İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/73 E. 2024/977 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/73
- Karar No
- 2024/977
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/73 Esas KARAR NO : 2024/977 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/01/2022 KARAR TARİHİ : 31/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ihracat bağlantılı malzeme alım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği davalının talep ettiği tüm ürünler müvekkili şirket tarafından sözleşme şartlarına uygun olarak eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiğini ve 19.08.2020 tarihli fatura düzenlenerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete karşı 30 günlük süre boyunca teslim edilen ürünlerin eksik yahut ayıplı olduğuna ilişkin yazılı bir bildirim yapılmadığını, davalı şirketin, bakiye bedelini geç ödenmesinden kaynaklanan kur farkını da ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, bu sebeplere .... Noterliği 21/12/2020 gün, ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya ihtar edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen davalının, müvekkiline borcunu ödenmediğini, bu sebeple .... İcra Müdürlüğü 2021/... Esas sayılı icra dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak, zaman kazanmak, borcun tahsil sürecini uzatmak kastıyla borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşmeden doğan edimlerini zamanında ve gereği gibi ifa etmediğini, davacının sözleşmede belirlenen ürünleri geç teslim etmesinin yanında malzemelerin ayıplı olduğunu, davacının gecikmeden ve ayıptan doğan zararları için takas mahsup talebinde bulunduklarını, haksız davanın reddini, gecikmeden kaynaklı olarak 19.000,00Euro cezai şart alacağının takas/mahsup edilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı fatura bedelinin tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda davacı (Satıcı) ile davalı ... A.Ş. (Alıcı) arasında İhracat Bağlantılı Malzeme Alım Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, işbu sözleşme uyarınca sözleşme şartlarına uygun olarak eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiği beyan edilerek ve 19.08.2020 tarihli fatura düzenlenerek davalı şirkete teslim edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça ödeme yapılmamış olması sebebiyle bakiye bedel olan 198.896,23 TL’nin ve kur farkından doğan 20.205,23 TL + KDV bedelin tahsili istemiyle davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü 2021/... Esas sayılı icra dosyasından 222.738,40 TL asıl alacak, 3.168,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 225.907,08 TL üzerinden başlatılmış olan takibin davalının itirazı üzerine durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının işi ayıplı ve geç teslim ettiğini, geç teslim sebebiyle 19.000,00 Euro cezai şart alacağının doğduğunu; ayrıca asıl işveren tarafından ayıplı ifalar sebebiyle davalı aleyhine kesinlen 17.465,10 Euro nefaset kesintisinin davacıdan takas ve mahsubu talebinde bulunmuş olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme, dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmeleri niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, sözleşme gereğince yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi taahhüt eder. Bu haliyle uyuşmazlığın, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan, 6098 sayılı TBK'nın 470 v.d. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri gereğince çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserdeki sözleşmeye ve fenne aykırılıklardır. Başka bir anlatımla ayıp, sözleşmede kararlaştırılan ve beklenen amaca göre bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da bulunmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır. Eser sözleşmesinden kaynaklı ayıp halinde işsahibinin seçimlik hakları TBK'nın 475. Maddesinde düzenlenmiş olup buna göre; "(1) Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. (2) İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. (3) Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yargılama esnasında tarafların bildirmiş olduğu tanıklar dinlenilmiş, sunulan deliller, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosyanın 1 mali müşavir, 1 iç mimar ve 1 borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor tanzim edilmesi istenilmiş, alınan kök ve ek raporlarda özetle; Davacı yanın 2020 ve 2021 yıllarına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu tespit edilmiştir. Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 28/01/2021 tarihi davacı yanın davalı yandan 198.896,23 TL Alacaklı oldukları tespit edilmiştir. Davalı yanın 2020 ve 2021 yıllarına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu tespit edilmiştir. Davalı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 28/01/2021 tarihi itibariyle, davalı yanın davacı yana 201.320,64 TL Borçlu oldukları tespit edilmiştir. Taraflar arasında (201.320,64 TL-198.896,23 TL) 2.424,41 TL cari hesap bakiye farkı olduğu, bu farkın, tarafların kayıtlarına almış olduğu kur farklarından kaynaklanmış olduğu tespit edilmiştir. Tarafların birbirine düzenlemiş olduğu tüm faturalar ve ödemelerin her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı yanın kök rapora itirazları değerlendirildiğinde, cevap dilekçesinin ekinde sunulan mailler incelenmiş olup 20.10.20, 25.10.20, 27.10.20, 30.10.20, 01.12.20, 07.12.20 tarihli mailleşmeler görülmekle birlikte, maillerin içeriği incelendiğinde davalı yan yetkilileri , ..., tarafından davacı yan yetkilisi ... ve ... 'e teslim edilen ürünlerle ilgili eksiklikler bildirilmiş olup eksikliklerin giderilmesi talep edilmiştir. Yargıtay içtihatları uyarınca belirtildiği üzere ayıp ihbarı şekle bağlı değildir. Taraflar arasındaki Sözleşme'nin 5.maddesinde belirtilen “ALICI teslimden itibaren en geç 30 gün içinde ÜRÜNLER ''deki anlaşılması mümkün olmayan, üretimden ve işçilik hatalarından kaynaklanan ayıbı SATICI'ya TTK'nin 23. Maddesinde yazan duruma göre hareket ederek yı olarak bildirecektir...” hükmünün incelenmesi gerekliliği doğmaktadır. Nitekim Sözleşme'deki bu madde ayıp ihbarının şekli yönünden genel hükümleri engelleyici bir hüküm değildir. Sözleşme hükmü sadece ayıp ihbarının süresi bakımından uyulacak kuralı belirlemiştir. Sözleşme'nin atıf yaptığı madde ticari satış ve mal değişimi sözleşmelerine ilişkin bir hüküm olmakla birlikte kök raporumuzda da belirttiğimiz üzere söz konusu Sözleşme ile davacının satıcı, davalının ise alıcı olarak isimlendirildikleri, sözleşmenin konusunun dava dışı üçüncü kişi durumunda bulunan ... için listede bulunan ürünlerin Fabrika'da teslime hazır edilmesi, özellikle teslim için üç tıra yüklenecek şekilde hazırlanmalarını (aksi durumda ilave tıra ilişkin masrafların, ürünleri hazırlayan tarafından üstleneceği), bunun karşılığında ödeme yapılmasını içerdiği anlaşılmaktadır. Sözleşme ile üstlenilen ürünlerin davacı tarafından hazırlanacak olması, taraflar arasında kararlaştırılan bir projenin uygulanıyor olması, eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesini uygun kılmaktadır. Her ne kadar taraflar iş bu sözleşmenin satım sözleşmesi olduğuna yönelik değerlendirmelerde bulunmuşlarsa da, yukarıda belirtildiği gibi, özellikle davacının yükümlülüklerinin eser sözleşmesi niteliğine uygun olduğu benimsenmelidir. Somut olay bakımından teslim olgusunun 30 günlük sürenin başlaması için ürünlerin teslim edilmiş olması gerekmektedir. Teslimden itibaren işleyeceği kararlaştırılan süre bakımından taraflar arasındaki sözleşmede ayrıca bir bildirim yükümlülüğü öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede yer alan yazılı bildirim esası bu anlamda bir delil sözleşmesi olup, bildirimin bu şekilde yapılması bir ispat şartı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda davalı cevap dilekçesinin ekinde 19.08.2020, 11.09.2020, 01.10.2020, 09.10.2020, 16.10.2020 02.11.2020, 09.11.2020 tarihli sevk irsaliyelerini sunmuştur. Yukarıda belirttiğimiz mail tarihleri de dikkate alındığında ilk mailin 20.10.2020 tarihinde gönderildiği devam eden maillerin ise 25.10.2020, 27.10.2020, 30.10.2020, 01.12.2020, 07.12.2020 tarihli oldukları görüldüğünde ilk iki tarihli sevkiyatlar (19.08.2020 ve 11.09.2020) hariç olmak üzere diğer sevkiyatlar bakımından ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilebilir. Ancak tekrar belirtmekte fayda vardır ki teknik bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde ayıplı olduğu tespit edilen malların yerinde incelemesi yapılamadığından ötürü ayıplı malların hangi sevkiyata ait olduğu tespit edilememiştir. Takdir Sayın Mahkemenindir. Cezai şart mahsubu talebiyle ilgili olarak ise gecikmenin 3 ay veyahut 5,5 ay olması Sözleşme'nin 9.maddesinde belirtilen “Malzeme teslimatında gecikme olması durumunda programa göre gecikilen beher gün için geciken malzeme bedelinin %1'i oranında gecikme cezası kesilir. Toplam ceza tutarı sözleşme tutarının %10'unu geçemeyecektir.” Hükmü nedeniyle bir önem arz etmemektedir zira gecikilen gün sayısı ne olursa olsun bu madde uyarınca tahakkuk ettirilebilecek cezai şartın üst sınırı Sözleşme tutarının %10'u ile sınırlandırılmıştır. Cezai Şart ve Eksik İşler İçin Yapılan Masraflar Düşülmeksizin İcra Takibindeki Miktar Esas Alınarak Yapılan Hesaplama -Davacı yan 28/01/2021 tarihli icra takibinde 222.738,40 TL'lik Alacağına 3.168,68 TL işlemiş faiz talep etmiştir. -Taraflar EUR alış kuru üzerinden çalışmış oldukları, davalının temerrüde düşürülmüş olduğu 27.12.2020 tarihi itibariyle davacının 26.257,77 EUR alacağının EUR alış kuru olan 9,2037 TL üzerinden TL karşılığının 241.668,64 TL olduğu, davalı tarafından talep edilen mahsupların yapılmaması gerektiği kanaatine varılması halinde davacının 28/01/2021 tarihli icra takibine göre talep edilebileceği asıl alacak tutarının 222.738,40 TL, bu tutar için 3.270,90 TL işlemiş faiz hesaplanmış olduğu, ancak, icra takibinde 3.168,68 TL işlemiş faiz talep edilmesi nedeniyle talep edilebilecek işlemiş faiz tutarının 3.168,68 TL olabileceği değerlendirilmiş olduğu, Sadece Eksik İşler İçin Yapılan Masraflar Düşülerek Yapılan Hesaplama -Davacının eksik ve hatalı işlerin 3.firmalara yaptırılması beyanıyla oluşan maliyet tutarı olan 10.365,52 EUR'nun Davalının temerrüde düşürülmüş olduğu 27.12.2020 tarihi itibariyle EUR alış kuru olan 9,2037 TL üzerinden TL karşılığının (10.365,52 EUR*9,2037 TL) 95.401,13 TL olarak hesaplanmış olduğu, -Davalının temerrüde düşürülmüş olduğu 27.12.2020 tarihi itibariyle 26.257,77 EUR'nun TL karşılığı olan 241.668,64 TL'den sadece davalı tarafından sunulu masraf faturalarının toplam tutarı olan 95.401,13 TL'nin mahsup edilmesine kanaat getirilmesi halinde davacının 27.12.2020 temerrüt tarihi itibariyle alacağının (241.668,64 TL-95.401,13 TL) 146.267,50 TL olacağı hesaplanmış olduğu, bu tutar için temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar faiz 2.147,93 TL olarak hesaplanmıştır. Sadece Cezai Şart Düşülerek Yapılan Hesaplama -Davacı alacağından sadece gecikme sebebiyle 149.397,90 TL ceza koşulu mahsup edildiğinde talep edilebilecek alacağın, (241.668,64 TL- 149.397,90 TL) 92.270,74 olduğu, 92.270,74 TL üzerinden 27.12.2020 ile takip tarihi olan 28.01.2021 tarihi arası dönem için hesaplanmış işlemiş faiz tutarı 1.354,99 TL olarak hesaplanmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize aittir. Hem Eksik İşler İçin Yapılan Masraflar Hem de Cezai Şart Düşülerek Yapılan Hesaplama -Sayın Mahkeme tarafından, hem eksik işlerin tamamlanması için yapıldığı öne sürülen masraflar toplam tutarı olan 95.401,13 TL ve cezai şart tutarı olarak hesaplanmış 149.397,90 TL olmak üzere toplam (95.401,13 TL*149.397,90 TL) 244.799,03 TL'nin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiği kanaatine varılması halinde davacının temerrüt tarihi olan 27.12.2020 tarihi itibariyle davalı yandan alacağının kalmamış olacağı, davalı yana (241.668,64 TL- 244.799,03 TL) 3.130,39 TL Borçlu olacağı hesaplanmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize aittir. Şeklinde hazırlanan rapor mahkememize ibraz edilmiştir. Yargılama esnasında hem davacının hem de davalının tanıkları dinlenilmiş olup alınan beyanlarda özetle; Davacı Tanığı ...'ın beyanında özetle; "ben ... mobilya şirketinde proje yöneticisi olarak çalışıyorum, ... Teknoloji şirketi ile ... Büro Mobilya şirketi 2019 yılından itibaren birlikte çalışırlar, ben davacı şirkette 3,5 yıldır çalışıyorum, davalı şirket ile Üsküpte bulunan ... Otelin mobilya işini yapmak üzere anlaştık, biz otelin ince işçiliği bittikten sonra içine girip komidin, yatak, dresuar ve diğer mobilya işlerinin yapımı ve yerleştirilmesi ile uğraşıyoruz, biz işi karşı tarafın bizden talep etmiş olduğu teklif şartlara göre ayıpsız şekilde 19/08/2020 tarihinde teslim ettik, ürünlerin montajını bizim elemanlarımız yaptı, ürünlerimizi teslim ederken davalı taraf ile birlikte elemanlarımız kontrol ederek ürünleri yerleştirir, ... sözleşmede bizim ürünleri hangi ürünler arasında teslim edeceğimiz belirtilir, söz konusu otel projesi yurt dışında olduğu için tüm ürünleri aynı anda çıkartmadık, üretim yapıldıkça tır tır sevkiyat yaptık, depomuz İstanbul dadır, her tır sevkiyatında karşı tarafa haber veriyoruz, ... tarafından bana ürünlerin geç teslim edildiği bir uyarı veya bildirim gelmedi, ... biz ürünleri demonte olarak gönderiyoruz, ürün ile birlikte 4 veya 5 eleman gönderiyorum, projenin büyüklüğüne göre bazen bulunduğu yerden de eleman takviyesi alabiliyoruz, bizim personelimiz iş bitinceye kadar elemanlarımız ... de kaldı, her tır sevkiyatımızda elemanlarımız montajını yaptı, ... bir kaç elemanı da otelde vardı, bizim çalışanlarımız ile ... teknolojinin çalışanları koordineli bir şekilde çalıştı. ... projenin başında ben vardım, geç teslim veya ayıba ilişkin herhangi bir ihtar almadım, sözleşmeyi imzaladığımız gün biz ... Teknolojiden üreteceğimiz ürünlerin listesini aldık," Davacı Tanığı ...'ın beyanında özetle; "ben ... Mobilya da 14/01/2014 tarihinden itibaren çalışıyorum, ben ürünlerin tesliminde Üsküp de bulundum, yaklaşık 50 gün Üsküp de bulundum, benden önce başka bir usta daha vardı, biz projede 3 usta dönüşümlü olarak çalıştık, ... de bulunduğumuz süreçte ... bizim yanımıza montaj için yaklaşık 2 veya 3 kişi duruma göre eleman verirdi, Türkiye den montaj için bizim haricimizde eleman gitmedi, biz usta olarak başlarında bulunduk, hangi tarihler arasında teslimatın yapıldığı, Üsküp de çalışıldığını olayın üzerinden uzun süre geçtiği için hatırlayamıyorum, usta olarak orada bulunduğumuz zamanda bir ayıp farkedilir ise ... Teknoloji bize bildirim yapar bizde orada tamir edebilecek ise ederiz, değilse yeni ürün için talepte bulunulur, bizim firmaya ayıp bildirimini ...yapar, ben ayıba ilişkin firmaya bildirimde bulunmam, ... Teknoloji tarafından bize üründe büyük hataya ilişkin bir bildirim yapılmadı, küçük hataları ise biz yerinde gidermişizdir, ... biz lobi, toplantı odaları, kral dairesi, bar, cafetarya kısmını yerleşecek ürünleri biz oradayken yerleştirdik, ancak yanlış hatırlamıyorsam 6. Kattaki balo salonundaki ortak alan lavoboları inşaat firması tarafından hazır edilmediği için biz oraya ürünleri yerleştiremedik, ürünleri otelin zemin katta bulunan deposuna yerleştirdik, ürünlerin depolanması ... Teknolojiye aitti, onların bize göstermesi üzerine biz ürünleri yerleştirtik, ancak lavaboların yeri hazır olmadığı için montajı yapamadık, yaklaşık 20 - 25 gün için Türkiye ye bu sebeple geri döndük, çünkü çalışma ihtimalimiz inşaat firması işini bitirmediği için işimiz yoktu, sonrasında diğer iki usta çalışmaya gitti, ben çalışmaya gitmedim, bizim kurduğumuz ürünlerin onayını ... Teknolojinin elemanları veriyordu, hatta kurulumu yaptıktan sonra kontrol eden elemanlardan bir tanesi ismini Mustafa olduğunu hatırladığım kişi davalı tanığı olarak gelmiş, ayrıca Serkan isminde de bir elemanları vardı. " Davalı Tanığı ...'ın beyanında özetle; "ben davalı şirkette çalışırım, yaklaşık 3,5 yıldır Makodanya - Üsküp deyim, otelin mobilya işini aldık, onun haricinde ince işçiliğimiz yoktur, davacı firmadan istenen ürünleri biz belirledik, tasarımlarının, dizaynlarının, ürünlerin rengi ve modellerine ilişkin kendilerine mail ve telefon ortamında bildirimlerimizi yaptık, davacı tarafın tasarımları bizim direktiflerimiz ile yapıldı, 2020 yılının Ağustos ayında davacı tarafından ürün sevkiyatı teslimi başladı, otel 5-6 katlı olduğu için ürünlerin tek seferde teslim edilme ihtimali yoktur, teslimat Ekim - Kasım ayına kadar sürdü, ürünlerin üretiminde de sıkıntı vardı, asıl problem montaj aşamasında başladı, başlarda davacı firma 2 tane usta gönderdi, onların yanında eşyalarını taşıyacak bizim elemanlarımız vardı, ancak montaj için gönderilen usta ile yapıldı, sonrasında sıkıntılar çıkırca biz dışarıdan eleman temin etmek zorunda kaldık, davacı firma tam tarihini hatırlamamak ile birlikte Ekim ayı sonu gibi ustalarını çekti ve yeni eleman göndermediler, ustalar gittikten sonra tır sevkiyatı yapılmadı, sadece bir kaç hasarlı ürünün yeniden sevkiyatına ilişkin parça geldi, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için ustalar gittikten sonra hangi ürünlerin hiç montaj yapılmadan yarım bırakıldığı, hangi ürünlerin hasarlı yapıldığı tek tek hatırlamıyorum, öncelikle çalışan ustalardan biri Türkiye ye döndü, ardından 3-5 gün sonra diğer usta Türkiye döndü, herhangi bir kavga yaşanmamıştır, öncelikle ayıp beyanını sahada çalışan ustalara söyledik, daha sonra da firmaya da bildirimlerde bulunduk, biz ustaya bildirimde bulunmamazı rağmen Türkiye ye döndü. ... biz ürünlerin montajı esnasında ustaların başında bulunduk, kusurlu gelen ürünlerin montajını hiç yaptırmadık, ayıpsız olanların gelmesi için Türkiye den sevkiyat bekledik, dosyaya sunulan ayıba ilişkin fotoğrafların bir kısmını ben çektim, bir kısmını da otelde bulunan diğer arkadaşlar çekmiştir, örneğin ayna önünde profil olan otelin lobisine montaj yapılacak ürün istediğimiz gibi üretilmedi, yenisini istedik, gelen yeni ürün de istediğimize uygun değildi, öyle olunca sonradan gelen ürünü mevcut hali ile uydurmaya çalıştık, ... tüm ürünlerin montajından sonra tek tek kontrol yapılır, ürünlerdeki ayıpların bir kısmını montaj esnasında farkettik, bir kısmını ise montaj sonrasında farkettik, örneğin resepsiyona koyulacak olan akrelik tezgahın bombeli olduğunu, hatlarının düzgün olmadığını sonradan farkettik, söz konusu tezgah değiştirilmedi," Davalı Tanığı ...'in beyanında özetle; "ben ... Teknoloji firmasında 2017 yılından beri çalışırım, Üsküp de yapılan projeye ilişkin görev aldım, ben firmanın İstanbul şubesindeydim, davacı firma tarafından üretilen ve sevkedilecek olan ürünlerin sevkiyat takvimini davacı firma ile görüşüp ayarladık, bu şekilde davacı firma ile çalıştık, sözleşme imzalandıktan yaklaşık 3-4 ay sonra Ağustos ayında sevkiyatlar başladı, hangi ürünün önce hangi ürünün sonra yapılacağına dair bir anlaşmamız yoktu, üretim ve araçların kapasitesine göre peyder pey ürünlerin sevkiyatı yapıldı, ürünler demonte olarak sevk edildi, tırları bizim işveren firmamız ayarladı, ancak sevkiyat tarihlerini biz planladık, anlaşmaya göre 45 gün içerisinde teslim yapılması gerekiyordu, ancak gerek Türkiye deki sevkiyat gerekse montaj süreci planlanandan daha uzun sürdü, son parçalar Kasım veya Aralık gibi bir tarihte geldi, hatırladığımız kadarı ile montajı yapılmayan bir ürün kalmamıştı, varsa bile aksesuar yada kulp tarzında küçük parçalar olabilir, üretimi ve montajı doğru yapılmayan, renkleri birbirlerinden farklı olan çok fazla ürün vardı, örneğin bir alana montajı yapılacak olan altın renkli olan plakalardan duvara montajı yapılacak ürün ile masanın altına montajı yapılacak ürünün renkleri farklı idi, lavoboların etrafında montajı tam yapılmayan profili görünen ürünler ile kaplaması tam yapılmayan ürünler vardı. Sahada bizim başka elemanlarımız, kontrol şeflerimiz vardı, ben sadece asıl iş veren ile heyet ile gezdiğimiz son süreçte Üsküp de bulundum, iş veren firmanın bildirmiş olduğu ayıpları biz davacı firmaya bildirdik, ... sahada ürünleri kontrol eden şeflerimiz bazen direk bize bilgi verirlerdi, bazen de davacı firmanın teknik elemanları ile görüşüp sorunu halletmeye çalışırdı, genelde çözülemeyen durumlarda bize mail atılırdı, az önce bahsettiğim altın plaka örneğinde tüm plakalar aynı tır içerisinde sevkiyat yapılmadığı, parça parça gelip montajı yapıldığı için farklılık hemen ilk sevkiyatta ortaya çıkmaya biliyordu, ben Üsküp de iş veren firma ile heyet olarak hatırladığım kadarıyla ben gitmeden önce de bir keşif yapıldı, ancak ben Aralık sonu Ocak başı gibi gitmiş olabilirim, tam olarak hatırlamıyorum, ... maildeki ... benim, hen mail ortamında hemde telefon ile duruşma salonunda hazır bulunan ... hanım ile bizzat görüştüm, az önce örneğini vermiş olduğumu kaplamaya ilişkin 01/12/2020 tarihinde mail göndermiştim, bize ürünlerin yeniden yapıldığını söylemelerine rağmen yeni ürün teslimi yapılmadı, bunu ... hanım bizzat söyledi, ürünlerin teslimi aşamasında ayıp ile ilgili genellikte İrfan bey ve ... hanım ile görüştüm," şeklinde olduğu görülmüştür. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Tüm dosya kapsamı, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeler, tarafların ticari defter ve belgeleri, dosyaya sunulan deliller, tanık beyanları bir bütün olarak incelendiğinde; Tarafların EUR alış kuru üzerinden çalışmış oldukları, davalının temerrüde düşürülmüş olduğu 27.12.2020 tarihi itibariyle davacının 26.257,77 EUR alacağının EUR alış kuru olan 9,2037 TL üzerinden hesaplama yapıldığında TL karşılığının 241.668,64 TL olduğu, davacının 28/01/2021 tarihli icra takibine göre talep edilebileceği asıl alacak için 222.738,40 TL, bu tutar için 3.270,90 TL işlemiş faiz talep edilebileceği, ancak, icra takibinde 3.168,68 TL işlemiş faiz talep edilmesi nedeniyle taleple bağlı kalınarak işlemiş faiz tutarının 3.168,68 TL olabileceği değerlendirilmiş; davacının yapmış olduğu eser sözleşmesi kapsamındaki edimlerinin ayıplı olduğu, davalı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmuş olduğu, davalının ayıplı teslim sebebiyle davalının davacıdan TBK'nın 475. Maddesi uyarınca talepte bulunabileceği, bu kapsamda davalının talebinin davacı aleyhine hak kazanıldığı iddia edilen cezai şartın ve dava dışı asıl işveren tarafından davalıdan kesildiği iddia edilen nefaset kesintisinin mahsubu talebine ilişkin olduğu; davacının düzenlemiş olduğu faturaların eksiksiz olarak davalının defterinde kayıtlı olduğu görülmüştür. Davalının takas ve mahsup talebi bakımından inceleme yapıldığında; Takas, bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Nitekim; uyuşmazlık tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Borçların Sükutu" başlığı altında, 118 vd maddelerinde aynı nitelikte düzenlemelere yer verilerek, takasın borcu sona erdiren nedenlerden biri olduğu açıkça kabul edilmiştir. Diğer taraftan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139 vd maddelerinde de, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun takasa ilişkin hükümleri dili sadeleştirilmek suretiyle aynen korunmuştur. Mahsup ise, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp, gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def'i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakatı olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2015/2802 Esas, 2015/5758 Karar) Tanık beyanları, dosyaya sunulmuş olan deliller bir bütün olarak incelendiğinde davalı tarafın asıl işvereni tarafından sevkiyatların sağlandığı, davacının teslim ediminin davalının fabrikasında gerçekleştirilmesi gerektiği, davalının dinlenen tanık beyanları uyarınca teslim takviminin davacı ile görüşülerek planlanmış olduğu, buna dair planlama yapılırken geç teslim edildiğine dair herhangi bir bildirimin yapılmamış olduğu, teslim edilecek ürünlerin davalının talimatıyla yapılmış olduğu, davalının yurtdışında çalışmış olduğu otelde montajın yapılabilmesi için öncelikle ince işçiliğin bitilmiş olması gerektiği, dinlenen tanık beyanları uyarınca ince işçiliğin bitirilmemiş olması sebebiyle sevkiyat tarihlerinin buna göre belirlenmiş olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda davalının geç teslimden kaynaklı olarak davacıdan cezai şart talep etmesinin TMK m.2 hükmü ile çeliştiği, bu hali ile davalının mahsup talebine konu etmiş olduğu cezai şart alacağının mahsubunun yapılamayacağı kanaatine varılmıştır. Davalının dava dışı asıl işveren tarafından davalıdan kesildiği iddia edilen nefaset kesintisinin mahsubu talebine ilişkin olarak davalının defterleri incelendiğinde; davalının defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmamış olduğu, dava dışı işveren tarafından yapıldığı iddia edilen kesintiye ilişkin herhangi bir faturanın yer almadığı gibi dosyaya da ibraz edilememiş olduğu, dosyaya dava dışı 3. Kişilere yaptırılmak zorunda kalınan işler sebebiyle faturalar ibraz edilmiş ise de mahsup talebine bu faturaların konu edilmediği; edilmiş olsa dahi söz konusu faturaların bu iş kapsamında düzenlendiğinin ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davalının işbu alacak kalemine yönelik mahsup talebinin reddine karar verilmiştir. Davalının mahsup taleplerinin reddine karar verilmekle taleple bağlı kalınarak davacının icra takip dosyasında davalıdan talep edebileceği asıl alacak tutarının 222.738,40 TL, işlemiş faiz tutarının ise 3.168,68 TL olduğu, davalının yapmış olduğu itirazın haksız olduğu kanaatine varılmakla davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 222.738,40 TL 'nin %20'si oranında olan 44.547,68 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının ... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 222.738,40 TL 'nin %20'si oranında olan 44.547,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalının takas mahsup talebinin reddine, 4-Alınması gerekli olan 15.431,71-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 2.728,39-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 12.703,32-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 2.820,59-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 390,00-TL, bilirkişi ücreti: 10.500,00-TL olmak üzere toplam: 13.710,59-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerine bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 36.145,13-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.