İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/667 E. 2024/863 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/667
Karar No
2024/863
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/667 Esas KARAR NO : 2024/863 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/10/2023 KARAR TARİHİ : 20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "I-Müvekkil şirket davalıya aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürünler satmış ve teslim etmiştir. Bu satılan ürünlerin karşılığı olarak davalı şirkete tebliğ edilen faturalar da davalı şirket tarafından herhangi bir itiraza konu edilmeksizin kabul edilmiştir. müvekkil şirketin takip konusu alacağı davalı tarafça ödenmemiş olup işbu alacak kayıtlar ile sabittir. Taraflar arasındaki Tedarik Sözleşmesi ve mevcut ticari ilişki çerçevesinde Müvekkil Şirket davalıya ürünler satmış ve teslim etmiştir. Davacı Müvekkil Şirket üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz olarak yerine getirmiş ve ürün satış bedellerine ilişkin faturaları eksiksiz olarak düzenleyip teslim etmiştir. Ne var ki, Müvekkil Şirketçe satılan bu ürünler karşılığında davalıdan olan muaccel alacaklarından 103.429,66 TL ödenmemiştir. Bu husus ekte Sayın Mahkemenize sunduğumuz fatura ve kayıtlar ile açıkça görülmektedir. Bu durum dahi davalı şirketin borcunun olmadığına yönelik itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunun açık göstergesidir. Söz konusu faturalar herhangi bir itiraza konu edilmeksizin kabul edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca fatura münderecatına 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmezse faturanın muhatabı tarafından kabul edildiği tartışmasızdır. Davalı taraf Müvekkil Şirketin sattığı ürünler karşılığında düzenlediği takip konusu faturalara hiçbir itiraz ileri sürmemiştir. Buna rağmen davalı şirket satılan bu ürünlerin bedeli olan toplam 103.429,66 TL'yi Müvekkil şirkete ödememiş ve temerrüde düşmüştür. Bunun üzerine, söz konusu borcun vade tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte ödenmesi talebini içerir ... 6. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi davalıya gönderilmiştir. Söz konusu ihtarname davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı söz konusu borcu ödememiştir. Müvekkil Şirket dava konusu alacağın tahsili amacıyla ... 23. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası üzerinden 103.429,66 TL asıl alacak ve fatura bedellerine vade tarihlerinden itibaren işleyen ticari faizi toplamı 36.025,57 TL olmak üzere toplam alacak 139.455,23 TL alacak bakımından icra takibi başlatmıştır. Takip konusu alacak kayıtlarla sabit olduğu gibi takipte talep edilen faiz de hukuka uygundur. Taraflar arasındaki Sözleşmede vade tarihi 60 gün olarak kararlaştırılmış olmakla dava konusu icra takibinde işbu vade tarihine göre faturalara konu tutarlara vade tarihlerinden itibaren faiz işletilmiş olmakla faizin yerinde olduğu sabittir. Kaldı ki Taraflar arasındaki Sözleşmede vade tarihi düzenlenmiş olduğu gibi işbu Sözleşmede hüküm olmasa dahi Türk Ticaret Kanunu'nun temerrüt faizine ilişkin 1530/7 sayılı maddesi uyarınca vade tarihinin ve faiz uygulanmasının yerinde olduğu tartışmasızdır. Davalının ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline ve takibin devamına Davalının itirazı, likit alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olarak haksız olmakla alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ,Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline, karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil firma, Türkiye’nin ilk yapı marketi olarak uzun süredir perakende sektöründe faaliyet göstermektedir. Müvekkil şirket, faaliyetlerini elli iki şehirde, pek çok mağazada sürdürmekte; ev, bahçe ve ofis için kullanıma uygun on binlerce ürünün satışını yapmaktadır. Altı yüzden fazla tedarikçi ile çalışan davalı müvekkilin mağazaları her yıl kırk milyonu aşkın müşteri tarafından ziyaret edilmektedir. Davacı da, müvekkil şirketin mağazalarında satılmak üzere ürün tedarik ettiği firmalarından biridir. Müvekkil şirketin; vadeli, sat-öde (satıştan ödemeli), konsinye ve toplu alım şeklinde ürün tedarik ettiği birden farklı tür tedarik sözleşmesi tipi vardır. Davalı müvekkil ile davacı, sözleşme tipinin gerek ticari koşullarla ilgili ilk sayfaları, gerekse metin bölümlerini birlikte değerlendirmiş, görüşmüş ve tartışmışlardır. Nihayetinde bu farklı sözleşme türü/yöntemleri arasından ürün bedellerinin vadeli ödenmesini öngören sözleşmenin imzalanması hususunda anlaşmışlardır. Tarafların, üzerinde anlaşma sağladığı vadeli sözleşmeye göre, ödeme, vadeli şekilde gerçekleştirilmektedir. Buna göre, ay içinde satılan ürünlerin ödemesi, satıldığı ayın son günü vade kabul edilmekte ve bu tarihten 30 gün sonra, fakat sadece satılan ürünlerin ödemesi yapılmaktadır. Bir diğer deyişle, davalı müvekkil tarafından yapılan ödeme, ürünün satılmasına bağlıdır. Davalı müvekkil tarafından, yalnızca satılan ürünlerin ödemesi yapılmakta, satılmayan ürünlerin bedelinin ödemesi ise yapılmamaktadır. Davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceği, vade ve ödenecek tutarın ise sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde uygulanacağı taraflar arasındaki sözleşme ile tartışma dışıdır. Ticari ilişki sözleşmeye uygun devam etmekte iken, davacı tarafından ... 23. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile yapılan takibe itiraz edilmiştir. Davacı bu kez de, itirazın kaldırılması için Mahkemenize başvurmuş olup, yukarıda yazılı nedenlerle davalı müvekkil şirketin kendilerine borcu bulunmamaktadır. Dilekçede yazılı hususlar varit olmayıp, usul yasaya ve sözleşmeye aykırı olan davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini..." savunmuştur. DELİLLER: ... 23.İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyası, 10/06/2024 tarihli bilirkişi raporu, 31/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; sözleşme ve faturadan kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67. madde uyarınca iptali talebine ilişkindir. ..23.İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısı ...Şirketi tarafından, borçlu ... Şirketi aleyhine 139.455,23TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %10,75 oranında faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişiden alınan 10/06/2024 tarihli raporda özetle; "Huzurdaki davanın davacı ile davalı arasında 12.03.2018 tarihinde imzalanan tedarik sözleşmesi kapsamında süre gelen ticari ilişki de ,davalı tarafından vadesinde ödenmeyen faturaların işlemiş faizi ile tahsili amaçlı başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline dair olduğu sadece davacı taraf defter kayıtları üzerinde inceleme yapılabildiği, Davacıya ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemede ,davacının davalıdan toplam 102.149,91 TL faturadan alacaklı olduğu, Sözleşmede ödeme vadesi 60 gün esas alınarak ,her fatura için ticari( reeskont avans ) faiz üzerinden değişen oranlarda yapılan hesaplama sonucu davacının davalıdan işlemiş faiz ile birlikte toplam 133.915,70 TL alacaklı olduğu hesaplanmış olup, davacının icra takip talebi 139.455,23 TL olduğuna dair..." rapor edilmiştir. Bilirkişiden alınan 31/10/2024 tarihli ek raporda özetle; "Davacı ve davalı tarafın Kök rapora itiraz ve beyanları değerlendirilmiş ancak kök raporda ulaşılan sonuç ve kanaat yukarıda ifade edilen tespit ve değerlendirmelerden dolayı değişmemiştir..." rapor edilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “Diğer Tarafın Ticari Defterlerini ibraz etmemes” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ...Esas, ... Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 2018 yılında imzalanan tedarik sözleşmesinden kaynaklı süregelen ticari bir ilişki bulunduğu, davacı tarafça tedarik edilen mallara ilişkin ücretlerin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafa, ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, ibraz edemiyorsa mazeretini ile birlikte ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere bulundukları yeri bildirmesi, ticari defter ve belgeleri ibraz etmez ve mazerette bildirmez ise, defter ibrazından kaçınmış sayılacağı ve davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağı ihtarının da yer aldığı 07/02/2024 tarihli duruşma zaptı tebliğ edilmiş, davalı tarafça ticari defter ve belgeler ibraz edilmemiş, mazerette bildirilmemiş, HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Davacı taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde düzenlenen kök ve ek rapora göre, davacı yanın takip tarihi itibariyle davalı yandan faturalardan kaynaklı olarak 102.149,91 TL asıl alacağının bulunduğu, faturalardaki vade tarihinden itibaren takip tarihine kadar davacı yanın talep edebileceği faiz miktarının ise 31.765,79 TL olduğu, davalı yanın asıl alacak ve faize ilişkin borcunu ödediğini iddia ve ispat edemediği, bu nedenle icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, alacağın faturadan kaynaklı likit bir alacak olması nedeniyle davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İle, davalı yanın ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 102.149,91 TL asıl alacak ve 31.765,79 TL işlemiş faiz üzerinden ve takip talebindeki diğer hal ve şartlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-133.915,70TL'nin %20'si oranında hesaplanan 26.783,14TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.147,78TL harçtan peşin alınan 1.684,27TL'nin ve davacı tarafça icra dosyasına yatırılan 697,28TL harçların toplamı olan 2.381,55TL'nin mahsup edilerek bakiye 6.766,23TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 123,93TL'sinden davacı tarafın, 2.996,07TL'sinden davalı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 2.381,55TL peşin harç, 269,85TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.651,40TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen kabul edilen 133.915,70TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 30.000,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen red edilen 5.539,53TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 5.539,53TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 90,00TL tebligat, posta gideri ile 6.000,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.090,00TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 5.848,09TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/11/2024 Katip ¸e-imza Hakim ¸e-imza

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/667, K. 2024/863, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-667-e-2024-863-k-c2d9b4d422d4