İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/723 E. 2025/440 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/723
Karar No
2025/440
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/723 Esas KARAR NO : 2025/440 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/03/2020 KARAR TARİHİ : 27/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının ikametine davalı ...'nın sürücüsü olduğu mülkiyeti davalı ... Tic. AŞ.'ye ait olup diğer davalı ... AŞ.'nin zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortaladığı ... plakalı aracın çarpması neticesinde davacının ikametinde meydana gelen maddi zararların ve davacının manevi zararının tazminine ilişkin tazminat davasıdır. Davacının davasının dayanağı TBK 49.maddesinde haksız fiil sorumluluğudur. 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır. Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır. Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Yukarıdaki ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığından somut olayımıza bakıldığında davacı taraf ...plakalı aracın ikametine çarpması neticesinde ikametinde bulunan muhtelif eşyaların zarar gördüğünü ve ayrıca yeni ev kiralamak için emlakçıya komisyon ücreti verdiğini ve eşya taşımak için hamal ücreti ödediğini belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ... AŞ. Dosyaya sunduğu cevap dilekçesi ile davacının evinin eski hale getirilmesi için tüm bakım onarımın masraflarını peşinen karşıladıklarını, evin eskisinden daha iyi hale geldiğini davacının taşınmak zorunda olmamasına rağmen taşındığını, taşınmanın nakliyesinin kendilerince karşılandığını belirterek cevap dilekçesi ekinde tadilat malzemelerine, nakliyeye ilişkin 15.836,49 TL bedelli fatura sunmuştur. Davalı sigorta şirketi ...plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olup sigorta poliçesinin incelenmesinde manevi tazminata ilişkin bir kloz olmadığından davacının davalı sigorta şirketinden manevi tazminat talep etmesi mümkün değildir. Dosya davacının davalılardan maddi tazminat talep edip edemeyeceği hususunda bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler dosyaya sunduğu 04/03/2025 tarihli raporda Kazanın meydana gelmesinde; ... plakalı araç sürücüsü Karayolları Trafik Kanunun 52/1-b maddesini ihlal ettiği ve asli (%100 oranında) kusurlu olduğu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, dosyada davacının taleplerine ilişkin değerlerin tespiti için herhangi bir ödeme dekontu, fiş veya fatura vb. tevsik edici belge bulunmadığı, Davacının talepleri tadilat dışında muhtelif eşyalar ve emlak komisyon faturalarından ibaret olduğu, Davalı şirket tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulu faturada 15.836,49 TL tadilat masraflarına dair sunulu fatura olduğu, Davacı tarafça talep edilen zarar kalemlerinin değerlerini tevsik edici belgelerin sunulması gerektiği, Davacı tarafça talep edilen zarar kalemlerinin değerlerini tevsik edici belgelerin sunulması ve davalı şirketin davacının zarara uğrayan eşyalarında kusurlu bulunması durumunda davacının zararını tazmini gerektiği, sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde rapor ibraz etmişlerdir. Bilirkişi heyeti dosyaya sunulan 28/04/2025 tarihli ek raporda ise Kazanın meydana gelmesinde; ... plakalı araç ü Karayolları Trafik Kanunun 52/1-b maddesini ihlal ettiği ve asli (%100 oranında) kusurlu olduğu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, Davacı taraf; müvekkilinin elinde faturaların bulunmaması, zararın doğmadığı anlamına gelmediğini ifade etmiştir. Bu konuda takdir sayın mahkemenizin olup zarar talepleri bakımından zarar gören malzemelerin belge olmadan değerinin tespiti heyetimizce olanaklı olmayıp davacının beyanına göre davacının toplam 4.770 TL zararının sayın mahkemece kabulü halinde; 02.10.2019 tarihinden dava tarihine ve rapor tarihine kadar davacının talebine göre TÜFE/ÜFE oranları üzerinden hesap edildiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca, zararın geç ödenmesi sebebiyle somut olayda zarar görenin uğradığı ek zarar (munzam zarar) enflasyon farkı olarak hesap edilebileceği, 02.10.2019 tarihindeki 4.770 TL zararın dava tarihine kadar Tüfe üzerinden düzeltilmiş değeri 11.870,52 TL olduğu, munzam zararının 7.100,52 TL olduğu, 02.10.2019 tarihindeki 4.770 TL zararın rapor tarihine kadar Tüfe üzerinden düzeltilmiş değeri 32.355,82 TL olduğu, munzam zararının 27.585,82 TL olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde rapor ibraz etmişlerdir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacının ikametine ... plakalı aracın çarpması neticesinde meydana gelen Kazanın meydana gelmesinde;...plakalı araç sürücüsü Karayolları Trafik Kanunun 52/1-b maddesini ihlal ettiği ve asli (%100 oranında) kusurlu olduğu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı anlaşılmış olup, davalı ... AŞ. Davacının zararlarını karşıladığına ilişkin fatura sunmuş olup, davacı taraf meydana gelen kaza sebebiyle oluşan maddi zararını ve bu zararının davalı şirketin sunduğu faturadan daha fazla olduğunu ispatlamak durumundadır. Davacı tarafın talep ettiği maddi tazminat kalemlerinin incelenmesinde muhtelif eşyalarının zarar gördüğünü beyan etmesine rağmen eşyaların zarar gördüğüne ilişkin bir kolluk tutanağı vs. Belgenin olmadığı, davacının emlakçıya komisyon ödediği ve nakliye ücreti ödediğine ilişkin iddialarına karşılık bu ödemeleri yaptığına dair bir fatura sunmadığı anlaşılmakla davacı tarafın, davalı şirketin dosyaya sunduğu faturadan fazla maddi zararının olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılarak davacının maddi tazminat talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede ise, meydana gelen kazada davacının bir kusurunun olmaması ve olayın ağırlığı göz önüne alındığında hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/06/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hâkimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; olayın meydana geldiği tarihe göre davacının duyduğu elem ve üzüntü sebebiyle manevi tazminatın koşulları oluştuğu anlaşılmakla, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 02.10.2019 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılar ...ve ...Tİc. AŞ'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın davalı ...Sigorta A.Ş yönünden reddine 2-Davacının maddi tazminat davasının reddine 3-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 02.10.2019 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılar ...ve...Tİc. AŞ'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine 4-Harçlar tarifesi uyarınca maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 172,48-TL harcın mahsubu ile bakiye 472,92 TL harcın davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat iadesine, 5- manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ... Tİc. AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat iadesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 172,48-TL peşin harç ile 54,40-TL başvuru harcı harcının davalılar ... ve ... Tİc. AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere, ATK ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 10.526,00-TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 5.210,37 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ... Tİc. AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden manevi tazminat davası yönünden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesaplanan 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Tİc. AŞ'den müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 10-Davalı ... Tİc. AŞ ve ... Sigorta A.Ş kendisini duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden manevi tazminat davası yönünden red edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesaplanan 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalılar ... Tİc. AŞ ve ... Sigorta A.Ş'ye verilmesine, 11-Davalı ... Sigorta A.Ş duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden maddi tazminat davası yönünden red edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesaplanan 100,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı ... Sigorta A.Ş'ye verilmesine, 12-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00-TL bedelin davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 653,40 -TL'sinin davalılar ... ve ... Tİc. AŞ'den , bakiye 666,60 -TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 13-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/06/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/723, K. 2025/440, T. 27.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-723-e-2025-440-k-6d51fa1bdb6b