İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/388 E. 2024/549 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/388
- Karar No
- 2024/549
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/388 Esas KARAR NO : 2024/549 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/07/2018 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/948 E sayılı dosyası ile açılan ve bu mahkemece verilen yetkisizlik kararı neticesinde Mahkememize tevzi edilen ve Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 17.07.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasnıda değişik tarihlerde akdedilen sözleşmelerin, 23/01/2018 tarihli toplu fesih bildirimi ile sona erdirildiğini, müvekkil şirket sözleşmesinin feshedildiği tarihten hemen bir gün sonra güvenlik hizmeti sunan başka bir firma ile anlaşmış olup söz konusu firmanın sistemini kulandığını, müvekkil şirketin davalı şirkete ait cihazları kullanmasının mümkün olmadığını, 23/01/2018 tarihinde müvekkil şirket ile davalı şriket arasında akdedilen sözleşme sona ermesine rağmen davalı Şubat ve Mart aylarında kredi kartından otomatik tahsilat yapmaya da devam ettiğini ve haksız kazanç elde ettiğini, söz konusu bedellerin toplamı 12.400,21 TL'si olup, davalıya ihtarnamenin tebliğine rağmen davalı borçlu tarafından ödenmediğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen davalı şirket tarafından otomatik yapılan tahsilatın iadesi yapılmadığından davalı şirketin borcu olduğunun tespiti ve borçlunun borç itirazının reddinin gerektiğini, bu nedenle ... 12. İcra müdürlüğünün ... e. Sayılı dosyası üzerinden icra takibinin devamına, haksız itirazı nedeniyle borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememizin yetkili mahkeme olmadığın, yetkili mahkemenin İstanbul Asiye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında imzalanmış olan Sözleşmenin 9.3'üncü maddesinde "... Müşterinin tüketici olmadığı hallerde, iş bu sözleşmenin tatbik ve tefsirinden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, taraflar şimdiden kabul ve beyan ederler..." şeklinde olduğunu bildirmiş, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... 12. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası, Bilirkişi Kök ve Ek Raporları, ... Bankası yazı cevabı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 10.10.2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davacıya ait defterlerin tasdiki zorunlu defterlerden olduğu, 2018 yılları açılış ve kapanış tasdiklerinin T.T.K’nun 64. ile 213. sayılı V.U.K.’nun 220. ve 222.inci maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırılmış olduğu defterlerin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulmuş olduğu, tutulması zorunlu diğer defterlerin birbirlerini doğruladığı, Davacıya ait 2018 yılı ticari defterlerinde; davalı ile davacının ticari iş ilişkilerinin 2018 yılı öncesinde başlayıp 2018 yılı sonuna kadar devam ettiği, 2018 yıl sonu bakiyesinin 71.390,03 TL. (A) olduğu, 4. Davacıya ait muavin defter incelemesinde; Davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen şubat ve mart aylarında yapılmış olan 12.400,21 TL. lik kredi kartı ödemesine istinaden cariye işlenmiş herhangi bir kayda rastlanmadığı tespit edildiği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 02.04.2023 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; "23.01.2018 - 07.03.2018 tarihleri arasında Davacı ...ŞTİ. adına kayıtlı ... numaralı kredi kartı ile davalı ...A.Ş. ye yapılan ödemeler toplamının 7.599,01 TL. olduğu, Kredi kartı ekstrelerinde tespit edilen ödemelerin, Davacı itiraz dilekçesi ekinde bulunan kredi kartı ekstreleri ile uyumlu olduğu tespit edildiği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 31.05.2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "A-Taraflar arasında 02.08.2013 tarihinden geçerli iş ilişkisi kurularak davacının belirlediği 21 farklı noktada alarm ve güvenlik sistemi kurulduğu sabittir. B- Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden; Davalı şirketin 2018 yılına ilişkin ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, C- Davacı Alacağı Yönünden: Ticari defter kayıtlarına göre 23.05.2018 takip tarihi itibariyle davacı şirketin kendi defterlerinde 72.064,11 TL davalıya borcu gözükürken, davalı kayıtlarında takip tarihi itibari ile davacının 3.731,73 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir. D- Faiz Yönünden: Davacının takip öncesi dönem için faiz talebinin olmadığı, takip sonrası için ise Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması nedeniyle, hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında faiz talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. E- Sözleşmesi’nin 23.01.2018 tarihinde feshedildiğinin anlaşıldığı, davacı sözleşme ilişkisi sona ermesine rağmen davalının tahsilat yoluna başvurduğunu iddia etmekte iken; davalı feshin TTK m. 18/f.1 hükmüne uygun şekilde yapılmadığından geçerli sebebe dayanmadığı, bu sebeple feshin esasında 27.03.2018 tarihinde gerçekleştiğini ileri sürdüğü, F- Bu noktada TTK m. 18/f.3 hükmün ile düzenlenen belli ihbar ve ihtarlarda belirli şekillere uyma zorunluluğunun ispat koşulu mu yoksa geçerlilik koşulu olduğunun mu tespitinin gerektiği, ilgili hükümde öngörülen şekil şartı ispat değil, geçerlilik şartı niteliğini haiz olduğu, nitekim hükmün gerekçesinde de bu hususun açıkça ifade edildiği, G- Bu açıklamalardan sonuçla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 27.03.2018 tarihine kadar değil 23.01.2018 tarihinde gerçekleştiği; sözleşme ilişkisinin sona ermiş olması hasebiyle de davalının davacıdan herhangi bir hizmet vermemesi koşulu ile ücret tahsil etmesinin mümkün olmadığının düşünüldüğü, H- Ancak davalının, dosyaya mübrez cevap dilekçesinde “davacı tarafın 18 adet sistem için Şubat ve Mart aylarında hizmet almaya devam ettiği, kalan 3 sistem için hala güvenlik hizmeti aldığı, 18 adet sisteme ait cihazları rakip firmaya söktürdüğü ve davalı şirketin söküm işlemi yapabilmesi için hiçbir şekilde uygun ortam sağlamadığı, dolayısıyla Sözleşme’nin 8.3’üncü maddesi gereği her bir sistem için 120 USD ödemekle yükümlü olduğu, yanı sıra iade talebi üzerine teslim alınan cihazların eksik olması nedeniyle eksik cihaz ve ekipman için rayiç bedel ödemesinin zorunlu olduğunu” ileri sürdüğü, dolayısıyla bu noktada incelenmesi gereken husus, “sözleşmenin sona erdiği 23.01.2018 tarihinden sonraki süreçte davacının, davalı tarafından sağlanan hizmetten menfaat edip etmediği, etti ise bu menfaatin karşılığının hangi bedele tekabül ettiği” ile “davacı tarafından davalıya eksik cihaz ve ekipman teslim edilip edilmediğinin, şayet edildi ise bu ekipmanların değerinin hangi tutarda olduğuna” ilişkin olduğunun düşünüldüğü, zira davacının fesihten sonra davalı tarafından sağlanan hizmetten menfaat elde etmesi veya eksik ekipmanın söz konusu olması durumunda davalının bu hizmet ve ekipmanların bedelini davacıdan tahsil etmesinin mümkün olduğunun ifade edilebileceği, İ-26.04.2018 tarihli ...’na göre; davacının davalıya ait hizmet verdiği ve kurulumun yaptığı 18 nokta ki güvenlik/alarm sistemleri sökülmüş olduğu gibi bazı cihazların bulunmadığı tespitleri davacının insan kaynakları yönetici ve davalının teknik ekip sorumlusunun ıslak imzaları ile tespiti yapılmıştır. Bu tespitler davacının davalıya ait kurulum aşamasındaki bazı cihaz ve ekipmanların eksik teslim edildiğini aşikardır. J- Tarafların iddia ve savunmaları ile dosyaya sunduğu sözleşmeler, Mail, Noter İhtarnameleri ve ...’na göre 23.01.2018 tarihinden sonra ilk yapılan sözleşme çerçevesinde davacının davalıdan 21 noktasında hizmet aldığı ancak 18 noktadaki hizmetlerin fesih edilmesiyle cihazların eksik teslim edildiği gibi halen 3 ayrı noktasında hizmet almaya devam ettiği kanaati hasıl olmuştur. K- Davalının belirttiği sinyal kayıtları davacının hizmet aldığı ... Şubesine ait olmak üzere 01.01.2018-28.08.2018 tarih aralığı devam ettiği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada davacının taraflar arasında değişik tarihlerde akdedilen sözleşmelerin, 23/01/2018 tarihli toplu fesih bildirimi ile sona ermesine rağmen davalının Şubat ve Mart aylarında kredi kartından otomatik tahsilat yapmaya da devam ettiği ve haksız kazanç elde ettiğini, söz konusu bedellerin toplamının 12.400,21 TL olup, davalıya ihtarnamenin tebliğine rağmen davalı borçlu tarafından ödenmediğini, davalı şirketin borcu olduğunun tespiti ve borçlunun itirazının reddi ile ... 12. İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile huzurdaki itirazın iptali davası açılmıştır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda taraflar arasında hizmet sözleşmesinin bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu davalı yanca hizmet verilmeyen dönem için fazla tahsilat yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı görülmektedir. Davalı yan cevap dilekçesi ile davacının söz konusu ifayı ayıplı yerine getirdiği ve verdikleri hizmet karşılığı tahsilatın yapıldığı, fazla tahsilat olmadığı savunması yapılmıştır. Bu durumda ispat yükü davacı yanda olmakla sözleşme gereği fazlaca tahsilat yapılıp yapılmadığı, alacağın ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Yukarıda kapsamda Mahkememizce öncelikle alacağın varlığı için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, karar verilmiştir. Bu kapsamda hazırlanan 10.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacıya ait defterlerin tasdiki zorunlu defterlerden olduğu, 2018 yılları açılış ve kapanış tasdiklerinin T.T.K’nun 64. ile 213. sayılı V.U.K.’nun 220. ve 222.inci maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırılmış olduğu defterlerin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulmuş olduğu, tutulması zorunlu diğer defterlerin birbirlerini doğruladığı, Davacıya ait 2018 yılı ticari defterlerinde; davalı ile davacının ticari iş ilişkilerinin 2018 yılı öncesinde başlayıp 2018 yılı sonuna kadar devam ettiği, 2018 yıl sonu bakiyesinin 71.390,03 TL. (A) olduğu, 4. Davacıya ait muavin defter incelemesinde; Davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen şubat ve mart aylarında yapılmış olan 12.400,21 TL. lik kredi kartı ödemesine istinaden cariye işlenmiş herhangi bir kayda rastlanmadığı tespit edildiği," tespiti yapılmıştır. İtiraz üzerine hazırlanan 02.04.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; "23.01.2018 - 07.03.2018 tarihleri arasında Davacı ...LTD. ŞTİ. adına kayıtlı ...numaralı kredi kartı ile davalı ...A.Ş. ye yapılan ödemeler toplamının 7.599,01 TL. olduğu, Kredi kartı ekstrelerinde tespit edilen ödemelerin, Davacı itiraz dilekçesi ekinde bulunan kredi kartı ekstreleri ile uyumlu olduğu tespit edildiği," tespiti yapılmıştır. Mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi kök ve ek raporunun ve davalının ticari kayıtları da incelenerek, tarafların ticari defter usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, sözleşme kapsamında kalan alacak kalemlerinin ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, dava konusu uyuşmazlık kapsamında feshin haklı olup olmadığı, davacının ya da davalının fesih kapsamında kusurunun bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacıdan haksız tahsilat yapılıp yapılmadığı ve varsa talep edebileceği alacağının olup olmadığı hususunda rapor hazırlanması için dosyanın sözleşme hukuku alanında uzman bilirkişi, mali müşavir bilirkişi ve güvenlik hizmetleri alanında uzman sektör bilirkişisinden oluşacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdine, karar verilmiştir. 31.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bitimi ile 23.01.2018 tarihinden sonra ilk yapılan sözleşme çerçevesinde davacının davalıdan 21 noktasında hizmet aldığı ancak 18 noktadaki hizmetlerin fesih edilmesiyle cihazların eksik teslim edildiği gibi halen 3 ayrı noktasında hizmet almaya devam ettiği kanaati hasıl olmuştur. K- Davalının belirttiği sinyal kayıtları davacının hizmet aldığı ... Şubesine ait olmak üzere 01.01.2018-28.08.2018 tarih aralığı devam ettiği," tespiti yapılmıştır. Bilirkişi heyet raporuna davacı yanca itiraz edilmiş ise de, bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere, taraflar arasında 02.08.2013 tarihinden geçerli iş ilişkisi kurularak davacının belirlediği 21 farklı noktada alarm ve güvenlik sistemi kurulduğu hususunda ihtilaf yoktur. Taraflar arasındaki bu sözleşme 23.01.2018 tarihinde feshedildiği görülmüştür. Davacı sözleşme ilişkisi sona ermesine rağmen davalının tahsilat yoluna başvurduğunu iddia etmekte ise de sözleşme ilişkisinin davalının iddia ettiği gibi 27.03.2018 tarihine kadar değil 23.01.2018 tarihinde gerçekleştiği dosya arasındaki belgeler ile sabittir. Dolayısıyla bu tarihten sonra davalı yanca ücret talep edilemeyecektir. Ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; "...davacı tarafın 18 adet sistem için Şubat ve Mart aylarında hizmet almaya devam ettiği, kalan 3 sistem için hala güvenlik hizmeti aldığı, 18 adet sisteme ait cihazları rakip firmaya söktürdüğü ve davalı şirketin söküm işlemi yapabilmesi için hiçbir şekilde uygun ortam sağlamadığı, dolayısıyla Sözleşme’nin 8.3’üncü maddesi gereği her bir sistem için 120 USD ödemekle yükümlü olduğu, yanı sıra iade talebi üzerine teslim alınan cihazların eksik olması nedeniyle eksik cihaz ve ekipman için rayiç bedel ödemesinin zorunlu olduğunu” ileri sürdüğü, dolayısıyla bu noktada incelenmesi gereken husus, “sözleşmenin sona erdiği 23.01.2018 tarihinden sonraki süreçte davacının, davalı tarafından sağlanan hizmetten menfaat edip etmediği, etti ise bu menfaatin karşılığının hangi bedele tekabül ettiği” ile “davacı tarafından davalıya eksik cihaz ve ekipman teslim edilip edilmediğinin, şayet edildi ise bu ekipmanların değerinin hangi tutarda olduğuna” ilişkin olduğunun düşünüldüğü, zira davacının fesihten sonra davalı tarafından sağlanan hizmetten menfaat elde etmesi veya eksik ekipmanın söz konusu olması durumunda davalının bu hizmet ve ekipmanların bedelini davacıdan tahsil etmesinin mümkün olduğunun ifade edilebileceği, 26.04.2018 tarihli ...’na göre; davacının davalıya ait hizmet verdiği ve kurulumun yaptığı 18 nokta ki güvenlik/alarm sistemleri sökülmüş olduğu gibi bazı cihazların bulunmadığı tespitleri davacının insan kaynakları yönetici ve davalının teknik ekip sorumlusunun ıslak imzaları ile tespiti yapılmıştır. Bu tespitler davacının davalıya ait kurulum aşamasındaki bazı cihaz ve ekipmanların eksik teslim edildiğini," hususlarında tespitler yapılmıştır. Dolayısıyla 23.01.2018 tarihinden sonra ilk yapılan sözleşme çerçevesinde davacının davalıdan 21 noktasında hizmet aldığı ancak 18 noktadaki hizmetlerin fesih edilmesiyle cihazların eksik teslim edildiği ve 3 ayrı noktasında hizmet almaya devam ettiği ve incelenen sinyal kayıtları davacının hizmet aldığı Balat Şubesine ait olarak 01.01.2018-28.08.2018 tarih aralığı devam ettiği anlaşılmakla açılan davanın haksız olduğu ve reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davalının kötüniyet tazminat talebinin ise ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminat talebinin ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gereken 427,60 TL peşin harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 12.400,21 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.15/10/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır