İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/380 E. 2025/283 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/380
- Karar No
- 2025/283
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/380 Esas KARAR NO : 2025/283 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/05/2022 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 İstanbul 46. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/02/2024 Tarih, 2022/255 Esas, 2024/37 Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilen ve Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa, tek mirasçısı olan davacıdan mal kaçırmak amacıyla (... adresinde kain taşınmazı) davalı ile muvazaalı ve eylem birliği içerisinde hareket ederek dava konusu icra takibini ve icra takibine dayanak bonoyu hukuka aykırı olacak şekilde oluşturduğunu, davalı yanın alacaklı sıfatı ile düzenlemiş olduğu senedin düzenlenme tarihi yanında bu tarihten önce ve sonra ki tarihler de dikkate alındığında ve yapılacak ekonomik durum araştırması sonucunda da görüleceği üzere müteveffa ...'in davalıdan borç para almasını gerektirecek maddi bir sıkıntısı bulunmadığının ortaya çıkacağını, müteveffa tarafından düzenlendiği ve imzaladığı iddia olunan bononun düzenlenme tarihi itibari ile; müteveffanın kendi adına kayıtlı 5 adet lüks dairesi, ve elde etmekte olduğu kira gelirleri yanında satmış olduğu hisse senetleri ve borsa kağıtlarından elde etmiş olduğu gelirlerde dikkate alındığında müteveffa ...'in bononun düzenlenme tarihinde muhtelif bankalarda bulunan hesaplarındaki toplam nakit para 1 milyon TL'nin üzerinde olduğunu, bu sebeple; müteveffanın davalıya borçlu olması ve bu borcundan dolayı bono düzenlemiş olması taraflar arasında ki muvazaanın en büyük göstergesi olduğunu, davalı - icra alacaklısı hakkında edinilen bilgilere göre kendisinin ev hanımı 'lduğunu, her hangi bir ticari işletmesi bulunmadığı gibi ticari faaliyeti de bulunmadığını, davalı, zaman zaman gitmiş olduğu gündelik işlerden elde etmiş olduğu kazançlarla ve eşinin maddi desteğiyle hayatını idame ettirdiğini, bu sebeple; davalı hakkında yapılacak sosyal ve ekonomik durum araştırması neticesinde davaya dayanak bono da gösterilen miktarı borç olarak verecek ekonomik gücü bulunmadığı ortaya çıkacağını, ayrıca, sosyal - ekonomik durumu elverişli olmamanın yanında geçimini dahi gündelik işlere giderek ve eşinin maddi desteği ile sürdüren davalının 2009 yılında 200.000,00 TL borç para verdiğinin veya verebileceğinin düşünülmesi akıla - mantığa sığmadığı gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davalı - icra alacaklısının bonoda yazan miktarı borç verecek ekonomik gücü bulunmadığının kabulünün gerektiğini, davalı - icra alacaklısı ile müteveffa ...'in arasında gerçek bir alacak ilişki olmadığını ve taraflar arasında muvazaaya dayalı icrai işlemlerin yapıldığı ortaya çıktığını, belirterek müteveffa ...adına kayıtlı bulunan ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 51 Ada, 12 Parsel kain A2 Blok 4. Kat 9 nolu bağımsız bölüm üzerine 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi ile birlikte ihale alıcısı adına tescil işlemlerinin yapılmasını engellemek amacıyla davanın niteliği gereği ve teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekiline dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. DELİLLER: ... 23. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra takip dosyası, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosya, ... 10. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ...Esas... karar sayılı ilamı, davacı ve davalı tarafça sunulan bilgi ve belgeler, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, ATK Raporu, tanık beyanları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 08/06/2023 Tarihli ATK Raporunda Özetle; "İnceleme konusu senedin ön yüzünde biri siyah diğer mavi mürekkepli kalemle atılı iki adet borçlu imzası ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olduğu, İnceleme konusu senedin ön yüzündeki yazılar ile ...'in sınırlı miktardaki mukayese yazılarındaki ortak harfler arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı Tanığı ... 14/12/2023 tarihli duruşmada; "Ben müteveffa ...'i tanırım. Davalı ise müteveffa ...'in aile dostudur. müteveffa ...'e ait ... mevkii, ... sitesinde 2. Bloktaki taşınmazını satmak istemekteydi. müteveffa ...'in çocukları ise bu satışa karşı çıkmaktaydı. Bunun üzerine müteveffa ... benim bulunduğum ortamda ben bu taşınmazı bir yolunu bulup satacağım, senet yaparım, borç yaparım, bir şekilde satarım şeklinde demişti. Ancak bildiğim kadarıyla bu taşınmaz satılmadı. müteveffa ... hayatta iken bir çok mal varlığı vardı, ekonomik durumu iyiydi. Kendisi bonkör biriydi. Ben kimseden borç aldığını duymadım. Ben müteveffa ...'in davalı ...'dan borç aldığını da görmedim. Ben müteveffa ... tarafından bir senet imzalandığını görmedim. Bana müteveffa ...'in bir borç senedini imzaladığına dair bir şey söyleyen olmadı. Davalı ... ise ev hanımıdır. Davalının üzerine kayıtlı bir mal varlığı yoktur, bildiğim kadarıyla bir yerden bir geliri de yoktu." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Davacı Tanığı ... 14/12/2023 tarihli duruşmada; "Ben 2002 yılından beri ...sitesinde temizlik görevlisi olarak çalışmaktayım. Müteveffa ...'i tanırım. müteveffa ...'in hayatta iken ekerler sitesinde 1 adet dairesi vardı. Ben bu dairenin müteveffa ... tarafından satışa çıkartıldığını biliyorum. Bu taşınmazın satılıp satılmadığını bilmiyorum. Bu taşınmazda bir dönem kiracı oturmuştu. Ben müteveffa ...'in 2009-2010 ve 2011 yıllarında ekonomik durumunun çok iyi olduğunu biliyorum. Ben müteveffa ...'in hayatta iken ihtiyacı olanlara maddi yardımda bulunduğunu müteveffa ...'in akrabalarından duyuyordum. Ben müteveffa ...'den borç para almıştım. Ben bu borcu müteveffa ...'e geri ödemeyi teklif ettim ancak kendisi kabul etmedi. Ben borcu aldığım yılı ve borcun miktarını hatırlamıyorum. Ben davalıyı müteveffa ...'in hayatta olduğu dönemde müteveffa ...'in evine gelip giderken görmüştüm. Davalı müteveffa ...'in yaşadığı eve haftada bir eve gelir yemek yapardı. Duyduğum kadarıyla davalının başka bir işi yokmuş, ben davalının mal varlığı olup olmadığını bilmiyorum. Ben müteveffa ...'in 2009-2010-2011 yıllarında birilerinden borç istediği, birilerinden borç aldığına dair bir bilgim yoktur. Ben müteveffa ...'in borç alıp senet imzaladığını görmedim. Ben müteveffa ...'den davalı ...'dan borç para aldığına dair bir şey söylediğini duymadım." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Davacı Tanığı ... 14/12/2023 tarihli duruşmada; "Ben 1990 yılından beri ... sitesinde bahçe bakımı işçisi olarak çalışırım. 2002 yılında site yönetimine girdim. Ben müteveffa ...'i tanırdım. Kendisi ile samimiyet ve diyaloğum vardı. Ben müteveffa ...'in hayatta olduğu dönemde maddi durumunun çok iyi olduğunu ve elinin açık olduğunu gördüm. Ben müteveffa ...'in ekonomik anlamda zora düştüğü ve 3. Şahıslardan borç aldığına dair bir dönem hatırlamıyorum. Ben davalıyı... sitesi yapılmadan önceki çiftlik halindeki yerden tanırım. Kendisi kızıyla gelip çay içip giderdi. Ben davalının çalışmadığını biliyorum. Ben davalının üzerine kayıtlı bir mal varlığının olup olmadığını bilmiyorum. Ben davalıyı ... inşaatı tamamlandıktan sonra hiç görmedim. müteveffa ... hayatta iken bana davalı ...'dan borç para aldığını bunun karşılığında senet imzalayıp davalı ...'a verdiğine dair bir şey söylemedi. müteveffa ... bana çocuklarına kızdığını onlara mal bırakmayacağını söylemişti, ancak bunu nasıl yapacağına dair bana bir şey söylemedi. Ben müteveffa ...'in senet imzalarken görmedi." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. GEREKÇE: Dava, mirasçı tarafından açılan murisin kambiyo senedinden kaynaklanan İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. Davanın, davacının eşi muris ...'in 07/11/2017 tarihinde vefatı üzerine, murisin muvazaalı işlemlerinden ötürü eski davalıya dava konusu senetleri hazırlayarak teslim ettiği, muris hayatta iken davalı yanca icra takibine geçildiği, senetlerin gerçeğe dayalı borç içermediğinden ve muvazaalı olarak verildiğinden murisin borçlu olmadığının tespiti amacıyla davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mirasçılık belegesinden muris ...'in 07/11/2017 tarihinde vefatı üzerine, geriye mirasçı olarak, yalnızca davacının kaldığı görülmektedir. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak, takip alacaklısı davalıya aittir. (TMK mad. 6, HMK mad. 190) Ancak davacı hukuki ilişkinin maddi hukuk bakımından hiç doğmadığını değil de sona erdiğini (ödeme yapıldığını) veya yerine getirilmesinden kaçınabileceğini (zamanaşımına uğradığını, ödeme yapıldığı, başkaca bir hukuki ilişkiye dayandırma) ileri sürüyorsa, bu iddiasını borçlu davacı ispat edecektir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu bonolardan dolayı davacının murisinin borçlu olup olmadığı, senedin murisin muvazaasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususundadır. Dava dilekçesinde, murisin davacıya miras bırakmamak amacıyla dava konusu senetleri tanzim ettiği ve esasen davalıya böyle bir borcunun olmadığı iddiasında bulunmuş. Dava dosyasındaki beyanlardan bonolardaki imzanın murise ait olduğu yönünde ihtilaf bulunmakla bu hususta ... 46.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından imza incelemesi yapılmıştır. Murise ait imzaların incelendiği 08/06/2023 tarihli ATK raporunda; inceleme konusu senedin ön yüzünde biri siyah diğer mavi mürekkepli kalemle atılı iki adet borçlu imzası ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olduğu, yönünde rapor hazırlandığı anlaşılmaktadır. Davacı yanca iddia edilen diğer hususların ise ispata matuf olduğu görülmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi ile senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler 6.640,00 TL'den az miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Huzurdaki davaya konu senedin incelenmesinden, senedin teminat olarak yahut başka amaçla verildiği anlaşılmamaktadır. 6102 sayılı TTK' nun 646. maddesi; "1. Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür. 2. Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade geldiğinde, senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur." hükmüne havidir. Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/04/2014 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı emsal nitelikte olan bir içtihadında; "Somut olayda, davacı/borçlu, emre yazılı 42.000,00 TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir." şeklinde değerlendirmede bulunduğu görülmüştür. Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/04/2003 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında; "Davadaki talepler, bono bedelinin ödendiği iddiasına dayalıdır. Özet Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere, davaya konu bono davalının elinde bulunduğuna göre, onun bedelinin ödenmiş olduğunu kanıtlama yükümlülüğü, davacılara aittir. Yazılı bir belgeye ( senede ) bağlanmış olan ve varlığı borçlusunca kabul edilen bir borcun ödendiğine ilişkin savunma, kural olarak, senede karşı senetle ispat zorunluluğu kuralı çerçevesinde ( HUMK. madde 290) ancak yazılı delille ispatlanabilir. Somut alayda, bu kuralın istisnalarının varlığı da (HUMK. Madde 292, 293 ) iddia ve ispat olunmamıştır. Öyleyse, davacıların, ödeme savunmalarını yazılı delille ispat etmeleri zorunludur. Eş söyleyişle, somut olayda ödeme savunmasının tanıkla kanıtlanmasına hukuken olanak yoktur. Yine, somut olayda, davacıların ödemeye ilişkin bir yazılı delillerinin bulunmadığı da çekişmesizdir." şeklinde değerlendirmede bulunduğu görülmüştür. Şekli açıdan unsurları tam olan bono üzerinde taraflar seçimlik olarak senedin hangi amaçla düzenlendiğine ilişkin bir kayıt eklememişlerdir. Hukuki ilişkiden mücerret olan senetteki keşideci imzası da inkâr edilmemiştir. Bu durumda davacı 818 sayılı BK’nın 182. maddesinde düzenlenen peşin satışa dayanmış ve ödeme vasıtası olarak düzenlenen bononun avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediğini iddia etmiştir. Bu durumda ispat yükü yer değiştirmiş ve somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden, bu karinenin aksini ispat külfeti davacıya geçmiştir. Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan eldeki menfi tespit davasında davacı-borçlunun bononun kömürün tesliminden önce avans olarak verildiğini, malın (kömürün) teslim edilmediğini ve senedin bedelsizliğini de usul hükümleri gereğince yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas ve... Karar sayılı ilamı) Dava konusu bonoların incelemesinden "nakden" kaydının da bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla senedin teslim alınan bedelinin peşinen alındığı anlaşılmaktadır, bunun aksini davacının kesin delillerle kanıtlamak durumunda olduğu, ancak yazılı bir delil sunamadığı, bu kapsamda münhasıran tanık deliline dayandığı, illetten mücerret olan senede karşı yazılı delil başlangıcı olabilecek herhangi bir kaydın da sunulmadığı anlaşılmakla, tek başına tanık anlatımları davanın ispatı için kabul edilemeyeceğinden, tanıkların beyanlarına itibar edilmemiştir. Benzer bir yargılamada Mahkememizin ... Esas ve... Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.11.2024 tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir. Davacı yan kıymetli evrağa bağlanmış alacağı dava dışı bir takım olaylara dayandırmış, ancak dava dosyamızın özü itibariyle ve alacağın bonodan kaynaklı olması nedeniyle ispata yeterli olmadığı görülmüştür. Nitekim kambiyo senetleri, sebepten soyut borç ikrarlarını içerdiği, bunun aksini davacıların kesin delillerle kanıtlamak durumunda olduğu, ancak sunulan delillerin davanın kabulü için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekiline yemin deliline dayanılacak ise yemin metnini hazırlaması ve mahkememize sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde yemin metni sunulmadığı takdirde, yemin delilinden vazgeçmiş sayılacağına ilişkin 25/02/2025 tarihli ara karar tebliğ edilmiş ise de davacı yan 17/03/2025 tarihli dilekçe ile yemin deliline dayanmadığını beyan etmekle davacının şartları oluşmayan talebi ile davasının reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, alınan 4.745,98 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 4.130,58 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 32.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır