İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/76 E. 2024/749 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/76
- Karar No
- 2024/749
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/76 KARAR NO : 2024/749 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 31/01/2023 KARAR TARİHİ : 20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ortak tarafından 14.10.2021 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararın tescil ve ilanının yapılması için kayyım tayini talepli ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin----- sayılı dosyası ile dava açıldığı, davanın derdest olduğu, mahkemenin bahsedilen----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----sayılı dosyasının bekletici mesele yaptığını, dava dışı ortak tarafından birde ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----sayılı dosyası ile davalı şirkete kayyım edilmesi talepli dava açıldığı mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararı ile davalı şirkete kayyım tayin edildiğini söz konusu karara istinaf başvurusunda bulundukları, davalı şirkete atanan kayyım tarafından 09.01.2023 tarihli alınan karar ile dava dışı ortağın afaki gerekçelerle oluşturduğu talebinin dayanak yapılarak davalı şirkete müdür seçilmesi gündem maddesi ile 31.01.2023 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul yapılması kararı aldığını ve 13.01.2023 tarihli --- gazetesinde ilan edildiği kayyımın söz konusu kararı aldığı sırada hukuken yetkisi bulunmadığını, yetkisiz olarak aldığı karar yok hükmünde olduğunu 09.01.2023 tarihi itibarı ile yasal olarak davalı şirket ile ilgili herhangi bir karar alma yetkisi bulunmamakta olduğunu yetkisiz olarak işlem yaptığını, kayyımın şirketi olağanüstü genel kurula götürebilmek için kendisini atayan mahkemeden izin alması gerektiği, kayyımın mahkemeden izin almadığı gibi subjektif olarak hukuka aykırı genel kurul kararı aldığını, henüz kesinleşmemiş olan dosyanın esası hakkındaki karara ve İstinaf Mahkemesi tarafından kaldırılan ihtiyati tedbir kararına rağmen kayyımın 09.01.2023 tarihinde aldığı mevcut müdürün azli ve yeni müdür seçimine ilişkin olağanüstü genel kurul kararının hukuken yetkisi olmadığı halde alınmış bir karar olduğu, bu sebeple kayyımın yetkisi olmadığı halde yaptığı çağrı ile 31.01.2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul ile alınan şirket müdürünün azli ve yeni müdür seçimi kararı mutlak butlan olarak yok hükmünde olup bu sebeple iptalinin gerektiği, telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçilebilmesi için davalı ----- Şirketi'nin 31.01.2023 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurulu'nda alınan kararların yargılama sonuna kadar tescil-ilanı ve uygulamasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 31.01.2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını dayandırdığı somut olay ve yargılama sürecinin yanlış ve çarpıtılmış olduğu; mahkemece ----- esasıyla görülen kayyımlık dosyasında 10.06.2022 tarihinde verilen müvekkili şirket yönetimine kayyım atanmasına ilişkin kararın ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesi tarafından ----- sayılı kararı ile esas bakımından incelenmeksizin henüz yargılamanın başında verilmiş bir tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispata elverişli olmadığı gerekçesiyle verilmiş olduğunu, esasen istinaf mahkemesinin incelediği dosyanın yargılamanın başında henüz kayyım raporu ve taraf beyanlarının sunulmadığı bir dönemde verilmiş bir karar olduğu bu kararın mahkemece verilen 30.11.2022 tarihli nihai karardan sonra dosyaya eklenmiş olduğu, mahkemece verilen kararın yargılama süresince yaptığı tahkikat dosyaya eklenen kayyım raporu ve taraf beyanları ardından tedbire ilişkin oluşan kanaatin sonucu olduğunu haklı gerekçelerle ve usulüne uygun şekilde alınan Genel Kurul Toplantı Kararına itirazın reddini, Genel Kurul Kararlarının yürütümesinin durdurulması talebinin mevcut şartlar altında reddini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 31.01.2023 tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan kararların dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden ötürü iptaline karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı, genel kurul toplantısının yapıldığı dönemde şirketin içinde bulunduğu mali durumun ne olduğu, alınan kararlarda resen dikkate alınması gereken yokluk ve butlan hallerinin olup olmadığı, mahkememizin ---- Esas sayılı dosyasında atanan kayyımın şirketin genel kurulun icra edildiği dönemdeki mali durumu nazara alındığında olağanüstü genel kurul çağrısı yapma hak ve yetkisi olup olmadığı, bu çağrı ile toplanan genel kurulda davacı iddiaları nazara alındığında toplantıda alınan kararların hükümsüzlüğüne karar verilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır. Safahatta alınan 04/06/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; "....Mahkemenin görevlendirme kararı çerçevesinde, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; dava konusu 31.01.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile bu toplantıda alınan kararlarda kanuna, şirket sözleşmesine ve dürüstlük kurallarına aykırılık tespit edilmediği, bununla birlikte iptal koşullarının oluşup oluşmadığı..." şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüştür. Davalı şirkete atanan kayyım mahkeme dosyasına 02.11.2022 tarihli raporunu sunmuş olup bu rapor incelendiğinde şirketin 20.09.2022 tarihinde 7.253.350 TL kısa vadeli, 1.825.967 TL uzun vadeli borçları olduğu, bu borçların 6.039.785 TL lik kısmının vadesinin gelmesine rağmen ödenmediği, vadesi geldiği halde ödenmeyen borçlar için 3. Kişilerin şirket aleyhine icra takiplerine giriştiği, bu haciz ve muhafaza işlemlerinin kayyım atama döneminde gerçekleştiği, muhafaza yapılmadan şirkete ait bir kısım makinaların haczedildiğini, şirketin hakim hissedarı olan ---- davacıların yönetimde oldukları dönemden kaynaklı borçların muvazaalı olduğunu ileri sürdüğü, ortaklar arasında sorunlar olduğundan borçların da ödenmediğini belirtmiştir. Yine kayyım tarafından dosyaya sunulan 07.02.2023 tarihli dilekçede de hakim hissedar tarafından çoğunluğu eylül 2022 ayından sonra 1.8 milyon TL lik ödeme yapılmış ise de geçmiş dönemden gelen kambiyo senetlerinden kaynaklı borçların ödenmediği ve haciz aşamasına geldiği, bu borçların kapak hesabı yapıldığında 1,5 milyon TL ye ulaşabileceği, 2023 yılı ocak ayında fabrikada yer alan demirbaş ve makinelere haciz konulduğunu,şirket çalışanlarının maaşları, enerji iletişim gibi zorunlu giderlerin dahi ortaklar tarafından şahsının hesabına yapılan paralarla yapılabildiğini, hatta genel kurulun icra edildiği sırada dahi kolluk eşliğinde gelen alacaklılarca haciz işlemi yapıldığı ve davalı şirkete ait 2 adet aracın muhafaza edilerek yediemin otoparkına çekildiği, böyle devam ederse şirketin iflasa sürükleneceği gerekçesi ile hakim hissedarın talebinin haklı görülerek genel kurul icra ettiğini belirtmiştir. Şirketin içinde olduğu mali durum son dönemlerde 2021 yılından beri satışların hızla düşmesi haciz ve muhafaza işlemleri nedeni ile hakim hissedarın talebi üzerine kayyım tarafından bu talep uygun görülerek genel kurul toplantısı icra edilmiş davacılarca kayyımın genel kurul icra edemeyeceği, yetkisiz olduğu gerekçeleri ile iş bu dava açılmıştır. Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davalı şirkette --- %70, --- -- %20, ----- ise %10 hissesi bulunduğu,şirket ticari defter ve dayanaklarının usul ve yasaya uygun tutulduğu ve delil vasfında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin ----- Esas sayılı dosyasında "...6102 sayılı TTK'nın 617/3. Madde ve fıkrası uyarınca " Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul,hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler,Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. " hükmüne haizdir. Bu maddenin atfı ile limited şirketlere de uygulanan TTK'nın 364. Maddesi ise " Yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişi, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebilir." hükmüne haizdir.6102 sayılı TTK'nın 422. Maddesi gereği Yönetim kurulu toplantı tutanağının noterce onaylanmış bir örneğini derhal ticaret sicil müdürlüğüne vermek ve tutanakta yer alan tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür. Tutanak ayrıca varsa şirketin internet sitesinde de yayımlanır. 6102 sayılı TTK'nın 616 maddesi uyarınca asıl olan müdür veya müdürlerin genel kurulca seçilmesidir. Genel kurulun müdürleri atama yetkisi devredilemez niteliktedir. ( m 616/1-b) Bir genel kurul kararı aleyhine iptal davası açılması , dava karara bağlanıp hüküm kesinleşinceye kadar kararın geçerliliğini etkilemez. Bu nedenle yasa uygulanması şirket açısından giderilmesi imkansız zararlara sebebiyet verecek kararların yürütmesinin mahkemeden durdurulmasını talep etme imkanı tanımıştır. TTK'nın 449. Maddesi uyarınca Genel kurul kararının iptal veya butlanı istemli dava açıldığında talep üzerine mahkeme yönetim kurulu üyelerinin görüşünü adlıktan sonra dava konusu kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. (----) Somut olayda davalı şirketin 14.10.2021 tarihli genel kurul toplantısında şirketin önceki yöneticisi azledilmiş ve yerine davacı şirket müdürü olarak seçilmiştir. Davalı yanca söz konusu genel kurul kararının iptali istemi ile dava açılmış, yukarıdaki gerekçelerle dava red edilmiştir. Bu davanın istinaf aşamasında olduğu görülmüştür. Davacı yan davalının şirket defter ve kayıtlarını kaçırarak söz konusu genel kurul kararının tesciline mani olduklarını iddia etmiştir. Davalıların ---- Asliye Ticaret mahkemesinde görülen ticari defter ve belgelerin zayi istemli davaya müdahil olarak davacı iddiasını doğruladıkları, şirket defter ve kayıtlarının kendilerinde olduğunu belirttikleri görülmüştür. Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere genel kurul kararları hakkında yürütmenin geri bırakılması kararı verilmediği müddetçe ve iptal kararı verilmediği müddetçe hüküm ve sonuçlarını doğurmaktadır. Davalının açtığı genel kurul iptaline dair davanın red edildiği görülmüştür. Bu davada genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına dair bir karar verilmediği görülmüştür. Bahsi geçen genel kurulda davacı yan müdür olarak tayin edilmiştir. Müdür seçme ve belirleme yetkisi limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerindedir. Esasen genel kurul kararı ile birlikte iç ilişkide davacının artık müdür olarak tayin edildiği hususu açıktır. Ancak davalılarca şirket kayıt ve defterleri teslim edilmeyerek ve söz konusu genel kurul kararı tescil edilmeyerek genel kurul kararının uygulanmasına mani olunmuştur. Yönetim kurulu üyeliği sıfatının kazanılması kural olarak seçim ve atama ile olmakla birlikte özellikle dış ilişkilerde yetkili olduğunun kanıtlanması ve şirketi temsil edebilmesi bakımından ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir. Nitekim TTK'nın 373/1 hükmünde de yönetim kurulunun temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline vereceği ön görülmektedir. Dolayısı ile üyeliğin kazanılması veya sona ermesi durumu bilmeyen üçüncü kişilere karşı ancak tescil ve ilan edildikten sonra ileri sürülebilir. ( -----) Tüm bu anlatılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının esasen genel kurul kararı ile birlikte müdür olarak tayin edildiği ancak davalıların şirket defter ve belgelerini uhdelerinde tutmaları nedeni ile söz konusu genel kurul kararının tescil edilemediği, bu hususta----ATM de derdest dava da olduğu, iç ilişkide davacının şirket müdürü olarak tayin edildiği hususunun ihtilafsız olduğu ancak dış ilişkide söz konusu genel kurul kararı tescil ve ilan edilemediği için halen davalının şirket müdürü olarak gözüktüğü bu nedenle taraflar arasında yaşanan bu ihtilaflar nedeni ile şirkette organ boşluğu yaşandığı anlaşılmakla, söz konusu durum giderilinceye kadar şirkete kayyım atanmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Öte yandan her ne kadar davacı yanca şirket tüzel kişiliğinden başka diğer ortaklara da dava yöneltilmiş ise de bu tür bir davada şirket ortaklarının pasif husumeti yoktur. Yargıtay ---- HD---- Sayılı ilamında "... Dava, davalı şirkete kayyım atanması istemine ilişkin olup, böyle bir davada davalı şirkete husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, davalı olarak gösterilen diğer şirket ortaklarına husumet düşmemektedir. Bu nedenle, şirket ortakları yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken..." gerekçesi ile verdiği kararda kayyım tayini istemli davalarda husumetin şirket tüzel kişiliğine ait olduğu belirtilmiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davalı gerçek şahıslar yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile dava red edilmiş,yukarıda yazılı gerekçeler nedeni ile davalı şirkete kayyım atanmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile karar verilmiştir. Bu dosyada gerekçeli karar yazıldıktan sonra hakim hissedarın talebi üzerine mahkememizce 19.01.2023 tarihli ek karar ile "...Somut olayımızda mahkememizce davanın esası hakkında karar verilmiş olup henüz dosya istinaf mahkemelerine gönderilmemiştir. ( gerekçeli karar tebliğ aşamasındadır. ) Tedbir konusunda karar verme yetkisi halen mahkememizdedir. Nitekim bu hususta emsal doktrinsel görüş yukarıda alıntılanmıştır. Mahkememizin esasa dair kararında izah edildiği üzere davalı eski yöneticinin azledildiği ve davacının yeni müdür olarak tayin edildiği genel kurulda alınan kararların iptali istemi ile davalılarca açılan dava mahkemece red edilmiştir. Anonim ve limited şirket genel kurullarının almış olduğu kararların yürütmesinin geri bırakılması talep edilebilir. Mahkemece genel kurulda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasına dair bir karar verilmediği müddetçe bu karar ilgilileri bağlar. Davacı yeni müdürü tescil ve ilan ettirmek istemiş ancak davalılarca şirket defterleri, karar defteri davacıya ibraz edilmediği için tescil de gerçekleştirilememiştir. Davacı yanca şirket karar ve defterlerinin zayi olduğu gerekçesi ile açılan davaya da davalılar müdahil olarak defterlerin kendilerinde olduğunu ikrar etmek sureti ile davanın reddini sağlamışlardır. Genel kurul kararları hakkında TTK'nın 449. Maddesi gereği bir tedbir kararı verilmediği müddetçe bu karar bağlayıcı mahiyettedir. Aksi durumda genel kurulda azledilen, ibra edilmeyen, hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verilen eski yöneticilerin şirket karar ve defterlerini teslim etmemek sureti ile huzurdaki davada olduğu gibi yeni yöneticilerin göreve başlamasına ve tescile mani olmaları, genel kurulda alınan kararların icrasını durduran bir mahkeme kararı olmamasına rağmen fiili eylemleri ile durdurmaları gibi bir sonuç doğar ki bu istenen bir sonuç değildir. Davacı, şirkette hakim hissedar olup hisse oranı %70' tir. Şirket genel kurulunda müdür olarak tayin edildiği halde gerekçeli kararda açıklanan nedenlerden ötürü görevine başlayamamıştır. Şirketin resmi kayıtlarda yöneticileri eski müdür gözükmekte ancak ortada hukuken henüz iptal edilmemiş, yürütmesinin geri bırakılmasına da karar verilmemiş %70 oy çokluğu ile alınmış bağlayıcı bir genel kurul kararı bulunmaktadır.Yaşanan nedenlerden ötürü şirkette organ boşluğu bulunmaktadır. Şirketin bir çok çalışanı olup, aktif olarak ticari faaliyetine devam etmektedir. safahatta da mahkememizin tedbir ara kararından beridirir şirket kayyım yönetimindedir. Şirketin telafisi imkansız zararlara uğraması muhtemeldir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davalı şirkete kayyım atanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçeleri ile tedbir kararı verilmiş şirkete tekrar kayyım atanmıştır. İptali istenen genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde tüm ortakların vekaleten genel kurula iştirak ettikleri görülmüştür. Öncelikle, Davacı vekilleri toplantı tutanağına geçirilen ve tutanağa eklenen itirazlarında ve dava dilekçesinde ---- kayyım atanmasına dair ---- ATM ---- dosyada verilen kararın ---- BAM -----.HD'nin 20.10.2022 tarihli kararı ile kaldırıldığını ileri sürmüş ise de BAM kaldırma kararından sonra mahkememizin 19.01.2023 tarihli ek kararı ile ----- tekrar kayyım olarak atandığından, kayyımlık görevinin, dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığı 31.01.2023 tarihi itibariyle kesintisiz devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacıların bu iddiası bu nedenle yerinde değildir. Kayyım ---- şirkete yönetim kayyımı olarak atandığı gözetildiğinde, YK yerine kaim olacak şekilde görev yapacağı, bu bakımdan genel kurul çağrısı da yapabileceğinde tereddüt yoktur. Doktrinde ve Yargıtay kararlarında kayyımın genel kurul çağrısı yapmaya yetkili olduğu genel olarak benimsenmektedir. Genel kurulu kim toplantıya çağırırsa gündemi de o belirleyecektir. Olağanüstü GK toplantısının kanunen belirlenmiş bir gündemi olmadığından, ister YK'nun yerine kaim olarak ister doğrudan kayyım sıfatıyla çağrı yapsın, dava konusu genel kurul toplantısının gündemini kayyım belirleyecektir. Davalı şirketin %70 pay sahibi olan ortağı ile kalan %30 ortağı olan davacı ortakları arasında Mahkemelere intikal eden ihtilaflar bulunduğu, %70 pay sahibi olan ortağın kuruluş aşamasında müdür seçilen azınlık ortağın azlini ve kendisinin müdür olarak seçilmesini istediği, bunu sağlamak amacıyla 14.10.2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında müdürün azline ve yeni müdür seçilmesine dair karar aldığı fakat, şirketin karar defterine ulaşılamadığından tescil ve ilan ettirilemediği, dava açtığı, kayyıma bu gündemle genel kurul toplantısı yapması için ihtarlar gönderdiği sabit olduğuna göre, şirketteki yönetim boşluğunu/organsızlığı gidermek keza şirketin içinde olduğu mali durum, birçok haiz işlemi uygulanması, şirket araçlarının dahi haczedilerek muhafaza altına alınması, kısa vadeli ve uzun vadeli birikmiş borçların olması ve ortakların da bu borçları ödemeye yanaşmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde şirketin içinde olduğu mali durum nazara alındığında kayyımın genel kurul çağrısı yapmasında kanuna aykırılık yoktur. Davacı vekili kuruluşta şirket sözleşmesiyle 10 yıl için atanan müdürün olağanüstü genel kurulda azledilemeyeceğini savunmuş ise de azil bakımından yönetim kurulu üyesinin nasıl seçildiğinin önemi yoktur. Aksine kanunda anonim şirket YK üyelerinin, esas sözleşmeyle atansalar dahi genel kurul kararıyla görevden alınabilecekleri yönünde hüküm bulunmaktadır. ( Bkz. 6102 sayılı TTK'nın 364. Maddesi ) Davalı şirketin % 70 hissesine sahip ---- şirket yönetimine, 05.01.2023 tarihinde mevcut müdürün azli ve şirkete müdür atanması gündemiyle olağanüstü genel kurul talepli bir ihtarname gönderdiği, şirketin içinde bulunduğu koşullar altında yönetim sorunun ivedilikle çözümlenmesi gerektiğinden, kayyımının TTK md. 411 uyarınca bu talebi olumlu karşılayıp gündemi belirleyerek olağanüstü genel kurul çağrısı yaptıktan sonra, akabinde dava konusu 31.01.2023 tarihli olağanüstü GK toplantısını gerçekleştirmesinde kanuna aykırılık tespit edilmemiştir. Hazirun cetvelinin incelenmesinden söz konusu toplantının tüm ortakların katılımıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Tüm bu anlatılanlar bir bütün olarak değerlendirilip bir sonuca varılacak olursa davalı şirketin 14.10.2021 tarihli genel kurul toplantısında şirketin önceki yöneticisi azledilerek yerine hakim hissedarın şirket müdürü olarak seçildiği ancak şirketin diğer ortakları ve eski yöneticilerince. söz konusu bu genel kurul kararının iptali istemi ile dava açıldığı ve davanın red edildiği, davalıların şirket kayıt ve defterlerini uhdelerinde tutmaktan faydalanarak bu defterleri yeni seçilen hakim hissedara/müdüre tevdi etmedikleri, şirketin %70 hakim hissedarı ve yeni seçilen müdürünün bir türlü ticaret sicilinde gerekli tescil ve ilanı sağlayamadığı, defterlerin zayi olduğundan bahisle dava açtığı ancak mahkemenin haklı bir şekilde defterlerin zayi olmadığı, şirketin diğer ortaklarının elinde olduğundan bahisle davayı red ettiği, bu nedenle mahkememiz huzurundaki ---- Sayılı davasının ikame edildiği, bu davada şirketin genel kurulda seçilen hakim hissedarının davasında haklı olduğu gerekçesi ile kabul kararı verildiği, kararın icrasını sağlamak amacı ile ek karar ile ihtiyati tedbiren kayyımın tekrar atandığı, bu kararlara karşı şirketin diğer hissedarlarının kanun yollarına müracaat ettiği, bu davanın konusu olmadığından içeriğine girilmeyeceği, verilen tüm kararların gerekçeleri ile bahsi geçen mahkememiz dosyasında zaten mevcut olduğu en nihayetinde şirketin içinde olduğu mali durum,çalışanların maaşlarının, enerji iletişim gibi zorunlu masrafların dahi ortaklardan alınan havalelerle yapılabilmesi, şirketin kısa ve uzun vadeli birçok borcunun olması, birçok makinesine haciz konulması, 2 aracının muhafaza altına alınması, ve diğer nedenlerle hakim hissedarın talebinin uygun görülerek kayyım tarafından genel kurul kararı alındığı davacı iddialarının yukarıda detaylı olarak irdelendiği, alınan kararlarda yokluk-butlan veya iptal nedeni bulunmadığı sonucuna varılmış usul ve yasaya ve denetime uygun bulunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay ----. HD. -----.Davacılar vekilinin temyiz harcını müvekkillerinden birisi için yatırdığı makbuzda yazılı miktardan anlaşıldığı, davanın, genel kurul kararlarının iptali ve kayyım tayini istemlerine ilişkin olduğu, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, her davacının davasının ayrı olduğu ve davacı sayısınca hüküm bulunduğu,.." Yargıtay ---- HD.-----. "....yargılamanın yenilenmesi istenen dava genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, her davacının davası ayrıdır ve bu nedenle de davacı sayısınca hüküm bulunduğundan her davacı için ayrı ayrı temyiz harcı alınması gerekmektedir. " gerekçeleri ile aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların davalarında nasıl davranılması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcuttur.Bu nedenle davalı lehine her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 247,70 TL harcın davacılardan müştereken ve mütesilsilen tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine, 6-Davalı vekille temsil edildiğinden ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile davalıya ödenmesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.