İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/302 E. 2024/844 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/302
- Karar No
- 2024/844
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/302 Esas KARAR NO : 2024/844 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/04/2015 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan 01/04/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 07/03/2012 tarihinde ... numaralı devre mülk satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalı ile İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 4-5-7/1 pafta, 46 ada, 1 parselde bulunan meskenin kullanıma tahsisli ... devre numaralı olmak üzere iki adet devre mülk dairesinin satışı ve sözleşmede belirtilen şartlarda kira ödemesi ve diğer ayrıntılar üzerinde anlaşıldığını, binanın 31/10/2013 tarihinde bitirileceği ve işletmeye alacağını diğer yandan 06/09/2014 tarihinde ise devre mülkü alıcıya teslim edileceğini ve 06/09/2014 tarihi itibarıyla da devre kirası olarak taahhüt edildiğini, aylık devre kirasının 1.130,64 EURO olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereğince 03/08/2012 tarihinden 03/04/2015 tarihli bonoya kadar 32 adet bononun ödemesini yaptığını, davalı taraf ile devre mülk satım sözleşmesi haricinde 11/07/2012 tarihinde ... numaralı devre mülk kiralama sözleşmesi imzalandığını, buna göre davalının 20/09/2014 tarihi itibarıyla devre kirası ödeme borcu altında olduğunu, ancak davalının devre mülkü zamanında bitiremediği gibi zamanında da teslim edemediğini ve kira ödemelerini dahi yapmadığını, bir çok sefer şifahi talepte bulunmasına rağmen ödemede bulunulmayınca müvekkilinin noter aracılığıyla ihtar çektiğini, buna rağmen ödemede bulunulmaması üzerine ... İcra Müdürlüğünün 2015/... takip sayılı dosyası ile alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında takip başlatıldığını ancak davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkilini mağdur ettiğini, bu sebeplerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, sözleşmeden cayma nedeniyle, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile müvekkilinin ödediği 104.160,00 TL.sının temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 28 adet 3.255,00 TL 'lik bonoların iptaline ve müvekkiline iadesine, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan 22/06/2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev itirazında bulunarak, dava konusu sözleşmenin 4077 sayılı yasa kapsamında bir alışveriş olmadığını, davacının birden fazla devre mülk sözleşmesi yaptığı ve birden fazla devre mülk dairesinin satın aldığı nazara alındığında davacının devre mülkleri ticari amaçla edindiği, davacının tüketici sıfatı bulunmadığı ve açtığı davada tüketici mahkemelerinin görevsiz olduğunu belirterek, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesine, usule ilişkin de haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İşbu dava 01/04/2015 tarihinde tüketici mahkemesine hitaben sunulan dava dilekçesi ile açılmakla .... Tüketici Mahkemesinin 2015/... Esasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda "Somut olayda davacının iki adet devre mülkü kira geliri elde etmek için satın almış olduğu, dava konusu uyuşmazlığın Tüketici Mhakemesi görev alanına girmediği anlaşılmıştır. Zira taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin içeriği de nazara alındığında, davacının ve davalının 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla somut olayda taraflar arasındaki işlem ağırlıklı olarak ticari nitelikte bir faaliyet olup tüketici işlemi olarak kabul edilememiştir. Uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde değerlendirilmesi ve çözülmesi gerekir. Bu nedenle mahkememizin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine" yönelik olarak görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, devremülk sözleşmesinin feshi, ödenen bedellerin iadesi ve verilen bonoların iptali istemine ilişkindir. Somut olayda davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan 07/03/2012 tarihli ... numaralı devre mülk satış sözleşmesi kapsamında davalının edimini gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin feshi, sözleşme kapsamında ödeme aracı olarak davacı tarafından davalıya düzenlenen bonolardan kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ödenen 104.160,00 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili, 28 adet 3.255,00 TL'lik bonoların iptaline karar verilmesinin talep ve dava edilmiş olduğu, davalının yargılama esnasında iflasına karar verilmiş olduğu, bu sebeple kanun gereğince iflas kararının kesinleşmesinin ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenilmiş olduğu görülmüştür. Yargılama esnasında yazılan müzekkere cevapları uyarınca iflas dosyasına davacı tarafça 2 ayrı başvurunun yapılmış olması ve işbu başvurulardan bir tanesinden davacının feragat etmiş olması sebebiyle davalı iflas idaresi vekilince her ne kadar işbu davadaki taleplerinden feragat edildiği beyan edilmiş ise de bu hususta davacı vekilinin mahkememizin 26.11.2024 tarihli celsesinde " iflas idaresine 1859 kayıt numarası ile yapmış olduğumuz başvuruda maddi hatalar bulunması sebebiyle, bunun düzeltilmesi talebinde bulunmuştuk ancak iflas idaresi bu talebi düzeltemeyeceklerini bunun yerine yeni bir başvuruda bulunmamız gerektiğini söylediler bunun üzerine 2235 kayıt numarası ile yeniden başvuruda bulunduk bu başvurumuz iflas idaresi tarafından kabul edilmiştir, alacak talebimiz kabul edildiğinde dava konusuz kalmıştır " şeklinde beyanda bulunulmuş ise de aynı celsede mahkememizce oluşturulan "Dosya arasına giren evraklar üzerinden yapılan kontrolde davacının iflas idaresine yapmış olduğu 1859 kayıt numaralı başvurusunda hem işbu davaya konu edilen 104.160,00TL alacağın tahsili talebinde bulunulduğu hemde kira alacağı isteminde bulunulduğu, bu talepten feragat edilerek yeniden 2235 kayıt numarası ile başvuruda bulunulduğu, söz konusu başvuru evrakı incelendiğinde sadece kira alacaklarının konu edilmiş olduğu işbu davadaki talepler bakımından bir başvuru bulunmadığı bu sebeple iflas masasının kabulü akabinde davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği görülmekle yargılamaya devam olunmasına karar verildi." şeklindeki ara kararı uyarınca davanın konusuz kalmamış olduğu görülerek yargılamaya devam olunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Her ne kadar işbu davada davalının yargılama esnasında iflasına karar verilmiş olması sebebiyle anılan iflas kararı ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenilmesi kanunen zorunlu olduğundan ilgili işlemler beklenilmiş ise de yargılamanın her aşamasında mahkemenin görevli olup olmadığını re'sen inceleme yetkisi bulunmaktadır. Bu kapsamda mahkememizce yapılan araştırmada davacı ile davalı arasında 2 adet taşınmaz bakımından anlaşma yapıldığı ve kar elde etme amacı gütmesi sebebiyle tüketici vasfı kalktığından mahkememize yönelik olarak görevsizlik kararı verilmiş ise de mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan , davalısının yine ... Ltd. Şti. Olduğu, ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2019/... Esas, 2019/... Karar Sayılı, 30/12/2019 Tarihli "... Dava, taraflar arasında imzalanan 19/07/2012 tarihli Devre Mülk Satış Sözleşmesi ile satışı gerçekleştirilen 2 adet taşınmazdan kaynaklanmakta olup, satışa konu taşınmazların yine taraflar arasında 19/07/2012 tarihli Devre Mülk Kiralama Sözleşmesi ile davacıya kiralandığı, gerek birden fazla taşınmaz satın alınması gerekse taşınmazların kiraya verilerek tasarruf edilmesi karşısında davacının yatırım ve kar amacıyla hareket ettiği, 6502 sayılı Yasanın 3/1-k maddesinde düzenlenen tüketici vasfında olmadığı, bu sebeple davaya konu uyuşmazlığın çözümünün genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanında kaldığı anlaşılmıştır." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada mutlak ticari davadan bahsedilemeyecek olması sebebiyle aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi) 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.