İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/445 E. 2024/796 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/445
- Karar No
- 2024/796
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/445 Esas KARAR NO :2024/796 Karar DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:01/08/2024 KARAR TARİHİ:13/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/11/2022 günü müvekkili firmanın uzun dönem kiralama sözleşmesi ile kiraladığı ... plakalı aracın park halindeyken davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kusurlu olarak çarptığını ve aracın onarım için 16 gün tamirde kalarak kazanç kaybına uğradığını, diğer davalı araç sahibinin de işleten sıfatına sahip olduğunu ve aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olduğunu, arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşamadıklarını, davanın kabulü ile şimdilik 300,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, arabuluculuk, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı ... Grup vekili cevap dilekçesinde özetle; Kiralık aracın kazaya karışması nedeniyle oluşan zararın ticari bir olay olmadığını, her iki tarafın tacir olmasının tek başına TTK hükümleri uyarınca ticari dava olmasını gerektirmediği, davacının davalıdan tazminat talep etmesinin nedeninin müvekkili davalı şirket ile davacının kiracısı arasındaki kira ilişkisinden kaynaklandığını ve bu nedenle görevli olan mahkemenin sulh hukuk mahkemeleri olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın iddia ettiği kazanç kaybına ilişkin alacak miktarını davayı açarken belirleyebileceğinden belirsiz alacak davası açamayacaklarını, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddini, davayı kusur oranını ve alacak iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın dava dilekçesinde net olarak ne talep ettiğinin anlaşılmadığını, kira geliri- araç mahrumiyet bedeli- kazanç kaybı vb. hangi maddi zararları istediğinin açık olmadığını, bir an için davacının taleplerinin araçtan mahrumiyet tazminatı olsa dahi işbu tazminatın hesaplanmasında hususi araç- ticari araç ayrımının önem arz ettiğini, aracın park edilmeyecek yere hatalı olarak park ettiğini ve kazanın oluşumuna sebebiyet verildiğini, kazaya karışan uzun süreli kiralık aracın sadece kazaya ilişkin değil sanki kiralama süresi boyunca başına gelen tüm hasarların tamir edildiğinin görüldüğünü, dosyaya sunulan hasar faturası içerisinde olayla örtüşmeyen pek çok haksız ve fahiş şekilde miktarlarla tamir edildiği iddiası olduğunu, davanın öncelikle görev yönünden reddini, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddini, zamanaşımı ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddini, dava dışı ... A.Ş.'ye davanın ihbarını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ...'a tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan cevap dilekçesi sunmamış ve bu nedenle de münkir kabul edilmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 04/01/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacı ... Kiralama Şirketinin davalı işleten ... Grup ve davalı sürücü Songül'den kaza nedeni ile oluşan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." denilmekle, aynı yasanın 114/1-c maddesinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Yasal düzenlemeler kapsamında öncelikle görev yönüyle inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmiş, davalı yanca yetki itirazında bulunulmuşsa da yetki ilk itirazının ancak görevli mahkeme tarafından değerlendirilebilecek olması nedeniyle bu aşamada herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmemesine rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak düzenlenmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmakla birlikte Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmayıp TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmeyecektir. Üçüncü grup ticari davalar ise, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Tüm doya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ... kiralama şirketi tarafından ... plakalı aracın dava dışı ... Tic. A.Ş. adlı şirkete 16/06/2020 tarihli sözleşme ile kiralandığı, aracın şirkete 05/01/2021 tarihinde davacı şirket tarafından teslim edildiği, geçen süre zarfında ve ... plakalı araca park halinde iken, davalı şirket adına kayıtlı ve sürücülüğünü diğer davalı ...'ın yaptığı ... plakalı aracın çarparak zarar verdiği, işbu davanın ise trafik kazası sonucu davacıya ait aracın tamirde kaldığı süre boyunca kullanılamamasından ötürü uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, işin ticari iş olarak değerlendirilmesi ve bu kapsamda eldeki davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi olanağının da bulunmadığı, bununla birlikte uyuşmazlık konusunun yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin de olmaması nedeniyle eldeki davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığına kanaat getirilerek davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmek suretiyle mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca görev yönünden USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli olan İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK’nın 331 md.'si uyarınca, harç, yargılama gideri ve gider avansının görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-Davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde talep üzerine harç yargılama gideri ve gider avansı konusunda mahkememizce karar OLUŞTURULMASINA, 5-HMK 20. maddesi gereğince; karar tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, Dair; davacı vekili, davalı ... Grup vekili ve davalı Asil ...'ın yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, HMK'nun 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.13/11/2024 Katip ... Hakim ...