafından davacı ... ait ----plakalı ---- Marka ---- model ------Şasi Numaralı Araç üzerindeki 225.000,00 TL tutarındaki taşınır rehni de ödemelerin tamamlanması nedeniyle kaldırdığını, Sözleşme içeriğinde de belirtilen senetler davalı tarafından davacılara iade edilmiş geriye sadece 20.08.2021 günlü 225.000 TL bedelli senet kaldığını. Davalı bu senedin yanında olmadığını iade edeceğini söyleyerek davacıları sürekli oyalamış ve senedi iade etmediğini, tüm bunların üzerine sözleşme ve senet bedeline karşılık ödemeleri alan, ödemeleri aldıktan sonra da davacıların sözleşmeden doğan borcunu teminat altına alan taşınır rehinlerini kaldıran davalı, kanuna, taraflar arasındaki maddi gerçekliğe, elindeki senedin hukuki mahiyetinin aksine davacılara karşı yukarıda da belirttiğimiz gibi ---- Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Sayılı Dava Dosyası ile davacılara ... adına kayıtlı aşağıda sıralanan taşınır- taşınmaz mallara ve müvekkillerimizin tüm banka hesaplarına ihtiyati haciz koydurmuş ve yine müvekkillerimize karşı ----- İcra Müdürlüğü -----Sayılı İcra Dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe geçtiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin “Ödeme Şartları ve Teminatları” Bölümünün e-) bendinde yer aldığı gibi bu sözleşmedeki 1.080.000 TL tutarındaki ödemelerin teminatı olarak bazı senetler düzenlenerek ... isimli sözleşme dışı kişiye (Sözleşmenin hisse devri yapan şirket hissedarı ------kardeşi) senetler düzenlenerek verilmiş ve bununu yanında da yukarıdaki paragraflarda da belirttiğimiz gibi araç üzerine rehin işlendiğini, maddenin ( i ) başlıklı bölümünde 18.08.2021 tarihli 260.000 TL tutarlı bononun devreden ------ talimatı doğrultusunda ...'a verileceği yazılmaktadır. Aşağıdaki ikinci Kupür ise bu maddede düzenlenen ve teminat karşılığı gösterilen bedelin ödenmesi ile geri alınan üzerinde iptal çizgili bononun kupürü yer aldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin “Ödeme Şartları ve Teminatları” Bölümünün e-) ( i ) başlıklı bölümünde 17.08.2021 tarihli 420.000 TL tutarlı bononun, devreden ---- talimatı doğrultusunda ...'a verileceği yazılmaktadır. Aşağıdaki ikinci Kupür ise bu maddede düzenlenen ve----Şirketi adına kayıtlı bulunan --- ilçesi ---- Mahallesi 11 parselde kayıtlı---- Blok Kat ----bağımsız bölüm no ---- olan taşınmazın hisse devir sözleşmesi imzalandıktan sonra ve en geç 28 2.2020 tarihinde olmak üzere devredenin talimatı doğrultusunda ...'a devredilmesi halinde teminat için verilen bononun iade edileceği düzenlemesinde yer alan bono görülmektedir. taraflar arasındaki sözleşmenin “Ödeme Şartları ve Teminatları” Bölümünün e-) ( iii ) başlıklı bölümünde 17.08.2021 tarihli 175.000 TL tutarlı bononun, devreden ----- talimatı doğrultusunda ...'a verileceği yazılmaktadır. Aşağıdaki ikinci Kupür ise bu maddede düzenlenen ve ---- Plaka sayılı aracın ...'a devredilmesi halinde verilen bonunun aracın devir sırasında ... tarafından iade edileceği düzenlemesinde yer alan bono görüldüğünü, Taraflar arasındaki sözleşmenin “Ödeme Şartları ve Teminatları” Bölümünün e-) ( iv ) başlıklı bölümünde 20.08.2021 tarihli 225.000 TL tutarlı bononun, ...'a verileceği yazılmaktadır. Aşağıdaki ilk kupürde sözleşmenin ilgili bölümünü ikinci Kupür ise bu maddede düzenlenen 225.000.000 TL tutarlı bononun ... tarafından iade edileceği düzenlemesinde yer alan bono görülmektedir. 18.08.2021 günlü Hisse Devir Sözleşmesi hükümleri gereğince Hisse devir bedelinin 225.000 TL'lik kısmının teminatı için takip konusu teminat senediyle yetinilmeyerek bu başlık altında ayrıca devir bedelinin 225.000 TL'lik kısmı için davacı ...'e ait--- plakalı ---- marka ----ticari adlı ----- model ----- şasi numaralı araç üzerine 225.000,00 TL değerinde yine ... lehine rehin tesis ettirilmiştir. Protokolde bu araç üzerine ... lehine tesis edilecek olan rehne ilişkin tüm noter masraflarının kendisi tarafından karşılanacağı belirtilmiş olmasına karşın bu rehin masrafları da davacı ...'e ödetildiğini, Davacı ... tarafından hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan tüm borçlar fazlasıyla ödenmiş ve bu borçların tamamının kapatılması üzerine 16.08.2022 günü araç üzerindeki rehin ... tarafından kaldırılmıştır. Bu sırada davalıdan takibe konu 225.000 TL