İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/553 E. 2024/515 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/553
- Karar No
- 2024/515
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/553 Esas KARAR NO : 2024/515 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/08/2023 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili 25/08/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında Şantiye Danışma ve Yönlendirme Hizmet Sözleşmesi üst başlıklı çalışma şartları ve mali yükümlülükleri ayrıntılı olarak bir sözleşme hazırlandığını, hazırlanan sözleşmenin davalı yana ait resminin mail adresine gönderildiğini, davalı tarafından sözleşmenin tüm hükümleri ile kabul edildiğini, sözleşmenin imza edilerek davacı müvekkiline gönderileceğini ancak ıslak imza için yönetim kurulunun toplanması ve karar alınması gerektiğini ancak işin acil olduğu bir an önce işe başlanması gerektiğinin söylendiğğini, taraflarca imza edilmesi kararlaştırılan sözleşme hükümlerinin muvacehesinde müvekkilinin davalı şirketin şantiye adresinde danışma ve yönlendirme hizmeti verilmesi işini üstlendiğini, müvekkilinin işçileri söz konusu şantiyede fiili olarak çalışmaya başladığını, kamu kurum ve kuruluşlarından gerekli izinlerin alındığını, .sözleşmenin ifasına başlanmış olmasına karşın davalı şirketin söz konusu sözleşmeyi imza ederek göndermediğini ancak sözleşme gereği müvekkile ödemesi gereken bedelleri ödemeye başladığını ve devam ettiğini, davalının sözleşmeye uymadığını, 20.02.2023 tarihinde hiçbir hukuki gerekçe ve sebep göstermeksizin sözleşmeyi fesih ettiğini, aynı gün müvekkili şirket personellerini işyerinden/şantiyeden zorla çıkardığını/ kovduğunu, taraflar arasında zımnen akdedilen sözleşmenin devam ederken davalı tarafa müvekkilce keşide edilen fatura bedelleri ve cari hesap miktarının ödenmediğini, bunun üzerine davalının hakkında ... 37 İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 21.02.2023 tarihinde cari hesap sözleşmesi hükümleri gereğince icra takibi başlatıldığını, işbu yapılan icra takibi borçlu tarafından 03.03.2023 tarihinde ödendiğini, bu süreçte taraflar arasında akdedilen sözleşmenin sonlanması anına kadar geçen süreye ilişkin olarak davacı müvekkili tarafından davalı yana 21.02.2023 tarihli, ... fatura numaralı, 156.132,97 TL bedelli ve ... fatura numaralı, 47.494,99 TL bedelli iki adet fatura keşide edilerek e-Fatura olarak davacı yana gönderildiğini, davacı yana gönderilen faturaların müvekkile iade edildiğini, faturaların iade edilmesi üzerine iş bu faturaların müvekkilce ... 51. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarı ile tekrar ödenmesi için davalı yana tebliğ edildiğini, davalı tarafından tebliğ edilen iş bu fatura içeriklerine ... 29. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnameleri ile itiraz edilerek faturaların müvekkile tekrar iade edildiğini, davalı şirketin fatura içeriklerine itiraz etmesi ve fatura bedellerini ödememesi üzerine müvekkil şirket tarafından davalı yan aleyhine ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından 24.03.2023 tarihinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, itiraz üzerine ... Arabuluculuk Daire Başkanlığı'na 17.03.2023 tarihinde... Başvuru no, ...Arabulucuk No'su ile müracaat edildiğini, yapılan görüşme sonucunda taraflar anlaşamadığından 15.05.2023 tarihinde Anlaşamama Tutanağı tanzim edildiğini dava dosyasına sunulan fatura içeriğine, sözleşme hükümlerine, yapılan yazışma içeriklerine, davalı tarafça ödenen icra takip içeriklerine, sözleşme hükümlerince müvekkile ödenen bedellere bakıldığında, davalı tarafın gönderilen ödeme emrine konu olan bu temel ilişkinin reddi konusunda da hiçbir itirazının olmadığınında açık olduğunu, davalının sözleşmenin 4. maddesi gereğince ödemek zorunda olduğu bakiyeyi uhdesinde tuttuğunu ve sebepsiz olarak zenginleştiğini, Cari hesap ilişkisi ve fatura içeriklerine bakıldığında müvekkilinin davalı şirketten fatura bedeli olarak temerrüt tarihi itibariyle dava konusu edilen 204.647,49 TL alacaklı olduğunun görüleceğini, takip tarihi itibariyle ticari işlerde uygulanan faiz oranı %10,75 olduğunu, bu nedenle borçlu şirketin faize ilişkin itirazları da yerinde olmadığını, bu nedenle takipte ödenmeyen borç için % 10,75 faiz istenilmesinin hukuka uygun olduğunu, davalı şirketin itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak, zaman kazanmak, faturaya konu olan paranın tahsilini engellemek amacıyla borca itiraz ettiğini, beyan ederek, davalının ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davalının kötü niyetli olması ve mal kaçırma ihtimali bulunması nedeniyle menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız, bunun mümkün olmaması halinde uygun görülecek bir oranda teminat belirlenmesi ve belirlenen teminatın yatırılması suretiyle İhtiyati Haciz nevinden İhtiyati Tedbir konulmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili 02/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin davacının görevlerini ihmal etmiş olmasından ve müvekkili şirkete uğratmış olduğu zararlardan dolayı feshedildiğini, işbu nedenle alınmayan hizmet karşılığında düzenlenen faturanın müvekkili şirkete tahsili talebinin reddi gerektiğini, sözleşme kapsamında yol ücretlerinden yüklenicinin sorumlu olup, davacı tarafça sözleşmede olmayan ibarelerin varmış gibi ifade edilmiş olmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının mesnetsiz iddialarına dayanak olarak göstermiş olduğu faturaların, ispat bakımından tek başına yeterli olmadığını, dava konusu senetle ispat zorunluluğu kapsamında olduğunu, dava konusu icra takibine esas alacağın kabulühüh mümkün olmayıp alacağın bağlı faiz talebinin de reddi gerektiğini, bu hususta alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından hizmetin sözleşmeye uygun şekilde sunulmadığından hak ediş de bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete takip tarihi itibariyle faiz işlemesinin de kabul edilemeyeceğini, davacının müvekkili şirket aleyhine başlattığı icra takibine yönelik borca ve tüm ferilerine ilişkin itirazlarını yinelediklerini beyan ederek, davanın ve davacının itirazının iptali talebinin ve icra inkar tazminatı talebinin reddini, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinden bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi raporu, ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ...Sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilafın Taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle tarafların karşılıklı yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, davalının sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşıldı. İlgili ... 29. İcra Müdürlüğü’nün .. E Sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 21/02/2023 Tarihli 47.494,99 TL bedelli ve 21/02/2023 tarihli 156.132,97 TL bedelli iki adet faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu,davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ...Esas ... Karar sayılı ilamı). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar Sayılı Kararı ) Deliller toplandıktan sonra ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor düzenlemesi için dosya mali müşavir bilirkişi ...ve sözleşmeler konusunda uzman bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişiler mahkememize sunmuş olduğu 07/02/2024 tarihli raporlarında özetle, 1-Dosyaya mübrez 16.02.2023 tarihli “Kayıp/Zayi Tutanağı” başlıklı belgede ...Şantiyesi C Blok ve D Blokta birtakım aydınlatma cihazlarının kaybolduğu, birtakım cihazların ise sökülüp alındığı belirtilmiş ve bu durumun “Güvenlik Amiri ...” ve Şahit olarak Elektrik Teknisyeni ... tarafından imza altına alınmış olduğunun müşahede edildiği, 2-Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının hizmetlerini itina ve dikkatle gerçekleştirilmesinden sorumlu olduğunun, bu hizmetlerin ifası sırasında davacının, sözleşme ile görevlendirdiği personelinin kusuru ile yol açmış olduğu her türlü zarar, hasar, hırsızlık ve sair tüm zararlardan sorumlu olduğunun ve bunların kendisi tarafından tazmin edilerek zarar bedelini aynen ve defaten davalıya ödemeyi, aynı yönde davacının danışma elemanı bulundurmak zorunda olduğu alanda her türlü malzeme ve ekipmandan sorumlu olup çalınma durumunda davalının uğradığı zararın aylık hakedişinden kesilmesini kabul ve taahhüt ettiğinin kararlaştırıldığı,3- Sayın Mahkemenizce bahse konu tutanağa itibar edilmesi durumunda davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklere aykırı hareket ettiği ve davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğinin ifade edilebileceği, buna karşın Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda ise davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklere aykırı hareket ettiğinden bahsetmek mümkün olmayacağından davalının sözleşmeyi feshinin haklı sebebe dayanmadığının belirtilebileceği, 4-Ancak huzurdaki dava kusur sorumluluğuna; bir başka ifade ile tazminat talebinde değil, verilen hizmetlere karşılık hak edilen ve fakat ödenmeyen alacağa dayandığı. dolayısıyla bu noktadan itibaren açıklamalarımıza Sayın Mahkemece görevlendirme tutanağında da ifade edildiği üzere davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti yönünden açıklamalarla devam edildiği, 5-Heyetimizce yapılan inceleme sonucunda davacı kayıtlarında, davalıdan 203.627,96- TL alacaklı olduğu kayıtlı olup davacı bu tutarı icra ve takip konusu yaptığı, Davacının, davalıya 47.494,99 TL tutarlı “Şubat 2023 Garaj Bedeli” faturası kestiği, davalının ise bu faturayı kabul etmediği, davalıya yasal süresinde ve yasal yollar ile iade ettiği, aynı yönde davacının, davalıya 156.132,97 TL tutarlı “Şubat 2023 Şantiye hizmet Bedeli” faturası kestiği, ancak davalının bu faturayı da kabul etmediği ve davalıya yasal süresinde ve yasal yollar ile iade ettiği, her iki faturanın da dava konusunu oluşturduğu, Dosyaya mübrez belgelerden davacının faturaya dayanak gösterdiği hizmetleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin tespit olunamadığı, bu itibarla Şayet Sayın Mahkemece davacının faturaya dayanak gösterdiği hizmetleri gerçekleştirdiği kanaatinde olunması durumunda davacının davalıdan, 47.494,99 TL fatura156.132,97 TL fatura -(5.900,00) TL çalınan malzemeler bedeli) 197.727,96 TL alacaklı olabileceği ve davacının bu alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık %10,75 avans faizi uygulanması gerekeceği, 7- Buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması; yani davacının faturaya dayanak hizmetleri yerine getirmediği kanaatinde olunması durumunda ise davacının davalıdan alacaklı olduğunun ifade edilebilmesinin mümkün olmayacağı," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. Somut olayda; Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 197.727,96 TL alacaklı durumdadır. Davalı tarafça defterler ibraz edilmemiştir. Hırsızlık olayı iddiasına yönelik yapılan incelemede; tek taraflı tutulan bir tutanak olduğu, hırsızlık olayına yönelik yapılan bir şikayet olduğuna dair beyanın olmadığı anlaşıldığından tutanağa itibar edilmemiş ve hizmetin yerine getirilmediği davalı tarafça ispatlanamadığından davanın Davanın kısmen kabulü ile, davalının ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 197.727,96 asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun gereği yıllık %10,75 oranında avans faizi işletilmek suretiyle kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve davacı alacaklının tazminat istemini dava dilekçesinde açıkça talep etmiş olması ve takip konusu alacağın miktarının belli (likit) olması dikkate alınarak borçlunun itirazının haksız olması nedeniyle alacağın % 20 si oranına tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile, davalının ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 197.727,96 asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun gereği yıllık %10,75 oranında avans faizi işletilmek suretiyle kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-İİK mad. uyarınca 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 119.375,85 TL alacağın %20'si olan 39.545,59 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 13.506,79 TL ilam harcından peşin yatırılan 2.471,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.035,16 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.471,63 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul / ret oranına göre 3.014,50 TL'sinin davalıdan, bakiye 105,50 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 31.636,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 6.919,53 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 2.471,63 TL peşin harç, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 197,00 TL tebligat ve müzekkere giderlerinden oluşan toplam 9.938,48 TL yargılama giderlerinden davanın kabulü oranında 9.602,44 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerine bırakılmasına, kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/10/2024 Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır TASHİH ŞERHİ Her ne kadar kısa kararın 2. maddesinde sehven "İİK mad. uyarınca 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 119.375,85 TL alacağın %20'si olan 39.545,59 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " olarak yazılmışsa da 1.fıkrada kabul edilen alacak olan 197.727,96 TL'nin %20'sinin 39.545,59 TL olduğu, sehven 197.727,96 TL yazılması gerekirken 119.375,85 TL yazıldığı bu hususun hesap ve yazım hatasından kaynaklandığının açık olduğu ve bu husus gerekçeli karar yazım aşamasında fark edildiğinden HMK 304 maddesi gereğince hüküm re'sen aşağıdaki şekilde tashih edilmiştir. HÜKÜM: 2-İİK mad. uyarınca 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 119.375,85 TL alacağın %20'si olan 39.545,59 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde ki kısa kararın; "İİK mad. uyarınca 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 197.727,96 TL alacağın %20'si olan 39.545,59 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' şeklinde tashihen düzeltilmesine, Dair , esas hüküm ile birlikte iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır