İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/428 E. 2022/36 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/428
Karar No
2022/36
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO :2019/428 Esas KARAR NO :2022/36 DAVA :İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :25/12/2019 KARAR TARİHİ :01/02/2022 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Limanından Birleşik Arap Emirlikleri'nin Sharjah Limanı'na ... Aurora adlı gemiyle taşınan iki konteyner muhteviyatı 80+80=160 adet plastik varil içinde 25.040,00 +25.040,00=50.080,00 brüt kilogram sıvı glükoz şurubu için emtia nakliyat sigorta güvencesi verdiğini, eşyanın alıcısına teslimi sırasında varillerin gövdesinde bükülme ve eşyada sızma meydana geldiğinin tespit edildiğini, söz konusu eşyanın müvekkilinin sigortalı ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından ton başına 415 ABD Doları bedelle ... şirketine satıldığını, alıcı firmanın zayi olmuş eşya için müvekkili sigortalısına 7.582,71 ABD Doları bedelli yansıtma/iade faturası kestiğini, müvekkilinin sigortalısına 23.308,61 TL sigorta tazminatı ödediğini ve TTK 1472 uyarınca sigortalısına halef olduğunu, müvekkili tarafından davalılar aleyhine ... İcra Dairesinin 2019/... esas numaralı dosyasında 26/06/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığını ancak davalıların haksız itirazları nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Vekili cevap dilekçesinde özetle; Konişmentonun 10.maddesi ile taşıma sözleşmesinden kaynaklanacak uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından dava konusu hasar ile ilgili olarak taşıyana süresinde bir ihbar yapılmadığını, her iki tarafın da katıldığı bir tespit bulunmadığını, iddia edilen hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, davacı tarafından sunulan eksper raporunun tek tarafın ve davacının sigortalısından alınan bilgi dayalı olarak hazırlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkememizce bilirkişi Dr. Öğr. Üyesi ... Müh. ... ile Uzakyol Kaptanı ... 'tan aldırılan raporda özetle; Davacının aktif husumet ehliyetine haiz olduğu, 1 ve 2 nolu Davalıların pasif husumet ehliyetine haiz olduğu, hasar ihbarının zamanında yapılmadığı, emtianın konteyner içerisine yüklenmesi ve istiflenmesi işlemleri bizzat yükleten ... ... tarafından gerçekleştirilmiş olduğundan, dava konusu hasardan 1 ve 2 no.lu davalıların sorumlu olamayacağı, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davaya konu zararın 23.308,61 TL olarak hesaplanan hasar tutarının gerçekçi ve kadri marufunda olduğu, TTK. m. 1188 uyarınca rücu davası için öngörülen hak düşürücü sürenin 31.03.2019 tarihinde sona erdiği belirtilmiştir. Taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişilerden aldırılan ek raporda özetle; konteyner içi yüklemenin istif ve lashing işlemlerinin dava dışı yükleten ... ... tarafından yapıldığı eksik/hatalı istifleme/sabitleme nedeniyle sigortalı emtiada meydana gelen hasardan 1. Nolu davalı akdi taşıyan ve 2. Nolu Davalı fiili taşıyanın sorumlu olamayacağı belirtilmiştir. Dava; nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücu edilmesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Dava dışı sigortalı ... A.Ş. tarafından satışı yapılan 160 varil glikoz şurubu emtiasının alıcı ... Şirketine ... sayılı konişmento tahtında ... Limanından Sharjah Limanına ... İsimli gemi ile sevkedildiği, emtianın nakliyat rizikolarına karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığı, varma yerinde 45 varil emtianın hasarlı olduğunun tespit edildiği, ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen hasar bedelinin davacı tarafça dava dışı sigortalısına ödendiği ve bu bedelin rücuan tahsilini talep ettiği görülmüştür. Davalı taraf milletlerarası yetki itirazında bulunmakla öncelikle bu husususun değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. TTK’nın 105/2 maddesinde yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden müvekkiline izafeten acente aleyhine dava açılabileceği ve bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmış olmakla bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır. Konişmentonun fiili taşıyanın Türkiye'deki acentesi davalı aracılığıyla düzenlendiği, bu durumda yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının reddi gerekmiştir. Davalı tarafın pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünden yapılan değerlendirmede; fiili taşıyanın ... olduğu, konişmentonun " ... ... " kaydı ile taşıyan adına acentesi tarafından imzalandığı ve davanın taşıyana izafeten acentesi aleyhine açıldığı, ...nin ise navlun faturasını düzenlediği görülmekle akdi taşıyan sıfatına haiz olduğu, buna göre davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan 16/07/2018 tarihli faturaya göre davaya konu emtianın CFR ( cost and freight ) yani “ mal bedeli ve navlun ödenmiş satış” niteliğinde olduğu, buna göre, taşıma sözleşmesi satıcı-gönderici tarafından yapılıp, mallar gemi küpeştesini geçtikten sonra masraf ve riskin alıcıya geçtiği satım şekli olup, satıcının sigortalanabilir menfaatinin bulunması, mal bedelinin tahsil edilmemiş olmasına bağlı ise de alıcı firmanın hasarlı emtiaya ilişkin 18/09/2018 tarihli debit note (borç makbuzu) göndermiş olduğu anlaşıldığından sigortalının hasar bedelini talep etmekte menfaatinin bulunduğu, geçerli sigorta sözleşmesi uyarınca ödeme yapılmış olduğunun kabulü ile davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. TTK 1188. maddesinde göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak davanın eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süreye malın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir. Somut olayda emtianın 28/08/2018 tarihinde hasarlı olarak tesliminin gerçekleştiği, hasar bedeline ilişkin ödemenin 31/12/2018 tarihinde yapıldığı, icra takibinin ise 26/06/2019 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Davacı taraf yük hasarının deniz taşıması sırasında davalı tarafın sorumluluğunda meydana geldiği iddiasında olup, TTK 1185. Maddesinde "Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir, Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Konteynerların 28/08/2018 tarihinde alıcı tarafından tahliye edildiği ve süresinde hasar ihbarının yapılmadığı anlaşıldığından hasarın taşıyanın sorumluluğunda meydana geldiğinin davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. 20/12/2018 tarihli ekspertiz raporunda hasar nedeninin; sevkıyat sürecindeki yükleme/aktarma/tahliyelerde vinçle kaldırılmış konteyner beton veya sert bir zemine hızlıca bırakılmış ve bu esnada üstteki varillerin baskısı ile alttakiler ezilmiş olabileceği, hasarın muhtemelen vinç kullanılan bir aktarmada olmuş olabileceğinin, bilirkişi raporunda ise yükleme sonrasında yükün konteyner içerisinde sevkiyat sırasında kaymasını/savrulmasını önlemek için konteynere yapılması gereken sabitleme (tahta takoz, plywood, daneç, spanzet ve bağlama halatı vb.) işlemlerinin yapılmamış olduğu, bunun sonucunda ise, konteynerler içinde bulunan 35 adet varilde kayarak birbirlerine çarpmasından akma, sızma şeklinde hasar oluştuğu, 10 adet varilde ise ezilmeden kaynaklanan deformasyonlar meydana geldiğinin, sonuç olarak hasarın oluş sebebinin, taşıma konusu emtianın içerisinde bulunduğu plastik varillerin konteyner içi istiflemesinin ve sabitlememesinin uygun olmamasından yani istif ve lashing yetersizliğinden kaynaklandığının belirtildiği görülmüştür. Dosyaya hasarının denizyolu taşıması sırasında meydana geldiğine dair, gerek yükleme ve/veya tahliye limanlarında liman, gümrük ve acente yetkilileri tarafından, gerekse gemi görevlileri tarafından düzenlenmiş "Konteyner El Değiştirme Ve Hasar Tutanağı" sunulmadığından yükteki hasarın konteynerın elverişsizliği ya da hasarlanmasından meydana gelmediği, istif ve sabitleme hatasından meydana geldiği kabul edilmiştir. Konişmentoda "shıpper's load, stow and count" kaydından; emtianın konteyner içerisine yüklenmesi, istifi, lashingi ve sayımı işlemlerinin yükleten tarafından gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmakta olup bu durumda dava konusu hasardan davalı tarafın sorumluluğun bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebininin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 435,49 TL den karar harcı olan 80,70 TL nin mahsubu ile fazla alınan 354,79 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine, 4-Davalılar vekili için takdir edilen 5.100,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı , kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/02/2022 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/428, K. 2022/36, T. 01.02.2022, www.arakarar.com/karar/istanbul-17-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-428-e-2022-36-k-a76441dc9552