İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/498 E. 2025/217 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/498
- Karar No
- 2025/217
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/498 Esas KARAR NO :2025/217
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ:29/08/2024 KARAR TARİHİ:11/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 29/08/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalılar müvekkili idare tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisi olduğunu, İhale ile iş alan şirketler, işyeri devri hükümlerine göre önceki şirket işçilerini devralarak çalıştırmaya devam ettiklerini, davalılar ve alt yükleniciler, müvekkili idareden iş aldıkları dönemlerde, çalıştırdıkları işçilerden dolayı doğan ve idarelenince ödenmek zorunda kalınan her türlü hak ve alacaktan, ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunun hükümleri doğrultusunda aslen sorumlu olduklarını, bu nedenle davalı şirketlerin çalıştırmış olduğu işçinin açmış olduğu dava neticesinde idarelerince ödenen tüm hak ve alacakların rücuen davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketlerin alt yüklenici ve asıl yüklenici olarak iş aldığı dönemlerde işe alarak çalıştırmış bulundukları işçi ...'ın, alacaklarının tahsili için müvekkili idare aleyhine açmış olduğu davada .... İş Mahkemesinin 2021/9 E. 2022/727 K sayılı dosyası ile alacaklarının müvekkili idareden tahsiline karar verildiğini, alacaklı vekili tarafından .... İera Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyasından gönderilen İİK 89/1. Madde gereğince ödenmesi için haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ihbarname nedeniyle ...Bankası A.Ş. nezdindeki müvekkili hesaplarından İcra dosyasına 22/12/2022 tarihinde, 94.026,19-TL ödeme yapıldığını, dava şartı olan arabuluculuğa taraflarnıca 23.07.2024 tarihinde başvurulduğunu 16.08.2024 tarihinde yapılan görüşmeler neticesinde davalı taraflar hiçbir şekilde uzlaşmaya yanaşmadığını ve bu nedenle uzlaşma sağlanamadığını davacı müvekkili ile davalılar arasında akdedilen ihale şartnameleri ve sözleşmelerinde yer alan hükümler ve ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde taraflar arasındaki ikili ilişki gereği davaya konu bedelin sorumlusu çalıştırdıkları süre bazında ayrı miktarlarda davalılar olduğunu, ihale sözleşmesi ve onun ayrılmaz parçası olan ihale belgelerine göre hizmet alımı kapsamında çalıştırılan işçiler idarenin değil yüklenicinin işçisi olduklarını, dolayısıyla iş akdi fesih olan işçilere ödenmesi gereken her türlü ödemeyi yüklenicinin karşılaması gerektiğini, yüklenicilere karşı iç ilişkide bövle bir borç ödeme sorumluluğu olmadığını, davalı şirket ile müvekkili idaresi arasında akdedilen idare Birimlerinde Çalıştırılmak Üzere Yardımcı Hizmet Alımı Sözleşmesi ve eki şartnameler gereği iş akdinin feshi halinde işçinin doğacak olan alacaklarından yüklenici davalı şirketlerin sorumlu olacağını, toplam 94.024,19-TL bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya/davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı ... ... A.ş. vekili tarafından sunulan 06/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı diğer davalılarla yapılan sözleşmelere ve davacının diğer hizmet alım sözleşmelerine bakıldığında, hazırladığı sözleşmeleri sözleşme yaptığı herkes için uygulanmak üzere ileride yapılacak sözleşmelere yönelik bir tip sözleşme olarak hazırladığı izahtan vareste olduğunu, hazırlanan sözleşmenin diğer tarafa pazarlıksız ve tartışma imkânı olmadan sunulmasıdır ki diğer davalılarla yapılan sözleşmelere ve davacının diğer hizmet alım sözleşmelerine bakıldığında sözleşmelerin hemen hemen aynı olduğu karşı tarafa pazarlık ve tartışma imkanı verilmediği çok açık olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme bir tip sözleşme niteliğinde olduğunu, ihale süresinin sona ermesi akabinde ihaleyi kazanan yeni taşeronlar da bir önceki taşeron firmanın imza altına altına sözleşmenin aynısına imza attığını, Bu şekilde kamuda üstlenilen ihalelerde sözleşmelerin bir çoğu genel hükümleri değişmeksizin imza altına alındığını, bu şekilde sözleşmeler artık matbu hale dönüştüğünü, bahse konu yasal düzenlemeler ışığında dava dışı işçiye ilişkin sorumluluklar hiç bir şekilde müvekkili ile müzakere edilmediğini, bu yönüyle hizmet alım sözleşmesi neredeyse tamamıyla genel işlem koşullarından ibaret olduğunu, bu yüzden özellikle dava konusu olan dava dışı işçiye ilişkin sorumluluklar sözleşmede hiç yazılmamış sayılmalı ve yıllarca dava dışı işçiyi belediye bünyesinde çalıştırdığını, emir ve talimat vermiş asıl işveren olan belediyenin davaya konu alacakların tamamından sorumlu tutulması gerekirken davaya konu alacakların tamamından davalı taşeronların sorumlu tutulması hukuka, hakkaniyete, akla ve vicdana aykırı olduğunu, yarı yarıya sorumlu olunduğunu kabul anlamına gelmemek üzere dosya kapsamında bazı Yargıtay kararlarında sözleşmeden kaynaklanan ve işçilerin iş mahkemesinde açtığı davalar sonucu tahsil ettikleri işçilik alacaklarıyla ilgili asıl işverenlerin (İdare) açtıkları rücu davalarında 1/2 oranında sorumlu olduklarına dair kararların verildiğini ve kesinleştiği de bilinen bir gerçeğini, davacı icra masraflarına kendisi sebebiyet verdiği için müvekkili sorumlu olmadığını, müvekkilinin sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kendi kusuru ile borcun artmasına sebebiyet veren davacının icra takip masraflarını da ilave ederek alacak talebinde bulunması haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faiz talep edilemeyeceğini, müvekkili güvenlik hizmeti yürütmek üzere Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu çerçevesinde yüklenici firmalarla iş yaptığını, firmalar karlılık esasına dayanarak hizmet sunabilmek için kendi organizasyonlarını bizzat gerçekleştirmekte, malzeme tedarik etmekte, işçi istihdam ettiklerini, Müvekkilinin, bu faaliyete herhangi bir şekilde müdahalesi bulunmadığını, davacı da bu ihaleleri yerine getiren firmalarda işçi olarak çalıştığını, müvekkili yalnızca ihale makamı olduğunu, davacı ile işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacı yüklenici firmalardan emir ve talimat aldığını; aylık ücreti de yine bu firmalar tarafından yatırıldığını, ayrıca davacının iş akdi de son yüklenici firma tarafından feshedildiğini iş akdinin bağlılık, iş görme, sadakat, ücret ödeme gibi unsurları davacı ile yüklenici firmalar arasında gerçekleştiğini, söz konusu iş müvekkilinin asıl veyahut da yan işi olmadığını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ...Holding A.Ş. vekili tarafından sunulan 23/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı kurum tacir olmadığını, davaya konu rücu talebi de işçilik alacaklarından kaynaklanmakta olduğunu dava ticaret mahkemesinin görev alanına girmediğini, müvekkili şirketler Bağcılar - İstanbul adreslerinde faaliyet göstermekte olduğunu, huzurdaki dava Bakırköy Asliye Hukuk mahkemesinin yetki alanına girdiğini, öncelikle davacı tarafın talep ettiği alacak zamanaşımına uğradığını, dava dışı işçinin çalışması devam ederken işyeri devredildiğini, Davacı devralan işveren nezdinde çalışmaya başladığını, iş akdi de bu şirket nezdinde çalışmaktayken sona erdirildiğini, davacının iş akdinin sona erme sürecinde müvekkili şirketin herhangi bir dahili bulunmadığını, davacı lehine işçilik alacaklarına hükmedilmesine müvekkili şirket sebebiyet vermediğini, işyeri devri fesih niteliğinde olmadığından fesihle muaccel olan alacak kalemleri bakımından müvekkili şirkete sorumluluk yükletilemeyeceğini, işçi tarafından dava ikame edilmesine son işvereni sebep olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi alacak kalemlerinden müvekkili şirkete sorumluluk yükletilmesi hakkaniyete aykırı olacağını, kıdem tazminatından sorumluluğun ilgili kamu kurum veya kuruluşlarında olduğu ve onlar tarafından ödenmesi gerektiği emredici düzenlemelerle hüküm altına alındığını, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) E.2019/42 - 73 K., T. 19.09.2019 tarihli kararında da bu husus açıkça ifade edildiğini, davacı idare ile davalı şirket iş ortaklığı arasındaki sözleşmenin yukarıda belirtilen 11.09.2014 tarihinden sonra düzenlendiğini, dava dışı işçinin iş akdinin de işbu tarihten sonra feshedildiğini, sözleşmede açıkça alt işverene rücu edileceğine dair madde bulunmadığı anlaşılmakla; iptal kararının geriye yürümezliği kuralı gereğince müvekkili şirket lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetilerek kıdem tazminatından sorumlunun davacı olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı işçiye ödenen ihbar tazminatından da davacı yan sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkili şirket ihaleye girerken davacı kuruma teminat mektubu verdiğini, bu teminat mektubu ise işçilik alacakları gerekçe gösterilerek davacı kurum tarafından nakde çevrildiğini, müvekkilinin teminat mektubundan yapılan kesinti haksız olduğunu, tarafımızca bu husus kabul edilemediğini, müvekkilinin işçilere yapılan ödemeyle ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinden tahsilat yapılamayacağını, bununla birlikte, davacının hem mektubu nakde çevirip hem de rücu davası açması durumunda müvekkili aleyhine hüküm kurulursa davacı tarafça ikinci kez tahsilat yapılmış olacağını, bu durumun kabulü mümkün olmadığını, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... Hizmetleri Limited Şirketi tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. Davalı ...Hizmetleri Limited Şirketi tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. Davalı ... Limited Şirketi - tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, haciz ihbarnamesi, dekont, harcama talimatı, ödeme emri belgesi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...T.C. ... İş Mahkemesi ... sayılı gerekçeli kararında net 30.324,38 TL kıdem tazminatının davacıdan alınarak dava dışı işçi ...'a verilmesine karar verilmiştir. Dosya kapsamına .... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasına 22.12.2022 tarihinde 94.026,19TL ödeme yapıldığını gösterir ibraz edilmiştir. Dava dışı işçi ...'ın ...Hizmetleri Limited Şirketi bünyesinde çalışma süresi 17.11.2009-30.01.2012(2Y1l 2Ay 13Gün), 12.12.2012-21.07.2013(7Ay 9Gün), 01.10.2014- 30.09.2016(2Y'11) olmak üzere toplam 4Y1l 9AyY 22Gündür. ...Holding Anonim Şirketi bünyesinde çalışma süresi; 01.02.2012-11.12.2012(10Ay 10Gün), 22.07.2013-31.05.2014(10Ay 9Gün) olmak üzere toplam 1Yıl SAy 19Gündür. ... Hizmetleri Limited Şirketi bünyesinde çalışma süresi; 01.06.2014-17.07.2014 tarihleri arasında LAy 16Gündür. ... ... Şirketi bünyesinde çalışma süresi; 18.07.2014-30.09.2014 tarihleri arasında 2Ay 12Gündür. ... Limited Şirketi bünyesinde çalışma süresi; 01.10.2016-27.12.2016 tarihleri arasında 2Ay 26Gün olduğu tespit edilerek 63.850,34TL nin davalı ...şirketinin, 22.741,22TL nin davalı ...Holding şirketinin, 1.676,44TL nin davalı ... Hizmetleri şirketinin, 3.134,21TL nin davalı ... şirketinin, 2.623,99TL nin davalı ... Güvenlik Hizmetleri şirketinin sorumluluğunda olduğu hesaplanmıştır. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE: Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından (kıdem tazminatı) kaynaklı rücuen alacak davasıdır. Mahkememiz görevli ve yetkili, tarafların, taraf ve dava ehliyeti vardır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. İşçi alacakları nedeniyle asıl ve alt işveren işçiye karşı müteselsilen sorumludur. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki uyuşmazlıklarda ise genel hükümler uygulanır. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı TBK’nun 167. (818 sayılı BK nun 146. m.) maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir. Dava dışı işçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemiyle sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifadeyle davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Davalının kendisi dışında başka alt işveren bünyesinde dava dışı işçinin çalışıp çalışmadığı araştırılıp, kendi dönemiyle sınırlı sorumlu tutulması gerekmektedir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/42038 E, 2016/761 K) Yargıtay uygulamaları doğrultusunda asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan sözleşmelerde işçilik alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağına dair hüküm bulunması halinde sözleşmedeki hükme göre sorumluluğun belirleneceği, sözleşmede hüküm bulunmadığı hallerde ise yarı yarıya sorumluluk esasına işçilik alacaklarından asıl işveren ile alt işverenin sorumlu olacağının belirlenmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2021 tarihli 2021/616 E. 2021/1083 K. sayılı ilamında; "... Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır." şeklindedir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Tüm dosya kapsamında toplanan delillerden; SGK kayıtlarında dava dışı işçi ...'ın 17.11.2009-30.01.2012 tarihleri arasında ...Hizmetleri Limited Şirketi bünyesinde çalıştığı, 01.02.2012-11.12.2012 tarihleri arasında ...Holding Anonim Şirketi bünyesinde çalıştığı,12.12.2012-21.07.2013 tarihleri arasında ...Hizmetleri Limited Şirketi bünyesinde çalıştığı, 22.07.2013-31.05.2014 tarihleri arasında ...Holding Anonim Şirketi bünyesinde çalıştığı, 01.06.2014-17.07.2014 tarihleri arasında ... Hizmetleri Limited Şirketi bünyesinde çalıştığı, 18.07.2014-30.09.2014 ... ... Şirketi bünyesinde çalıştığı, 01.10.2014-30.09.2016 tarihleri arasında ...Hizmetleri Limited Şirketi bünyesinde çalıştığı, 01.10.2016-27.12.2016 tarihleri arasında ... Limited Şirketi bünyesinde çalışma kaydı bulunduğu, ....İş Mahkemesi ... sayılı gerekçeli kararında ...’ın 17/11/2009 ile 27/12/2016 tarihleri arasında 7 yıl 1 ay 10 gün davalı iş yerinde çalışmasına karşın kıdem tazminatı alacağı olarak, net 30.324,38 TL'nin akdin fesih tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına 22.12.2022 tarihinde 94.026,19TL ödeme yaptığı görülmüştür. Personellerle ilgili şartları ve sorumlulukları düzenlendiği hizmet alım sözleşmeleri ve Teknik Şartnamede (16.11-12 madde bir kısım sözleşmelerde 16.7-8 maddelerde) yüklenicinin, iş hukuku, sosyal sigorta mevzuatı ve diğer kanun ve yönetmeliklerden doğan yükümlülükleri yerine getirmekle yükümlü olduğunu şeklinde sözleşme hükmü bulunduğu görülmüş olup işçinin işçilik alacaklarından alt işverenlerin sorumlu olacağının açıkça düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalı ... şirketi teminata ilişkin itirazda bulunmuş ise de soyut beyanı dışında açıklayıcı ve ispata yarar başkaca bir delil sunulmadığından bu konuda araştırma yapılamamıştır. Mahkememizce dava konusu olaya ilişkin tüm belge ve kayıtlar celp edilerek bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporu olaya uygun ve denetime elverişli olduğundan itibar edilerek hükme esas alınmış olup davalı alt işverenin işçinin çalıştığı dönem itibari ile işçilik alacaklarından sorumlu olduğu sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( % 24,19 oranında ... şirketi- %67,91 oranında ... şirketi- %1,78 oranında Pars şirketi- %3,33 oranında ... şirketi- % 2,79 oranında Bengi grup şirketi sorumlu olmak üzere) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; a-) 63.850,34TL nin ödeme tarihi olan 22/12/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı ...şirketinden alınarak davacıya verilmesine, b-) 22.741,22TL nin ödeme tarihi olan 22/12/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı ...Holding şirketinden alınarak davacıya verilmesine, c-) 1.676,44TL nin ödeme tarihi olan 22/12/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı ... Hizmetleri şirketinden alınarak davacıya verilmesine, d-) 3.134,21TL nin ödeme tarihi olan 22/12/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, e-) 2.623,99TL nin ödeme tarihi olan 22/12/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı ... Güvenlik Hizmetleri şirketinden alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 6.422,93-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.605,74-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 4.817,19-TL harcın davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile davacıya ödenmesine 4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri toplam 8.969,14 TL olmakla davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.000,00-TL'nin davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerlerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansının kararın kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 11/04/2025
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı