İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/268 E. 2024/561 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/268
- Karar No
- 2024/561
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/268 Esas KARAR NO:2024/561 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:19/04/2023 KARAR TARİHİ:10/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı kredi lehtarı müflis .... San. Ve Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyi davalıların da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bahse konu sözleşmelere istinaden kredi borçlusu lehine EUR cinsi taksitli kredi kullandırıldığını, kredileri bedellerinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek .... Noterliğinin 14.10.2019 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, ihtarname ile verilen sürede borcun ödenmemesi sonucunda alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, davalıların takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalıların haksız itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 oranında icra inkar tazminatı ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalı taraflara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davaya konu icra takibine konu alacağını takip tarihi döviz kuru üzerinden takip talebine konu edildiğini, ancak fiil ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ödenmesi gibi bir talep olmamasına karşın davanın güncel kur üzerinden harç yatırıldığını, müvekkilinin kardeşi olan davacı bankanın alacağını güvence altına almak amacıyla taşınmazına ipotek tesis edilmiş olan ... tarafından bankanın alacağı ifa edildiğini, bankaca alacağın sona ermesine bağlı olarak alacağı güvence altına almak amacıyla tesis ettirilen ipoteklerin kaldırıldığını, davacı bankanın alacağı tamamen sona ermekle tesis etmiş olduğu ipotekleri kaldırmasına rağmen davalı müvekkiller aleyhine işbu haksız ve mesnetsiz olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin itirazlarında haklı olduğunu, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davacı bankaca başlatılan takibe konu sözde alacak iddiası 1.560.434,00 Euro iken hiçbir kısmi ödemeden bahsedilmeksizin dava konusu edilen ve iptali talep edilen miktar ise 1.456.000,00 Euro olduğunu, davacının iki miktar arasındaki 104.434,00 Euro farkın kötü niyetli olarak takip konusu edildiğini, işletilen faiz ve vergilerin fahiş bedel olduğunu savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ve .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının mahkememiz dosyası içerisine alındığı, davacı banka tarafından GKS ve tebliğ şerhli ihtarname asıllarının sunulduğu ve mahkememiz kasasına alındığı görülmüştür. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 21/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Kefalet Limiti ve Davalı Kefillerin Sorumluluğu: Davalı kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 7.000.000,00 USD olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 1.865.907,92 EUR'nun kefalet limitlerinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kendi temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın (07.12.2015 T. 2015/3357 E. ve 2015/16301 s.K uyarınca) müteselsilen sorumlu olduklarının söylenebileceği, Davacı bankanın takip tarihi itibariyle hesaplanan alacaklarının toplam 1.451.462,79 Eur olduğu, ...'dan Sağlanan Tahsilat/Tazminat Yönünden: ...'nun kefaletiyle dava dışı asıl borçlu .... San. Ve Tic. A.Ş.'ne (1) adet Euro cinsi taksitli kredi kullandırılmıştır. Bu kefalete atfen ... - ... A.Ş. tarafından dava tarihi 19.04.2023'den önce olmak üzere 24.10.2022 tarihinde 5.598.492,25 TL tazimat ödemesi yapmıştır. Davacı banka, ... A.Ş. ile yapılan ek kefalet protokolü kapsamında, tazmin edilen işbu bedelin dava dışı şirketten tahsil edilmesinde sözleşmesel olarak yetkili ve sorumlu pozisyonunda bulunduğu, yani davacı banka tazmin edilen işbu bedel (5.598.492,25 TL) bakımından takiplere aynen devam etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bir başka deyişle davacı banka, ... A.Ş. ile imzalanan EK kefalet protokolü (D bendinin 1.2 ve 4 fıkraları) ve Bakanlar Kurulu Kararları (2009/...-2015/... ve 2016/...) kapsamında, dava dışı şirket ve/veya davalı kefillerden ...'nun kefaleti kapsamında kullandırılan kredilerden doğan alacaklarını tahsil etmek için açılan icra takiplerine aynen devam edilebileceğinin düşünüldüğü, çünkü bahse konu ödemeler/tazminatlar dava dışı şirket ve/veya davalı kefiller tarafından yapılmamıştır. İşte bu bakımdan gerek davacı banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilen ek kefalet protokolü ve gerekse de Bakanlar Kurulu Kararına atfen sanki hiç ödeme yapılmamış gibi takiplere aynen devam edilebilineceği nazara alındığında, ...'dan tazminat yoluyla tahsil edilen 5.598.492,25 TL'nın dava dışı şirketin kredi borcuna mahsup edilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır. (Çünkü bu bedeller davalılardan tahsil edilip-yani ödenip tekrar ...'na ödeme- iade yükümlülüğü bulunmaktadır) Yukarıda yapılan hesaplamalarda zaten tazminat bedeli borca mahsup edilememiştir. (EMSAL ... Bölge Adliye Mahkemesi 21 HD 19.12.2019 T. 2018/939 E. ve 2019/1593 s.K)" yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmesi neticesinde tarafların beyan ve itirazlarının sunulduğu, Mahkememizin 09/05/2024 tarihli ara kararı ile Davacı vekiline temerrüt tarihi itibariyle müşterilere fiilen uygulanan akdi faiz oranlarını bildirmek üzere tensiben süre verildiği, davacı vekili delil dilekçesinde yalnızca TCMB'ye bildirilen azami faiz oranları listesine dayanmış olduğu anlaşıldığından bu konuda bilirkişi raporuna yaptığı itiraz yerinde görülmediğinden reddine; davacı banka, ... A.Ş. ile yapılan ek kefalet protokolü kapsamında, tazmin edilen bedelin dava dışı şirketten tahsil edilmesinde sözleşmesel olarak yetkili ve sorumlu pozisyonunda bulunduğu, yani davacı bankanın tazmin edilen bedel bakımından takiplere aynen devam etme yükümlülüğü bulunduğundan davalılar vekilinin bilirkişi raporuna itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde harca esas değeri ve talebini 1.456.000,00 EUR olarak belirtmiş olup, talebe konu miktarın ne kadarının asıl alacağa, ne kadarının faiz ve diğer ferilere ilişkin olduğu hususunda talebinin ayrıştırması için HMK 31. Maddesi gereğince 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından 10/05/2024 tarihli beyan dilekçesi ile iptalini istedikleri alacağın 968.297.00 -EUR luk kısmının asıl alacak, 487.703,00-EUR luk kısmının ise işlemiş faize ilişkin olduğunun bildirildiği, bu doğrultuda ara kararın 3 nolu bendi gereğince dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdii edildiği görülmüştür. Dosyaya sunulan 26/06/2024 tarihinde tanzim olunan ek raporun sonuç kısmında;" Kefalet Limiti ve Davalı Kefillerin Sorumluluğu: Davalı kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 7.000.000,00 USD olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 1.865.907,92 EUR'nun kefalet limitlerinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kendi temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın (07.12.2015 T. 2015/3357 E. ve 2015/16301 s.K uyarınca) müteselsilen sorumlu olduklarının söylenebileceği, Davacı bankanın Takip Tarihi itibariyle hesaplanan Toplam Alacağının 1.447.642,74 Eur olduğu, Davacı bankanın, davada talep ettiği alacak miktarı nazara alındığında toplam Alacak 1.424.816,75 Eur olduğu", yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsili için davalılar aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı bankanın davalılar aleyhinde dayanak toplam 1.560.434,00 EUR alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %12 oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsili için genel kredi sözleşmesine, ihtarname ve hesap özetlerine dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçlulara ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçluların süresinde borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdikleri, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Davacı banka ile davalı kredi lehtarı borçlusu (asıl borçlu) .... San. Ve Tic. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeleri davalıların da müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, gerçek kişi davalı kefillerin kredi tarihinde borçlu şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu anlaşıldığından TBK 584.madde gereği eş muvafakatine gerek olmadığı, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu, davalı kefillerin kefalet limiti sorumluluğunun sözleşmede gösterilen kefalet limiti olan 7.000.000,00 USD olduğu görülmüştür. TBK'nın 589. maddesi hükmü uyarınca; müteselsil kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından sorumludur. Kefilin kefalet limiti üzerinde sorumluluğu, ancak kendi temerrüdünden doğar. Muaccel olan borçtan kefalet limiti miktarınca sorumlu olan kefilin, hakkında alacaklının keşide edeceği ihtar ile temerrüde düşürülmesi halinde, kefalet limitinin üzerinde ayrıca temerrüt faizinden de sorumluluğu doğar. Somut olayda; icra takibi ile talep edilen asıl alacak miktarının davalı müteselsil kefilin kefalet limitleri kapsamında olduğu, kendi temerrütlerinin sonuçlarından kefalet limiti ile sınırlı olmaksızın mevcut borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin temerrüt faizini düzenleyen 10. maddesinde faiz oranı tespit edilmiş olup sözleşme kapsamında davacı tarafça takip talebinde %12 oranında temerrüt faizi talep edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19 -1650 Esas, 2019/507 Karar sayılı ilamı dikkate alındığında bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada emsal nitelikteki kredilere fiilen uygulanan akdi faiz oranına göre hesaplanan temerrüt faiz oranının % 9,86 olarak tespit edildiği belirlenmiş olup; bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya mahkememizce de itibar edilmiştir. Davacı tarafça .... Noterliğinin 14/10/2019 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 1.864.498,37 EUR nakdi alacak yönünden hesabın 14/10/2019 tarihinde kat edildiği, kat ihtarının asıl borçluya ve kefillere tebliğe çıkarıldığı, 16/10/2019 tarihinde borçlu ve kefillere tebliğ edildiği, borçluların 18/10/2019 tarihinde temerrüde düştükleri ekli tebligat mazbatalarından anlaşılmıştır. Bu doğrultuda hazırlanan kök ve ek bilirkişi raporunda dava dışı ipotekli taşınmaz maliki ...'in, davacı banka ile anlaşma sağlayıp haricen 05/04/2022 tarihinde yapmış olduğu 14.500.000,00 TL tahsilat tutarı 896.201,34 EUR olarak davacı banka tarafından doğrudan anaparaya mahsup edildiğinden, fiili uygulama gibi yapılan tahsilat anaparaya mahsup edildiğinde kalan asıl alacak 968.297,00 EUR olarak hesaplanmış ve davacı bankanın, davada talep ettiği alacak miktarı nazara alındığında toplam alacak 1.424.816,75 Eur olarak hesap edilmiş olup, yapılan hesaplama mahkememizce de yerinde görülmüş, alınan rapor denetime elverişli ve teknik olarak yeterli görüldüğünden rapora itibar edilerek davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine, karar verilmiş; davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddedilen miktar yönünden davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, yasal şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 2-.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 968.297,00 EUR asıl alacak, 456.519,75 EUR işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.424.816,75 EUR alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yıllık %9,86 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, 4-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 4.510.969,83 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalıların kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, 6-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2.075.263,62 TL harç bedelinden peşin alınan 410.694,29 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.664.569,33 TL harç bedelinin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 7-Davacı tarafından yatırılan 410.694,29 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı ile 25,60 TL vekalet harcından oluşan toplam 410.899,79 TL bedelin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 4.585,60 TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 4.487,38 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 911.800,85 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendini vekille temsil ettiren davacı tarafa verilmesine, 10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 103.733,86 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendilerini vekille temsil ettiren davalılar tarafına verilmesine, 11-Arabuluculuk ücretinin davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 68,55 TL bedelin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 12-Arabuluculuk ücretinin davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 3.131,45 TL bedelin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 13-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne (e-duruşma ile), davalı yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/10/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır