İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/341 E. 2025/297 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/341
- Karar No
- 2025/297
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/341 Esas KARAR NO :2025/297 DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/05/2023 KARAR TARİHİ:15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; 24/02/2023 tarih, ... seri numaralı, ... Şubesine ait 200.000,00 TL bedelli çek ve 03/03/2023 tarih, ... seri numaralı, ... Şubesine ait 300.000,00 TL bedelli çeklerin müvekkili .... A.Ş. tarafından keşide edilerek borcu karşılığı diğer müvekkili ...'a gönderilmek üzere ... Şubesine teslim edildiğini ancak kargo sürecinde müvekkili ...'a ulaşmadan aynı zarf içerisindeki başka çeklerle birlikte zayi olduğunu, söz konusu çeklerin keşidecisi müvekkili... San. Ve Tic. A.Ş. olup lehtarı ise diğer müvekkili ... olduğunu, çek bedeli çek zayi olduktan sonra ... Elektrik İnşaat San. ve Tic. A.Ş. tarafından lehtar ...'a ödendiğini, bu nedenle icra takibine konu çek dolayısı ile müvekkili ... A.Ş. Firmasının herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu çeklerin zayi olması üzerine lehtar ...' adına 23.12.2022 tarihinde ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... sayılı dosyası ile zayi sebebiyle çek iptal davası açıldığını, savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve mahkemece 23.12.2022 tarihinde teminat karşılığı ödeme yasağı kararı verildiğini, ayrıca dava sürecinde davaya konu çekler için Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapıldığını ve çekin zayi edildiğinin bildirildiğini, ancak çeklere ilişkin ödeme yasağı kararı bulunmasına ve zayi olduğuna ilişkin ilana çıkarılmasına rağmen .... İcra Müdürlüğü’ nün .... sayılı dosyasından ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından davaya konu çeklerin ayrı ayrı icra takibine konu edildiğini belirterek; .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... E. sayılı icra dosyası ve .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... E. sayılı icra dosyası ile başlatılan takiplerin müvekkilleri yönünden teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, icra dosyalarına para ödenmesi halinde ödenen paranın alacaklıya verilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesine, netice olarak .... İcra Müdürlüğü’ nün .... sayılı dosyasına konu 24/02/2023 tarih, ... seri numaralı, ... ... ... Şubesinden verilme 200.000,00 TL bedelli çekinden ve .... İcra Müdürlüğü’ nün 2023/.... sayılı dosyasına konu 03/03/2023 tarih, ... seri numaralı, ... ... ... Şubesinden verilme 300.000,00 TL bedelli çeklerinden dolayı müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava ve icra takibine konu 04/02/2023 tarih, ... seri numaralı, ... ... ... Şubesinden verilme 200.000,00 TL bedelli çekinden ve 03/03/2023 tarih, ... seri numaralı, ... ... ... Şubesinden verilme 300.000,00 TL bedelli çeklerin keşidecisi müvekkil ... A.Ş. tarafından lehtara ödeme yapılmış olduğundan TTK. 758'E göre müvekkili... San. Ve Tic. A.ş.'ye iadesine, çeklerin zayi edildiği, sahte imza ile ciro yapıldığı, ödeme yasağı kararı bulunduğu ve Ticaret sicil gazetesinde ilana çıkarıldığı, davalıya ödeme yapılmadan önce teyit edilmediği bildirildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi yapan ve müvekkillerin borçlu olmadığı bir tutardan dolayı zararına sebebiyet veren davalıdan tahsil edilmek üzere, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın çeklerin üzerindeki imzasını ikrar etmekle birlikte kıymetli evrak hukukunun sonucu olarak yetkili hamile karşı olan borç sorumluluğunu kabul etmiş bulunmakta olduğunu, zira cironun kabulü, çekin ve ona bağlı sorumlulukların varlığının da kabulü sonucunu doğurduğunu, çeklerin kendileri tarafından keşide edildiğini ve lehtarla arasındaki borç ilişkisini açıkça ikrar eden davacı tarafın dava konusu çeklerin yetkili ve meşru hamili olan müvekkiline karşı kambiyo sorumluluğu altında bulunduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını, yine davacı tarafın çekin üzerindeki kendi imzasına itirazda bulunmayıp lehtar imzası yönünden itirazda bulunmasının kambiyo hukuku kapsamında geçerliliği bulunmayıp, kendisinin keşideci sıfatıyla borçtan sorumluluğunun devam ettiğini, zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 677. Maddede yer alan "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” hükmü gereği imzaların istiklali prensibinin geçerli olduğunu, dolayısıyla keşidecinin sorumluluk sınırı, diğer ciroları kapsamadığını, neticede ise keşideci, çekleri iyiniyetle iktisap eden yetkili ve meşru hamile karşı borçtan sorumlu olduğunu, davacı tarafın dava konusu çekleri keşide ettiği hususunda herhangi bir tartışma bulunmadığını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte kıymetli evrak olan çeklerin kargoda taşınması yasak olan gönderilerden olduğunu, davacı taraf basiretli bir tacir olarak dava konusu çekleri çok düşük bir ücret karşılığı sigortalı gönderi olarak gönderebilecekken kargoya vermesi üzerine düşen basiretli bir tacir gibi davranma sorumluluğunu yerine getirmediğinin göstergesi olduğunu, çek hakkında iptal davası açılmış olması ve bu davadan ödeme yasağı kararı verilmiş olması çekin icra takibine konu edilmesine engel olmadığını belirterek; öncelikle tedbir kararı kaldırılarak; davacı taraflarca haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilen işbu davanın ve tazminat taleplerinin reddine, davacı taraflar aleyhine takip konusu alacağın %20 oranında tazminata ve %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama devam ederken davalı şirket vekili istifa etmiştir. Grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alınarak dosya arasına konulmuştur. Dava: Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit ve Çeklerin İadesi İstemine İlişkindir. Somut uyuşmazlık; ... ... /... Şubesine ait alacaklısı ... İnş. Hafriyat, keşideci ... Elektr. İnşaat San. ve Tic. Şti A.Ş., adına imzalı, Keşide Yeri ..., Keşide tarihi 03.03.2023 olan 300.000 TL bedelli çek ile ... ... /... Şubesine ait alacaklısı ... ... Elektrik İnş. Hafriyat, keşideci... San. ve Tic. Şti A.Ş., adına imzalı, Keşide Yeri ..., Keşide tarihi 24.02.2023 olan 200.000 TL bedelli çekin kargodan gönderimi sırasında çalınması ile birlikte davacılar tarafından ikame edilen menfi tespit istemine ilişkindir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-925 - 2021/734 sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Ancak somut olayda davacı tarafça hukuki ilişki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle reddedildiğinden ispat yükü davalı alacaklıdadır. Bu doğrultuda bilirkişi incelemesi neticesinde lehdara atfen atılan 1.ciro imzanın davacı ...'ın el ürünü olmadığı bildirilmiş ve kat'i bir kanaat bildiren rapor hükme esas alınabilecek yeterlilikte addedilmiştir. İmza inkarına dayalı sahtelik iddiası mutlak def'ilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceğinden davalının iyi niyetli olup olmamasının da bir önemi yoktur. Bu doğrultuda ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacı şirket yönünden yapılan incelemede ise; TTK 818.maddesindeki atıfla çeklerde de uygulanması gereken aynı kanunun 677. maddesinde düzenlemeye göre senet kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. İmzaların bağımsızlığı olarak ifade edilen bu ilkeye göre, poliçeye atılan her geçerli imzanın sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Dolayısıyla senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hâli, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Lehdarın imzasının sahteliği, lehdar tarafından kendisine başvurulduğunda herkese karşı ileri sürebileceği mutlak def'idir. Çekin “mücerretlik” vasfı nedeniyle davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır. Dava konusu çekteki ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder niteliktedir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır. Lehtar imzasının geçersiz, sahte olduğunun ileri sürülmesi keşideci yönünden ciro zincirini koparmaz ise de, davacının dava konusu çekten kaynaklanan sorumluluğundan kurtulabilmesi için çalınan çekin davalı tarafından kötü niyetli ya da ağır kusurlu olarak elde edildiği ve icraya konduğunu kanıtlaması gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. İspat yükü üzerinde olan davacı kötüniyet ve ağır kusuru her türlü delil ile ispatlayabilir. Somut olayda, benzer uyuşmazlık nedeniyle çok sayıda dosyada kargo aşamasında kaybolan ve sahte imza ile piyasaya sürülen çeklerin davalı şirket tarafından ibraz edildiği ve icra takibine konulduğu görülmektedir. Savcılık dosyasının sistem üzerinden incelenmesinde, kaybolan birçok çekin aynı ciro zinciriyle davalıya geçmesi ve benzer olaylar nedeniyle pek çok dava ve soruşturmaya muhatap olunması, davalı şirket yetkilisi hakkında yakalama kararı çıkarılması karşısında davalının, dava konusu çeklerin iktisabında, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle ağır kusurlu olduğu, iyi niyetli hamil olarak korunamayacağı sonucuna varılmıştır. Çek bedellerinin diğer davacı ...'a ödendiği yönünde davacıların kabulü de olduğu nazara alındığında davanın kabulüne ve de çeklerin davacı şirkete iadesine ve de koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜ ile; Davacıların davalı alacaklı tarafça kambiyo senetlerine yönelik ....İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyasından ve ....İcra Müdürlüğünün 2023/.... Sayılı dosyasından takibe konu edilen alacakla ilgili olarak söz konusu icra dosyasından davalıya karşı borçlu olmadıklarının ayrı ayrı TESPİTİNE, ....İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyasından ve ....İcra Müdürlüğünün 2023/.... Sayılı dosyasından gerçekleşen takipler neticesinde, takiplere dayanak çeklere yönelik istirdat isteminin KABULÜ ile; çeklerin davacı şirkete İADESİNE, Tazminat talebinin REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 38.012,97-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 9.503,25-TL harcın mahsubu ile bakiye 28.509,97-TL harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 87.471,61-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacılar tarafından yapılan 9.683,15-TL ilk gider, 8.000,00-TL tebligat, müzekkere ile bilirkişi gideri olmak üzere toplam 17.683,15-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası yatıran taraflara iadesine, Davacı tarafça yatırılan teminatın kararın kesinleşmesine müteakip talepleri halinde davacılara iadesine Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/04/2025 Katip ... E-imzalıdır Hakim ... E-imzalıdır