İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/859 E. 2026/227 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/859
- Karar No
- 2026/227
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/859 Esas KARAR NO : 2026/227
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/11/2025 KARAR TARİHİ : 01/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, ... Belgesi’ne sahip olduğunu ve “... TURİZM” unvanıyla umre ve hac organizasyonları düzenlediğini, davalı tarafın şirketlerinin unvanını aynen kullanarak “...” isimli siteyi açtığını, davalının ... TURİZM'i taklit ederek, aynı sektörde, sahte bir web sitesi oluşturarak müşteri toplamaya çalıştığını ve davacı şirketi temsil ediyormuş gibi davrandığını, müvekkilinin davalıya ulaşması ve web sitesini kapatması için uyarıda bulununca paniğe kapıldığını ve aynı gün kötü niyetli marka başvurusu yaptığını, bu başvurunun kötü niyetli olduğunu, TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu gereği hükümsüz olduğunu beyanla; öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile ... alan adına erişimin derhal engellenmesi, site içeriğinin yayından kaldırılması, davalı kimliğinin BTK, hosting firması ve ilgili tüm kurumlarca tespiti ve tedbir kararının ivedi olarak uygulanmasını, haksız rekabetin ve ticaret unvanına tecavüzün menine, davalının haksız eylemleri sebebiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının sağlanmadığını, davacı tarafından harcın eksik yatırıldığını, davacının kim olduğunun anlaşılamadığını, müvekkili şirketin, sektörde '... Turizm' markasını oluşturma kararı almadan önce gerekli tüm ön araştırmaları yaptığını, ilgili merciler nezdinde gerçekleştirdiği kontrollerde bu isim üzerinde halihazırda tescilli bir marka veya patent bulunmadığını tespit ettiğini, müvekkilinin, bu araştırmalar neticesinde herhangi bir hak ihlaline sebebiyet vermeyeceği inancıyla sektöre giriş kararı aldığını, bu sürecin ilk adımı olarak müvekkilinin, '...' alan adını satın alarak dijital platformdaki yerini aldığını, ardından, ticari faaliyetlerini resmileştirmek ve marka koruması altına almak amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde '... Turizm Hac ve Umre Organizasyonu' ibaresi ile 2025/... dosya numaralı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, ancak söz konusu başvurunun, kurum tarafından 'dini değerler içermesi' ve 'ayırt edici niteliğe sahip olmaması' gerekçeleriyle reddedildiğini, müvekkili şirketin, tescil sürecinin olumsuz sonuçlanması üzerine, operasyonel bir değişikliğe gittiğini, herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına stratejik bir kararla ilgili internet sitesini kullanıma kapattığını, davacının iddiasının aksine "..." ismi herhangi bir ayırt edici özelliğe sahip olmadığını, tarafların faaliyet merkezlerinin farklılığı, müşteri kitlelerinin yerel bazda ayrışması ve hizmetin sunulduğu fiziksel lokasyonların uzaklığı nedeniyle, davacının herhangi bir müşteri kaybına uğraması veya müvekkilinin davacının müşteri çevresinden haksız bir fayda sağlaması söz konusu olmadığını, bu nedenle, coğrafi pazar farklılığı nedeniyle haksız rekabetin unsurlarının oluşmadığını beyanla; davanın usulden ve esastan reddi ile yargılama ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen davalı şirkete ilişkin kayıtlar, İstanbul CBS Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu 2025/... Soruşturma sayılı dosya örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür. GEREKÇE: Dava; haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer yandan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunundan doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri, aynı yasanın 156. maddesi uyarınca ihtisas mahkemesi olarak Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. İhtisas mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki ise görev ilişkisidir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile aynı iş kolunda bulunan davalının haksız rekabette bulunduğundan bahisle, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, meni ve refi ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle mahkememizde açılan davada, iddia ve savunmalar çerçevesinde marka hukuku kapsamında değerlendirme yapılmasının gerekeceği, dolayısıyla SMK'nın 156/1. maddesi uyarınca Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği, göreve ilişkin usul kurallarının HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olması ve kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile yargılamanın her aşamasında değerlendirilebileceği, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 57. maddesi gereğince görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla; davanın 6100 Sayılı H.M.K.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın 6100 Sayılı H.M.K.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ İLE MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren Mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 5-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.01/04/2026
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza