İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/519 E. 2024/935 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/519
- Karar No
- 2024/935
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/519 Esas KARAR NO :2024/935 DAVA:Menfi tespit ve İstirdat DAVA TARİHİ:10/09/2024 KARAR TARİHİ:18/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından 02/05/2024 tarihinde .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında 31/10/2022 tarihinde müvekkili ile alakası bulunmayan haksız fiil nedeniyle ... plakalı aracın hasar görmesi üzerine hasarın rücusuna yönelik ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin eski yerleşim adresine TK 21/2 göre tebligat yapıldığını, müvekkilinin adres değiştirdiğini ancak mernis adresini henüz değiştirmediğini, takibin kesinleştiğini, müvekkilinin polis memuru olduğunu, olayın meydana geldiği 31/10/2022 tarihinde görevde olup olayın meydana geldiği yerde bulunmadığını, görevlendirme yazısının emniyetten celp edilerek bu durumun ispatlanacağını, müvekkilinin ayrıca olay tarihinde aracı olmadığını, aracı olmayan birinin kaza yapmasının imkansız olduğunu, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödemek zorunda kaldığı 13.547,40TL nin ödeme tarihi olan 20/08/2024 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, dosyaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkili şirketin adresinin ... olduğunu, bu nedenle ... Adliyesinin yetkili olduğunu, davanın öncelikle görev ve yetki yönünden reddine karar verilmesini, davaya konu dava dışı sigortalı ... plakalı araç sürücüsü aracını Mudanya Belediye binası önüne park etmiş olup akşam aracını almaya geldiğinde aracın sol dikiz aynasının kırık olduğunu gördüğünü, aracın üzerine aynanızı sürtme nedeni ile kırdım kusura bakmayın ve ... arasanız konuşuruz yazılı bir not bulduğunu, yaptığı arama sonucu kendisinin polis memur olduğunun, araca kardeşlerinin çarptığını söylediğini, bu hususta polis karakolunda şikayette bulunduğunu, davanın öncelikle görev ve yetki yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte olur ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Dava konusu aracın trafik tescil kaydı uyap sisteminden temin edilerek dosyamız arasına alınmış, aracın davacı adına kayıtlı hususi araç olduğu göürülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." denilmekle, aynı yasanın 114/1-c maddesinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Yasal düzenlemeler kapsamında öncelikle görev yönüyle inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmiş, davalı yanca yetki itirazında bulunulmuşsa da yetki ilk itirazının ancak görevli mahkeme tarafından değerlendirilebilecek olması nedeniyle bu aşamada herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. TTK'nın “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK 'nın 4/1-(a) maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca da, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesine göre, sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra, hukuken sigortalının yerine geçerek, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilecektir. Bu durumu dava konusu olaya uyarladığımızda görevli mahkeme, dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki içeriğine göre belirlenecektir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Uyuşmazlığın 31/10/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında dava dışı sigortalı aracın aynasının kırılması sonucu dava dışı sigortalıya ödenen bedelin halefiyet kuralı uyarınca tahsili amacıyla davalı sigorta şirketi tarafından .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, hasara nedeniyle ödemiş olduğunu iddia ettiği alacağını davacıdan bu şekilde tahsil ettiği, iş bu davanın davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve haksız yere ödenen 13.547,40 TL bedelin istirdatına yönelik olduğu, davanın haksız fiilden kaynaklandığı, mahkemenin görevinin zarar sorumlusu davacı ile dava dışı sigortalı arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenmesi gerektiği, dosya kapsamına göre dava dışı sigortalı ile davacının tacir olmadığı, meydana gelen kazanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmediği, davanın tek başına sigorta şirketine açılması davanın ticaret mahkemesinde görülmesine neden olmayacağı, eldeki davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca görev yönünden USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli olan İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK’nın 331 md.'si uyarınca, harç, yargılama gideri ve gider avansının görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-Davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde talep üzerine harç yargılama gideri ve gider avansı konusunda mahkememizce karar OLUŞTURULMASINA, 5-HMK 20. maddesi gereğince; karar tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.18/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır