İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/16 E. 2024/865 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/16
- Karar No
- 2024/865
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/16 Esas KARAR NO : 2024/865 DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/01/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davalı, Müvekkili Şirket bünyesinde 1 Mart 2021. tarihinden 3 Mart 2023 tarihine kadar Altematif Kanallar departmanı bünyesinde “İş Geliştirme Proje Satış Yöneticisi” olarak görev yaptığını, davalı'nın bu pozisyonu itibarıyla görevi, Müvekkili Şirket'in müşterileri ile yaptığı anlaşma ve sözleşme süreçlerini yürütmek, yeni müşteriler ile iş birlikleri sağlanması konusunda projeler geliştirmek olduğunu, davalı, bu görev kapsamında Müvekkili Şirket'in müşteri ve ürün bilgilerini haiz olduğunu, davalı Müvekkili Şirket'in tüm müşteri bilgilerini, bu müşterilere yapılan anlaşmaların fiyat bilgisi de dahil olmak üzere içeriğini, müşterilerle iletişim kurmak için gerekli tüm iletişim kişisi bilgilerini, potansiyel müşteri bilgilerini ve Müvekkili Şirket'in hangi ürün ve müşteri grupları bakımından portföyünü geliştirmeye çalıştığını bildiğini, davalı, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, Müvekkili Şirket'in ticari sır niteliğindeki bilgilerine ve know-how'ina sahip olduğunu, nitekim bu kapsamda davalı ile imzalanan İş Sözleşmesi'nde aşağıdaki hükümlere yer verildiğini, davalı, 3 Mart 2023 tarihinde Müvekkili Şirket'teki görevinden sebep bildirmeksizin kendi isteğiyle ayrıldığını, akabinde ise hemen, Müvekkili Şirket ile aynı alanda faaliyet göstermek üzere hazırlanan, Rakip Şirket'te çalışmaya başladığını, davalı böylelikle Müvekkili Şirket'in müşteri bilgilerini, ticari sırlarını ve know-hawını, Rakip Şirket'e aktardığını, davalı'nın bu yükümlülüğün ihlali halinde ödenmesi kararlaştırılan cezai şartı Müvekkili Şirket'e ödemesi gerektiğini, davalı, Sözleşme'de düzenlenen rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve bu kapsamda Müvekkili Şirket'e 119.746,68 TL ödeme yükümlülüğü altında olduğunu, belirttilen nedenler ve yargılama sırasında ortaya çıkacak diğer nedenlerle fazlaya dair her tür dava ve tatep hakkımız saklı kalmak kaydıyla; davalı'nın Sözleşme'de yer alan rekabet etmeme ve gizlilik yükümlülüklerini ihlal ettiğinin tespitine, bu yükümlülüklerini ihlal etmesi sebebiyle Sözleşme ile ödemeyi üstlendiği toplamda 359.240,04 TL cezai şart tutarının davalı tarafından davalı'nın Rakip Şirket'te işe başlama tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birtikte Müvekkili Şirket'e ödenmesine ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin, davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, davacı ... Ticaret A.Ş. vekili olarak saygılarımızla talep etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davacı tarafça huzurdaki dava Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Mart 2023 tarihli kararına istinaden Sayın Mahkeme nezdinde açılmış ise de, Sayın Mahkeme görevsiz olduğunu, davacı taraf iddialarını somutlaştırmakla yükümlü olduğunu, müvekkilinin hangi eylemi ile hangi sözleşme hükmünü nasıl ihlal ettiğinin davacı tarafça somutlaştırılması ve delilleri ile ortaya konulması gerektiğini, davacı taraf dava dilekçesinde, müvekkilinin ... ... isimli çalışanın ayartması ile mevcut işvereni nezdinde çalışmaya başladığını iddia ettiğini, bu iddia tamamen gerçek dışı olduğun, müvekkili davacı şirketteki görevinden, genel anlamda yaşadığı memnuniyetsizlik sebebi ile ayrıldığını, müvekkilinin, davacı şirketteki personel yetersizliğine çözüm bulunmaması, sürekli olarak yaşanan problemlere çözüm üretilmemesi sebebi ile memnuniyetsizlik yaşadığını, müvekkili, kendisini şuandaki işyerinde çalışmak üzere ayarttığı iddia edilen ... ...’dan önce davacı şirketteki işinden ayrılmak istemiş ise de ... ... kendisine engel olduğunu, rekabet yasağına dair hüküm birçok yönüyle geçersiz olduğunu, rekabet yasağı yönünden davacı işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati bulunmadığını, rekabet yasağının yer bakımından sınırlandırması müvekkilinin Anayasa’nın 48'inci maddesinde teminat altına alınan "çalışma ve sözleşme hürriyeti" hakkına ayrılık teşkil etmesi sebebi ile de geçersiz olduğunu, TBK madde 420/1 uyarınca tek taraflı olarak işçi aleyhine düzenlenen ceza-i şart geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet yasağını ihlal ederek davacı şirketi nasıl önemli ölçüde zarara uğratma ihtimali yarattığı ispat edilmeli olduğunu, dava dilekçesinde bu hususta ileri sürülen soyut ve afaki beyanların herhangi bir hukuki kıymeti bulunmadığını, açıklanan ve Sayın Mahkemenizce re’sen incelenecek nedenler ile, Haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini saygı ile talep ederiz. Dava: rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması zorunludur. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. TBK’nın 445/1 maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerekir; aksi takdirde rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. Mahkememizin 10/09/2024 tarihli duruşmasında; -Tanık ... beyanında :" Ben davacı şirkette teknik personel olarak çalışıyorum, daha önce şirketimizde müdürü olarak çalışan ... bey şirketimizden ayrılarak ... firmasında çalışmaya başladı, bizim şirkette çalışırken bana seni de yanımda görmek isterim dedi, daha sonra iş teklifinde bulunacağını söyledi ancak iş teklifinde bulunmadı, ... hanıma iş teklifinde bulundu mu bilmiyorum, ... hanım işe ilk girdiğinde saha satış elemanı olarak başladı, müşterilerle ileşitime geçip onların yerlerine otomat kurulmasını sağlıyordu, daha sonra iş geliştirme ve proje yöneticisi pozisyonuna yükseldi ve daha sonra da işten ayrıldı, ... hanım pozisyon gereği tüm müşteri datalarına hakimdi, kendisi ilgileniyordu, müşterilerle görüşmek için iletişim bilgilerini bana ... hanım iletiyordu, müşterilerimizden olan metro İstanbul şirketi yetkilisinin şirket müdürümüz ... beye ... hanım buradan çıkmıyor diye beyanda bulunduğunu biliyorum, ben ... hanımın çalıştığı dönemde otomat dolum işi yapıyordum, otomat kurulumunu yapmıyordum, ... hanım ile doğrudan bağlantım yoktu, ben gittiğim müşterilen hiçbirinde ... hanımı görmedim biraz önce söylediğim bilgiler duyduklarımdan ibarettir, şahitlik ücreti istemiyorum'' dediği görülmüştür. -Tanık ... beyanında :" Ben davacı şirkette teknik personel olarak çalışıyorum, otomatların arızasına ve kurulumuna bakıyorum, ... hanım bizim şirkette saha satış ve pazarlama işini yapıyordu, daha sonra bizim şirketten ayrılarak ... şirketinde işe başladı, ... hanım müşterilerin tüm datalarına ve iletişim bilgilerine sahipti, müdürümüz ... Bey ... hanımı metro istasyonlarında iş talep ettiğini bize söyledi, ... hanımın şirketimizden ayrılış sebebini ve ... şirketinde işe başlama sürecini bir arkadaşımdan duydum, ... hanımın şirketimizde çalıştığı dönemde dolum yapıyordum, şuanda kurulum yapıyorum, ... hanımla çalıştığım dönemde ... hanım saha satış ve pazarlama bölümünde olduğu için bütün işler ondan geçiyordu, bizim ile otomatları dolaşıyordu, bu bilgilere sahip olduğunu biliyorum, müşteri bilgileri ve adresleri bizde yoktu ancak ... hanımın bu bilgilere erişimi vardır, ben teknik eleman olarak çalışıyorum, bir arıza durumunda otomatın yerini ve sahibini ... hanım bizi yönlendiriyordu, biz de belirtilen adreslerine gidiyorduk, müşteri bilgilerine biz bu şekilde erişebiliyorduk, şahitlik ücreti istemiyorum'' dediği görülmüştür. -Tanık ... beyanında :" Ben davacı şirkette davalı ... ile birlikte 1 buçuk sene kadar çalıştım, ben iş geliştirme bölümündeydim, ... ise pazarlama bölümündeydi, çalıştığımız dönemin sonlarına doğru üzerimize iş baskısı oldu, iş tanımımızda olmayan hususlar bizden talep edildi, ekip arkadaşımız ...yı kanserden dolayı kaybettik ancak çalıştığımız şirket bu hususta hiçbir reaksiyon göstermedi, bu durum bizi şirketten uzaklaştırdı, o dönemde ben ve ... bu sebeple işten ayrıldık, ben ... ten daha önce işten ayrıldım, ... dikey şirketinde müşteri bulup onlarla iletişime geçerek otomat kurulumu ve kafe açma işlerini ... yapıyordu, ...te otomat kurulumuyla ilgili tüm müşterilen bilgileri bulunmaktaydı, şirketten ayrıldıktan sonra ... ile bağımız koptu, ...in davacı şirkette işe başlamadan önce otomat işine ilişkin bilgisi olup olmadığını bilmiyorum, çalıştığımız dönemde otomat bölümünde ofiste 3 kişi çalışıyorduk, bunlardan birisi de ... idi, tüm departmanda ise toplamda 6 kişi çalışıyordu, ... müşterilerin bilgilerine sahipti, fiyat ve ürünler bölümüne ise erişimi vardı ancak o bölümü biz yönetiyorduk, müşteri bilgilerine ofiste çalışan 6 kişinin de erişimi vardı, şahitlik ücreti istemiyorum'' dediği görülmüştür. -Tanık ... beyanında:"Ben davacı şirkette teknik ekipten sorumluydum, ... hanım ise müşteri tarafını yönetiyordu, otomat bağlama ve müşteri şikayetleri ile ilgileniyordu, ... hanımın bizimle doğrudan iletişim yoktu, ... hanım yöneticimiz ... Beye mail atıyordu, ... Bey de bu mailleri bize ulaştırıyordu, şirketin nasıl işlediğine ilişkin bilgim yoktur, ben sadece bana söylenilen yerlere otomatları kuruyordum, ben çalıştığım şirketten ... isimli arkadaşımızın vefatı sonrası şirketin hiçbir şekilde destek olmamasından dolayı işten ayrıldım, daha sonra kurulduğunu öğrendiğim ... firmasında işe başladım, benden sonra ... hanım da ... firmasında işe başladı, ... hanım yönetici pozisyonunda olduğu için nasıl ... şirketinde işe bayladığını bilmiyorum, davacı şirkette çalıştığım dönemde müşterilerden sadece Macfit isimli şirkette otomat kurulumu yaptım bildiğim kadarıyla Macfitin davacı şirket ile sözleşmesi sona ermişti, daha sonra şuanda çalıştığım şirket otomat kurulumunu yaptım, teknik ekibin ... hanım ile iletişiminin olması mümkün değildir, şahitlik ücreti istemiyorum'' dediği görülmüştür. -Tanık ... beyanında :" Ben davacı şirkette operasyon bölümünde çalışıyordum ... ise satış ve pazarlama bölümünde çalışıyordu, çalıştığımız dönemde ... in arkadaşı ... 'nın ölümünden çok etkilendiği, davacı şirket ise bu olayla ilgili hiçbir aksiyon almadı bu nedenle ...'in işten ayrıldığını biliyorum, ben ...'ten 1 ay önce işten ayrılmıştım, çalıştığım şirkete 6 kişi çalışıyorduk, ... şirketin wep sitesinden veya telefon ile şirkete ulaşan kişilerden otomat kurulumu hakkında bilgi vererek şirkete müşteri olarak kazandırmaya çalışıyordu, müşteri ile ilk iletişim ve satış ve pazarlama işini ... yapıyordu, müşteri bilgileri ve datalar şirketin ortak klasöründeydi, bu ortak klasöre tüm çalışanların erişimi vardır, iş bilgisayarından bu bilgilere erişebiliyordu, bu bilgilerin kopyalanıp kopyalanmadığını veya hangi formatta olduğunu bilmiyorum, ... hanım pozisyon gereği fiyat bilgisine sahipti, ben ... şirketini daha önce çalıştığım ... şirketinden biliyorum, saha dolum ekibi ... hanım ile doğrudan çalışmıyordu benim vasıtam ile iletişim sağlıyorlardı, saha dolum ekibinin ... hanımın hangi datalara sahip olduğunu bilmesi mümkün değildir, şahitlik ücreti istemiyorum'' dediği görülmüştür. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında 01.03.2021 tarihli “Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesi ve aynı tarihli “rekabet etmeme ve gizlilik protokolü" imzalandığı, davalının davacı nezdinde 01/03/2021 tarihinde işe başladığı ve 03/03/2023 tarihinde istifa sebebiyle işten ayrıldığı daha sonra aynı sektörde faaliyet gösteren ... .. Şirketinde işe başladığı hususlarında uyuşmazlığın bulunmadığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere işveren ve işçi arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekil şartına bağlı olduğu, taraflar arasında yazılı şekilde rekabet yasağı sözleşmesinin imzalandığı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunması gerektiği, buna göre işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerektiği, dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması arandığı, somut olayda taraflar arasındaki rekabet sözleşmesinin kanunda aranan tüm şartlara haiz olduğu, konu, yer ve zaman olarak sınırlandırıldığı, davalının davacı nezdindeki işinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir iş yerinde çalışmaya başladığı, ancak rekabet yasağının geçerli olabilmesi için davacı işverenin korunmaya değer haklı menfaatinin olmasının gerektiği, tanık anlatımları nazara alındığından davalı tarafından yapılan iş yönünden yapılan değerlendirmede işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerektiği, davalı sahip olduğu bilgilerin davacı işvereni zarara uğratacak nitelikte olmadığı, kanaatine varılarak davacının korunmaya değer haklı menfaati bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 427,60 -TL harcın, peşin alınan 6.134,93 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.707,33-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 262,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 57.478,41-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır