İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/202 E. 2024/678 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/202
Karar No
2024/678
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/202 Esas KARAR NO :2024/678 DAVA:Alacak DAVA TARİHİ:19/07/2017 KARAR TARİHİ:02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında "... Mevkii adresinde kain ve tapu sicilinde , 135 ada, 24 Parselde" kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerine taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işleticiliği hususunda 30.06.2012 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi ve yine aynı tarihli protokol akdedildiğini, davalının her bir sözleşme yılında asgari 500 ton akaryakıt ürünleri ve bir ton madeni yağ satmayı eksik alımları için ton başına 100 USD cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, davalının taahhüt ettiği 2.500 ton ürün satış miktarına karşılık toplamda 62,15 ton miktarda ürün aldığını, tahahhüde rağmen almadığı 2.4,7,87 ton ürün için 243.786,90 USD cezai şart borcunun doğduğunu, protokol uyarınca davalı gerçek şahsın diğer davalı şirketin müvekkili nezdindeki borçlarının 399.051 USD'sine kadarını müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak ödemeyi garanti ettiğini ,müvekkili tarafından keşide edilen ihtarname ile borçların ödenmesi hususunun taraflara bildirildiğini, ancak davalılar tarafından herhangi bir girişimde bulunulmadığını, açıklanan nedenlerle; 243.786,90 USD cezai şart alacağının şimdilik 1.000,00 USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin verdiği tahahhüdü yerine getirememesinin nedeni önünden geçen ... -... karayolunun tadilata girmesinin olduğunu, müvekkilinin yol tadilatı nedeniyle istasyonu kullanamaz hale geldiğini ve batma noktasına geldiğini, müvekili yönünden istasyonun önünden araç geçmemesine sebep olacak kadar büyük bir yol tadilatının mücbir sebep teşkil ettiğini, zira yol tadilatının müvekkilinin önceden öngöremeyeceği ve önleyemeceği bir durum olduğunu, bu nedenle davacı yanın cezai şart isteminin yasal olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında davalı bayinin sözleşmedeki asgari alım taahhüdünü ihlal ettiği iddiasıyla cezai şart alacağının tahsili amacıyla açılmış kısmi davadır. Mahkememizin 04/02/2019 tarihli ve ... sayılı sayılı kararında belirtilen "Somut olay açısından akde aykırı durum davalının eylem ve işlemleri nedeniyle değil fiili durumla illiyet bağını kesen mücbir sebepten kaynaklanmaktadır. Karayolları Genel Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabına göre istasyonun bulunduğu kesimdeki yol yapım çalışmaları 25.11.2011 tarihinde menfez yapımı ile başlamış kısmi zamanlı olarak bu aşamada yolun trafiğe kapandığı, 23.02.2012 tarihinde harfiyat işlerinin başladığı ve yine bu tariheten itibaren yol kapama işlerinin aralıklarla uygulandığı, 5.9.2012 tarihinden itibaren de alttemel seriminin başlandığı ve yolun trafiğe tamamen kapandığı 9.10.2012 tarihine kadar bu şekilde devam ettiği, ayrıca 24.08.2013 tarihine kadar da kısmi zamanlı yol kapamalarının devam ettiği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi 2011 yılından 2014 yılına kadar seyreden büyük bir zaman aralığında kimi zaman kısmen kimi zaman tam zamanlı uzun süreli yol kapanması nedeni ile istasyonun günlük faaliyetini yapma imkanı bulunmadığı, kamu otoritesinin aldığı karara karşı ve kamu hizmeti de sözkonusu olmakla yol yapımı sırasında istasyonun çalışamayacağı şekildeki durumlara davalının katlanmak zorunda olduğu, bu hususun ise olayda illiyet bağını kesen önlenemez ve mücbir bir sebep olarak kabulü zorunlu olmakla davalıdan cezai şart istemenin MK 2 ye aykırı olduğu" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından 13/03/2022 tarihli 2019/1648 esas ve 2022/187 karar sayılı ilamı ile "... Davanın açıldığı tarihte davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu sabittir. Mahkeme tahkikatın tamamlandığı düşüncesinde ise, öncelikle HMK'nın 184. maddesi uyarınca, hazır bulunan taraflardan tahkikatın tümü hakkındaki görüşlerini alır ve tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra sözlü yargılama aşaması başlar. Sözlü yargılama safhası için ayrı bir duruşma günün tayin edilmesi gerekir. Ancak, tahkikatın bittiği duruşmada her iki tarafın duruşmada hazır olması ve sözlü yargılama için hazır olduklarını beyan etmeleri halinde, mahkeme, sözlü yargılama aşamasına geçildiğini tefhim ederek, taraflara davanın esası hakkındaki son diyeceklerini sorar. Bu usuli prosedür, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ile ilgilidir. Somut olayda, tahkikat bitirilerek sözlü yargılamaya geçilmeden dolayısıyla taraflara son sözleri sorulmadan davanın reddi yoluna gidilerek yargılamaya son verilmiştir. Aynı zamanda mevcut uyuşmazlıkta irdelenmesi gereken bir husus da TBK' nın 136/ 2 maddesinde düzenleme bulan imkânsızlık halidir. TBK'nın 136/2. maddesi uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Bu hukuki açıklamaya göre somut olaya gelindiğinde; taraflar arasındaki sözleşme her iki tarafa borç yükleyen tam iki taraflı bir sözleşmedir. Bu noktada, davaya konu yol çalışmaları neticesi istasyonun önündeki yolun trafiğe kapanmış olmasına yönelik iddia karşısında ilk derece mahkemesince bu iddianın gerçekliğinin, alım taahhüdü üzerindeki etkisinin net şekilde ortaya konularak, yol çalışmalarının alım taahüdü açısından ifayı imkansız hale getirir nitelikte bir boyutu olup olmadığı belirlenmelidir. Bu konu, konusunda uzman bilirkişiler eliyle alınacak rapor neticesi ortaya konmalıdır. Davalının yol yapım çalışmalarından kaynaklı olarak istasyonun önüne araç yanaşmamasını gerekçe göstererek alım taahhüdünü yerine getiremediğini savunduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda bahsi geçtiği şekilde somut olaydaki mücbir sebebin, sürekli bir imkansızlık mı yoksa geçici nitelikte imkansızlığa sebebiyet veren bir ifa engeli mi olduğu tespit edilmelidir. Ayrıca taraflar arasındaki protokolün az yukarıda bahsi geçen 9. maddesi gereğince davalının, mücbir sebep olayının öğrenildiği tarihten itibaren veya oluşundan itibaren en geç beş gün içinde diğer tarafa ihbarda bulunması gerektiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davacının bayilik sözleşmesini feshetmesinin haklı olup olmadığı noktasında dosya kapsamında davalının bahsi geçtiği şekilde bir ihbarının mevcut olup olmadığı, sürekli veya geçici imkansızlık durumlarının hangisi mevcutsa onun hukuki sonuçları ile ve taraflar arasındaki 30.06.2012 tarihli bayilik sözleşmesinin 27.1 maddesinde düzenleme bulan sözleşmenin ... tarafından feshine imkan veren düzenlemelerle birlikte irdelenerek sonuca ulaşılmalıdır. Ayrıca dosya kapsamından anlaşılacağı üzere dava dışı ... ile ... arasında 05.01.2016 tarihli borç protokolü imzalandığı, bu protokol dahilinde, ... Enerjiye ait borç taksitlerinin ... tarafından ...'e ödendiği, ... ile ... arasında bayilik sözleşmesi ve ürün alım taahhütnamesi imzalandığı, ... Enerjinin borçlarının yapılandırılması talebi ve ...'in ruhsat alım sürecinin uzaması nedeniyle akaryakıt istasyonunun faaliyete geçemediği yönünde ... ve ... arasında ihtarnameler keşide edilmiş olmakla, hâkimin davayı aydınlatma ödevi gereği ... ve ... arasındaki sözleşmesel ilişkiye esas belgeler de dosyaya kazandırılmak suretiyle 05.01.2016 tarihli borç protokolü ve bu protokol doğrultusunda yapıldığı söylenilen ödemeler eldeki dava konusu ile birlikte irdelenmelidir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,..." şeklindeki gerekçeyle Mahkememiz hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir. BAM kararı doğrultusunda gerekli incelemeler yapılmış, ... Gıda İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile aralarındaki bayilik ilişkisine yönelik tüm kayıtlar ve yine bu taraflar arasındaki 05/01/2016 tarihli borç protokolü ve ödemelere yönelik tüm kayıtlar celp edilmiş, dosya arasına alınmıştır. Davacı şirketin ilişki dönemini kapsayan ticari defter, dayanağı belge ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, İstanbul B.A.M. 14. Hukuk Dairesinin 2019/1648 Dosya, 2022/187 Karar No.lu karar gerekçesinde belirtilen hususların detaylı irdelenerek davacının cezai şart isteminin yerinde olup olmadığı ve miktarının tespiti noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 28/11/2022 tarihli raporunda; davacı tarafın usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu; yıllara yayılan patlatmalı yol çalışmalarının davalının alım taahhüdünü yerine getirememesinde etkili olduğu, davalıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, davacının hesaplanabilir bir cezai şart alacağı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varmıştır. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ olunmuş, davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi noktasında bilirkişi heyetinden alınan 23/03/2023 tarihli ek raporda, kök rapordaki görüşlerini değiştirecek bir durum bulunmadığını bildirmiştir. Davacı vekilinin kök ve ek raporlara itirazları ile dava dosyasına ilişkin olarak verilen istinaf kararı dikkate alındığında dosyada Ulaştırma Uzmanı olarak görevlendirilen bilirkişinin tespit ve değerlendirmeleri uyuşmazlığın aydınlatılması noktasında yeterli görülmediğinden; iddia, savunma, toplanan tüm deliller ile davacı şirketin ilişki dönemini kapsayan ticari defter, dayanağı belge ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, İstanbul B.A.M. 14. Hukuk Dairesinin 2019/1648 Dosya, 2022/187 Karar No.lu karar gerekçesinde belirtilen hususların detaylı irdelenerek davacının cezai şart isteminin yerinde olup olmadığı ve miktarının tespiti noktasında yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 20/11/2023 tarihli raporda; mademki eldeki olayda 30/06/2012 tarihli Bayilik Sözleşmesinin feshi cezai şartın miktarının takdirinde nazara alınmak gerekir, cezai şartın 2012 tarihli Bayilik Sözleşmesinin fesih tarihine kadar söz konusu edilebileceği; davacının ... 34.Noterliğinin 30 Eylül 2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı şirket ile akdettiği sözleşmeleri feshettiği, ancak bu feshin haklı olup olmadığının dosya içeriğinden anlaşılamadığı; 05/01/2016 tarihli Borç Yapılandırma Protokolü m.1’in, davalı... Nak. Tur. İnş. ... San. ve Tic.Ltd.Şti.’nin “…..; işbu Anlaşmanın imza tarihi itibariyle ... nezdinde toplam 100.024,98-TL ….tutarında muaccel anapara borcu bulunmaktadır…..” kabulünü içerdiği; yapılan inceleme, değerlendirme ve tespitlerimizin Sayın Mahkemenizce değerlendirilmesi neticesinde, davacının davaya konu cezai şart bedelini talep edebileceğinin Sayın Mahkemenize kabul edilmesi halinde; davacının, yıllık tonaj taahhüdünü (yıllık 500 m3) 2 yıl + 3 aylık süreçte (sözleşme tarihinden fesih tarihine kadar olan ticari ilişkinin devam ettiği süreç) toplam 1.0,8562 ton eksik ifa eden davalı şirketten, ton (m3) başına 100 USD tutarında cezai şart talep edebileceği; bu haliyle de davacının talep edebileceği cezai şart tutarının TOPLAM 106.285,00 USD olarak hesaplamışlardır. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ olunmuş, Davalı vekili tarafından bilirkişi ...'ın davacı şirkette 2012-2017 yıllarında çalışması bulunduğunu, rapora karşı diğer beyan ve itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasını, davacı vekilinin rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi noktasında ek rapor alınmasını talep etmişlerdir. Bilirkişi ...'ın heyetten çıkartılması ile yerine yeniden görevlendirilen bilirkişi ile alınan 07/03/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; kök raporda Hukuki İnceleme, Tespitler Ve Görüş:” başlığı altında yapılan inceleme, tespitler ve görüşün aynen muhafaza edildiği; dava dosyasındaki taraflar arasında cari hesaptan kaynaklı herhangi bir borç ya da alacak tutarının olmadığı, Karayolları tarafından paylaşılan bilgiler ışığında davalı tarafa ait akaryakıt istasyonun “Davalı istasyonu açısından (Karayolları Genel Müdürlüğünün bilgilendirmesine istinaden) 25.11.2011-24.08.2013 tarih aralığında (2012–2014 arasında da Çarşamba ve Perşembe günleri patlatma olduğu da göz önüne alınırsa) yaklaşık 2 yıl sürmesi Davalı istasyonun paylaşılan süreler içinde sürekli ifa engeli olacağı'nı kabul ederse ve taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğini de göz önünde bulundurarak “Cezai şart” talep edemeyeceği, davaya konu 30.06.2012 tarihli taraflar arasındaki Sözleşme/Protokol öncesi “Karayollarında yapım çalışmasının” taraflarca bildiği kuvvetle muhtemel olduğundan imzalanan protokolün 9. maddesi kapsamında davalı tarafın herhangi bir ihbarda bulunmasına gerek olmayacağı, cezai şart açısından da sayın mahkeme “Mucbir Sebep” oluşmadığı ya da “Kısmi oluştuğu” kararında ise; a)Sayın mahkeme davacı tarafından sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar “cezai şart” talep edebileceği kanaatindeyse, cezai şart tutarının “106.388.- USD“ olacağı, (dava tarihi itibari ile 1 USD kur: 3,5384 TL’den karşılığının 376.443,30 TL olacağı), b)Sayın mahkeme davacının aynı adreste yeni bayilik imzaladığı tarihi esas alarak “cezai şart” talep edebileceği kanaatindeyse, cezai şart tutarının “177.757,60 USD“ olacağı, (dava tarihi itibari ile 1 USD kur: 3,5384 TL’den karşılığının 628.977,49 TL olacağı) c)Sayın mahkeme “Mucbir Sebep” ‘in kısmen oluştuğu kanaatindeyse üstte tarafımızdan yapılan hesaplamalarda belirleyeceği oranda indirim yapabileceği, d)Davalı firmanın ekonomik durumu ile ilgili dava dosyasında sözleşme tarihi ve fesih tarihi ile ilgili kurumlar vergisi beyannameleri olmadığından heyetimizce “ekonomik mahfına sebep olup olmayacağı” konusunda tespit ve yorum yapılamamıştır, şeklinde görüş bildirmişlerdir. Meydana gelen zararla, zarara neden olan olay veya davranış arasındaki sebep-sonuç ilişkisine illiyet bağı denir. İlliyet bağı sorumluluğun her türü için aranan bir şarttır. Buna göre borcun veya sorumluluğun dayanağının sözleşme dışı, sözleşme sorumluluğu, kusur sorumluluğu, kusursuz sorumluluk ya da tehlike sorumluluğu olmasının bir önemi yoktur. Hukuki sebep ne olursa olsun illiyet bağının varlığı mutlaka her olayda aranmalıdır. Bazı hallerde sebep ile zararlı sonuç arasındaki bağın çeşitli nedenlerle uygun olmaması mümkündür. Bunlardan birisi de illiyet bağının kesilmesidir. Bu durumda zarar gören sorumluluktan kurtulmaktadır. Bir durumun mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için mevcut duruma göre objektif özen gösterilse dahi zararın önlenmesi mümkün olmamalı, gerçekleşme tarzı ve yoğunluğu itibariyle olayların normal akışına göre beklenmedik halleri açık bir şekilde aşan, kaynağını sorumlunun işletme alanı ve faaliyeti dışında bulan olay olmalıdır. Eğer kişinin bizzat kendisi tarafından alınabilecek tedbirler olayı ve sonuçlarını engelleyebilecek durumdaysa mücbir sebep oluşmaz. Çünkü mücbir sebep olağanüstü ve öngörülemez, borçluyla ilgisiz, önlenemez bir güçte dışarıdan gelen bir olaydır. Yine mücbir sebep, haksız fiilin veya borca aykırılığın uygun sebebi olmalıdır. Başka bir anlatımla mücbir sebeple normun veya sözleşmenin ihlali arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Eğer mücbir sebep teşkil eden bir olay borcun ifasını etkilemeyecekse ve haksız fiil yönünden bir değişiklik meydana getirmiyorsa bu durumda borçlunun mücbir sebep nedeniyle sorumluluktan kurtulduğundan söz edilemez. Mücbir sebep, kaçınılmaz bir şekilde bir davranış normunun veya borcun ihlaline yol açmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı mücbir sebep yönünden karşı konulamazlık ve önlenemezlik kavramlarını da kapsamaktadır. Bundan maksat kaçınılmazlığın teknik ve bilimin o anki verilerine göre mevcut her türlü önlem alınsa her türlü özen gösterilse bile ihlalin ve zararlı sonucun hiç kimse tarafından önlenememesidir. Alının her türlü tedbire rağmen mücbir sebep teşkil eden olayın sonuçları önlenemez ise kaçınılmazlık söz konusudur. Bir diğer hususta öngörülemeyen husus olayın kendisi değildir, olayın doğuracağı sonuçtur. Buradaki öngörülemezlik kaçınılmazlığı ilişkin olduğu ölçüde göz önünde tutulmalıdır. Tüm bu hususlar dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dosya kapsamından davacı ... A.Ş. ile davalılardan... Nak. Tur. İnş. ... San. ve Tic.Ltd.Şti.’nin 30/06/2012 tarihinde 5 yıllık süre ile “... ... A.Ş. Bayilik Sözleşmesi” akdettikleri, sözleşmeyi diğer davalı ...'ün kefil sıfatıyla imzaladığı, aynı tarihte imza edilmiş ve aynı tarihte yürürlüğe girmiş “Protokol” başlıklı anlaşmanın da imza edildiği, yine taraflar arasında düzenlenen 30/06/2012 tarihli “Taahhütname” başlıklı belgede, “İşbu taahhütname ile satmayı kabul ve taahhüt ettiğimiz yıllık satış miktarlarını gerçekleştirememiz halinde ...’e eksik kalan yıllık satış miktarları üzerinden akaryakıt ve LPG ürünleri için 100 (yüz) ABD Doları/ton tutarının ödeme gününde …. Türk Lirası karşılığında cezai şartları sözleşmenin fesh edilmesine gerek olmaksızın ödemeyi, anılan bedeli ödemediğimiz takdirde …. kabul ve taahhüt ederiz" şeklinde hüküm bulunduğu, ardından davacı ... A.Ş. Tarafından davalılara ... 34.Noterliğinin 30 Eylül 2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek; aralarındaki sözleşme ve eklerinde yer alan hükümlere uygun davranmaları ve muaccel hale gelen borçları sorumlulukları dahilinde ödemeleri hususunda ... 34. Noterliği’nden 25.03.2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtar gönderilmesine rağmen talep edilen hususların yerine getirilmediği, gerek borçlarını ödememeleri gerekse sözleşmede belirlenen diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle bayi ile akdedilen sözleşmelerin işbu ihtarın gönderildiği tarih itibariyle feshedildiğinin ihtar edildiği, ardından davacı şirketin 21 Ekim 2016 tarihli yeni bir ihtarname ile davalılardan 243.786,90 USD cezai şart alacağının şimdilik 1.000,00 USD’sinin temerrüt tarihinde itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan talep ettiği görülmüştür. 30/06/2012 tarihli Protokolün “Mücbir Sebepler” kenar başlıklı 9.maddesinde, “Bu Protokolde “Mücbir Sebep” terimi, karşı konulması mümkün olmayan nedenlerle taraflardan herhangi birinin Protokol çerçevesindeki taahhütlerini yerine getirmesini engelleyen hallerdir. Mücbir Sebep Olaylarıyla ilgili sorumlulukları aşağıda verilmiştir: - Mücbir Sebep olayının oluşunun öğrenildiği tarihten itibaren veya oluşundan itibaren en geç beş (5) gün sonrasına kadar, etkilenen Taraf bu olay hakkında diğer Tarafa; bildirilen Mücbir Sebep Hali’nin tüm detaylarını, tahmin edilen etkilerini, muhtemel kapsamını ve anılan Mücbir Sebep olayının aşılması için atılması gerekli adımların ne olacağı ve normal iş düzenine nasıl dönüleceği hususunda diğer Taraf’a ihbarda bulunacaktır. – Bu tip ihbarlar, Mücbir Sebep olayının ve etkilerinin biteceği ve normal çalışma düzenine kavuşulacağı tahmini tarihi belirleyecek ve Mücbir Sebep süresince güncelleştirilecektir. – Taraflar, bir Mücbir Sebep halinin cereyan etmesinden sonra, işbu PROTOKOLü yeniden normal icra şartlarına getirmek için makul olan tüm tedbirleri alacaktır.” şeklinde hüküm bulunduğu, davalı-taraf mücbir sebep olarak değerlendirdiği yol çalışması olayını, oluşunu öğrendiği tarihten veya oluşundan itibaren en geç beş (5) gün sonrasına kadar diğer taraf olan davacıya ihbarda bulunacaktır. Bu ihbarın etkisi de yine yukarıda anılan hükümde, böylece taraflarca PROTOKOL’de makul olan tüm tedbirlerin alınacağı, şeklinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, mücbir sebep halinde tarafların bu yönde değişiklikler yaparak aralarındaki sözleşmeyi ayakta tutmak istedikleri anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin, “... 3.Noterliğinin 20.04.2012 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesinin ibrazı hk.” konulu dilekçesinde, “04.02.2019 tarihli beyan dilekçemiz ile ... 3.Noterliğinin 20.04.2012 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile mücbir sebebin varlığının davacı tarafa ihtar edildiği ve sözleşme koşullarında değişiklik yapılmasının talep edildiği buna rağmen davacı tarafça herhangi bir değişiklik yoluna gidilmediğini belirtilmişti. Ekte ibraz ettiğimiz ihtarname ile mücbir sebebin varlığının davacı tarafa ihbar edildiği görülecektir. Müvekkil Şirket bayilik sözleşmesinin 9. Maddesi ile tanımlanan mücbir sebebin varlığı karşısında yine 9.madde hükmüne göre kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun hareket etmiştir. Aksine davacı, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 9. Maddesi ile kararlaştırılan yükümlülüklere aykırı hareket ederek Müvekkil Şirket'in sözleşmenin şartlarının yenilenmesi hususundaki tüm çağrılarını cevapsız bırakmıştır.” denilmekte ve dilekçe ekinde bu ihtarnameye yer verilmektedir. Ancak dikkat edileceği üzere bu ihtarname 20/04/2012, Protokol ise 30/06/2012 tarihlidir. Başka bir ifadeyle 20/04/2012 tarihli bu ihtarnameyle 30/06/2012 tarihli Protokolün gerekliliğinin yerine getirildiği söylenemeyecektir. Diğer yandan 20/04/2012 tarihli bu ihtarname incelendiğinde, “….Bunun yanında ... -... karayolu üzerindeki yol çalışması ve yol çalışması sebebi ile yolun kapalı olması da petrol satışlarımızı büyük ölçüde etkilemiştir…..” denilmesi, tarafların yol çalışmasını ve bunun petrol satışlarını etkisini 30/06/2012 tarihli Bayilik Sözleşmesi; 30/06/2012 tarihli Protokol ve keza 30/06/2012 tarihli Taahhütnameden önce bildiklerini göstermektedir. Nitekim dosya içerisinde bulunan Karayolları Genel Müdürlüğü 2.Bölge Müdürlüğünün Sayı: ...-622.01 / E... ve 27/07/2018 tarihli Sayın Mahkemeye hitaben yazısında, “….no’lu taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun bulunduğu kesime ait yol yapım çalışmalarını gösterir rapor ilgi müzekkere ile istenmiştir. Söz konusu Akaryakıt İstasyonunun çalışmalardan etkilendiği yapım işi “...-... Yolu ….İşleri” adı ile 20.09.2010 tarihinde ihale edilen, 20.12.2010 tarihinde çalışmalarına başlanan ve 11.04.2016 tarihinde Geçici kabulü yapılan yapım işidir…. akaryakıt istasyonunun bulunduğu kesimde ki yol yapım çalışmalarının 25.11.2011 tarihi itibariyle ….başladığı…. 09.10.2012 tarihinde sathi kaplamasının (asfalt) yapıldığı tespit edilmiştir. ….. Ancak istasyonunun önü her ne kadar bu tarihte asfaltlanmış olsa da, işin gereği olarak sağ yolun yapım çalışmaları esnasında ……sebebiyle istasyon önünde zaman zaman işaretlemeler yapma, …. gibi faaliyetler ….24.08.2013 tarihine kadar sürmüştür. Ayrıca …patlamalı kazı çalışmaları 2012-2014 yılları arasında muhtelif zamanlarda yapılmış, Çarşamba ve Perşembe günleri yapılan patlatmalar sebebiyle yol 13:00-17:00 saatleri arasında trafiğe kapatılmıştır…..” denilmektedir. Buna göre mademki “akaryakıt istasyonunun bulunduğu kesimdeki yol yapım çalışmalarının 25.11.2011 tarihi itibariyle ….başla….”mıştır, 30/06/2012 tarihli Bayilik Sözleşmesi; 30/06/2012 tarihli Protokol ve keza 30/06/2012 tarihli Taahhütname imzalanırken, tarafların bunu bilmemesi/öngörmemesi mümkün de değildir. Şu hâlde, mademki akaryakıt istasyonunun bulunduğu kesimdeki yol yapım çalışmaları taraflarca bilinmektedir, bunun mücbir sebep olarak addedilmesi, olayın, yani yol çalışmalarının kendisi değil, onun doğuracağı sonuçlar açısından ancak söz konusu edilebilecektir. Davalının keşide ettiği ... 3.Noterliğinin 20.04.2012 tarih ... yevmiyeli ihtarnamede, "Bunun yanında ... -... karayolu üzerindeki yol çalışması ve yol çalışması sebebi ile yolun kapalı olması da petrol satışlarımızı büyük ölçüde etkilemiştir…..” denilmiş ve bunu müteakip tarihlerde, yani 30/06/2012 tarihinde Bayilik Sözleşmesi; 30/06/2012 tarihin Protokol ve keza 30/06/2012 tarihinde Taahhütname imzalandığı, bu durumda taahhüt edilen satış miktarının zaten bilinen/öngörülen yol çalışmalarının etkileyebileceği miktara göre yapıldığı yorumunu getirebileceği gibi, TBK m.136 niteliği itibariyle emredici olmayıp düzenleyici bir hüküm olduğundan davalının 30/06/2012 tarihli taahhütname ile mücbir sebepten doğan imkansızlıktan sorumlu olmayı üstlendiği, 30/06/2012 tarihli Bayilik Sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiği cezai şartın miktarının takdirinde nazara alınarak cezai şartın 30/06/2012 tarihli Bayilik Sözleşmesinin feshi tarihine kadar söz konusu edilmesi gerektiği, 30/06/2012 tarihli Taahhütname’de, cezai şartın ödenmesini gerektiren olay olan satmayı kabul ve taahhüt edilen alım konusunun yıllık satış miktarları 30/06/2012 tarihli Bayilik Sözleşmesinin feshi ile davalı şirkete artık teslim edilmeyeceğinden ve davalı şirketin taahhüt ettiği alım konusunun yıllık satış miktarını gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini tespitinin mümkün olmadığı 30/06/2012 tarihli Bayilik sözleşmesinin feshinden sonra, tarafların bu düzenlemesine göre ve buna dayanan cezai şartın talebinin de mümkün olmadığı, asıl borçla birlikte buna bağlı yan hakların da, kural olarak, sona ermesi TBK m.131 f.1’de de, “Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.” şeklinde hükmü gereğince dalılardan cezai şart talebinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından; davalılar hakkında açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatan ‭60,43‬-TL harcın mahsubu ile eksik kalan ‭‭‭367,17‬-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm tesisine YER OLMADIĞINA, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 3.538,40-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 7-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.02/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/202, K. 2024/678, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-202-e-2024-678-k-20c922bcaa42