İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/554 E. 2025/302 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/554
Karar No
2025/302
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/554 Esas KARAR NO :2025/302 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:29/08/2024 KARAR TARİHİ:15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; 27/02/2022 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul araç seyir halinde iken motosikletiyle seyir halinde olan müvekkil ...'e arkadan çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkil ...'in yaralandığını, tarafınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup görüşme sonucunda anlaşılamadığını, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün 2918 sayılı K.T.K.'ında ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında plakası tespit edilemeyen aracın ... Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, müvekkili ...'in, söz konusu trafik kazası nedeniyle, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden 28/02/2023 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %18 oranında malul kalmış olduğunu, müvekkilinin haksız olarak mağdur edilmeye devam edilmekte olduğunu, müvekkilinin bu mağduriyetinin ve maluliyet zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak müvekkile ödenmesi için dava açma mecburiyeti doğmuş olduğunu, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle davasının Belirsiz Alacak Davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak izere fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla;-500 TL Sürekli iş göremezlik - 250 TL Geçici iş görmezlik -250 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 1.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, 2-Yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” talep etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davacı vekilinin mahkemeye ibraz ettiği dilekçesinde, 27/02/2022 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklet çarpması ile gerçekleşen kaza nedeniyle müvekkilinde maluliyet oluştuğunu iddia ederek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri tazminatı talep etmekte ise de kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından ispat edilemeyen huzurdaki davanın öncelikle usulden reddi gerekmekte olduğunu, salt ifade ile kusur raporu alınacaksa da öncelikle ceza dosyasındaki tüm evrakların ibrazı ile kazanın oluşumundaki kusur oranlarının Adli Tıp İhtisas Dairesince kusur bilirkişisi marifetiyle tespitini talep ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminata ilişkin başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 1.521,31-TL asıl alacak 130,74-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.652,05-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 0703/2024 tarihinde alıcısı tarafından açıldığı, borçlunun 11/03/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 03/02/2025 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle;-KUSUR DURUMUNA İLİŞKİN OLARAK; Bu kazanın davacının anlattığı şekilde gerçekleştiğini gösteren dava dosyasında kamera kaydı, tanık beyanı, kaza tespit tutanağı, kaza raporu ve olay yeri inceleme olmadığından kusur değerlendirmesinin yapılmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte davacının olayın meydana gelişi ile ilgili beyanının yeterli/doğru olup olamadığı Yüce Mahkeme'nin Takdirinde olduğu, eğer davacının olayın meydana gelişi ile ilgili beyanının yeterli/doğru olup olmadığı yüce Mahkemenin takdirinde olduğu, eğer davacının olayın meydana geliş şekli anlatımı üzerinden bir kusur değerlendirmesi yapıldığında ise aşağıdaki kusur dağılımı yapıldığı, Trafik kazasına karışan Motosiklet Sürücüsü ...'in bu olayda kusursuz olduğu, Trafik kazasına karışan plakası ve kimliği belirlenemeyen Araç Sürücüsü'nün bu olayda %100 oranında asli kusurunun olduğu, davalının %100 kusur oranında sorumlu olacağının kabulü halinde davacı ...'in geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 15.012,70-TL, sürekli iş göremezlik dönemine ait %9 maluliyet ile ilgili bakiye maddi zararının 1.014.696,37-TL olduğu, toplamının 1.029.708,37-TL olduğu, davacının maddi zararının kaza tarihinde geçerli olan 500.000,00-TL lik zorunlu trafik sigorta poliçesindeki sakatlık teminat limitini aşması nedeniyle; davalının sorumluluğunun 500.000,00-TL lik limit ile sınırlı olacağı, başvuru tarihine göre davalı bakımından temerrüt tarihinin 04.04.2023 olarak belirlendiği, dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının yer altı tesisatına davalının veya sorumluluğundaki kişi veya kurumların kusurları ile zarar verilip verilmediği, meydana gelen zararın davalıdan sadır olup olmadığı, illiyeti, zararın kapsamı, zararın hesap yöntemi, yapılan kazının izinli olup olmadığı, zararın meydana gelmesi veya artmasında davacının kusuru bulunup bulunmadığı hususlarında olduğu ve haksız fiile dayalı bu iddia kapsamında başlatılan ilamsız takipte itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. TBK'nın 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yine 50. maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı TMK'nın “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez. Emsal davaya ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı ilamda "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin 2015/... Esas- 2015/... karar nolu başka bir ilamında ise "tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği " belirtilmiştir. Dosyanın bilirkişi incelenmesinde, davacının altyapı tesislerinin mevzuata aykırılık teşkil ettiğine dair bir delil bulunmadığı tespit edilmiş, kabloların/alt yapının yeterli derinlikte bulunmadığına dair farklı bir delil sunulmadığı görülmüştür. Bunun yanında kablolara verilen zararın kasıtlı davranıştan doğup doğmadığı ise önem arz etmemektedir. Zira haksız fiile dayalı sorumluluk için kusurlu bir davranışın varlığı yeterlidir. Dosyadaki mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalının veya sorumluluğunda olan kişi veya kurumun kazı yapmadan önce davacıyı bilgilendirmediği, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sebebiyle hasara sebebiyet verdiği açıktır. Ancak zararın kapsamının nelerden ibaret olup hangi miktarda davalıdan tahsili gerektiği ayrıca irdelenmelidir. Davacı tarafından meydana gelen hasarların giderilmesi için özel olarak dışarıdan işçi tutulmadığı, dava dışı ... adlı şirket ile götürü şekilde düzenlenen bir sözleşme bulunduğu, bu kapsamda da hasarların onarımına ilişkin yükleniciye ek ödeme yaptığına dair bir iddia veya ispat bulunmadığı, sözleşme gereğince aylık ve sabit bir ödemenin belirlendiği, davaya konu kazı için dava dışı hasarı gideren şirkete sözleşme gereği sabit olarak her ay ödenecek bedel dışında haricen bir bedel ödenmeyeceği, bu nedenle personel ve araç giderleri yönündeki davacı talebinin yerinde olmadığı, yine davacı tarafın dağıtılamayan enerji /etüd koordinasyon bedeli ve elektrik eşik kesinti süre aşım bedeli talebi yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda bahsi geçen gerçek zarar ilkesi ışığında dağıtılamayan enerji yönünden gerçek bir zarardan bahsedilmesinin mümkün olmadığı saptanmakla anılı talebin reddi gerektiği, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği kapsamında ise davacı tarafça abonelerine ödeme yapıldığını gösterir delil ibraz edilmediği gibi davacı şirketin orta gerilimde bildirimsiz kesintilerde 24 saate kadar, alçak gerilimde bildirimsiz kesintilerde 48 saate kadar abonelerine tazminat ödememe hakkına sahip olup dava konusu arıza için bu süreler dahilinde çalışma yapıldığı, bahse konu arıza için davacı şirketin eşik kesinti süre aşım bedeli, şebeke yıpranma bedeli talep edemeyeceği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı tarafından yalnızca tespit edilen malzeme bedelinin takip tarihine kadar işlemiş faiz ve KDV'si ile birlikte talep edilebileceği, diğer alacak kalemlerinin dolaylı zararlar olup haksız fiille illiyetinin sağlanamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle kazıyı alt işvereni aracılığıyla icra eden davalının, sorumluluğunda bulunan kusurlu davranış sonucu meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olup davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra inkar tazminatı yönünden; davacının alacağının varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, haksız fiile dayalı alacak tutarının likit olmadığı gözetilerek İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca davalının icra inkar tazminatından sorumlu tutulmasına yasal olanak bulunmadığından inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 383,76 TL asıl alacak, 32,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 416,74 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin Reddine, 2-Haksız fiile dayalı alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin Reddine, 3-Karar ve ilam harcı 615,40-TL nin peşin alınan 427,60-TL den düşümü ile kalan 187,80-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 855,20-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Mahkememizin .... sayılı dosyasında zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin tahsili için hüküm kurulduğu, ... E. sayılı dosya dahilindeki Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ... dosya ve 2024/... büro numaralı dosyasının son tutanağında Mahkememizin işbu dosyasının (2024/554 E.) arabuluculuk görüşmelerinin de görüldüğü anlaşılmakla hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk giderinin yeniden tahsiline yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan 5.584,00-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 1.408,60-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 416,74-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT 13/3. maddesi gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 416,74-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/554, K. 2025/302, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-554-e-2025-302-k-dab02ed1692b