İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/439 E. 2023/744 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/439
- Karar No
- 2023/744
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/439 Esas KARAR NO : 2023/744
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 19/06/2022 KARAR TARİHİ : 11/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 19.06.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ve ... plakalı araçların karıştığı 27.10.2012 tarihli trafik kazasında araç içi yolcusu olduğunu, her iki aracınca davalı tarafından sigortalandığını, müvekkilinin araç içi yolcu olarak dahil olduğu trafik kazası nedeniyle yaralandığını ve malul kaldığını, müvekkilinde kalıcı maluliyet oluşmuş olup müvekkilinin halen iş hayatı ve günlük hayatındaki işlerini yerine getirirken zorlandığını, açıklanan bu nedenlerle; 10,00 TL Maddi tazminat,10,00 TL Sürekli İş Göremezlik/Maluliyet Tazminatı,10,00 TL Geçici İş Göremezlik Tazminatı, 10,00 TL Bakıcı gideri, 10,00 TL Tedavi ve hastane giderleri olmak üzere toplam 50,00 TL tazminatın trafik kazası tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 10.08.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan... plakalı ... adına kayıtlı aracın ... poliçe numarası ile 10.02.2012-10.02.2013 tarihleri arasında müvekkil şirket nezdinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile teminat altına alındığını, davacı şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilemediğinden dava şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddi gerektiğini, uyuşmazlık konusu kazada ceza zamanaşımı uygulanacağından ve ceza zamanışımı her halde olay tarihinden işlemeye başlayacağından başvurunun zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusurunu oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğunu, müvekkili olduğu şirket tarafından kazaya karışan plakalı araca ilişkin Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenmiş olmasının tek başına poliçede yer alan teminat tutarının tamamının davalı şirket tarafından ödeneceği anlamını taşımadığını, davacının dava konusu kaza nedeni ile maluliyeti bulunup bulunmadığı hususunun ATK tarafından çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespiti işlemleri yönetmeliği doğrultusunda incelenmesi gerektiğini, davacının dava konusu kaza neni ile elde ettiği gelir ve tazminatlarının mahsubu gerekli olduğunu, her durumda müvekkili olduğu şirketin sorumluluğu poliçede belirtilen limit ile sınırlı olduğunu, dava konusu kaza neni ile birden fazla kişinin zarar görmüş olması halinde teminatın paylaştırılması gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; müvekkili olduğu sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddini, davacının maddi tazminat talebinin zamanaşımına uğramış olduğundan haksız davanın reddini, tedavi giderlerinden sayılan geçici iş göremezlik, tedavi masrafları, geçici bakıcı gideri zararlarına yönelik müvekkili olduğu şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu olmadığından davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise kusura ilişkin itirazlarının kabulü ile tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın ATK 'ya gönderilecek kusur raporu alınmasını, davacının var ise dava konusu kaza nedeni ile meydana gelen maluliyet oranının çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi için dosyanın ATK'ya gönderilmesini, Sosyal Sigortalar Kurumu’na yazı yazılmak suretiyle dava konusu kaza nedeniyle davacıya ödenen - bağlanan rücuya tabi gelirin peşin sermaye değerinin bulunup bulunmadığı ve var ise tutarı ile tenzile tabi olup olmadığının sorulmasını, dava konusu kaza nedeniyle birden fazla kişinin zarar görmüş olup olmadığının araştırılarak bu halde halinde teminatın paylaştırılmasını, mahkemece herhangi bir tazminata hükmedilmesi durumunda dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini, davaya yönelik tüm beyanlarımız dikkate alınmak suretiyle şartların varlığı halinde sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakkımız saklı kalmak kaydıyla davanın reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... ve ... plakalı araçların trafik tescil kayıtları, Arabuluculuk Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ile hastane ve tedavi giderlerinin tahsili amacıyla açılmıştır. Dosya kapsamından, 27/10/2012 tarihinde ...ve ... plakalı araçların karıştığı trafik kazasında araç içi yolcu olması nedeniyle yaralandığı, kaza nedeniyle davacının herhangi bir şikayette bulunmadığı ve olay nedeniyle resmi bir tahkikatın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin beyanlarından dava açılmadan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak sigorta şirketine başvuru yapılmadığı görülmüştür. Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 10/03/2022 Tarih, 2021/12012 Esas ve 2022/4525 Karar sayılı ilamında da bahsedildiği üzere; "Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı HMK'nin 114 ile 115. maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, HMK'nın 115/2. maddesi gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nin 115/2.maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Dairemizin yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. Bu başvurunun yapıldığı; ancak, eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvuru yapıldığı savunmasının olduğu durumlarda ise, usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksikliğin her halükarda tamamlanabileceği açıktır." hükmü kapsamında sigortaya başvuru hususunun giderilebilir dava şartı olarak ele alınması gerektiği ve 04/12/2022 tarihli ara kararı kapsamında davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine başvuru yapılarak dava şartına ilişkin eksikliğin tamamlandığı anlaşılmakla yargılamanın esasına girilmesine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK 60.md uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngördüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır . Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198, 2015/1495 ve HGK'nın 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi 02.11.2022 Tarih, 2022/4248 Esas ve 2022/13585 Karar sayılı kararı). Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar; sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu aranmaz. Ancak, zarar veya onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise, davanın, öğrenme tarihinden itibaren, 2918 sayılı Kanunun 109.maddesindeki iki yıllık süre içerisinde açılması gerekir. (HGK'nun 30/11/2011 gün 2011/17-569 2011/710 sayılı kararı ) Somut olayda, davalı vekili cevap dilekçesi ile süresinde zamanaşımı defiinde bulunmuştur. Dava dilekçesi ekinde sunulan tedavi kayıtlarından yaralandığının tespit edildiği, rapor tarihinin 17.11.2012 olduğu anlaşılmakla dava dilekçesinde de açıkça olay nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri talep edildiği de belirtilmediğinden zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olarak esas alınması gerekmektedir. Bu halde davaya konu trafik kazası dava dilekçesi ve kaza tutanağına göre 27.10.2012 tarihinde gerçekleştiği belirtilmiş, dava dışı...plakalı araç sürücüsünün kullandığı aracı kontrolsüz kullanması nedeniyle meydana gelen kaza sonucu yaralandığı ileri sürülerek açılan davanın, aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nun 89/1 maddesinde düzenlenen ve Taksirle Yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi 01.03.2022 Tarih, 2021/9463 Esas ve 2022/3710 Karar sayılı kararı); 2918 sayılı KTK'nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması, davanın olay tarihi üzerinden 8 yıl geçtikten sonra 19.06.2022 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımın dolduğu anlaşıldığından (İstanbul BAM 9.Hukuk Dairesi 11.03.2021 Tarih, 2019/354 Esas ve 2021/456 Karar sayılı kararı) davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre; 1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 189,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 3-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 50,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE irad kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/10/2023
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır