İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/53 E. 2025/107 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/53
- Karar No
- 2025/107
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/53 Esas KARAR NO:2025/107 DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:21/01/2025 KARAR TARİHİ:25/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının ... numaralı müşterisi olduğunu ve klasik dolandırıcılık yöntemleriyle mağdur edildiğini, 08.08.2024 tarihinde müvekkiline yapılan telefon aramasında hesabının FETÖ tarafından ele geçirildiğinin ve kurtulmak için yurtdışında bir fona para yatırması gerektiğinin söylendiğini, bu doğrultuda müvekkilin bilgisi ve iradesi dışında işlemler yapıldığını, daha sonra ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilinin aynı tarihte davalı şubesine başvurarak işlemin ivedilikle durdurulmasını talep ettiğini ancak herhangi bir işlemin yapılmadığını, banka ve müşteri arasındaki sözleşme türü Türk Borçlar Kanunun'da düzenlenen ödünç sözleşmesi türü içinde değerlendirildiğini, bankaların işlemlerle ilgili sistemsel güvenliği sağlamak zorunda olduğunu, davalının gerekli bilgilendirme yapmaksızın müvekkilini zarara uğrattığını iddia ederek; müvekkilin zararının tazminini, işlemlerin bankaya yapılan bildirimlere rağmen iptal edilmemesi sebebiyle haksız para transfer tutarının müvekkiline iadesini, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edildiğini, bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın ttk veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalar olduğunu, (mutlak ticarî davalar). ikincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olduğunu, üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayıldığını, bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli olmadığını, davacı taraf ile müvekkili banka arasında herhangi bir ticari ilişkinin mevcut olmadığını, mobil bankacılık hizmet sözleşmesi ve sair bankacılık sözleşmelerinde davacı taraf tacir sıfatını haiz olmadığını, davacı ile bireysel bankacılık hizmet sözleşmesi yapıldığını, işbu alacak davası TTK bağlamında mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığını, Asliye Ticaret Mahkememizin işbu davaya bakmakla görevli olmadığını, bu bakımından huzurda görülen davanın görevsizlik sebebi ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın dolandırıcılık/sahtecilik/hırsızlık eylemiyle karşı karşıya kaldığını iddia ettiğinden zararın tazminine dair istemini, müvekkili bankaya değil; bu eylemleri gerçekleştiren kişi ve kişilere yöneltmesi gerektiğini, ilgili süreçte herhangi bir güvenlik zaafiyeti bulunmayan müvekkili bankaya yöneltilen husumet haksız olduğundan işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı taraf'a ait hesap hareketlerinden de görüleceği üzere dava konusu işlemler neticesinde zenginleşen kişiler; ...'e davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, davacıya ait işlemin sadece kendisinin bilgisinde olan şifrenin girilmesi neticesinde gerçekleştirildiği anlaşıldığından bankanın kusur ve sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, davacı tarafça iddi edilen olay tipik bir"ikna dolandırıcılığı" olduğunu, dolandırılma eylemi sırasında nitelikli bir yalan ve mağdurun denetleme imkanının ortadan kaldırılması gerekmekte olduğunu, aksi takdirde davacı taraf'ın zararın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerekmekte olduğunu, müvekkili bankanın internet bankacılığı hizmeti, uluslararası alanda kabul edilen güvenlik standartlarında olduğundan müvekkil bankaya kusur atfedilmesi mümkün olmadığını, davacıya internet bankacılığı kullanım esasları güvenliğine dair gerekli uyarılar yapılmış olması sebebiyle kusurlu olanın davacı olduğunu belirterek mahkememizin görevli olmaması sebebi ile davanın görevsizlik sebebi ile reddine, mahkeme aksi kanaatteyse haksız, usul ve yasaya aykırı olan davanın esastan reddine, dava'nın eft/havale alıcıları ...' ihbarına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, tazminat davasıdır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve tüketici kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. HMK’nın 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. İstanbul Bam 12.Hukuk Dairesinin 2020/850 Esas, 2020/705 Karar sayılı ilamında; "Somut olayda uyuşmazlığın davacının adına açılan şahsi hesaptan doğduğu gözetildiğinde mevduat sözleşmesinin de bir tüketici işlemi olduğu tartışmadan uzaktır. Davacının şahsi hesabını mesleki işler için kullanabileceği varsayımı ile mahkemenin görevi belirlenemeyeceğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeye tüketici mahkemesi görevli bulunmaktadır." gerekçesi ile şahsi hesap şeklindeki mevduat sözleşmesinin tüketici işlemi olduğu ve bu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, somut uyuşmazlığın bireysel bankacılık hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının bireysel hesap sahibi gerçek kişi olduğu, bu durumda davacının 6502 sayılı kanunda düzenlenen tüketici tanımına uyduğu, işlemin de tüketici işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu kanaatiyle mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, resen HMK’nın 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanın 331/2. maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, 4-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.25/02/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır