İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/479 E. 2024/641 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/479
Karar No
2024/641
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/479 Esas KARAR NO :2024/641 DAVA:Tazminat (Bankacılık işlemlerinden kaynaklı) DAVA TARİHİ:13/11/2014 KARAR TARİHİ:26/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Bankacılık işlemlerinden kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; vekiledeni şirketin ... İşletmesi, turizm sektöründe faaliyet gösteren T.C. Turizm Bakanlığı tarafından verilen Turizm İşletme Belgesine sahip kurumsal bir işletme olduğunu, ... işletmesi'nin bankacılık işlemlerini toplamda 30 adet TL ve döviz vadesiz mevduat hesabı ve çok sayıda TL ve döviz vadeli mevduat hesabında kasa ve banka sorumlusu olarak çalışan ... eliyle yürüttüğünü, 2005 yılından 09.04.2012 tarihine kadar "Davalı bankanın kendisine özel olarak bastırdığı/ürettiği orjinal antetli dekontlarla/makbuzlarla düzenlenmiş belgelerle, yine özellikle davalı bankanın kaşeli, imzalı mutabakat mektupları/yazılarıyla, yine banka şubesinin faks makinesini kullanmak suretiyle vekiledeni şirketi 3.639.057,27-TL zarara uğrattığını, bankanın Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda da tespit edildiği üzere, bu duruma davalı ... Bankası personellerinin imkan ve zemin hazırladığını, bankanın iç işleyişindeki dikkatsizlik, tedbirsizlik ve özensizliği nedeniyle oluşan zararı gidermekle yükümlü olduğunu, çalışan ...'in görevinin kendisine emanet edilen paraları bankaya götürüp şirket hesabına yatırmak olduğunu, ancak bu kişinin 7 yıl boyunca devam eden eylemleriyle muhtelif tarihlerde paraları yüzlerce defada zimmetine geçirdiğini, bununla birlikte, her 3 ayda bir geçici vergi dönemlerinde, vekiledeni şirketin muhasebe kayıtlarında görülen paranın, davalı banka nezdindeki hesaplarında bulunup bulunmadığını teyit/kontrol için her yıl 4 defa olmak üzere, geçen dönemde onlarca kez vekiledeni şirketin gönderdiği mutabakat mektuplarına/ yazılarına, davalı bankanın kaşeli imzalı cevaplarında, fiilen olmayan tutarların "varmış gibi' gösterildiğini ve vekiledeninin yanıtıldığını, ... tarafından gerçekleştirilen bu hukuka aykırı eylemlere, davalı banka çalışanlarının ağır kusurlu eylemlerinin sebep olduğunu, ...'in davalı banka bilgisayarlarından dekont yazdırmak için sadece banka personelinin kullanması gereken davalı bankanın özel olarak bastırdığı antetli boş orjinal banka dekontlarını kullandığını, dekontların yanı sıra üzeri doldurulmaya müsait davalı bankanın orjinal kaşeli boş evraklarını da temin ettiğini, bu durumun davalı banka personelinin 1-2 kez dalgınlığından yararlanılarak yapılan işlemler olmadığını, 7 yıl boyunca ...’in birçok kez bu evrakları temin edebildiğini, davalı Bankanın Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan Teftiş Raporunda da belirtildiği üzere; banka personelinin hem kendi iç prosedürlerine uymadığını, hem de ...'in suç teşkil eden eylemlerine imkan sağladığını, hatta mutabakat mektuplarında çift imza olması gerekirken, aksine banka personelinin tek imza attığını, bazılarının ise imza yetkisi olmayan banka personeli tarafından imzalandığını, davalı banka çalışanlarının kusurlu eylemleri nedeniyle ...Anadolu CBS'na müracaat ettiklerini ... soruşturma nolu dosya üzerinden yapılan soruşturma neticesinde "Teftiş raporunda banka çalışanlarının kusurlu oldukları belirtilmiş ise de, bunların hukuki sorumluluklarının bulunduğuna ve ...'in eylemlerine iştirak ettiklerine dair delil elde edilemediği, " gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ancak davalı banka müfettişince düzenlenen 18/06/2012 tarihli soruşturma raporunda ... tarafından hazırlanan belgelerde imzası tespit edilen çalışanlar, servis yetkilileri ve ikinci müdürün kusurlu bulunduklarını, keza ... hakkında açılan kamu davasında ....Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen 30.05.2013 tarih ve 2012/...- 2013/... E. K.sayılı karar ile; "...sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşıldığından TCK'un 155/2. maddesi gereğince 4 yıl 2 ay hapis ve 8.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına.." karar verildiğini, bankaların bir güven müessesesi olduklarını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.06.1977 tarih ve 4839/3170 saylı kararında BK'nun 99. maddesinin 2. fıkrası gereğince bankaların gördükleri hizmetin gereği olarak tüm önlemleri düşünmek ve hizmetlerini yüksek düzeyde bir güvence ortamı içinde yürütmek zorunda bulunduklarına, bankanın sorumsuzluk kayıtlarının geçersizliğini doğrudan güven kavramına bağladığına işaret edildiğini, Yargıtay’ın bir çok kararında, bankaların sorumluluğunun özel güven nedeniyle ağırlaştırılması gerektiğinin kabul edildiğini (YHGK'nun 15.06.1994/11-178 E. 1994/398 K sayılı kararı), davalı banka şube personelinin gereken dikkat tedbir ve özeni göstermeleri halinde, davacı şirketin zarara uğramayacağının açık olduğunu vekiledeni şirketi denetleyen Yeminli müşavirlik şirketinin banka tarafından kaşelenip, imzalanan mutabakat mektuplarının doğru olduğuna inandıklarını ve ayrıca Davalı Banka şubesinin faks makinesinden fakslanan evrakın doğru olduğuna güvendiklerini, davalı banka ile sulh yoluyla anlaşamadıklarını, son olarak ... Bankası Genel Müdürlüğü'ne Beyoğlu 28.Noterliği'nin 03.09.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, vekiledeni şirket zararının sulh yoluyla çözümlenmesi talebinde bulunulmasına rağmen, davalı bankanın, vekiledeni şirkete geri dönüş yapmadığını beyanla, şimdilik vekiledeni şirketin şirketin uğradığı toplam 3,639.657,27 TL maddi zararın son mutabakat mektubunun düzenlendiği 31.03.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı şirketin öncelikle kendi firma çalışanı olan ...’den maddi zararını tazmin etmeye çalışması gerektiğini, ...’e başvurmadan doğrudan bankaya başvurmasının, yada zararını sadece vekiledeni bankadan tazmine çalışmasının, davacının kötüniyetini gösterdiğini, davaya konu edilen 3.639.657,27-TL tutarındaki zarara davacının firmasında kasa ve banka sorumlusu olarak çalışan ... tamamen kötü niyetli davranışları sonucunda sebep olduğundan işbu davanın davacı şirket çalışanı ...'e ihbar edilmesini iddia edilen zarara sebebiyet veren davacı tarafın ağır kusuru olduğunu, davacı şirketin iddiasının aksine, vekiledeni bankanın teftiş kurulu raporunda, davacı şirketin banka hesapları ile muhasebe sistemi arasındaki mutabakatsızlığın vekiledeni bankanın işlemlerinden kaynaklanmadığının tespit edildiğini, davacı şirket basiretli bir tacir olarak çalışanı ...'i yıllarca kontrol etmeden çalıştırdığı için kusurlu ve sorumlu olduğunu, davacının zararının varlığını ispatlaması gerektiğini, davacının iddiasının aksine vekiledeni banka, davacı şirketin hesapları ile ilgili olarak ... Adli Bağımsız Denetleme Kuruluşu'na faks göndermediğini, dava dilekçesinin 2 nolu ekinde yeralan faks kapağı ve ekindeki sayfalardaki imzaların sahte olup vekiledeni bankayı bağlamadığını, Teftiş Kurulu tarafından düzenlenen 18.06.2012 tarihli raporun, vekiledeni bankanın iç denetimi, nizam ve intizamını sağlamak için hazırlanan, incelemeyi yapan müfettişin kişisel kanaatini belirten bir rapor olup, öte yandan davacının iddiasının aksine davacı firmanın hesapları ile muhasebe sistemi arasında mutabakatsızlığın bankanın kusurundan kaynaklanmadığı kanaatini içermekte olup, raporda bu bakımdan vekiledeni banka çalışanlarına kusur ithaf edilmediğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. GEREKÇE: Dava, davalı bankanın kusursuz sorumluluğu kapsamında TBK.m.116'ya dayalı tazminat talebine ilişkindir. Mahkememizin 19.09.2019 tarih 2019/133 E.- 2019/717 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, verilen bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği, İstanbul BAM 14. HD nin 2020/1594 E - 2023/1231 K sayılı ilamı ile; "...Dosyadaki gerek banka teftiş kurulu rapor sonucundaki banka çalışanları ile ilgili açıklamalar, gerekse diğer bilgi ve belgelerden davalı banka çalışanlarının oluşan zarara zemin hazırladıkları yönünde iddia ve değerlendirmeler nedeniyle TBK'nın 116 ve ilgili mevzuat kapsamında davlı bankanın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, bu nedenle zarardan sorumluluğunun olup olmadığının denetlenebilir bir şekilde ortayla konulması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1994/11-178 Esas, 1994/398 Karar ve 15.06.1994 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, birer güven kurumu olan bankalar aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumludurlar. Davalı banka adam çalıştıran sıfatı ile sorumluluğu söz konusu olup TBK'nın 116.maddesi de dikkate alınarak davalı bankanın kusurunu bulunup bulunmadığı yeterince aydınlatılmadan hüküm verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemece, tarafların olaydaki konumları, ceza dosya kapsamı ve özellikle yasal düzenlemeler dikkate alınarak dosya kapsamına uygun şekilde yeniden bir rapor alınarak bir karar verilmesi gerekir iken yasal düzenlemeler ve davacı iddiaları ile itirazları dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve dosya kapsamına uygun düşmeyen hatalı değerlendirme ile hüküm verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelemeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine..." karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya ve istinaf bozma kararına göre bilirkişiler heyetinden alınan 27/03/2024 tarihli raporunda; "..Sayın Mahkemece 30.012/2024 tarihli duruşmada “BAM dairesinin kaldırma kararı kapsamında denetime elverişli gerekçeli rapor tanziminin istenmesine” karar verilmiş olup yapılan bilirkişi görevlendirmesi uyarınca tüm dosya kapsamı incelendiğinde takdir, Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; Finans ve bankacılık alanındaki değerlendirmeler neticesinde: Davaya konu davacı şirketin zararının oluşmasında A. Banka çalışanlarının ... ile işbirliği yaptığı yönünde bir bulguya rastlanmadığı, B. ...'in bankaya ait dekontları, çalışanların dikkatsizliğinden faydalanarak elde ettiği, C. Bankanın “Haberleşme ve Arşiv İşlemleri Uygulama Talimatında “Banka dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla yapılacak yazışmalarda Bankaya ait antetli mektupluk kağıtların kullanılması gerektiği” hususunun yer aldığı, D. Diğer yandan ... tarafından ... A.Ş. antetli kağıtlara hazırlanan mutabakat belgelerini imzalayarak ...'e teslim eden banka çalışanlarının, banka antetli yazılara hazırlanması gereken mutabakat yazılarını hazırlamamaları nedeniyle kusurlu bulundukları, E. Tüm bu değerlendirmeler neticesinde, uzun yıllar süren eylem ve işlemler neticesinde ortaya çıkan davacı şirketin zararının oluşmasında; bankanın çalışanlarının, boş dekontları muhafaza ve banka yazışma kuralları dışında düzenlenmiş belgeyi imzalamaları nedeniyle davalı banka yönünden adam çalıştıranın sorumluluğunu ve bankaların özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği, F. Zararın oluşmasında bankanın kusur oranının (kusursuz sorumluluk, bankaların özen yükümlüğü ve adam çalıştıranın sorumluluğu birlikte değerlendirildiğinde) %15 olarak belirlendiği, G. Davacının kusur oranının ise %85 olarak değerlendirildiği, H. Buna göre davalı bankadan talep edilebilecek tazminat tutarının 3.639.657,27TL. X %15 = 545.948,59 TL olarak hesaplandığı, 2. Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirmeler neticesinde: A. Davacı tarafından davalının ağır kusurlu eylemleri” nedeniyle şimdilik 3.639.657,27TL.lik maddi tazminatın 31.03.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilinin talep edildiği; B. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/133E., 2019/717K. sayılı kararının İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/1594E., 2023/1231K. sayılı kararı ile kaldırıldığı; gerekçeli kararda TBK m. 116 ve ilgili mevzuat kapsamında davalı bankanın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, bu nedenle zarardan sorumluluğunun olup olmadığının denetlenebilir bir şekilde ortayla konulması gerektiği; güven kurumu olan bankaların aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda oldukları; objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu oldukları; davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile sorumluluğunun söz konusu olduğu; TBK m. 116 hükmü de dikkate alınarak davalı bankanın kusurunu bulunup bulunmadığı yeterince aydınlatılmadan hüküm verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu hususunun yer aldığı, C. Türk Borçlar Kanunu'nda veya Bankacılık Kanunu'nda bankanın özen borcunu tanımlayan açık bir hüküm bulunmasa bile bankacılık mesleğinin özelliği gereğince bankaların özen borcunun ağırlaştırılmış özen borcu olduğu; bu noktada verilmiş Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2022/11-620, K. 2023/465, T. 17.5.2023 kararının “...bankaların doğrudan “güvenilir kişi” olarak kabul edilmesi, bankaların sorumluluğunun bu nedenle ağırlaştırılmasını da gerektirmektedir. Bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir. gereği “olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. ... bankaların objektif özen yükümlülüğü, tüm bankacılık hizmetleri yönünden ortaya çıkmaktadır. ... Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 Sayılı TTK) 20/2. 1(6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 Sayılı TTK 18/2)) maddesi gereğince; tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir. ... Zarar gören ile adam çalıştıran arasında kurulmuş bir sözleşme ilişkisi mevcutsa BK'nın 100. (TBK madde 116) maddesinin uygulanması gerekir. BK'nın 100. (TBK madde 116) maddesinde düzenlenen sorumluluk da yardımcı kişinin davranışından sorumluluk olmakla birlikte sadece bir borcun yerine getirilmemesi, yani borca aykırılık hâlinde uygulanacaktır. ...”; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2020/19-108, K. 2022/1450, T. 8.11.2022 kararın da “...bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir.” şeklinde olduğu; D. Bununla birlikte bankaların yaptıkları işlemler uyarınca müşterileri ile sözleşmesel ilişki kurmaları nedeniyle BK m. 96'/TBK m. 112 hükmü gereğince “borcun gereği gibi ifa edilmemesi” durumunda zarardan sorumlu oldukları; ayrıca BK m. 100/P-TBK m. 116/1" hükmü uyarınca da bankaların, ifa yardımcısı kullanması sebebiyle sorumlu olduğu; E. Müterafik kusurun olup olmadığı, davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda: Yukarıda yer alan bankacılık ve finans yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde davacının maddi zarara uğradığı ve fakat bu zararın oluşmasında davacının %85, davalının da %15 oranında kusurlu olduğu yönünde bulunulduğu; bu halde hem de davacıya hem de davalı bankaya kusur izafe edildiğinin görüldüğü, F. Sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorunda olduğu; maddi tazminatın amacının, zarar verici olay meydana gelmese idi, zarar gören hangi durumda bulunacak idiyse durumun yeniden kurulması olduğu; ancak zararlı sonucun doğmasına zarar veren yanında zarar görenin kusuru veya bazı durum ve davranışları da katkıda bulunmuşsa tazminattan belirli bir indirim yapılmasının hakkaniyete daha uygun düştüğü; tazminattan indirim (tenkis) sebeplerinin en önemlilerinin ise BK m. 43/15 ve 44/11 ile TBK m. 51/1 ve 52/1 hükmünde düzenlendiği; anılan hükümlerin “hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesi, etkisiyle düzenlendiği; zarar görenin kendi kusurunun tazminattan indirim sebebi olarak öngörüldüğü; zarar görenin kusuruna ortak/birlikte/müterafik kusur denildiği; G. Hem davacının hem de davalı bankanın kusurlu davrandığı ve mevcut maddi zararın ortaya çıkmasında müterafik kusurunun bulunduğu; buna ilişkin olarak verilmiş Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/11-129, K. 2019/961, T. 26.9.2019 kararının “...basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı şirket ayrıca adam çalıştıran sıfatına sahip olduğu için mesleki bilgi ve yeteneğe sahip olan ve güvenilir kişileri çalıştırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğe uymayarak objektif özen borcunu ihlal eden davacı şirketin bu fiili, zararın doğmasına veya artmasına ortak sebep olarak katkıda bulunmuştur. Bu durumda davacı şirketin müterafık (ortak) kusurunun bulunduğu kabul edilip müterafik (ortak) kusur oranı belirlendikten sonra kendi uğramış olduğu zararın tazmininde bu kusur oranında indirim yapılması gerekmektedir.” şeklinde olduğu”; H. Buna göre yukarıda yapılan kusur oranına göre hesaplanan zararın tazminin davalı bankadan talep edilebileceği kanaatine varıldığı; zira 15.02.2017 tarihli bilirkişi ayrık görüşünde de bankanın, TBK m. 116 hükmü gereğince çalışanlarının eylemlerinden kusursuz sorumlu olduğu; davacının da müterafik kusurunun bulunduğu; dolayısıyla tazminat miktarında indirim yapılması gerektiği yönünde kanaate varıldığı; takdirin elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, İ. Faiz hususunda: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/10318, K. 2017/343, T. 20.1.2017 kararı “...gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil, her türlü sebepten kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde, TCMB.nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken...” şeklinde olduğu; ancak her ne kadar davacı 3.639.657,27TL.lik maddi tazminatın 31.03.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş ise de bu tarihin hangi sebepten kaynaklandığının anlaşılamadığı..." tespit ve rapor edilmiştir. .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı dosyası sistem üzerinden getirtilmiş olup, yapılan incelemede katılanın ... ... A.Ş., sanığın ..., eylemin Özel Belgede Sahtecilik suçu olduğu, yapılan yargılama sonucunda; "Sanığın 2005 yılından itibaren katılan şirkete ait ... isimli spor kompleksinde kasa sorumlusu olarak çalıştığı, şirket tarafından bankaya yatırılması için verilen paraları bankaya yatırmayıp at yarışı ve şans oyunları oynamak için kullandığı, şans oyunlarını kaybetmesi ile de kasadaki açığın arttığı, bunun üzerine şirketin hesabının bulunduğu ... Bankasından bir şekilde temin ettiği boş dekontları bilgisayar ile doldurarak işyeri paralarını bankaya yatırmış gibi gösterdiği, ayrıca yine banka tarafından imzalanmış gibi sahte mutabakat evrakları tanzim ettiği, sanığın düzenlemiş olduğu sahte banka dekontları ve mutabakat evraklarını eyleminin ortaya çıkmasını önlemek amacıyla katılan şirkete sunduğu,bu suretle sanığın özel belgede sahtecilik suçunu işlediği, sanığın ikrar içeren ifadesi, ... Bankasının kanuni soruşturma raporu, dekontların ve mutabakat evraklarının asılları ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın sabıkasız olması, mahkememizde olumlu kanaat oluşması nedeniyle sanığa verilen cezada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına..." karar verildiği, kararın 18/05/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan 27/03/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda taraflara yüklenebilecek kusurlu eylemler ayrı ayrı ele alındığında; Bankaya yatırılacak tutarlara ilişkin “kasa teslim föyü”nün, paraya teslim eden davacı şirket çalışanı kişi ile ... arasında imzalanarak, paranın ...'e teslim edildiği, ancak teslim edilen bu tutarların bankaya eksiksiz yatırıldığına ilişkin banka dekontunun istenmediği, ...'e teslim edilen para ile bankada hesaba yatırılan paranın aynı tutarda olup olmadığına ilişkin bir mutabakat yapılmadığı, muhasebe kayıtlarında bu mutabakat sonrası dekont ile yapılması gerekirken, kasa teslim föyleri üzerinden yapıldığı, bu durumda muhasebe kayıtları ile banka kayıtlarının aynı olmasına yönelik kontrollerin yapılmadığı, bankadan düzenli olarak aylık veya üçer aylık dönemlerde alınması gereken tüm mevduat hesaplarının işlem hareketlerinin yer aldığı ekstreleri basılı olarak veya elektronik ortamda bankadan temin edilip, şirket muhasebe kayıtlarıyla uygun olup olmadığının tespit edilmesine yönelik işlemlerinin yapılmadığı, dönem sonlarında veya yıl sonlarında bankadan alınacak mutabakat veya teyit yazılarının bankaların dış yazışma kurallarına uygun şekilde düzenlenip düzenlenmediğinin, bu yazıları imzalayan banka görevlilerinin kim olduğu ve imzaya yetkili olup olmadıklarının kontrol edilmediğinden davacı firmanın kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan davalı bankanın “Haberleşme ve Arşiv İşlemleri Uygulama Talimatı”nda; “Banka dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla yapılacak yazışmalarda Bankaya ait antetli mektupluk kağıtların kullanılması gerektiği” hususunun yer aldığı, öte yandan ... tarafından ... A.Ş. Antetli kağıtlara hazırlanan mutabakat belgelerini imzalayarak ...'e teslim eden banka çalışanlarının, Banka antetli yazılara hazırlanması" gereken mutabakat yazılarını hazırlamamaları nedeniyle kusurlu bulundukları, banka dışındaki kişi ve kuruluşlarla yapılacak yazışmalarda bankayı temsilen bir adet 1.derece ve bir adet 2.derece olmak üzere, 2 kişinin Müşterek imzaları ile hazırlanması gereken belgeleri, Bankayı temsilen tek başına imzaladıkları, ayrıca temsile yetkili olmadıkları halde imzaladıkları anlaşıldığından davalı bankanın da zararın oluşmasında kusurlu bulunduğu, banka çalışanlarının ... ile işbirliği yaptığı yönünde bir bulguya rastlanmadığı sonucuna varılmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda zararın oluşmasında bankanın kusur oranının (kusursuz sorumluluk, bankaların özen yükümlüğü ve adam çalıştıranın sorumluluğu birlikte değerlendirildiğinde) %15 olarak belirlendiği, davacının kusur oranının ise %85 olarak değerlendirildiği, buna göre davalı bankadan talep edilebilecek tazminat tutarının (3.639.657,27TL. X %15) 545.948,59 TL olarak hesaplandığı görülmüş olup, hükme elverişli bulunan bilirkişi raporundaki kusur oranları ve buna göre hesaplanan tazminat tutarı mahkememizce de benimsenmiştir. Davacı yan talebinde son mutabakat tarihi olan 31.03.2012 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile zararın tahsiline hükmedilmesini talep etmiş olup, davanın haksız fiilden kaynaklandığı, haksız fiilin oluştuğu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilebileceği, davacı zararının yıllara sari olarak gerçekleştiği anlaşılmakla davacının talebinin kabulü ile davacı yararına zararın öğrenildiği son mutabakat tarihi olan 31.03.2012 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan tüm nedenlerle davanın kısmen kabulüne, 545.948,59 -TL.'ne 31/03/2012 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)Davanın KISMEN KABULÜNE, 545.948,59-TL.'ne 31/03/2012 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 37.293,74 -TL harçtan peşin alınan 62.156,25 -TL, mahsubu ile bakiye 24.862,51 -TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-)Davacı tarafından yapılan 25,20-TL başvurma harcı, 62.156,25-TL peşin harç, 3,80 -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 62.185,25-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-)Davacı tarafından yapılan 712,70 -TL davetiye gideri 25.500,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 26.212,70-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 3.931,90 -TL davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 82.432,80 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13(3) maddesi uyarınca 82.432,80 -TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-)-Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/09/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/479, K. 2024/641, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-479-e-2024-641-k-a5b50852a9b6