İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/319 E. 2024/837 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/319
- Karar No
- 2024/837
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/319 KARAR NO : 2024/837 DAVA : İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173)) DAVA TARİHİ : 21/05/2024 KARAR TARİHİ : 28/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar hakkında ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile iflas yolu ile takip başlatıldığını, takibe itiraz edilmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, alacağın tahsili amacıyla depo kararı oluşturulmasını, ödenmediği takdirde ise borçluların İİK.nun 173. maddesine istinaden iflaslarına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davayı inkar eden konumundadır. 06/09/2024 tarihli tutanağın 2 numaralı ön inceleme hazırlık tutanağının davacı vekiline 14/09/2024 tarihi itibariyle tebliğ olunduğu, verilen kesin süreye rağmen iflas avansının depo edilmediği görülmekle, yeniden bu durum davacı vekiline hatırlatılmıştır. Ancak davacı vekili iflas avansını yatırmadığını açıklamış, mazeret dahi sunmamıştır. Yargıtay 23.HD'nin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere İİK.m.160 hükmüne göre iflas isteyen alacaklının ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflarla birlikte iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarını peşin vermesi zorunludur. İflas Müdürlüklerinin muhabere numarası ile Mahkememize 2024 yılında gönderdikleri yazılardan anlaşılacağı üzere İstanbul İflas Dairelerinin 2024 yılı itibariyle 75.000,00TL'den aşağı olmamak üzere iflas avansına ihtiyaç duyduğu bilinmektedir. Esasen Yargıtay uygulaması gereği bu husus dava şartı olarak kabul edildiğinden öncelikle bu konu üzerinde durulmalıdır. Davacı vekiline, Yargıtay uygulamasına uygun şekilde iflas müdürlüğünden bildirilen ve depo edilmesi gereken en az iflas avansı yönünden ihtaratlı kesin süre verilmiş, verilen kesin süreye rağmen davalı şirket yönünden iflas avansı depo edilmemiş, hatta davacı vekili bu konuda herhangi bir yasal mazeret dahi sunmamıştır. Bilindiği üzere iflas avansının depo olunması İİK m.160 hükmü gereği zorunludur. "Bu avansın depo edilmesinin amacı, birinci alacaklılar toplantısına kadar iflas müdürlüğü tarafından yapılacak ilan, defter tutma, muhafaza tedbirleri ve tasfiyenin yürütülmesine ilişkin ilk aşamadaki işlemlerin gerektirdiği masrafları karşılamaya yöneliktir. Bu giderleri, iflastan sonra masa alacağı olarak geri alacak olan ve iflası talep eden davacının ödemesi gayet tabidir. (Sümer Altay, Türk İflas Hukuku, İstanbul, 2004, Sayfa 140) Bir başka deyişle, davacının açıklanan ihtiyaçlar için ve Yargıtay'ın da benimsediği üzere iflas müdürlüğünün bildirdiği rakam çerçevesinde, kanun gereği ödenmesi zorunlu iflas avansını davalı şirket yönünden depo etmediği ve etmeyeceği sabittir. Oysa bilindiği üzere Yargıtay 23.HD, somut iflas davası açısından iflas avansının depo edilmesini dava şartı olarak benimsemekte, bu şart yerine getirilmediği takdirde davanın usulden reddi gerektiğini istikrarlı şekilde açıklamaktadır. (Yargıtay 23.HD ...E. ...K., ...E....K.sayılı vb.ilamları) Ne var ki davacı vekili dava şartına ilişkin eksikliği, verilen kesin süreye rağmen gidermemiştir. Dava şartı olan bu husus davanın her aşamasında ele alınabilecektir. 6100 sayılı HMK.m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise de verilen kesin süreye rağmen davacı vekili tarafından bu eksiklik tamamlanmadığından davanın adı geçen yasal düzenleme uyarınca usulden reddi yasal zorunluluk arz etmektedir. Ancak, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret başlıklı 7/2. maddesindeki “davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi ve yine aynı tarifenin 3/2. maddesinde yer alan “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı” düzenleme gereğince, davalılar aleyhine tek bir icra takibi yapılması, tek bir icra takibine konu tek bir belgenin mevcut olması, halihazırda tek bir harcın depo olunması karşısında red sebebi ortak olan davalıların lehine tek bir vekalet ücreti hükmolunması gerekmiştir. Esasen Yargıtay uygulaması dahi bu yöndedir. Somut olayda davacı arabuluculuğa elverişli olmayan dava türünde arabuluculuğa başvurmuştur. Bu halde davalı arabuluculuk toplantısına gelmemiş olsa dahi arabuluculuk giderlerini kimin ödemesi gerektiği noktasında HUAK hükümlerinde özel bir düzenleme yoktur. Öte yandan HMK m.327/f.1 hükmü kapsamında da bu hususun ayrıca ele alınmasında fayda vardır. Anlaşıldığı üzere kural olarak her kanun normunda, kanun koyucunun öngördüğü koşul ve akabinde bu koşula bağlanan sonuç ifade edilir. Yukarıda açıklanan kanun hükmünün yapısı incelendiğinde, kanun koyucu "veya" ibaresiyle birbirinden bağımsız iki adet koşul ve birbirinden bağımsız bu iki koşulun gerçekleşmiş olmasına göre ise tek bir sonuç öngörmüştür". Normun yapısal görünümü bu şekildedir. İncelenen bu normun bu yapısına göre "gereksiz yere gider yapılmasına" sebebiyet vermiş taraf, davada lehine karar verilmiş olsa dahi karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Hal böyle olunca somut olayda "arabuluculuk ücretinin gereksiz yere gider olarak tahakkuk etmesine sebebiyet vermiş" olan davacı taraf haklı dahi olsa yargılama giderlerinin bir kısmı niteliğindeki ve Adalet Bakanlığınca yani hazinece ödenecek olan arabuluculuk ücretini ödemekle yükümlü tutulmalıdır." Mahkememizin 2020 tarihi itibariyle oluşturmuş olduğu bu gerekçe ve sonuç ile kıyaslandığında, gerekçe açısından çok dar kapsamlı olsa da Samsun BAM 5.HD...E. ...K.sayılı, ...E. ...K.sayılı kararları, Kayseri BAM 6.HD ...E. ...K.sayılı kararları dahi sonuç itibariyle mahkememizin sonucu ile aynı yöndedir. (Mahkeme Başkanı Mustafa AKIN'ın adı geçen BAM kararlarından önceki ...E....K.sayılı ve daha önceki başka kararlardaki karşı oy gerekçesinde ayrıntılı açıklamalar mevcuttur) Yapılan açıklamalar karşısında davacı tarafından, her bir davalı şirket aleyhine ayrı ayrı açılan iflas davasında, her bir davalı yönünden ayrı ayrı iflas avansının depo olunmaması karşısında, her bir davalı aleyhine açılan iflas davasının özel dava şartı yokluğundan HMK m.114 hükmüne atfen HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca ayrı ayrı ve usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından, her bir davalı şirket aleyhine ayrı ayrı açılan iflas davasında, her bir davalı yönünden ayrı ayrı iflas avansının depo olunmaması karşısında, her bir davalı aleyhine açılan iflas davasının özel dava şartı yokluğundan HMK m.114 hükmüne atfen HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca ayrı ayrı ve usulden reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar, vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tek olarak alınarak davalılara verilmesine, 5-4.000,00-TL arabuluculuk ücretinin ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği ücretin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurunda davalılar vekilinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip