İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/445 E. 2025/703 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/445
- Karar No
- 2025/703
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/445 Esas KARAR NO : 2025/703
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 16/06/2025 KARAR TARİHİ : 10/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı şirkette kasko sigortalı bulunan müvekkile ait ... plakalı araç 18.09.2024 tarihinde kazaya karışmış olup ... nolu hasar dosyasında pert olarak işlem görmüştür. Sigorta şirketinin teklifiyle rayiç bedel 590.000,00 TL olarak kararlaştırılmış olup; sovtaj bedeli 247.800,00 TL ve kalan bedelin 342.200,00 TL olduğu hususunda mutabık kalınmıştır. Sigorta şirketi, ... aracılığıyla müvekkile, bu hususta sözleşme sunmuş ve müvekkil 08.10.2024 tarihinde sözleşmeyi imzalayarak sigorta şirketine göndermiştir. Aracın satışı gerçekleştirildikten sonra sovtaj bedeli olan 247.800,00 TL ... AŞ tarafından müvekkile ödenmiştir. Fakat davalı sigorta şirketinin ödemesi gereken 342.200,00 TL kalan bedel ödenmemiştir. Tarafımızca ... 33. İcra Dairesi... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış olup, davalı sigorta şirketinin itirazları haksızdır.Davalı-borçlunun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptali ve takibin devamı,Davalı-borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama masraf ve yasal vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması, hususlarında karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Kasko sigorta sözleşmesinde davacının sigortalı / sigorta ettiren, davalı sigorta şirketinin ise sigortacı olup, sigortalanan ... plaka sayılı aracın trafik tescil kayıtları ve araç ruhsatından HUSUSİ (ÖZEL) kullanım amacına özgülendiği, davacıya ilişkin olarak yapılan tacir araştırması neticesinde de davacı yanın gerçek kişi tacir olmadığı, vergi dairesinden gelen cevabi yazıya göre işletme hesabına göre defter tuttuğu ancak yıllık alım satım tutarlarının her yıl Bakanlar Kurulunca belirlenen limitler doğrultusunda esnaf sınırında kaldığı , bu nedenle davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Başka bir anlatımla davaya konu sigorta sözleşmesinde davacının tüketici konumunda olduğu, aracın da ticari araç olmadığı kayıtlardan tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Ancak, 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay 17. HD. ... E. ...K. sayılı, İstanbul BAM 9. HD. ... E....K. sayılı, İstanbul BAM 9. HD. ... E.... K. sayılı, İstanbul BAM 37. HD.... E. ...K. sayılı, İstanbul BAM 9. HD.... E. ... K. sayılı ve daha pek çok emsal içtihadında da vurgulandığı üzere; Somut olayda, davanın 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasadan sonra açılması, aracın ticari araç ve davacının tacir olmaması, 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, davacı tüketici konumunda olup davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi olması, tüketici işleminden kaynaklanan eldeki uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğinin anlaşılması ve görev kuralları kamu düzenine ilişkin dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) ve davanın her aşamasında dikkate alınması (tarafların adalete mümkün olduğu ölçüde hızlı ulaşması ilkesi gereğince, dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin görevsizlik kararı verilebileceğine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas ... Karar sayılı emsal içtihadı ile, yargıda hedef süre kriterleri, HMK'nın 30. maddesindeki usul ekonomisi ilkesi göz önünde bulundurularak)) zorunlu olmakla, davaya konu uyuşmazlık bakımından Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan, davanın görev yönünden dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK.'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan mahkememizin görevsizliği ile davanın USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğuna, 2-HMK.nın 20. Maddesi uyarınca taraflardan birinin , bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten , süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) TÜKETİCİ MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine, 3-HMK'nın 20 maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği, 4- Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı tarafın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Asliye Ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde karar verildi.10/09/2025
Katip ¸e-imza
Hakim ¸e-imza