tutarındaki senet aslının iadesi de istenilmiş ancak davalı tarafından senedin yanında olmadığı daha sonra iade söylenerek müvekkilinin bir süre oyalandığını, araç üzerindeki rehnin kaldırılmasına 'nin ----- Yevmiye Nolu 16.08.2022 günlü ---- tescil işlem sonuç "nin ----- Sıra Nolu 16.08.2022 günlü noterlik makbuzu belgesi ve -----Noterli; ekte sunulduğunu, davacılar tarafından davalının -----Bankasında bulunan -----IBAN nolu hesabına 24.08.2021 günü ayrı ayrı üç seferde 370.000,00 TL, 130.000,00 TL ve 130.000,00 TL; 07.07.2022 tarihinde 81.000 TL, 08.07.2022 tarihinde 5.000 TL, 12.08.2022 günü 177.000 TL; davalının kız kardeşi ---- Bankası'nda bulunan ----- IBAN nolu hesabına ise 12.08.2022 günü 537.000 TL ödeme yapıldığını. Yukarıda dekontları alıntılanan ödemelerden anlaşılacağı üzere davalıya ihtiyati haciz ve icra takibi konusu senet bedelinin ve sözleşmede yer alan yükümlülüklerin de üzerinde ödeme yapıldığını beyan ederek; davacıların gerek ----- İcra Müdürlüğü -----Sayılı İcra Dosyası gerekse de bu dosya ile takibe konu edilen senet bakımından davalıya herhangi bir borçlarının olmadığının tespitine, yapılacak yargılama sonucunda davalıdan alacaklı olduğumuzun ortaya çıkması durumunda mahkemece tespit edilecek alacağımızın davalıdan avans faizi ile birlikte istirdadına, ---- İcra Müdürlüğü'nün -----. Nolu dosyasının dosyasında karar verilinceye dek ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, 9620 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı müvekkilimize verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından satın alınan------ isimli firmanın davalıya ait olduğu iddia edilmişse de ne resmi ne de gayriresmi davalının böyle bir şirketi olmadığını, bu şirkettin davalının ablasına ait olduğunu. Davacılar tarafından da bu husus en başından beri bilindiğini, davacılar dilekçe devamında davalının, ablasına ait şirketi kendilerine pazarladığı gibi bir intiba yaratmaya çalışmışlarsa da, işin gerçeği davalının ablasına ait böyle bir şirketi bulunduğunu öğrenen davacılar davalının ablasının şirketi kendilerine satması için ikna etmesini, hep bu tarz bir yatırım yapma hayalleri olduğu, bu şirketin bünyelerine alınması halinde piyasayı domine edeceklerini, herkesin kazanacağı gibi vaat ve telkinlerde bulunduğunu, davalından, ablasının şirket satış bedeli olan parayı peşin istemesine rağmen pazarlık yapmasını vade koymasını, şirkette bulunan paranın çekilmemesi için ikna etmesi için sürekli bir baskı kurduklarını, davacıların bununla da yetinmediğini, sözleşmenin IV. Başlıklı D maddesi gereğince yapmaları gereken ödemenin üzerinden aylar geçmesine rağmen geçmesine rağmen senedi takibe koymaması için ablasını ikna etmesi için sürekli ricada bulunmuş, bugün ödeyeceğiz, yarın ödeyeceğiz diyerek davalıyı oyalamış, cezai şartların hepsini nakit ödeyeceğiz, bir kısmını ödedik bak, seni ablana rezil etmeyeceğiz diyerek ve sürekli tarih vererek ödemeyi hep ertelediklerini, davalı verilen vaatlere kanarak, davacılara güvenerek ve işin potansiyelini düşünerek ablasını ikna etmiş ancak gelinen noktada ablasına karşı davacıların hiçbir yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ablasını büyük zarara uğratmış, mahcup olmuş ve arası bozulduğunu, davacılar en başından beri devre dair sözleşmeyi kendi avukatları tarafından incelenmiş ve bir sürü değişiklik yaparak birlikte düzenlediklerini, sözleşmenin tarafının en başından beri davalının ablası olduğunu bilmekte olup aksini iddia etme maksatları anlaşılamadığını, netice itibariyle davanın esası ile alakası bulunmayan ve izahata dair ihtiyaç bulunmayan bu ve dava dilekçesinde geçen tüm diğer hususlar hakkında, ileri sürülen tüm gerçeğe aykırı beyanlara karşı itiraz ettiklerini, takibe konu olan bono incelendiğinde, teminat olarak verildiğine dair herhangi bir ibarenin bono üzerinde yer almadığının görüldüğünü, bu nedenle muaccel, vadesi gelmiş bir bonoya dayanılarak başlatılan takipte herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakta olup itirazların bu nedenle reddi gerektiğini, ihtiyati hacze itiraz eden taraflar tarafından sunulan, ihtiyati hacze konu bononun teminat bonosu olduğu iddialarına dayanak olarak ileri sürdükleri 18.08.2021 tarihli sözleşme incelendiğinde, bono Tehtarının, sözleşmenin tarafı olmadığı ve sözleşmede imzası bulunmadığı açık bir şekilde görülmediğini, bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def'i olup, TTK'nın 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken TTK'nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Bu nedenle üçüncü kişilerle, itiraz edenler arasında düzenlenmiş olan sözleşmeye dayanarak teminat bonosu iddiasında bulunulması hukuka aykırı olup bu nedenle itirazlarının reddi gerektiğini, bir teminat bonosundan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerektiğini, Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunluluğunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu nitelikte olduğunu, buna karşılık, borçlunun alacaklı ile imzaladığı bir sözleşme uyarınca, örneğin satın aldığı bir malın bedeli olarak, ilerideki bir tarihte ödemek amacı ile düzenlediği bono kesinlikle bir teminat bonosu olarak kabul edilemez. Bu bono alıcının satım bedelini ifa uğruna düzenlediği bir kambiyo senedi olduğunu, bu açıklamalar doğrultusunda davacılar tarafından sunulan 18.08.2021 tarihli sözleşme incelendiğinde; hisse devrinin sözleşme tarihi itibariyle gerçekleştiği, sözleşmede bahsi geçen bononun, kayıtsız şartsız ödeme vaadini içerdiği, sözleşme tarihi itibariyle muaccel hale gelen para borcunun ödenmesine karşılık verildiği açıkça anlaşıldığını, nitekim itiraz dilekçesinde incelendiğinde, borçlunun iddiası borçlu olmadığı değil, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcu ödediğine ilişkin olup, karşı edimin yerine getirilmediğine ilişkin bir iddiası da bulunmadığından alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmediğini, bu durumda takibe itiraz edenlerin kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi vaadini içermediği yani bononun teminat bonosu olduğu yönündeki itirazlarının gerçeğe aykırı olduğu sunulan sözleşme ile de anlaşılmaktadır. Bu nedenle işbu davanın bu yönden de reddi gerektiğini, nitekim işbu davaya benzer bir davada YHGK tarafından itirazların reddi gerektiğine hükmedildiğini, Davacılar tarafından bono bedelinin ödendiği iddia edilerek bir takım dekontlar itiraz dilekçesi ile sunulmuştur. Söz konusu dekontlar incelendiğinde, bonoya ilişkin ödeme yapıldığına dair herhangi bir kayıt olmadığı açık bir şekilde görüldüğünü, ayrıca söz konusu dekontlardaki ödeme miktarları ile hacze konu bono bedeli de uyuşmadığını, bu nedenle bu yönde yapılan itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacılar tarafından dava dilekçesinde 18.08.2021 tarihli sözleşmeden ve bonodan kaynaklı tüm borçların ve geç ödemeden kaynaklı ve muaccel hale gelen tüm cezai şartların ödendiği ileri sürülerek borçlu olmadıklarının tespiti talep edildiğini, davacıların diğer tüm iddiaları gibi bu iddiası da asılsız olup taleplerinin reddi gerektiğini, her ne kadar iş bu dava kapsamında yapılacak inceleme yalnızca bono bedelinin ödenip ödenmediği hususunda olacaksa da, davacılar tarafından bono dışında diğer borçlarına ve aralarındaki ticari ilişkiye yönelik yapmış oldukları diğer sair ödemeleri, kötüniyetli olarak bono bedelinin ödendiği iddialarına dayanak sağlamak için ileri sürmeleri nedeniyle davanın selamati açısından birtakım açıklamalarda bulunma zarureti hasıl olduğunu, davacılar tarafından sunulan 18.08.2021 tarihli sözleşmenin taraflarından şifahi olarak öğrenildiği üzere; davacıların sözleşmede belirtilen ayni ödemeleri (tapu ve araç devri) dışında, sözleşme kapsamında toplam ödemesi gereken muaccel ve talep edilebilir nakdi borcu sözleşmenin IV. Başlıklı B maddesi (taşınmaz devrinde süre yönünden temerrüde düşülmüş ve 500.000,00 TL cezai şart devreye girmiş) IV. Başlıklı D maddesi (alacak dolara çevrilmiş 31.548,00 USD ödeme tarihindeki dolar kuru esas alınarak TL olarak ödeneceği kararlaştırılmış ve vade tarihinde ödeme yapılmaması nedeniyle 500.000,00 TL cezai şart devreye girmiş) doğrultusunda yaklaşık 1.900.000,00 TL olduğunu, bu durumda davacı tarafından sunulan dekontlardaki müvekkil adına olmayan kabul etmemekle beraber bu sözleşmedeki borcu ödemeye yönelik olduğu düşür TBK.m.100 hükmü de dikkate alındığında sözleşmeden dolayı hala 475.000,00 TL (225.000,00 TL'si bonodan doğan borç olmak üzere) borçlu olacağını, bunun yanı sıra sunulan dekontların bir kısmının tarafı müvekkil olmadığı gibi bir kısmı da üvekkile 3. kişilere gönderilmek üzere verildiğini. Bunun yanı sıra sunulan dekontların bir kısmının tarafı davalı olmadığı gibi bir kısmı da davalı 3. kişilere gönderilmek üzere verildiğini, ancak buna rağmen kötüniyetli olan borçlular tarafından ödeme iddialarına dayanak olarak ileri sürülmüş olup bu iddiaları da gerçeğe aykırı olduğunu beyan ederek; öncelikle zorunlu arabulucuya başvurulmaması nedeniyle işbu davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, davacıların ---- İcra Müdürlüğü -----sayılı icra dosyası ile takibe konulan kambiyo senedine ve takibe yönelik müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak nedeniyle açılmış bulunan işbu haksız ve kötü niyetli menfi tespit davasının ve tedbir talebinin reddine, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacıların İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın 9020' sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Huzurdaki dava, icra takibine konu senet ve takip dolayısıyla borçlu olunmadığından bahisle menfi tespit davasıdır. Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur. -----İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı dosyası celp edilmiştir. Mahkememizce işbu dosyada, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; İCRA DOSYASI Davalı alacaklı tarafından ---- İcra Müdürlüğünün ----Sayılı dosyasıyla 21.10.2022 tarihinde, 17/08/2021 düzenleme tarihli 20/08/2021 vade tarihli 225000,00-TL tutarlı bono alacağına dayanarak, davacı borçlular ..., ... aleyhinde başlatılmış icra takibinde davalı borçluya gönderilen ödeme emrinde; ¸ 270.817,22 TL alacağının, asıl alacağa işleyecek ticari faiz, icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiği, görülmektedir. D.İŞ DOSYASI 20/08/2021 vade tarihli 17/08/2021 düzenleme tarihli 225.000,00TL bedelli senet ile ilgili olarak -----Asliye Ticaret Mahkemesi----- dosyasından verilen 20/10/2022 tarihli kararda özetle; - İ.K.nun 257. ve sonraki ilgili maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleştiği ve istemin yerinde bulunduğu belirlendiğinden 225.000,00-TL'lik( İkiyüzyirmi beş Türklirası ) alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere talep konusu senet borçluları ... ( ... T.C. Kimlik nolu) ve ...'in (T.C. Kimlik nolu----- ) taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, karar verildiği görülmektedir. İCRA HUKUK MAHKEMESİ KARARI ---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak açılan -----İcra Hukuk Mahkemesi ---- Esas----- Karar ve 02/02/2023 tarihli ilamında özetle; Tüm dosya kapsamına göre; Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı, takibe konu edilen senedin teminat senedi olduğu yönünde itiraz bulunulduğu, Takibe konu edilen senedin üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, 18.08.2021 tarihli hisse devir sözleşmesinin İV. Maddesinde "devralanlar tarafından devir bedelinin 2.225 TL'lik kısmına teminat olmak üzere 20.08.2020 vade tarihli 225.000,00 TL bedelli, devredenin talimatı doğrultusunda ... adına bono düzenlenecek ve iş bu sözleşmenin imza tarihi olan 17.08.2021 tarihli ...'a teslim edilecektir" şerhinin bulunduğu, Ancak takibe konu edilen senedin satın alınan bir malın bedeli olarak düzenlendiğinden mahkememizce teminat senedi olarak kabul edilmemiş, dosyaya sunulan ödeme dekontlarında takibe konu edilen senede istinaden ödemede bulunulduğuna ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, bu nedenle bu ödeme dekontları takibe konu edilen senede istinaden ödendiği mahkememizce kabul edilmemiş, ihtiyati haciz masrafları ve bono komisyonu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip edilebileceği, KDV alacağının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip edilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından açılan davanın kısmen kabulü ile ödeme emrinde talep edilen 470,47 TL KDV alacağı yönünden ödeme emrinin iptaline, davacı tarafın diğer itirazlarının reddine dair karar vermek gerektiği belirtilerek Davanın Kısmen Kabulü ile ödeme emrinde talep edilen 470,47 TL KDV alacağı yönünden ödeme emrinin iptaline, Davacı tarafın diğer itirazlarının reddine, karar verildiği görülmektedir. MALİ İNCELEME: Sayın Mahkeme 13.10.2023 tarihli celsesinde uyuşmazlığın; “---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında ve takibe konu bono dolayısıyla davacının davalıya borçlu olmadığına dair menfi tespit, kötü niyet tazminatı hususunda uyuşmazlık içinde bulundukları” tespit edilmiştir. Dava dışı şirketin ticari defterleri ile dava dosyasındaki deliler aşağıdaki gibi incelenmiştir. İcra Dosyasının İncelemesi,Defter İncelemesi (Usul), Hesap İncelemesi, DEFTER İNCELEMESİ (Usul) Davacı Defter İncelemesi (Usul Dava dışı ----- tarafından inceleme günü ibraz edilen 2021, 2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir: ¸ Dava dışı ----- ibraz ettiği, 2021, 2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. HESAP İNCELEMESİ: Davacı Hesap İncelemesi: Dava dışı ------ ibraz ettiği, 2021, 2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinde, davacı ...'e ait -----Kodlu Ortaklardan Alacaklar hesabı ile -----Koldu Ortaklara Borçlar hesabı incelenmiş olup, Takibe konu olan 17.08.2021 düzenlenme tarihli 225.000 TL tutarlı senet çıkışı ile davalı ... ...'na yapılmış herhangi bir ödeme kaydına rastlanmamıştır. İNCELEME, TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME Taraflar arasındaki ihtilaf senedin teminat senedi olup olmadığı ve noktalarında toplanmaktadır. Teminat Senedi Ticaret Kanunumuzda kambiyo evrakının düzenleme şekline göre, ileri sürülebilecek def'iler sınırlandırılmış olmakla birlikte genel olarak def'iler, geçersizlik def'ileri, senet metninden anlaşılan def'iler ve şahsi def'iler olmak üzere üçe ayrılmaktadır." Mevzuatımıza göre, bono, poliçe, çek, makbuz senedi ve varant, üzerine “emre eğildir” kaydı yazılmadıkça, kanunen emre yazılı senetlerden sayılmaktadır. Niza konusu bono da davalı adına düzenlenmiş olup; senet metnindeki “emrü havaline ödeyiniz” kaydı çizilmediğinden, düzenleme şekli bakımından dava konusu bononun da emre yazılı senet mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Emre yazılı senedi keşide edenin, düzenlediği bononun teminat vasfında olduğuna ilişkin itirazları da, şahsi defilerden olup; itirazın, senedin teminat senedi vasfında olup olmadığı ve bedelsizlik defi kapsamında tetkik edilmesi gerekmektedir. Mevzuatımıza göre bir kambiyo evrakının teminat vasfında olduğu yazılı şekilde ortaya konmalıdır. Bu bakımdan, senedin teminat senedi olduğu ya metninden açıkça anlaşılmalı ya da senet haricinde bir metinle senedin teminat vasfında olduğu gösterilmelidir. Kambiyo evrakının senet metninden teminat vasfında olduğunun anlaşılabilmesi için üzerinde teminattır veya teminat senedidir yazması yeterli olmayıp; senet üzerine teminatın hangi ilişkiden ve sözleşmeden kaynaklandığı açıkça yazılmalıdır. Senet haricinde bir metinle, teminat vasfının ortaya konması için de, ilgili belgede senede açıkça atıf yapılmalı, senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarının belirtilmesi ve teminat senedi olduğunun belirtilmesi gerekmektedir. İlgili belgede, senedin vade ve tanzim tarihleriyle miktarının belirtilmesine rağmen teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmaması halinde ise, kambiyo borçlusunun temel ilişkiden kaynaklanan ediminin, cezai şart öngörülen durumlar dışında, doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile verilmiş olması icabetmektedir. Mevzuatımıza göre teminat senetlerinin sadece teminat için verilmiş olması da yeterli olmayıp ayrıca bedelsiz olduklarının da tespit edilmesi gerekir. Kambiyo senetleri alt ilişkiden bağımsız olmakla birlikte, bağlı olduğu alacağın hiç var olmaması veya sonradan ortadan kalkması hallerinde senedin bedelsiz olduğu kabul edilmektedir. Kambiyo senedinde ifadesini bulan borcun sona ermesinin normal yolu ifadır. Kambiyo hukukunda borç tam bir şekilde ifa edilebileceği gibi kısmen de ifa edilebilir. Tam ödeme, senet bedelinin ve varsa faizin ödenmesi olup; poliçe bedelini tam bir şekilde ödeyen muhatabın TTK 709. Maddesinin 1. Fıkrasına göre, hamilden ibra şerhi içeren bir makbuz veya poliçenin geri verilmesini istemesi gerekmektedir. Bu bakımdan uygulamada, tam ödemeyi gösteren bir makbuz olmaması rağmen, senet bedelinin ödendiğinin ileri sürüldüğü durumlarda, senedin borçlu elinde bulunması senedin ödendiğine, muhatabın elinde kalması ise ödenmediğine karine sayılmaktadır. Kambiyo borçları için yapılacak kısmi ödemelerde ise, senet teslim edilemeyeceğinden TTK 709. maddesinin 3. fıkrasına göre, ödemeyi kısmen yapan muhatap, bu ödemenin poliçe üzerine yazılmasını ve kendisine bir makbuz verilmesini istemelidir. Bu bakımdan uygulamada, doğrudan muhataba ödense ya da banka aracılığıyla gönderilse dahi, kısmi ödemelerin borçtan düşülebilmesi için açıkça kambiyo evrakına atıf içermesi gerekmektedir.” Bu açıkalamalar ışığında niza konusu olaya bakıldığında, Ticaret Sicili Kayıtlarına göre dava dışı ----Şirketi” nin bütün hisselerinin önce dava dışı ----- ait olduğu daha sonra davacı ...” e bu hisselerin devredildiği, Dava dışı ----- ile davacılar arasında düzenlenen 18.08.2021 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 1.080.000 TL karşılığında bütün hisselerin devrinin kararlaştırıldığı, Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesine göre ödemelerin vadelere yayıldığı, yine kimi ödemelerin nakdi kimi ödemelerin de ayni olarak yapılacağının kararlaştırıldığı, Düzenleme tarihi belirtilmemekle birlikte 20.08.2021 vade tarihli ve 225.000 TL bedelli senedin de ilgili maddenin iv. Maddesinde sayıldığı, madde metninde belirtilen kambiyo evrakı ile niza konusu senedin vade ve tutarının uyumlu olduğu, arasındaki sözleşmenin 5. Maddesinde ödemelerin vadelerinde gerçekleştirilmemesi borcun muaccel olacağının belirtildiği, Davacıların dosyaya sunmuş olduğu ödeme belgelerine bakıldığında davacı tarafından, davalıya toplam 1.425.000 TL gönderildiği, bu ödeme kayıtlarındaki toplam 795.000,00 TL” lik ödemenin Şirket hisse devrine dair açıklama içerdiği, 630.000,00 TL” lik ödemenin ise ne hisse devrine ne de kambiyo evrakına dair açıklama içermediği, Davalı tarafından da açıklama içermeyen bu ödemelerin kambiyo evrakı için yapıldığının kabul edilmediği, sadece bu ödemelerden 370.000,00 TL” lik ödemenin tapu devri için göstermelik olarak kendine ödendiği bu tutarın, gayrimenkul malikine tekrar ödendiğini beyan ettiği, Davalı tarafından dosyaya sunulan ödeme dekontlarına bakıldığında, davacı tarafından kendisine gönderilen 370.000,00 TL” lik tutarın, gayrimenkul devri için aynı tarihte dava dışı 3. Kişiye gönderildiği, Hisse devrine dair kayıt içeren ödemeler ile ödemede kayıt içermemekle birlikte hisse devrine binaen gayrimenkul devrine ilişkin yapıldığı bildirilen ödemeler, taraflar arasındaki sözleşme borcundan mahsup edildiğinde, hisse devir sözleşmesi kapsamındaki borcun sona erdiği, Mevcut durumda Mahkemece 20/08/2021 vade tarihli 17/08/2021 düzenleme tarihli 225.000,00TL bedelli senede dair alt ilişkinin Dava dışı ----- ile davacılar arasında düzenlenen 18.08.2021 tarihli hisse devir sözleşmesi olduğunun kabulü halinde, alt ilişkinin ifa ile sona ermesine binaen kambiyo evrakının takip tarihinden önce konusuz kalacağı, bu durumda davacıların davalıya takip tarihi itibarıyla borçlu olmayacağı, Mahkemenin aksi kanaatte olup, alt ilişkinin 20/08/2021 vade tarihli 17/08/2021 düzenleme tarihli 225.000,00TL bedelli senede dair alt ilişkinin Dava dışı ----- ile davacılar arasında düzenlenen 18.08.2021 tarihli hisse devir sözleşmesi olmadığının kabulü halinde ise, ----- İcra Hukuk Mahkemesi ----Esas----- Karar ve 02/02/2023 tarihli ilamında borçlular takipteki KDV alacağından sorumlu tutulmadığından, davacıların bu tutar haricindeki 270.346,75 TL” lik takip miktarı kadar borçlu olacakları düşünülmektedir. SONUÇ: Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile Dava dışı ------ ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan nedenlerle, Sayın Mahkemenin kabulü halinde, Mali Yönden: Dava dışı-----ibraz ettiği, 2021, 2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. Dava dışı ---- ibraz ettiği, 2021, 2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinde, davacı ...'e ait ---- Kodlu Ortaklardan Alacaklar hesabı ile ------ Koldu Ortaklara Borçlar hesabı incelenmiş olup, Alacak Miktarı Bakımından, Mahkemece 20/08/2021 vade tarihli 17/08/2021 düzenleme tarihli 225.000,00TL - bedelli senede dair alt ilişkinin Dava dışı----- ile davacılar arasında düzenlenen 18.08.2021 tarihli hisse devir sözleşmesi olduğunun kabulü halinde, alt ilişkinin ifa ile sona ermesine binaen kambiyo evrakının takip tarihinden önce konusuz kalacağı, bu durumda davacıların davalıya takip tarihi itibarıyla borçlu olmayacağı, Mahkemenin aksi kanaatte olup, alt ilişkinin 20/08/2021 vade tarihli 17/08/2021 düzenleme tarihli 225.000,00TL bedelli senede dair alt ilişkinin Dava dışı ----- ile davacılar arasında düzenlenen 18.08.2021 tarihli hisse devir sözleşmesi olmadığının kabulü halinde ise, ----İcra Hukuk Mahkemesi ---- Esas ---- Karar ve 02/02/2023 tarihli ilamında borçlular takipteki KDV alacağından sorumlu tutulmadığından, bu tutar haricindeki 270.346,75 TL” lik takip miktarı kadar borçlu olacakları bildirilmiştir. Mahkememizce işbu dosyada, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerden alınan EK raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi EK raporunda özetle; İnceleme Tartışma Ve Değerlendirme Rapora itirazlar hisse devir sözleşmesindeki cezai şart dahil alacak miktarı ve mahsup noktalarında toplanmaktadır. Kök raporda inceleme senedin teminat senedi olup olmadığı, teminat senedi vasfındaysa bağlı olduğu alt ilişkideki alacak miktarının sona erip ermediği yönünden tetkik edilmiştir. Bu kapsamda hisse devir sözleşmesine bakıldığında sözleşmenin V. Maddesinde her bir vade tarihindeki nakdi ya da ayni borç için ayrı bir teminat senedinin düzenlenmesinin kararlaştırıldığı görülmektedir.İcra takibine konu senet de, vade tarihi ve tutarı sebebiyle, 18.10.2021 tarih ve 225.000 TL bedelli sözleşmenin nakdi borcuyla eşleştirilmiştir. Akabinde kök raporda öncelikle bu vadeli borç ya da kambiyo evrakına dair ödeme olup olmadığı tetkik edilmiştir. Dosya içerisinde sadece bu vadeli borca veya kambiyo evrakına dair ödemeye rastlanılmadığından, toplam sözleşme borcu ve bu borçtan mahsup edilebileceği tespit edilen tutarlar nazara alınarak hesaplama yapılmıştır. Yine dosya içerisinde hisse devir sözleşmesine konu taşınmaz ve aracın geç teslim edilip edilmediği, dava dışı 3. Kişi konumundaki devredenin cezai şart tatbik edip etmediğine dair bir veriye rastlanılmadığından, resen sözleşme kapsamındaki cezai şartlar ile ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır. Bununla beraber, itirazlar kapsamında mevcut veriler cezai şart bakımından tetkik edilecektir. Niza konusu olayda hisse devir sözleşmesinin cezai şart içeren hükümleri IV. Maddesinin b,c ve d bendleridir. Bu maddelere bakıldığında 20.08.2021 tarihinde ayni olarak ödenmesi gereken araç ve gayrimenkul devrinin süresi içinde yapılmaması ve nakit olarak ödenmesi gereken tutarın vadesinde ödenmemesi halinde her bir ödeme için ayrıca 500.000 TL cezai şart tahakkuk ettirileceği ve sözleşmeden itibaren 2 ay içinde 225.000,00 TL nin, vadesinin 4 aya uzaması halinde 265.000 TL olacağı, bu ödemelerin de sözleşmede kararlaştırılan USD karşılıklarından ( sırayla 26.785,00 USD – 31.548,00 USD) aşağı olamayacağı düzenlenmiştir. Dosya içerisinde gayrimenkul ya da aracın ne zaman devredildiğine, ayni ödemelerde bir gecikme olup olmadığına bu gecikmeye binaen vaadenin ötelenip ötelenmediğine, dava dışı sözleşme alacaklısının cezai şart talep edip etmediğine dair bir veriye rastlanılmamış olup; dosyada sadece nakdi ödemelere ilişkin ödeme kayıtları bulunmaktadır. Mevcut durumda, ayni ve nakdi edimlerin süresi içinde ifa edilmemesi, taraflarca sözleşme vade ya da ödeme şeklinin anlaşılarak değiştirilmemesi, dava dışı sözleşme alacaklısı tarafından cezai şart talep edilmesi durumunda, toplam 1.500.000,00 TL cezai şart tahakkuk edeceği, son 225.000,00 TL ödeme için 40.000,00 TL vade farkı ödenmesi gerekeceği, yine son ödemenin vade farklı karşılığı olan 31.548 USD için 21.10.2022 takip tarihine kadar 322.909,55 TL kur farkı tahakkuk edeceği, Bu durumda borçtan mahsup edilebilecek tutarlar ilgili bedelden çıkarıldığında, devir sözleşmesi kapsamındaki borcun sona ermeyeceği hesaplanmaktadır. Sonuç Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, kök rapordaki görüş ve hesaplamalarla bağlı kalındığı, Mahkemece takibe konu senedin teminat senedi olmakla birlikte, teminatını teşkil eden sözleşmedeki ayni ve nakdi edimlerin süresi içinde ifa edilmemesi, taraflarca sözleşme vade ya da ödeme şeklinin anlaşılarak değiştirilmemesi, dava dışı sözleşme alacaklısı tarafında cezai şart talep edilmesi durumunda, toplam 1.500.000,00 TL cezai şart tahakkuk edeceği, son 225.000,00 TL ödeme için 40.000,00 TL vade farkı ödenmesi gerekeceği, yine son ödemenin vade farklı karşılığı olan 31.548 USD için 21.10.2022 takip tarihine kadar 322.909,55 TL kur farkı tahakkuk edeceği, bu durumda borçtan mahsup edilebilecek tutarlar ilgili bedelden çıkarıldığında, devir sözleşmesi kapsamındaki borcun sona ermeyeceği bildirilmiştir.Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup; Davanın, icra takibine konu senet ve takip dolayısıyla borçlu olunmadığından bahisle menfi tespit istemine ilişkin olduğu, Ticaret Sicili Kayıtlarına göre dava dışı -----Şirketi” nin bütün hisselerinin önce dava dışı -----” ait olduğu daha sonra davacı ...” e bu hisselerin devredildiği, Dava dışı ----- ile davacılar arasında düzenlenen 18.08.2021 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 1.080.000 TL karşılığında bütün hisselerin devrinin kararlaştırıldığı, Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesine göre ödemelerin vadelere yayıldığı, yine kimi ödemelerin nakdi kimi ödemelerin de ayni olarak yapılacağının kararlaştırıldığı, Sözleşmenin e bendinde bütün bu ödemelerle ilgili olarak ayrıca vade ve tutarları gösterilerek, düzenlenecek teminat senetlerinin davalıya verileceğinin kararlaştırıldığı, Düzenleme tarihi belirtilmemekle birlikte 20.08.2021 vade tarihli ve 225.000 TL bedelli senedin de ilgili maddenin iv. Maddesinde sayıldığı, madde metninde belirtilen kambiyo evrakı ile niza konusu senedin vade ve tutarının uyumlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. Maddesinde ödemelerin vadelerinde gerçekleştirilmemesi borcun muaccel olacağının belirtildiği, Hisse devir sözleşmesinin cezai şart içeren hükümleri IV. Maddesinin b,c ve d bendleridir. Bu maddelere bakıldığında 20.08.2021 tarihinde ayni olarak ödenmesi gereken araç ve gayrimenkul devrinin süresi içinde yapılmaması ve nakit olarak ödenmesi gereken tutarın vadesinde ödenmemesi halinde her bir ödeme için ayrıca 500.000 TL cezai şart tahakkuk ettirileceği ve sözleşmeden itibaren 2 ay içinde 225.000,00 TL nin, vadesinin 4 aya uzaması halinde 265.000 TL olacağı, bu ödemelerin de sözleşmede kararlaştırılan USD karşılıklarından ( sırayla 26.785,00 USD – 31.548,00 USD) aşağı olamayacağı düzenlenmiş olduğu,Mevcut durumda, ayni ve nakdi edimlerin süresi içinde ifa edilmemesi, taraflarca sözleşme vade ya da ödeme şeklinin anlaşılarak değiştirilmemesi, dava dışı sözleşme alacaklısı tarafından cezai şart talep edilmesi durumunda, toplam 1.500.000,00 TL cezai şart tahakkuk edeceği, son 225.000,00 TL ödeme için 40.000,00 TL vade farkı ödenmesi gerekeceği, yine son ödemenin vade farklı karşılığı olan 31.548 USD için 21.10.2022 takip tarihine kadar 322.909,55 TL kur farkı tahakkuk edeceği, Bu durumda borçtan mahsup edilebilecek tutarlar ilgili bedelden çıkarıldığında, devir sözleşmesi kapsamındaki borcun sona ermeyeceği, Takibe konu senedin teminat senedi olmakla birlikte, teminatını teşkil eden sözleşmedeki ayni ve nakdi edimlerin süresi içinde ifa edilmemesi, taraflarca sözleşme vade ya da ödeme şeklinin anlaşılarak değiştirilmemesi, dava dışı sözleşme alacaklısı tarafından cezai şart talep edilmesi durumunda, toplam 1.500.000,00 TL cezai şart tahakkuk edeceği, son 225.000,00 TL ödeme için 40.000,00 TL vade farkı ödenmesi gerekeceği, yine son ödemenin vade farkı karşılığı olan 31.548 USD için 21.10.2022 takip tarihine kadar 322.909,55 TL kur farkı tahakkuk edeceği, bu durumda borçtan mahsup edilebilecek tutarlar ilgili bedelden çıkarıldığında, devir sözleşmesi kapsamındaki borcun sona ermeyeceği anlaşılmakla, ispatlanmayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Kötü niyet tazminat talebinin İİK 72. maddesi gereğince yerinde olmadığı görülmekle, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan yatırılan peşin harç olan 3.842,44-TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 3.227,04 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine, 6-Davalı tarafından yapılan 3.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A,A,Ü,T, deki esaslara göre belirlenen 36.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde --- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/207, K. 2025/369, T. 25.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-11-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-207-e-2025-369-k-059d52ec0038