İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/83 E. 2024/395 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/83
- Karar No
- 2024/395
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/83 KARAR NO: 2024/395 DAVA: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 21/11/2022 KARAR TARİHİ: 10/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ----- adına davalı borçlu -------- bedelli kambiyo senedi keşide edildiğini, bahse konu kambiyo senedinin takiben konulduğunu, kambiyo senetlerine mahsus takip yerine sehven genel haciz yolu takibi ile açıldığını, sehven açılan takibe kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile devam edilmesinin talep edildiği ancak taleplerinin kabul edilmediğini, bu hususun mahkemenin takdirlerine sunduklarını, davalı aleyhine kambiyo senedine dayanan alacağına istinaden başlatmış oldukları ----sayılı dosyasına davalı- borçlu tarafından yapılan haksız itirazın tümüyle iptalini, takibin devamını ve karşı taraf aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; belge üzerinde tahrifat yapılarak; düzenleme tarihi 01.04.2014 düzenleme yeri ------- ödeme günü -------- bedel 350.000 TL ve diğer kısımları eklenmek suretiyle kambiyo senedi haline getirilmeye çalışılarak, ------- dosyasından belge aslı icra dairesine teslim edilmeyerek ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin müvekkiline 02.12.2021 tarihinde içerisinde takibe dayanak belgenin alacaklı tarafından tasdik edilmiş örneği olmaksızın yalnızca onaylanmamış, tasdiksiz fotokopisi eklenerek ilamsız icra takibi ödeme emrinin tebliğ edildiği, süresi içerisinde davalının borca ve ferilerine açıkça itiraz ederek takibin durduğunu, davacının 21.11.2022 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali için dava açıldığı ------ tarihinde görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilerek dosyanın ----- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, mahkeme huzuruna gelen işbu davada mahkemenin 17.02.2023 tarihli ara kararıyla ------dosyasına yazılan müzekkereye verilen cevabi yanıtta takibe dayanak senet aslının mevcut olmadığı ve sadece senedin ön yüzüne ait fotokopi olduğu bilgisinin verildiği anlaşıldığı"ndan "Davacı vekiline takibe dayanak senet aslını ibraz etmek üzere 1 hafta kesin süre verilmesine, aksi taktirde senet aslını sunmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına ( İhtarın iş bu ara kararın davacı vekiline tebliği ile yapılmasına) kararı verildiği, ancak mahkemece davacıya verilen kesin süre içerisinde davacının senedi mahkemeye sunmadığı, belge aslını 03.03.2023 tarihinde mahkeme sunduğunu, ödeme tarihi 07.01.2019 olan belgenin aslı veya onaylı suretinin icra dairesine verilmeksizin ilamsız icra takibine dayanak yapılarak 02.12.2021 tarihinde ödeme emrinin gönderilmesi ve icra dairesinin gönderdiği ödeme emrinin ekinde İİK madde 167 yollamasıyla, İİK madde 58'deki düzenlemesi gereği ekinde tasdik edilmiş örneği olmaksızın yalnızca fotokopisinin gönderilmesi karşısında bu tarihte İİK madde 167 ve madde 58'de yer alan düzenlemelere uygun bir takip olmadığından ve TTK madde 750'de düzenlenen zamanaşımını kesen şartları taşımadığından 02.12.2021 tarihinde ilamsız takiple zamanaşımının kesilmediğini, TTK madde 750'ye göre zamanaşımını kesen diğer bir unsur olan dava ise ilamsız takibe ilişkin olarak itirazın iptali davasının 21.11.2022 tarihinde açıldığı, bu dava açıldıktan sonra da belgenin aslını sunmadığı belgenin aslının 03.03.2023 tarihinde 4 yıl 1 ay 24 gün sonra mahkemeye sunulduğunu, dolayısıyla ödemenin 07.01.2019 tarihinden, itirazın iptali davasının 28.11.2022 tarihine kadar (3 yıl, 10 ay, 21 gün) geçen ve belge aslının mahkemeye sunulduğu 03.03.2023 tarihine kadar (4 yıl, 1 ay, 24 gün) geçmiş olması nedeniyle bonolarda uygulanan vade tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresinin (4 yıl 1 ay 24 gün) geçtiğinden dolayı kambiyon vasfını yitirdiğini, bu nedenle zamanaşımına uğramış bononun medeni usul hukuku anlamında yalnızca yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebileceğini, mahkemenin 17.02.2023 tarihli ara kararı gereği davacıya verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde de senedin aslını mahkemeye ibraz etmediğinden bu delile dayanmaktan vazgeçtiğini, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddini, takibin haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhinde icra takip dosyasında 01.04.2024 keşide tarihli 07.01.2019 vadeli bono nedeni ile örnek 7 takip başlatılmış itirazın iptali i,çin dosya kendisine tevdii edilen -----karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın kıymetli evraktan kaynaklanması nedeni ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevdii edilmiştir. Davacının bahse konu kambiyo senedinin sadece ön yüzünün fotokopisi ile davalı aleyhinde örnek 7 takip başlattığı senet aslını da ilgili icra takip dosyasına sunmadığı icra müdürlüğünden gelen yazı cevabından görülmüştür. Davacının görevsizlik kararından sonra ancak dosya mahkememize gelmeden önce arabulucuya başvurduğu görülmüştür. Görevsizlikle gelen davalarda dava tarihinden önce arabulucuya başvurulması gerekip gerekmediği hususunda farklı kararların olduğu ---- bu hususta menfi görüşte olduğu, diğer dairelerin ise böyle durumlarda eksik hususun tamamlanabileceği yolunda kararları olduğu görülmüştür. Bunlardan birkaçı aşağıda aynen alıntılanacaktır.---- sayılı ilamında "...Somut olayda davanın görevsiz-------önce arabulucuya başvurulmadığı sabit olup, Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın görev yönünden reddine dair verilen kararından sonra arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ileri sürmüş ise de, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenlemesi karşısında, genel nitelikteki HMK m.115/2-2.cümle ve 115/3 maddelerinin uygulanma olanağı yoktur. Ticaret mahkemelerine görevsizlik kararı ile gönderilen hukuki uyuşmazlıklar bakımından sonradan arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut değildir. Bu nedenle mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. " belirtmiştir. ---- olayda davacı vekili tarafından ----tarihinde Tüketici mahkemesinde dava açılmış, yargılama devam ederken 19.11.2019 tarihinde arabulucuya başvurulmuş ve tarafların uzlaşmadığına dair 16.12.2019 tarihinde tutanak düzenlenmiştir. -----sayılı dosyasında ticaret mahkemesinin görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. ----- tarihinde tensip düzenlemiştir. Eldeki dosyada, görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından Mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken, tekrar davacıdan arabuluculuk Yasası gereklerini "anlaşmazlık tutanağının getirilmesi"ni istemek Yasanın uygulanmasındaki amacına da uygun düşmeyeceği, HMK'nın 115/3. maddesi de gözönüne alındığında, somut olayda dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir -----belirtmiştir. ---- istinaf mahkemelerinin ticari davalara bakan dairelerin çoğunlukla görevsizlikle gelen davalarda esasa girilmeden önce arabulucuk dava şartının tamamlanması halinde usulden red kararı verilemeyeceği görüşünde oldukları nazara alınmış bu nedenle dava usulden red edilmeyerek davanın esasına geçilmiştir. Davalı vekili davanın zamanaşımına uğradığını belirtmiştir. ------Dava konusu senet; bono niteliğinde olup, vadeden itibaren 3 yılda zamanaşımına uğrar. Senet hamili davacı 17.11.2003 tarihinde takibe geçmekle zamanaşımını kesmiştir. (BK m 133/2) zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir süre işlemeye başlar (BK m 135/1..." Bu kararda zamanaşımın kesilmesi için mutlaka kambiyo takibi yapılmasına gerek olmadığı, hiçbir belgeye dayanmayan ilamsız takip yapılmasının dahi zamanaşımı keseceği belirtilmiştir. Elinde kambiyo senedi olan bir kimsenin mutlaka kambiyo takibi yapmak zorunda olmadığı açıktır. Nitekim kambiyo takibi esasen alacaklıya daha iyi olanaklar verir. Davacı örnek 7 takibe geçmiştir. Senedin vadesi 07.01.2019 olup icra takibine 2021 yılında başlanmıştır. Davanın zamanaşımına uğramadığı sabit olup aksi yöndeki davalı savunmalarına itibar edilmemiştir. Taraflar arasında görülmüş olan savcılık soruşturma dosyası celp edilerek incelenmiş davacı asilin ifadesinde müştekinin paraya ihtiyacı olduğunu, kendisine borç verirse evinin üst katına birlikte kat çıkacaklarını, bu katlardan kendisine iki daire vereceğini söylediğini, bunun üzerine müştekiye o dönemde 350.000 TL değerinde borç verdiğini, müştekinin de evi veremezsem diye teminat amacıyla boş senedi verdiğini, ancak sonrasında şüphelinin kendisine herhangi bir daire vermediğini, borcunu da ödemeyip kendisini oyaladığını, bu nedenle senedi doldurup icraya verdiğini beyan ettiği görülmüştür. Davalının savcılık ifadesi incelendiğinde Şüphelinin güven ilikisine dayalı olarak davalıdan aldığı ve üzerinde sadece davalının imzası bulunan senedi aralarındaki ilişkiye ve güvene aykırı olarak davalıyı borçlu gösterecek şekilde düzenlediğini ve takibe koyduğunu, davalının boş senedi imzalayıp şüpheliye teslim ettiğini, Senet üzerinde geri kalan kısımların hiçbirinin davalı tarafından doldurulmadığını, şüphelinin bir alacağı ve senede konu hukuki ilişki olmamasına rağmen senedi 350.000 TL gibi yüksek bir meblağ üzerinden doldurduğu gibi, yüksek miktarda faiz alabilmek için düzenleme tarihini 2014 yapıp vade tarihini de 2019 olarak düzenlediğini beyan ettiği görülmüştür. Savcılık soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Yerleşik yargıtay kararları gereği açık bono düzenlenmesi mümkün olup senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delille ispat edilmesi gerekir. ------Takibe konu senet incelenmiş senedin arkasında 22.05.2003 tarihi bulunduğu altında "TEMİNAT SENEDİDİR" yazısı olduğu hemen altında davacı ve davalının da imzasının bulunduğu görülmüştür. Senetteki bu kayıtlar taraflarca inkar edilmemiştir. ------ ilamında ".... Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Nitekim ---- sayılı kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir." belirtmiştir. --------Sayılı ilamında da benimsenmiştir. "...Somut olayda; takip dayanağı bonunun arkasında "teminat senedidir" ibaresi mevcut ise de hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğu açıkça yazılmamış olup bono üzerindeki bu ibare tek başına senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispata yeterli değildir..." )Somut olayda senedin ön yüzünde veya arka kısmında yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanmadığı görülmüştür. Ancak davacı asilin savcılık soruşturma aşamasındaki beyanında söz konusu senedin teminat amaçlı olarak davalıdan alındığı beyanı bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 169. Maddesi mahkeme kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir hükmüne haizdir. Somut olayda senedin arkasında 22.05.2003 tarihinde verildiğine dair kayıt olması, senedin 18 sene sonra icra takibine konulmuş olması nazara alınarak davacı asilin isticvabına karar verilmiştir. Davacı asil mahkememiz huzurundaki 17.01.2024 tarihli beyanında "... Ben davalıyı tanırım, ben 2003 yılında market açmıştım. Davalı toptancıydı. Kendisiyle bu vesile ile tanışmıştık. ---------- taşınmazı vardı. Alt katı dükkan üstü daire idi, bu evin üzerine bir kat daha çıkma hususunda davalı ile anlaştık, bu kat içerisinde 3 daire olacaktı, 2 tanesi benim olacaktı, biri davalının olacaktı. Ben davalıya o tarihte 320 adet çeyrek altın verdim. İnşaatı yapması için bu parayı verdim. Kendisine oğlum ben bu parayı bu altınları sana veriyorum ancak sen bu işi yapmazsan ne olacak dedim. O da bana bu açık senedi verdi, bu evi yapmadığı gibi paramı da geri vermedi. Parayı kendisinden geri istedim ancak ödemedi, az az öde dedim, ona da yanaşmadı, bu senet bu nedenle keşide edilmiştir dedi." şeklinde beyanda bulunmuş mahkememizce bunun üzerine 03.04.2024 tarihli celsede "...ancak senet üzerinde bedelin nakden alındığına dair kayıt olduğu davacının isticvap beyanında davalıya 320 adet çeyrek altın verdiğini karşılığında bu senedi aldığını söylediği, altının menkul mal hükmünde olduğu, davacının nakden ibaresi bulunan senedin veriliş nedenini talil ettiği bu durumda ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, davacının açıkça yemin deliline dayandığı görülmekle davacı vekiline davalı asile yemin teklif etme hakkı hatırlatıldı .." şeklinde ara karar tefhim edilmiş davacı bunun üzerine müvekkilinin yeniden isticvabını talep etmiş davacının altın beyanının hemen sonrasında para verdiğini belirttiğini, 68 yaşında olması ve yöresel ağızla konuşması nedeni ile beyanının yanlış anlaşıldığını belirtmiş yemin teklif etmemiştir. Bir sonraki celse davacı asil tekrar duruşmaya iştirak etmiş davacı vekilin beyanı doğrultusunda 2. Defa davacının isticvaben beyanı alınmış davacı 10.07.2024 tarihli duruşmada " Ben davalıya söz konusu senedin düzenlenmesi için fiziki olarak 320 adet altın verdim, biraz da para verdim, bu parayı da altına çevirerek verdim, fiziki olarak ben davalıya altın verdim, vermiş olduğum altın karşılığında da bu senedi kendisinden aldım, bu senet 2003 yılında bana verilmiştir, senet boş bir senet idi, tarih, keşide tarihi ve vade kısımlarını avukatım doldurdu, diğer kısımlarına dair bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.------ilamında "...Dava konusu bononun düzenleme bölümünde “nakden” kaydı bulunmaktadır. Davalı vekili davaya cevabında dava konusu senedin müvekkili tarafından keşideciye verilen borç para karşılığında verildiğini savunmuş ise de davalı asil ------ tarihli ifadesinde “..eşim 1999 yılında benden 1 kg 300 gr altın aldı ve bozdurdu. Bununla babasının arsasının üzerine ev ve dükkan yaptı. Daha sonra babası buraları boşandığım eşimin kardeşi üzerine yaptı. Ben de eşimden para istedim. Eşim de bunun üzerine sadece alacaklı kısmı boş olan diğer kısımlarının hepsi dolu olan 100.000,00 YTL'lik bir senedi babasından aldı ve bana getirdi..”demek suretiyle senedin düzenleme nedenini talil etmiştir.." belirtmiştir.Bononun ihdas nedeni olarak altın yazılmış ise bu kayıt malen sayılır. -----Yerleşik yargıtay kararları gereği altın menkul mal hükmündedir. Takibe konu senette nakden ibaresi bulunmakta olup davacı söz konusu beyanı ile senedin veriliş nedenini talil etmiştir. Senedin 2003 yılında verildiği esasen tarafların kabulündedir. Senedin ön yüzünde veya arkasında neyin teminatı olarak verildiği yazmasa da senedin teminat senedi olarak verildiği de davacı yanca beyan edilmiştir. Davacı 320 adet çeyrek altın verdiğini beyan etmiş senedin keşide tarihini de 01.04.2014 olarak düzenlemiştir. Bu kayda göre de keşide tarihindeki çeyrek altın fiyatına göre hesaplama yapıldığında bedelin 45.625,60 TL olduğu, senedin ise bu miktardan çok daha fazla bedel yazılarak doldurulduğu görülmektedir. Davacının bu yöndeki beyanları da kendi içinde tutarsızdır. Netice olarak davacının senedin veriliş nedenini talil ettiği, ispat külfeti altında olduğu ve davasını ispat edemediği sonucuna varılmış, davanın reddine karar verilmiş, davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından bu talebi red edilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL maktu harcın, peşin alınan 6.118,60 TL' den mahsubu ile fazla yatırılan 5.691,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 76.925,49 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider/delil avansının talep halinde taraflara iadesine, 8-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,-----------Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/07/2024