İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/54 E. 2025/594 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/54
- Karar No
- 2025/594
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/54 Esas KARAR NO : 2025/594 DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 23/01/2025 KARAR TARİHİ : 19/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin ticari kayıtları ve ödeme-konkordato projesi incelendiğinde her ne kadar mücbir sebeplerden dolayı mevcut durumda şirket borçlarını ödeyemez hale gelmiş olsa da, şirketin, kârlılık oranı ve cirosu gözetildiğinde yaratılacak kaynak ve ek kaynaklar ile müvekkil şirketin içine düşmüş olduğu ödeme güçlüğünü yenerek faaliyetlerini sürdürebileceğini, ... Şirketi ... Ticaret Sicilinde ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı olduğunu “...” adresinde faaliyet göstermekte olduğunu, genel ekonomik sistemde son dönemlerde yaşanan kur değişimleri, enflasyon, diğer sıkıntılar ve darboğaz nedeniyle, şirket yapısının değişen ekonomik çevre koşullarına göre uyarlanması ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam edebilmek için bir konkordato ön projesi hazırlanması kararı alındığını, gerek ülke ekonomisindeki dalgalanmalar gerekse dünya genelinde yaşanan likidite sıkıntısı müvekkil şirketi olumsuz etkilediğini, bunun yanı sıra maliyetlerin artması, piyasa genelindeki talep düşüklüğü, yüksek faiz giderleri müvekkili şirketi finansal dar boğaza soktuğunu, müvekkilinin de yaşanan ekonomik krizden oldukça etkilendiğini, bu durumun yüksek hadlerdeki kredi faizlerinin vadelerinde ödenmesini engellediği gibi, kur farklarının sürekli artışı, dış piyasada kendisini gösteren talep düşüklüğü de müvekkil şirketin ödeme güçlüğüne düşmesinin başlıca nedenlerini oluşturduğunu, müvekkili şirketin ödeme güçlüğünden ve bu güçlük dolayısıyla müvekkil şirket aleyhine yapılan ve yapılacak olan icralardan dolayı borca batık duruma düşeceği ve dolayısıyla iflastan kurtulmak ve yine borçlarını vadesinde ödeyememesi dolayısıyla borçlarını ödeyebilmek ve şirketin faaliyetlerini devam ettirebilmek için İ.İ.K . 285 maddesi uyarınca konkordato mühleti talebinde bulunmak zarureti hasıl oluştuğunu, buna göre tüm alacaklıların alacaklarının tamamının bir defaya mahsus %25 faiz ile, 2026 yılı için Haziran ayı sonu başlamak üzere toplamda 30 taksit olacak şekilde ödeme teklifinde bulunduğunu, iflas halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar ile konkordato neticesinde alacaklıların eline geçebilecek miktarı karşılaştırmalı gösteren tablo da yer almakta olduğunu, müvekkil şirket tarafından hazırlanan konkordato ön projesi ve konkordato teklifleri hakkında sermaye piyasası kurulu veya kamu gözetimi, muhasebe ve denetim standartları kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan makul güvence veren rapor dilekçe ekinde yer aldığını, müvekkili şirketin faaliyetine devam edebilmesi ve mal varlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288, 294 ve 295. maddeleri ve devamı gereğince; öncelikle İcra ve İflas Kanunu’nun 287. Maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK.’nın 288. maddesi çerçevesinde ilanına, tensiben derhal ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve komiser tayinine, davacının konkordato taleplerinin kabulü ile ihtiyati tedbir kararlarının aynen devamıyla yargılama sırasında kesin mühlet kararı verilmesi ile yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, İİK m.286 vd hükümlerinden kaynaklanan konkordato talebine ilişkindir. İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Nitekim 