İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/140 E. 2024/634 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/140
- Karar No
- 2024/634
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/140 Esas KARAR NO : 2024/634 DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 02/03/2022 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkili turizm işleri ile ticari faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket müşterilerine (yolcu) ait içinde pasaport koçanı ve vize evrakları olduğunu, müşterilerine gönderilmek üzere 24.12.2021 ve 25.12.2021 tarihlerinde ... Kargo’nun İstoç Şubesine teslim edildiğini, ... barkod numaralı ... ...' e teslim edilmesi gereken kargo, ... barkod numaralı ... 'a teslim edilmesi gereken kargo, ... barkod numaralı ... 'a teslim edilmesi gereken kargo, ... barkod numaralı ... 'ya teslim edilmesi gereken kargo olmak üzere 4 adet kargo kaybolduğundan bahisle maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkili şirket söz konusu kargoların kayıp olmasından dolayı müşterilerin bütün vize harçlarını ve pasaport koçanlarının da tekrar ortaya çıkarılması konusunda ortaya çıkan harç ve masrafları kendisinin karşıladığını beyan ederek; Davanın kabulü ile Davalı kargo şirketinin tam kusuruyla zayi olan 4 adet kargonun fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL olmak üzere zayi tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkili şirketin piyasada müşteri kaybı yaşaması, prestijinin sarsılması ve şirket çalışanlarının yaşadığı acı ve elem, 4 adet kargonun olması da göz önüne alınarak 15.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Müvekkili şirket sektöründe öncü bir firma olup mezkûr taşımada kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, eşyanın niteliği ve değeri taşıyana teslim anında beyan edilmediğini, müvekkili şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma (açarak içine bakma, vs.) hak ve yetkisi bulunmadığından içerik konusunda teslim edenin beyanına itibar edileceği açık ve tartışmasız olduğunu kaldı ki kanun gereği olduğunu, TTK md. 864 uyarınca, “gönderen kusuru olmasa da; taşıma senedine yazılan bilgilerdeki gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksikliklerden doğan zarar göndericiye aittir.” dolayısıyla kanunun açık hükmü karşısında yanlış ve eksik bildirimlerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderen konumunda olan davacı’ ya ait olduğunu, davacı tarafından TTK.889 maddesine uygun bir bildirim yapılmadığını, T.T.K.’ nun 889/1 gereği “en geç teslim anında, eğer ki hasar açıkça görülmüyor ise de teslimden itibaren en geç yedi gün içerisinde ziya ve hasarın yazılı bir şekilde taşıyıcıya bildirilmesi şarttır.” aksi halde teslimin sağlıklı yapıldığının kabulünün gerekeceği de açıkça ilgili maddede düzenlendiğini, olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunu kesinlikle kabul anlamına gelmemekle her şeyden önce, TTK 886 uyarınca tam tazminata hükmedilebilmesi için zararın meydana gelmesinde taşıyıcının kast ve pervasız davranış kusuru varlığının da ispat edilmesi gerektiğini, TTK md.886 gereği; “Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.” talep edilen tazmin talebi fahiş olup TTK hükümleri uyarınca taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibi benimsendiğini, hiçbir şekilde meydana gelen zarardan müvekkili şirketin sorumlu olduğunun kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının istemiş olduğu tazminat miktarı son derece fahiş olduğunu, öncelikle Yeni Türk Ticaret Kanunumuz taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibini benimsediğini, buna göre, “Sorumluluk sınırları Madde 882 – (1) gönderenin tamamının zıyaı veya hasası halinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderenin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. (2)Gönderinin münferit parçaların ziyan veya hasarı halinde taşıyıcının sorumluluğu; a) Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, b) Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8.33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır (3) Taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır. (4) Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir." her şeyden önce Yeni Türk Ticaret Kanunumuzun eşya taşımada taşıyanın sorumluluğunu sınırlandırırken güttüğü amaç, taşıma işinin hacmi nedeniyle taşıyıcının tazmin edeceği her kargoda mahvına neden olabilecek tazminatlar ödemesi riskine karşı taşıyanın sektörde tutunmasına yardımcı olmak, ticari risklerini azaltmak olduğunu, yoksa kilogram hesabına göre taşıyandan kargonun değerinden katbekat fazla tazminat koparılmasını sağlamak olmadığını, zaten 882. maddenin başlığı dahi "Sorumluluk Sınırları" olup maddede belirtilen tutar azami tazminat haddini göstermekte olduğunu, davacı her ne kadar manevi tazminat talebinde bulunmuş olsa da somut olayın özüne bakıldığında manevi tazminat şartlarının oluşmadığı son derece açık olup taleplerin reddi gerektiğini, davacı taraf, dilekçesinde şirketin ticari itibarının zedelendiğini ve bu nedenle 15.000,00TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki manevi tazminat Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ve 58. Maddelerinde; “Madde 56- Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Madde 38- Kişilik hakkinin zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir, özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” ilgili maddelerden de görüleceği üzere somut olayda TBK 8. Maddesi uygulama alanı bulabilecek olup ilgili madde uyarınca manevi tazminatın şartlarının oluşabilmesi için kişilik hakkının zedelenmesi, ihlal neticesinde manevi bir zarar meydana gelmesi, kişilik hakkına sebep olan eylemin hukuka aykırı olması gerektiğini, somut olaya bakıldığında davacı şirketin kişilik haklarında bir zedelenme meydana gelmediği ve davacı tarafın tüzel kişilik olması nedeni ile kişilik haklarının ihlalinin söz konusu olamayacağı açık olduğunu, işbu uyuşmazlık konusu teknik ve uzmanlık gerektiren hususlar içerdiğini, bu sebeple kara taşıma hukuku konusunda uzman bilirkişice inceleme ve değerlendirme gerektiğini beyan ederek; Davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava taşıma sözleşmesine konu eşyanın zayi olmasından kaynaklanan maddi ve manevi zararının tazmini talebine ilişkindir. Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları; davalıya teslim edilen taşıma konusu ürünlerin alıcısına teslim edilip edilmediği ve koli içerisinde ne olduğu, alıcıya teslimin gerçekleşmediğinin kabulü halinde ise davalının sorumluluğu mevcut ise, sorumlu olduğu miktar konusunda toplanmaktadır. Bu kapsamda tarafların delilleri toplanmış ve bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 09/01/2023 tarihli 11 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davalı yanca üstlenilen kargo taşıma sürecinde, davacının 4 ayrı müşterisine ait pasaport ve sair şahsi evrakın zayi olduğu, zayiin sebebinin KAYIP olgusuna dayandığı, zararın asıl müşteriler nezdinde meydana geldiği – gelmesi gerektiği, buna bağlı olarak davacı yana tazmin talebi yöneltilmiş ve davacı yanca karşılanmış ise, davacının da bu tazminatı davalı yana rücu edebileceği, bu çerçevede davacının katlandığı tazminatın var olup olmadığı ve miktarı bakımından ticari defter kayıt ve belgelerinde inceleme gerektiği, gelinen aşamada davalının sorumlu olduğu davacı yanca katlanılan tazminatın yansıtılmasına dayanan zararın tam olarak ortaya konulmadığı, davacının manevi zarar iddiasının değerlendirmesi bakımından nihai takdirin yüce mahkemeye ait olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 21/08/2023 tarihli 4 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı şirketin ticari defter ve belgeleri ile dava konusu tazmin talebine ilişkin davacının dava dışı müşterilerine yaptığı tazmin ödemelerine ilişkin belgeler sunulamadığı, bunun yanında dava konusu taşıma belgeleri de dosyaya sunulu olmadığından gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33-TL Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarın bu aşamada hesaplanamadığı, bu itibarla davacının maddi tazminat talebine ilişkin hesaplama yapılamadığı, davacının manevi tazminat talebinin tamamen ve münhasıran Mahkememiz takdirinde olduğu, ek rapor aşamasında yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından kök raporda arz ve izah olunan görüş ve kanaatlerin aynı perspektif ile aynen muhafaza edildiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 04/04/2024 tarihli 9 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Kök rapor sonuç ve kanaatlerini değiştirecek yeni bir değerlendirme sonucuna ulaşılmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafından müşterilerine ait pasaport ve vize evraklarının, müşterilerine gönderilmek üzere 24.12.2021 ve 25.12.2021 tarihinde davalıya teslim edildiğini, gönderilerin davalı nezdinde kaybolması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edildiği, HMK 190. Maddesi gereği ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, mahkememizce ön inceleme duruşmasında henüz sunmadıkları belgeleri sunmak, getirtilmesi gerekli belgeleri getirtmek için açıklamada bulunmak üzere taraflara 2 haftalık kesin süre verildiği, buna rağmen davacı tarafından ticari defter ve belgeleri ile davacının dava dışı müşterilerine yaptığı tazmin ödemelerine ilişkin belgelerin sunulmadığı, bunun yanında dava konusu taşıma belgeleri de dosyaya sunulu olmadığından gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33TL Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarın 21/08/2023 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanamadığı, buna karşın mahkememizce tarafların itirazları doğrultusunda ek rapor aldırıldığı, buna göre davacının davalıdan tazminat talep edebilemsi için kendisinin katlandığı zararları ispat etmesi gerektiği, taraflar arasında taşıma sözleşmesi yapmışsa da, sözleşme 3.kişi pasaport sahiplerinin(müşteri) şahsi hak ve menfaatleri için yapıldığı, buna göre 3.kişi müşterilerin davacıdan zararlarını tazmin talep etmiş olması ve davacının ödeme yapması halinde bunu davalı yana yansıtabileceği, davacının müşterisi pasaport hak sahiplerine ödeme yaptığına dair makbuz veya dekont sunulmadığı, davacının pasaport kaybından zararı olsa olsa dolaylı, katlandığı zarar olarak ortaya çıkabileceği, davacı tarafından bu yönde bir delil sunmadığı, sunulan delillerin alacaklanmasına vesile olan, tahsil ettiği veya tahsil amacı güden belgeler olduğu anlaşıldığından ve dava konusu taşıma belgeleri de dosyaya sunulu olmadığından gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33TL Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarın hesaplanamadığı, davacı tarafından taşıma belgelerinin sunulmadığı, dosya arasına alınmasına ilişkin de beyanda bulunulmadığı, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafından davanın ispat edilemediği anlaşıldığından maddi ve manevi tazminat isteminin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı reddine, 2-Karar ve ilam harcı 427,60-TL nin peşin alınan 273,24-TL den düşümü ile kalan 154,36-TL bakiye ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 4-Maddi tazminat yönünden; davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Manevi tazminat yönünden; davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır