İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/49 E. 2022/196 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/49
Karar No
2022/196
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO:2022/49 KARAR NO :2022/196 DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:08/07/2021 KARAR TARİHİ:12/04/2022 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı ile yapılan sözleşme süresince ... (...) adlı 4.95 mt boyunda ... makine seri no ve ... tekne seri no'lu teknenin maliki ve tasarruf sahibi olduğunu, taraflar arasındaki ilişkiNİN 18/09/2020- 18/10/2021 tarihi arası geçerli olan ... seri no'lu sözleşme ile başladığını, 2020 yılına ait olarak tekne için bağlama hizmet alımı için sözleşme yapıldığını, davalı tarafından 18/09/2020 tarih ... no'lu 12.000,00-TL bedelli fatura tanzim edildiğini, müvekkili tarafından 22/09/2020'de ... Bankası aracılığıyla davalı şirkete EFT yolu ile 12.250,00 TL bedel ödendiğini, ancak müvekkilinin sahibi olduğu teknenin 23/02/2021 tarihinde Bağlama Kütüğü Ruhsatnamesinden de görüleceği üzere satıldığını, akabinde ise davalı tarafa e-mail yoluyla teknenin satışının gerçekleştiğini ve davalı sisteminden kaydının düşülmesini talep etmek suretiyle yeni ruhsatnameyi de e-mail ekine eklendiğini, akabinde yapılmış olunan görüşmelerde bakiye bağlama hizmet bedelinin iadesinin talep edildiğini ancak görüşmelerden sonuç elde edilemediğini, sözleşmenin kapsadığı tarih ve müvekkilinin satışı gerçekleştirdiği tarih nazara alındığında müvekkilinin 365 gün için 12.250,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, satış sonrasında ise bakiye kalan 217 gün bakımından 6.592,00-TL'yi iade etmesi gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, bu nedenlerle davalarının kabulü ile davalıdan 6.592,00 TL nin satış/devir tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen bağlama hizmeti sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davacının sözleşme süresi içerisinde teknesini marinanın dışına çıkarmasından ve teknesi üzerinde tasarrufta bulunmasından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, taraflar arasında 18.09.2020 tarihinden itibaren 18.10.2021 tarihine kadar davacıya ait tekneye bağlama hizmetinin verilmesine ilişkin ödenmesi gereken ücret bilgisinin de yazılı olduğu hizmet sözleşmesinin düzenlendiğini ve davacı tarafından iş bu sözleşmenin imzalandığını, tarafların sözleşme süresi boyunca teknenin bağlanabileceği alanın davacıya sağlanması hususunda anlaşmış olup müvekkili şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerine uygun olarak davacıya özel tekne sahası ayırdığını ve anılan alanın başka müşterilere kapatıldığını, müvekkili şirketin müşterilerini ve sözleşmelerini bu akdedilen tarihlere göre ayarladığını, dolayısıyla ilgili alana dair proje ve planlanmalar ve bütçeler, yer planlamalarının sözleşmeye binaen ayarlandığını, dolayısıyla, tekne sahibinin kendi nezdinde teknesini satmaya karar vermesinin satın alınan hizmeti değiştirmediğini, bağlama hizmeti sözleşmesinin taraflar arasında imzalanması ile birlikte davacı yanın hizmet sözleşmesi ek kurallarına uymakla yükümlü hale geldiğini, bu nedenle sözleşmenin 34. maddesinde düzenlenen hüküm gereğince teknenin marinadan erken ayrılması gerekçe gösterilerek ücret iadesi talebinde bulunulmasının hukuki karşılığının bulunmadığını, tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirdiğinin açık olup, davacının taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca belirlenen hizmet bedelinin tamamından sorumlu olduğunu beyanla; açılmış olan iş bu davaya ilişkin görev itirazlarının bulunduğunu 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri kanunu'nun 116. Maddesinde sayılan ilk itiraz nedenlerinin tümünü tekrar ettiklerini, Mahkemenin görevsiz olduğundan esasa girilmeksizin görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, huzurdaki davanın ticari uyuşmazlıktan kaynaklanmakta olup, buna göre zorunlu arabulucuk kapsamında olduğunu ancak davacı yan tarafından arabulucuk başvurusuna dair delil dosyada bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden ve görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2021 tarihli ... sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize gönderildiği ve yukarıdaki esas numarasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Dava, Taraflar arasında ki tekne bağlama sözleşmesinden kaynaklanan ücretin istirdatı talepli alacak davası olup, uyuşmazlığın davacı tarafça teknenin satılması nedeniyle peşin ödenen marina hizmet ücretinin iadesinin gerekip gerekmediği ve buna göre var ise davacıya iadesi gereken miktarın tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkemenin görevi HMK 'nun 114.maddesi gereğince kamu düzeni ile ilgili bir dava şartı olup, HMK'nun 115.maddesine göre yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK nun 4 ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görevinin tayini için öncelikle davanın 6102 sayılı TTK dan veya diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine veya deniz sigortasına ilişkin bir dava olup olmadığının saptanması gerekmektedir. Denizcilik İhtisas Mahkemeleri 28/04/2004 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5136 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanunla kurulmuştur. 5136 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine son fıkra olarak "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu kanunun dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir" hükmü eklenmiştir. Bu maddeye göre Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin görev alanı 6762 sayılı TTK'nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin uyuşmazlıklarla sınırlıdır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır (m.1533). 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 5(2) maddesinde "Bir yerde Asliye Ticaret Mahkemesi varsa, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4'üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir" hükmü getirilmiştir. Yeni Ticaret Kanunun'da "Dördüncü Kitap" yerine "bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan" denilerek söz konusu mahkemenin bakacağı işlerin alanı, amaca uygun olarak genişletilmiş, münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarıyla ilgili olarak Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevlendirme yapabileceği belirtilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda ticaret mahkemelerinden hangisinin münhasıran deniz ticareti ve deniz sigortası ile ilgili hukuk davalarına bakacağı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun görevlendirme kararına göre belirlenecektir. Somut olayda dava, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığı, deniz ticareti ve deniz sigortalarından kaynaklanmadığı, uyuşmazlığın Marina Bağlama Hizmetine ilişkin sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle, taraflar arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi mevcuttur. Uyuşmazlığın sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre incelenip çözümlenmesi gerekir. Dava konusu uyuşmazlıkta dosyaya celp edilen Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davacı tarafın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, davacının Vergi müdürlüğü'nde herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığı ve davaya konu teknenin marina hizmet sözleşmesi tarihlerinde özel tekne statüsünde davacı adına kayıtlı bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacının, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden hukuken tüketici niteliğini haiz gerçek kişi olduğu mahkemece kabul edilmiştir. 6502 sayılı yasanın 83/2 maddesi "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmünü düzenlemiştir. Aynı yasanın 73. Maddesi ise;" Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." şeklinde düzenlenmiştir. Mahkememizin görevinin deniz ticareti ve deniz sigortasından kaynaklanan davalara ilişkin olması nedeni ile işbu dava yönünden mahkememizin görevsiz olduğu, davacının tüketici sıfatını haiz olduğu, Yargıtay 13 Hukuk Dairesi 2016/29354 Esas ve 2020/705 Karar sayılı 30/01/2020 tarihli ilamı da gözetilerek ve HMK yetkiye ilişkin hükümlerde değerlendirilerek, mahkememizin Deniz İhtisas Mahkemesi olması hususu ile yetki çevresinin İstanbul İli ile sınırlı olması da gözetilerek usul ekonomisi gereği görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Adliyesi Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmakla, bu kanaat ışığında mahkememizin görevsizliği yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE Tüketici Mahkemelerinin görevli bulunduğunun tespiti ile karar kesinleştiğinde süresinde ve talep halinde dosyanın görevli bulunan İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik taleplerin 6100 sayılı HMK 331/2. Maddesi Gereğince görevli ve yetkili mahkemece karara BAĞLANMASINA, 4-Sair hususların gerekçeli kararda hükme bağlanmasına, Dair,Taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/04/2022 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/49, K. 2022/196, T. 12.04.2022, www.arakarar.com/karar/istanbul-17-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-49-e-2022-196-k-9ab046bc6d61