15/03/2018 değişikliği öncesinde hukukumuzda mevcut olan konkordato kurumuna ilişkin yapılan çalışmalarda da "mehil kararından itibaren borçlu,komiserin nezareti altındadır.Bu süre içinde borçlunun davranışları mühim olduğu gibi tahkik edilen mali durumu, bilanço ve hesapları itibariyle birçok kusurların meydana çıkması da mümkündür. Bazen, alacaklıların müracaat veya itirazda bulunmaları sayesinde borçlunun (bilinmeyen taraflarının) açığa çıkması ve komiserin aydınlatılması da ihtimali dahilindedir. İşte borçlu, bu süzgeçten geçip alacaklıların zararına olarak doğruluk haricinde,pek büyük hiffetle hiçbir iş yapmadığı takdirde hüsniyet bakımından konkordatoya ehil ve layık sayılır.(Enver Buruloğlu-Yuda Reyna, Konkordato Hukuku ve Tatbikat, İstanbul, 1968, Sayfa 58)" Mahkememizce 24/01/2025 tarihi itibariyle davacı şirket lehine üç ay süre ile geçici mühlet kararının verildiği, 24/04/2025 tarihi itibariyle ise iki aylık geçici mühlet kararının verildiği, akabinde komiserlerin görevlerine devam ettiği sabittir. 06/05/2025 tarihli komiser heyeti görüşünde" davacı şirketin Muhasebe kayıtlarına erişimin sağlanamadığı, mali kayıtları halihazırda tutan kişinin belli olmaması, şirket çalışanlarının işe devamı ya da işten çıkarılması konusunun belirsiz olması, sürecin sağlıklı yürümesi için zorunlu olan personel ve kira ödemelerinin yapılmadığı, Vergi ve SGK beyannamelerinin hiç verilmemesi veya süresinden sonra verilmesinin büyük bir ihtimal dahilinde olması, şirketin faaliyetinin devamı açısından iletişim kuracağımız kimsenin hali hazırda iletişime açık olmaması veya irtibat alanında olmaması, şirket yöneticisinin Komiser Heyetine dönüş yapmaması nedenleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; İİK'nın 292 a, b ve c. Hükümleri gereğince ve Sayın mahkeme tarafından verilen görev bilinci gereği, Komiser heyetimizce mevcut durum itibarıyle , geçici mühlet kararının devam etmesinin, davacı şirketten alacaklı olanların aleyhine olacağı ve konkordatonun artık başarı ihtimalinin kalmadığı kanaatinin oluştuğu"şeklinde görüş bildirilmiştir. İki aylık geçici mühlet içerisinde sunulan 20/05/2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda" davacı şirketin geçici mühlet süresi içerisinde çalışma kabiliyetini ticari olarak tamamen kaybettiği, 30 Nisan 2025 tarihi itibariyle 4 personel maaş bordrosunda yer almakla birlikte şirkette Mart sonu itibari ile FİİLİ çalışan personelin bulunmadığı, şirket Aktif toplamının; şirket konkordato ön projesinin hazırlanmasında dayanak mali verilerin alındığı 31.12.2022 itibariyle 99.008.691,91 TL, 31.12.2023 tarihinde (enflasyon Muhasebesi yapılmış)73.390.063,46 TL iken, 31.12.2024 itibariyle 72.587.284,13 TL ve Geçici Konkordato kararının verildiği 24.01.2025 tarihi itibari ile 58.974.877,42 TL ve bu raporun hazırladığı 31.03.2025 tarih itibariyle 57.139.808,35 TL olarak kaydı bilançoda yer aldığı, borçlu şirketin Özkaynaklar toplamı; 31.12.2022 itibariyle (-) 421.474,81 TL, 31.12.2023 itibariyle (enflasyon Muhasebesi yapılmış)() 264.490,81 TL, 31.12.2024 ön proje itibariyle ise (-) 22.566:469,32 TL, Konkordato Geçici Mühlet kararının verildiği 24.01.2025 tarihi itibari ile (-) 32.275.113,23 TL ve bu raporun hazırladığı 31.03.2025 tarih itibariyle (-) 36.012.438,82 TL olarak kaydı bilançoda yer aldığı, Rayiç Bilanço Verilerine göre;31.12.2024 tarihi itibari ile Özkaynaklarının (-) 37.278.990,89 TL, Konkordato Geçici Mühlet kararının verildiği 24.01.2025 tarihi itibari ile (-) 50.591.389,88 TL ve bu raporun hazırladığı 31.03.2025 tarih itibariyle (-) 79.518.402,60 TL olarak RAYİÇ bilançoda yer aldığı, şirketin ön projede sunulan ve sonrasında heyetimizle paylaşılan Mizanda yer alan kaydı değer bilançolarına ve Rayiç Bilançolarına göre ŞİRKETİN BORCA BATIK OLDUĞU, davacı şirketin konkordato Projesinde yer alan “Konkordatonun Kaynakları” kısmında yer alan “Alacaklılardan Yapılacak Olan Tahsilat” kolonunda yer alan tutardan 120 hesapta yer alan Müşterilerden tüm Alacakların Tahsil/Fatura ile Kapatıldığı ve geçici konkordato komiseri tarhite Davacı şirketin bir ALACAĞI'nın bulunmadığı, davacı şirketin Ticari Alacak (Müşteri) Hesabından Kalan Alacağının, çok büyük kısmının şirket ortağının şirketten aldığı 24.956.000,00 TL BORÇ karşılığı olarak 11 adet senedi şirket ortağının düzenleyip davacı şirkete verdiği ve tüm senetlerin ödeme vadesi 31.12.2025 olup, şirket ortağının şirketten kullandığı Finansal kaynak için davacı şirkete düzenleyip verdiği senetten kaynaklı olarak, Davacı şirket ortağı, Davacı şirketin faaliyetine devam etmesini istiyorsa, şirketten kullandığı 24.956.000,00 TL Finansal Fon karşılığı verdiği senetlerin vadesi beklemeden, Şirket Ortağının şirketten aldığı 24.956.000,00 TL Finansal Fonları geçici konkordato döneminde şirkete koyması gerektiği, aksi takdirde Konkordatonun Kaynak yetersizliği oluşacağı, Konkordato Kaynağı olarak kalan değerin “Faaliyetin Devamı ile Öngörülen Kar” sonucunda elde edilecek kar olduğundan, davacı şirketten alınan bilgilere göre (bakınız Sayfa geçici mühlet içinde şirketin ticari faaliyetlerine devam etmediği, şirketi temsil eden yetkililerle iletişim kurulamadığı, şirketin faaliyetine devam etmediği şirket ayakta olsa bile bu şartlarda Davacı şirketin ticari faaliyetine devam edebilmesinin artık imkansız olduğu, davacı şirketin Geçici Konkordato aldığı 24.01.2025 ile bu raporun hazırlandığı mali verilerin esas alındığı 31.03.2025 tarihi arasında, Personelin Şubat-Mart ve Nisan 2025 ayları Maaşları ile şirketin merkezinin yer aldığı binaya ait 4 aylık kira bedeli ile Vergi ve SGK borçlarının henüz ödenmemiş olduğu, bununla birlikte davacı şirketin ticari faaliyetin devamı için yapılması gereken Zorunlu Gider ve ödemeleri gerçekleştirecek ticari faaliyeti ile finansal gücünün olmadığıı, davacı şirketin Mart 2025 sonu itibari ile Fiilen Ticari faaliyetini bıraktığının anlaşıldığı, rapor içeriğinde yer alan belge ve bilgiler ışığında “Borca Batık” ve “Finansal Yetersizlik İçinde” olan davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün OLAMAYACAĞI, "şeklinde görüş bildirmiştir. Akabinde 23/05/2025 tarihli ara duruşmada mevcut dosya kapsamı gözetilerek konkordato komiserlerinin görevlerine 23/05/2025 tarihi itibariyle son verilmiş 20/05/2025 tarihli konkordato raporu içeriği ve dosya kapsamı karşısında 23/05/2025 tarihi saat 14:41 itibariyle davacı şirket lehine verilmiş olan tüm mühlet ve tüm tedbir kararları bir bütün olarak kaldırılmıştır. Bu arada davacı vekillerinin 15/04/2025 tarihli istifa dilekçesi sunduğu, istifa dilekçesinin akabinde 29/05/2025 tarihi itibariyle ve TK m.35 hükmüne göre yeniden tebligatın yapıldığı, ayrıca temsilciye TK m.21/f.2 hükmüne uygun olarak 23/05/2025 tarihinden sonra dahi tebligat yapıldığı, komiser heyetinin en son sunmuş olduğu 06/05/2025 tarihli raporda ise şirketin tek imza yetkilisinin ...'in ... ilinde ikamet ettiği noktasında bilgi verildiği, esasen tebligatların İzmir iline yapıldığı, yapılan tüm tebligatlara rağmen temsilcisinin duruşmada hazır olmadığı, beyan sunmadığı, bu suretle gerek şirket adresine gerek temsilcinin şahsi adresine tebligatların bir çok defa gerçekleştiği, ayrıca istifa dilekçesinin temsilci ...'e bizzat tebliğ işleminin tamamlandığı, bu suretle TK m.21/2 hükmüne göre tebligat yapıldığı, şirketin adresinin kapalı olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, TK m.35 hükmü çerçevesinde gerek istifa gerekse temsilcinin davet edilmesi müzekkere mükerrer olarak yapılmıştır. Mahkememizce oluşturulan 14/09/2025 tarihli ara kararda "dosyada bulunan 20/0/2025 tarihli komiser heyeti raporundaki ve önceki raporlarındaki tespitler dikkate alınarak muhasebesel, işletmesel açıdan iştirak edilip edilmediği, İİK m.292 gereği projenin başarılı olup olmayacağı, İİK m.292 gereği iflâsın açılmasını gerektiren hal olup olmadığı, değerlendirmeler de gözetildiğinde rayiç olarak şirketin batık olup olmadığı, mevcut kaynakların projenin başarıya ulaşması için yeterli olup olmadığı, faaliyetinin devam edip etmediği, şirketin borca batık olup olmadığı noktalarında inceleme yapmak üzere dosyanın bilirkişiye teslimine" şeklinde ara karar oluşturularak tahkikata yön verilmiştir. Bilirkişi ...'ın 18/09/2025 tarihli raporunda" Komiser raporlarına ve davacı şirketin mali kayıtlarına göre davacı şirketin konkordato projesinin ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir. olmadığı, projedeki kaynakların yaratılamayacağı, konkordato sürecinde şirketin mali durumunun kötüye gittiği ve iyileşme ümidinin bulunmadığı, şirketin faaliyetlerinin devamı için gereken zorunlu giderleri karşılama gücünün bulunmadığı ve faaliyetinin bulunmadığı hususları saptanmış olup buna göre davacı şirket yönünden konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı ve İİK md. 292 / I, b uyarınca borçlu hakkında verilen mühlet kararının kaldırılabileceği, komiser raporu içeriklerine ve davacı şirketin mali verilerine göre hem malvarlığının korunması gerektiği anlaşıldığından İİK md. 292/1, a maddesi uyarınca hem de şirketin borca batık olduğu anlaşıldığından borçlu hakkında iflas kararı verilmesi gerektiği, komiser raporu içeriklerine ve davacı şirketin mali verilerine göre 31/03/2025 tarihi itibariyle şirketin kaydi değerlerine göre 36.012.438,82 TL tutarında rayiç değerlerine göre ise 79.518.402,60 TL tutarında BORCA BATIK OLDUĞU, komiser raporundaki tespit ve değerlendirmelere iştirak olunduğu" şeklinde tespit ve değerlendirmelerini sunmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun m.292/f.1 hükmü iflasa tâbi borçlu hakkında verilen geçici veya kesin mühletin hangi şartlarda kaldırılarak iflasının açılacağını dört bent halinde düzenlemektedir. Buna göre: "a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse" borçlunun iflasına re'sen karar verilebilecektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 292'nci maddesinin birinci fıkrası, madde gerekçesinde de belirtildiği gibi borçlunun mali durumunun düzeltilmesinin mümkün olup olmadığı veya tasdikin sağlanıp sağlanamayacağı noktaları dikkate alınarak yorumlanmalıdır. Öğretide de benimsendiği gibi işletmenin devamına izin verilmesi önemli ve hissedilir ölçüde aktifleri azaltıyor ve/veya pasifleri arttırıyorsa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü mümkün olmayan bir varlık-borç dengesizliğine yol açma ihtimalini gösteriyorsa iflas açılmalıdır.(Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku, 2018, Ankara, m.292, no.8) Ne var ki iflasın derhal açılması "son çare" olmalıdır. Eğer daha uygun tedbirlerle maddede gösterilen riskler aşılabiliyorsa o tedbirlerin uygulanması tercih edilmelidir (Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku,2018,Ankara, m.292, no.8) Hal böyle olunca konkordatonun ana amaçlarından birisinin alacaklıların iflasa göre alacaklarını daha uygun şartlarla tahsil edebilmeleri noktasında gerekli şartların oluşturulması,ayrıca işletmenin faaliyetlerine mümkün olduğu takdirde devam etmesi,bu çerçevede konkordato projesinin başarıya ulaştırılması olduğu göz ardı edilemez. Yine konkordato talep eden davacıların konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçluların alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır.Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacılar lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması karşısında bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlular tarafından talep olunması imkânının kötüye kullanılmaması da esastır. Konkordato ile alacaklılar,iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda «alacaklılara da konkordato işlemlerine başlatılmasını isteme hakkı» tanınarak «borçlu ile alacaklılar» arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda «borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak» gözetilmiştir. Bu eşitliği bozmaya yönelik her türlü çabanın,hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı irdelenmelidir. Bu durumda kanunun konkordato talep eden davacı borçluya,konkordato talep etme ve kanunun kendisine tanıdığı imkânlardan yararlanma imkânını kayıtsız,şartsız ve sınırsız olarak verdiği kabul olunamaz. Zira yukarıda açıklandığı üzere hakkın kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hâkim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu,objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde doldurmak zorundadır. Konkordato kurumu açısından kanun boşluğu olmak bir tarafa,kanun koyucu açıkça alacaklıları zarara uğratma amacına dönük konkordato taleplerinin engellenmesi yönünde de açık düzenleme getirerek konuya dikkat çekmiştir. Komiser heyeti raporu incelendiğinde şirketin ilk defa konkordato talep ettiği davacı şirketin muhasebe kayıtlarına erişimin sağlanamadığı, mali kayıtları tutan kişinin belli olmaması şirket çalışanlarının işten çıkıp çıkmadıklarının belirsizliği personel ve kira ödemelerinin yapılmaması, kamu kurumları olan vergi ve SGK beyannamelerinin verilmemesi şirket yöneticilerinin irtibat halinde olmaması ve diğer eksik hususlar gözetildiğinde davacı şirket yönünden konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı, tüm bu durumun aslında davacı şirketin konkordatoya ilişkin mühlet ve tedbirlerden yararlanma amacına dönük bir çaba içinde olunduğu, ancak konkordato kurumunun kendisine yüklediği yükümlülükleri ise yerine getirmediği sonucunu doğurmaktadır. Konkordato komiserlerinin raporlarını denetlemek açısından atanan bilirkişi raporu da aynı hususları tespit etmiştir. Dosya incelendiğinde davacı borçlunun konkordato talebinde bulunduğu, borçlu şirket olan ... Şirketi yönünden yukarıda yazılı olacak şekilde konkordato projesinin şartlarının oluşmadığına ilişkin komiser heyeti raporu olduğu ayrıca şirketin de borca batık olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay içtihatlarında geçtiği üzere konkordato talebinde bulunan kişilerin dürüstlük ilkesine riayet etmesi ve kötüniyetli olmaması gerekir. Müdahale talebinde bulunan alacaklıların alacaklarını uzun süredir alamadıkları gibi sırf konkordato talepleri yüzünden makul sürenin geçtiği, bu hali ile konkordato müessesinin amacına aykırı durumların oluştuğu, borçlular ve alacaklılar arasında konkordatonun amacı olan alacaklılar aleyhine dengenin bozulduğu, bu aşamadan sonra sunulabilecek yeni revize projelerin tamamen konkordato sürecini uzatmak amacıyla yapılmış işlemler olabileceği, bunun da kabulünün mümkün olmadığı, sunulan konkordato komiserleri raporuna ilişkin yukarıda yazılı özet beyanlar göz önüne alındığında davacı borçlunun talep ettiği konkordato projesinin başarısız olduğu, yine konkordato heyetinin raporunda söz konusu şirketin borca batık olduğu, dolayısıyla davacı şirketin iflasına karar vermek gerektiği göz önüne alınarak başarısız olan konkordato projesi ve davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Gerek konkordato komiserleri raporu gerekse bu raporun denetlenmesi açısından atanan bilirkişi raporunda davacı şirketin mali verilerine göre 31/03/2025 tarihi itibariyle şirketin kaydi değerlerine göre 36.012.438,82-TL tutarında, rayiç değerlere göre ise 79.518.402,60-TL tutarında borca batık olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği gibi iflas kararı verilmeden önce İcra İflas Kanun hükümleri gereğince konkordato talep eden şirketin temsilcisi mutlaka ihtarlı olarak duruşmaya ve davaya davet edilmelidir. Mahkememizce davacı şirketin temsilcisi olan ... isimli kişi gerek 13/06/2025 tarihli duruşmaya gerekse 11/07/2025 tarihli duruşmaya meşruhatlı davetiye ile davet edilmiş olup bizzat kendi imzasına tebliğ edilmesine rağmen ve de hazır bulunulmadığı taktirde şirketin iflasına karar verilebileceği ihtar edilmesine rağmen temsilci duruşmalara gelmemiş ve davayı takip etmemiştir. Bu hali ile kanunun aradığı iflas dava şartı yerine gelmiş olup gerek komiser heyeti raporu gerekse bilirkişi raporu göz önüne alınarak davacı şirketin İİK m.177/1-3 maddesi gereğince iflasın karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelere göre; 1-... Ticaret Sicili Müdürlüğünün... no.sunda kayıtlı ...ŞİRKETİnin (Vergi No:2061432789) konkordato talebinin reddine, 2-Davacı ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicili Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİnin (Vergi No:...), 19/09/2025 günü saat: 15:40'den itibariyle iflasının açılmasına, Bu suretle şirketin iflasına, 3-Adı geçen davacı şirket ve gerçek kişi hakkında mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tüm tedbir kararlarının 23/05/2025 günü saat 14:41 itibariyle kaldırılmış olduğunun yeniden bildirilmesine, 4-23/05/2025 günü itibariyle konkordato komiserlerinin görevlerine davacı yönünden son son verildiğinin yeniden bildirilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine, 5-Adı geçen şirket hakkında verilen iflas kararın derhal ...Nöbetçi İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, 6-Davacı şirket hakkındaki iflas tasfiyesinin İİK m.307/f.2 gereği İstanbul İflas Müdürlüğünce adi tasfiye usulüne göre icrasına, 7-Adı geçen davacı şirket hakkında verilen iflas kararının, iflas müdürlüğü tarafından İİK m.166 hükmü çerçevesinde ilan olunmasına, 8-Davacı şirket tarafından depo edilen tüm iflas avanslarının ... İflas Müdürlüğüne gönderilmesine, 9-Davacı ... no.sunda kayıtlı ... ŞİRKETİnin (Vergi No:...) konkordato talebinin red olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile ... İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına, 10-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, davacının peşin olarak yatırdığı 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-Davacı tarafından harcanan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine, Dair, davacı vekilinin yokluğunda ve hazır olan alacaklı asil Murat Kaya 'nın yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/09/2025 Başkan Üye Üye Katip