İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/394 E. 2025/18 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/394
- Karar No
- 2025/18
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/394 Esas KARAR NO : 2025/18 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/06/2023 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki kapsamında müvekkilinin alacaklı olduğunu, dosyaya sunulmuş olan fatura ve cari hesap ekstresinde belirtilen meblağı davalının ödememesi nedeniyle 21.108,37-TL'nin tahsili amacıyla ....İcra Müdürlüğü 2021/... E. Sayılı dosyasından icra takibine geçildiği, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılmış bulunan itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın davalı müvekkili şirketten alacaklı olduğu iddiası ile huzurdaki davayı açmış olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar gerçeği yansıtmayan soyut ve davaya dayanak olamayacak şekilde beyanlar olduğunu, icra dosyasında takibe dayanak olarak sunulmayan evrakların itirazın iptali davasında öne sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davacı taraf ile yapılan ticari ilişkiye istinaden tutulan cari hesap ekstresi ticari defter kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin davacı şirkete borcu olmadığının görüleceğini, takibe dayanak olduğu iddia edilen fatura icra dosyasına ya da dava dosyasına ibraz edilmediğini, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde davacının müvekkil şirketten doğmuş ticari ilişki sonucu oluşan hak ve alacağı olmadığının görüleceğini bu nedenle huzurdaki davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava kur farkı faturasının tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenmiş olan kur farkı faturasının tahsili istemiyle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2015/... Esas sayılı dosyasından fatura bedeli olan 21.108,37 TL alacağın tahsili istemiyle 30.12.2015 tarihinde takip başlatılmış olduğu, icra dosyasının işlemsiz bırakılması akabinde davacı- alacaklı vekili tarafından yeniden işleme konulmasının talep edildiği ve işbu kez dosyanın 2021/... Esasına kaydının yapıldığı, davalının 2015 esasına ilişkin olarak süresi içerisinde yapmış olduğu itiraz sebebiyle takibin durmuş olduğundan bahisle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya 13.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise 08.06.2023 tarihinde açılmış olduğu, davacının davasının süresinde açıldığı görülmekle yargılama yapılmıştır. Davalı tarafça her ne kadar alacağın zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de fatura tarihi ile icra takibine girişilen süre göz önünde bulundurulduğunda zamanaşımı itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Yargılama esnasında tarafların ticari defter ve belgeleri, celp edilmiş olan BA- BS formları bir bütün olarak incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişisinden kök ve ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup mahkememize ibraz edilmiş olan raporlarda özetle; Taraflar arasındaki uyuşmazlığının davacının düzenlediği 21.442,19 TL tutarlı kur farkı faturasının davalı tarafından kabul edilmemesinden kaynaklandığı, Davacının 02.04.2024 tarihli beyanında davalı ile aralarında herhangi bir satış sözleşmesinin olmadığını beyan ettiği, Fatura münderecatında fatura muhteviyatı mal veya hizmetin, adedi, açıklamaları tutarı ile fatura üzerinde yapılan hesaplamaların eksiksiz olarak yer alması gerektiği, Davacının fatura muhteviyatında sadece kur farkı olarak açıklama yaparak fatura ekinde veya fatura münderecatında kur farkının ne şekilde hesaplandığı ve/veya hangi faturalardan kaynaklandığı konusunda herhangi bir açıklama yapmadığı, Kök raporda davacının davalı adına düzenlediği 16.10.2015 tarih ... nolu 21.442,19 TL tutarlı fatura muhteviyatı kur farkının hangi faturalardan kaynaklandığının ve hesaplama şeklinin izah etmesi gerektiği belirtilmiş olup, davalı adına düzenlediği USD fatura listesi de belirtildiği halde beyan etmediği, Davalının davaya konu kur farkı faturalarına karşılık olarak iade faturaları düzenlediği, dolayısı ile kabulünde olmadığı, davalının iade faturalarının TTK' nun 23. TBK' nun 223. Maddelerine göre ayıp ihbarı olarak sayılıp sayılmayacağının nihai hukuki değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Davacının davalıya düzenlediği USD faturalarının 2014 yılında düzenlendiği, kur farkı faturasının 16.10.2015 tarihinde düzenlendiği, Vergi Usul Kanununun 231/5 inci maddesi uyarınca fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itbaren 7 gün içerisinde düzenlenmesi gerektiği, VUK açısından 7 gün içinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılacağı, davacının süresinde kur farkı faturası düzenlemediği, Tarafların defterlerinde önceki dönemlere (2014- 2015) ait kur farkı faturası düzenlemediği, Bu kapsamda davalı tarafından davacıya kur farkı ödemesi yapılmadığı, nihai hukuki değerlendirme Sayın Mahkemede olmak üzere kur farkı ödemesine ilişkin taraflar arasında teamül oluştuğundan söz edilemeyeceği, Davalının davalıya olan cari hesap borcunu 254.500,00 TL tutarlı çekler ile ödediği, Şeklinde yapılan tespite ilişkin kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2021/ ... Esas, 2024/... Karar Sayılı, 03/12/2024 Tarihli "Dava, satım ilişkisi nedeniyle oluşan kur farkı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. ... İlk derce mahkemesince, takip konusu edilen borcun sebebinin cari hesap alacağı olduğunun açıkça yazılı olduğu, davacı tarafça cari hesap sözleşmesinin dosyaya ibraz edilemediği, icra takip evraklarına ek olarak icra dosyasına eklenen belgede, kur farkından kaynaklı fatura alacağı olduğunun da belirtildiği, ancak davalı tarafça, bu faturanın davacı tarafa geri iade edilmesi hususları nazara alındığında, davacı tarafça, alacağın varlığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraflar arasındaki ticari alım satım nedeniyle düzenlenen 31.12.2018 tarihli 40.748,94 TL tutarlı kur farkı açıklamalı faturadan ötürü alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre alacağının dayanağının kur farkı alacağı olduğu açıktır. Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. Taraflar arasında teamül bulunmadığı açıktır. Çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür. İlk derece mahkemesinin davanın reddi gerekçesi isabetli değil ise de, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle davanın reddinde sonuç itibariyle bir isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 11. HD 2020/2682 E 2020/5731 K 08.12.2020 T. Emsal kararı)." şeklindeki gerekçeli ilamı ve yerleşik içtihatlar göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında ticari ilişki kapsamında kur farkı faturasının düzenlenmesine yönelik bir sözleşmenin olmadığı gibi ticari teamülün de bulunmadığı, davacının düzenlenmiş olduğu kur farkı faturasının davalı tarafından kabul edilmeyerek davacıya iade edildiği, davalı tarafından ödemelerin çek ile yapıldığı ve herhangi bir ihtirazi kayıt sunulmadığı, bu hali ile davacının kur farkı faturasından kaynaklı olarak alacak isteminde bulunamayacağı kanaatine varılmakla davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalıların kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilmesinde ise ; İİK m. 67/2 hükmü uyarınca kötüniyet tazminatı, itirazın iptali davası reddedilince alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi durumunda borçlunun istemi üzerine alacaklı aleyhine hükmedilen tazminattır. Kötüniyeti ispat yükü borçludadır, zira TMK m.2 hükmü uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır. Yapılan kontrolde davacının davasının reddine karar verilmiş ise de davalı aleyhine başlatılan takipte davalı tarafından davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamamış olması nedeni ile davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 382,14-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 233,26-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 5-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 28.556,52-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.