İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/824 E. 2025/335 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/824
Karar No
2025/335
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/824 Esas KARAR NO : 2025/335

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 31/12/2024 KARAR TARİHİ : 10/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Ltd. Şti.'nin üç hissedarından biri olduğunu, şirket sermayesindeki payının % 40 oranı olduğunu, şirketin diğer iki hissedarından biri ... olup aynı zamanda şirket müdürü olarak görev yaptığını, diğer hissedar ise ... olup pay oranı % 40 olduğunu, müvekkilinin şirketin kuruluşundan itibaren davalı üzerinden gizli ortak olup davalı müvekkiline hisse devri öncesinde müvekkili temsilen şirket ortağı ve şirket müdürü olup şirkete koyulan sermayelerin ve ... tarafından yapılan masrafların tümü müvekkilinin davalıya gönderdiği bedel olduğunu, müvekkiline hisse devri 11.08.2023 tarihinde davalı tarafından yapıldığını, şirketin mali işlemlerinin incelenmesi neticesinde, kendisinden habersiz şirketin banka hesaplarından şahsi hesaba ve diğer hissedarın hesabına “yatırım iadesi vb” açıklamasıyla para transferleri yapıldığını öğrenildiğini, para transferleri şirketçe alınan bir kararın varlığına dayanmadığını, müvekkilinin bilgisi ya da onayı dışında gerçekleştirildiğini, Ticaret Kanunu'nun 625. maddesi gereğince hissedarların onayı olmadan bu tür işlemler hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Kanunu'nun 553. maddesine göre, şirket müdürü özen ve sadakat yükümünü ihlal ettiğini, şirket varlığının çıkarına aykırı şekilde kullanılmasına sebep olduğunu, bu kapsamda müvekkili adına ibra edilmeyen eski müdür ve hissedar ... aleyhine yaptığı hukuka aykırı para transferleri ve zararlandırıcı işlemleri nedeniyle doğan kar payı kayıplarının ve şirket zararlarının tazmini ile yapılan hukuka aykırı transferlerin müvekkili lehine geri ödenerek müvekkilinin uğradığı zararlara karşılık tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı yanın dava dilekçesindeki taleplerinin açık ve anlaşılır nitelikte olmadığını nitekim davacı TTK m. 553 ve TTK m. 625 uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun bulunduğunu; şirketi zarara uğrattığını, bu nedenle de doğan zararın tarafına ödenmesini talep ettiğini, davacının dava dilekçesindeki iddiasının şirket müdürünün, şirketi zarara uğrattığı yönünde olmasına karşın talep ve sonuç kısmında uğranılan zararın tarafına tazminini talep ettiğini, talep ve sonuç kısmı anlaşılamayan dilekçenin açıklattırılmasını talep etme zorunluluğumuz hasıl olduğunu; müvekkilinin şirketi zarara uğrattığı yöndeki iddiarın hakikati yansıtmadığını, ... şirketini 03.01.2021 tarihinde ...'da kurulduğunu, daha sonrasında 08.03.2022 tarihli genel kurul kararı uyarınca 09.03.2022'de şirket merkezi İstanbul'a taşındığını, bu tarihlerde otel olarak işletilmek amacı ile bir taşınmaz kiralandığını ve tadilatlarına başlandığını, 04.08.2022 tarihinde müvekkili şirketteki %40 hissesini ...'ye devrettiğini, bu süreçte şirketin yeni girişimi için yeterli likit mal varlığı bulunmadığından ortaklar otelin yapım ve tadilat masraflarını karşılanması, dolayısı ile şirketin faaliyetine devam edebilmesi için şirkete borç verildiğini, kazançları kurumlar vergisine tabi olan sermaye şirketleri zaman zaman finansman ihtiyaçlarını karşılamak için faiz ödeyerek kredi kullanmak yerine ortaklardan borçlanma yoluna gidebildiğini, şahsi servetlerinden kaynak aktaran ortaklar, şirketin ihtiyacı olan kaynağı finanse ederek şirketin mali yapısının güçlenmesine, şirketin ticari hayatının devamlılığına ve kârlılığının artmasına, kullanılacak krediler nedeniyle yükleneceği faiz maliyetinden kurtulmasına imkan sağladığını, TTK'da tacirlerin şirkete borç veremeyecekleri yönünde bir düzenleme de bulunmadığını, şirket 2023 yılına kadar otel yapımı için tamir ve tadilat masrafları yapmış ve bu anlamda kredi ihtiyacı doğduğunu, müvekkil ile şirketin diğer ortağı ... ise bu süreçte şirketin faiz borcu altına girmemesi için herhangi bir faiz yahut benzeri ivaz talep etmeden şirketin kredi ihtiyacını karşıladığını, davacı yanın da ikrar ettiği üzere iade edilen paralar, ortaklar tarafından şirkete verilen borcun iadesi olduğunu, müvekkilinin şirkete ödenmemiş herhangi bir sermaye borcu da bulunmadığını, şirkete vermiş olduğu borcun iadesini alması önünde hiçbir engel bulunmadığını, bu husus şirket defterlerinin incelenmesi ile de tespit edilebileceğini, şirketin zarara uğramadığını, müvekkilinin kusurundan bahsedilemeyeceğini, Mehmet Aktarlı'nın şirketi diğer iki ortak gibi finanse etmemesine rağmen ihtiyacına binaen 200.000,00 TL şirket hesabında ödeme yapıldığını, davacının şirket ortağı olmadığı dönemlere ilişkin talep hakkı bulunmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. DELİLLER: ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; TTK 553 maddesi gereğince yöneticiye karşı açılmış sorumluluk davasıdır. Mahkememizce düzenlenen 06/01/2025 tarihli tensip tutanağının 1 numaralı ara kararında davanın niteliği itibariyle HMK'nın 316. ve devamı maddeleri uyarınca basit yargılama usulünün uygulanmasına, 4 numaralı ara kararında HMK'nın 319. maddesi gereği iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının davanın açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının cevap dilekçesinin mahkememize verilmesiyle başlandığının taraflara ihtarına, karar verilmiş ve tensip tutanağı taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekili dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanıp, dava dilekçesinin verilmesiyle başlayan iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına rağmen cevaba cevap dilekçesi başlığıyla sunmuş olduğu 17/02/2025 tarihli beyan dilekçesinde, "Müvekkilin zararı ve dava açma yetkisi hususunda ise dolayısıyla zarardan bahsedilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla zarar kavramı, Türk Ticaret Kanunu’nda açıkça yer almasa da; TTK m. 555/1 hükmünde yer alan “şirket zararı” kavramı, dolayısıyla zarardan başka bir şey değildir. Dolayısıyla zarar, doğrudan ortakların mal varlıklarında gerçekleşmeyen ancak ortaklık mal varlığını azaltması itibarıyla ortakların malvarlığını dolaylı olarak etkileyen zarardır. Söz konusu şirket zararı, ortaklar bakımından da bir zarar kalemi teşkil eder; zira ortaklık mal varlığının azalması sonucu, ortakların kâr ve tasfiye payı hakları azalır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 553. maddesi uyarınca, şirket yöneticilerinin sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri tazminat sorumluluğunu doğurur. Davalı tarafın gerçekleştirdiği işlemler açıkça bu yükümlülükleri ihlal etmektedir. Davalı, şirket hesaplarını kişisel amaçları doğrultusunda kullanarak şirketin finansal dengelerini bozmuş ve müvekkilimin zarara uğramasına neden olmuştur...Müvekkilimiz ...'nın dolaylı zararları sebebiyle, ibra edilmeyen eski müdür ve hissedar ... aleyhine, yaptığı hukuka aykırı para transferleri ve zararlandırıcı işlemler neticesi şirket zararlarının tazmini ile şirkete ödenmesine," karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise ikinci cevap dilekçesi başlığıyla sunmuş olduğu beyan dilekçesinde "Davacı yan dava dilekçesinin talep kısmında "Yapılan hukuki transferlerin müvekkilim lehine geri ödenmesine, davalının hukuka aykırı davranışı sonucu müvekkilimin uğradığı zararlara karşılık tazminata hükmedilmesine, söz konusu zararların ticari avans faizi ve fer'ileriyle birlikte müvekkilimize ödenmesi"ni talep etmektedir. Aynı zamanda dilekçenin 2. Sayfasında da bu talebini tekrarlamış ve aynen "...'nın ibra edilmeyen önceki müdür ve hissedar ...'nın yukarıda iddia edilen zararlandırıcı işlemlerini bizzat yapan ...'dan tazmini ile ticari avans faiz ve ferileriyle birlikte müvekkil ...'ya ödenmesi talebidir." şeklinde ifade etmiştir. Ancak cevaba cevap dilekçesinde davacı yan dava dilekçesindeki talep kısmını tamamen değiştirilmiştir. Bu husus davacının cevaba cevap dilekçesinde belirttiği gibi kelime hatasından ibaret bir durum değildir. Zira dava dilekçesinin tamamında davacıya ödenmesi talebi vardır. Bu nedenle davacının cevaba cevap dilekçesi ile dava konusu talebini değiştirmesine muvafakatimiz olmadığını açıkça beyan ederiz. " şeklinde beyanı ile iddianın genişletilmesine muvafakatı olmadığını belirtmiştir. Benzer bir davada içtihat olunduğu üzere; TTK 553/1'de, kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına verdiği zarardan sorumlu olacaklarının belirtildiği, maddede sözü edilen "...verdikleri zarardan..." ibaresinin "doğrudan zarar"ı ifade ettiği, TTK m.553 anlamında doğrudan zararın, bir kurucunun, yönetim kurulu üyesinin, yöneticinin veya tasfiye memurunun kanundan ve/veya esas sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü ihlâl ederek, anonim ortaklığının veya pay sahibinin ya da bir alacaklının doğrudan malvarlığında bir değer eksilmesine yol açan yahut malvarlığında oluşması beklenen değer artışının meydana gelmemesi şeklindeki zarardır. (Ünal TEKİNALP, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat Kitapçılık, 4.Bası, İstanbul 2015, s.444). Şirketin uğradığı zararı, şirket ve pay sahipleri talep edebilir. Ancak pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini talep edebilir. Dolayısıyla maddede yer alan zarar, şirket bakımından doğrudan, pay sahipleri bakımından ise dolayısıyla zarardır.(Prof.Dr. Sami KARAHAN, Şirketler Hukuku, Mimoza Yayınları, 2.Baskı, s.799). Anonim ortaklığının uğradığı zararı talep etmek hakkı anonim ortaklığının faaliyeti süresinde ve de iflası halinde pay sahibine ve alacaklıya tanınmamıştır. Doğrudan zararı dava hakkı sadece anonim ortaklığa aittir. Ticaret Kanunu, anonim ortaklık faaliyetteyken dolayısıyla zararını talep etmek hakkını tanımadığı için alacaklının dava hakkını kullanabilmesi ancak anonim ortaklığının iflası halinde mümkündür. Tekinalp, age, s.458). Yahut pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyerek dava açabilirler. Somut olayda, davacının dava konusu ettiği zararın"dolayısıyla zarar"olduğunu, bu zararın tazminin TTK m.553 uyarınca istenemeyeceğini, TTK m.553 uyarınca açılacak davada, tazminatın şirkete ödenmesinin talep edilebileceğini, bu durumda, davacının, davada hükmedilecek tazminatı kendisine değil, şirkete verilmesini talep etmesi gerektiğini, davacının dolaylı zararı şirketin malvarlığının malî açıdan iyileştirilmesi suretiyle dolaylı şekilde tazmin edilmiş olacağını, davacının, doğrudan zarar iddiasının, dosya kapsamından ve bilirkişi görüşünden sübut bulmadığını, TTK m.553/(1) uyarınca dolaylı zararında şirkete ödenmesi gerektiği halde, davacının dava sonunda hükmedilecek alacağın kendisine ödenmesine talep etmesi nedeniyle, davanın reddine karar verildiği görülmüştür. (... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi .... Esas... Karar ) Öncelikle davanın konusu oluşturan limited şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin davada aktif husumetin değerlendirilmesi gerekmektedir. Şirket yöneticileri aleyhine sorumluluk davasını şirketin kendisi, belirli şartların gerçekleşmesi halinde şirket alacakları ve pay sahipleri talep edebilmektedir. TTK 644. maddesinde atıf yapılan 553 ve 555. maddelerinde doğrudan, dolaylı zarar ayrımı yapılmış olup pay sahiplerinin ve alacaklıların doğrudan zararlarının tazminini talep hakkı bulunduğu, dolayı zararın ise pay sahibi tarafından ancak şirkete ödenmek üzere talep edebileceği düzenlenmiştir. Somut olay yönünden davacının dolaylı zarara uğradığı iddiasında bulunduğu anlaşılmış olup davacı vekilinin, dava dilekçesinde açıkça zararın tazmin edilerek müvekkili davacıya ödenmesi talebinde bulunduğu, her ne kadar 17/02/2025 tarihli dilekçesinde, şirket zararlarının tazmini ile şirkete ödenmesine şeklinde beyanı ile talebini değiştirmiş ise de iddianın değiştirilmesine davalı tarafça muvafakat edilmediği, davacı tarafça da yapılmış bir ıslah bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harç bedelinin peşin alınan 3.415,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.800,10 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL bedelin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi 13/4 maddesi gereğince hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2025

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/824, K. 2025/335, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-824-e-2025-335-k-6801dfc86dcd