İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/791 E. 2024/711 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/791
- Karar No
- 2024/711
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/791 Esas KARAR NO : 2024/711 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/09/2022 KARAR TARİHİ : 30/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında Kömür alım-satımı gerçekleştirildiğini, bu kömür alım satımının 30.11.2021 tarihli sözleşmeye dayandığını, davalıya kamyonlar ve sevk irsaliyeleri ile 3.615.750 kg. kömür teslim edildiğini, teslim edilen kömürlere istinaden...,...,...no.lu faturaların düzenlendiğini ve davalıya teslim edildidiğini, teslim edilen kömür miktarıyla iki tarafın mutabık olduğunu, faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde yer aldığını ve Vergi Dairesine beyan edildiğini, 30.11.2021 tarihli sözleşmenin 4- ödeme maddesinde; ödemelerin fatura tarihi müteakip 15 gün içinde ödeneceği ve gecikmeler için aylık %2 faiz uygulanacağı, şeklinde anlaşma olduğunu, davalının ilk ödemesinin 17.12.2021 tarihinde gerçekleşmesinin gerektiğini, akabinde davalının 18.12.2021, 19.12.2021, 20.12.2021 v.d tarihlerinde ödemelerini yapmasının gerektiğini, fakat ilk ödemenin 04.01.2022 tarihinde ve de sadece 300.000,00 TL olarak gerçekleştirildiğini, davalının ödemeleri geciktirmesi nedeni ile davacının Bakırköy ...Noterliği'nin 24.01.2022 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin gönderildiğini, "...; ...no.lu faturalardan bakiye borcunuzun 2.771.941,20 TL ana para tutarı muaccel olup temerrüde düştüğünü ve tahsil ile ilgili konuda hakkımızı saklı tuttuğumuzu ihbar ve ihtar ederiz."şeklinde ihtar edildiğini, bu ihtarnamenin e-tebligat olarak 25.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının bu ihtarnameye itiraz etmediğini yani TTK 21/3 md. Gereği bu ihtarnamenin içeriğini kabul ettiğini, davacının ödeme yapmasının yerine sözleşmeye aykırı bir şekilde sözde penalite içeren ...no.lu e-arşiv faturasını düzenleyerek borca mahsup etmeye kalkıştığını, bu ihtarnameyle faturaya itiraz edildiğini, yine borcu ortadan kaldırmak için davalının sözde penalite (ceza) olarak 19.01.2022 tarihli ..., 26.01.2022 tarihli ..., 31.01.2022 tarihli...iv faturalarını sözleşmeye aykırı olarak düzenlediğini, bu faturalara davacının Bakırköy ... Noterliği'nin 31.01.2022 tarihinde...yevmiye no.lu ihtarnamesi ile itiraz ettiğini, ihtarnamede; "...1-30.11.2021 tarihli “Sözleşme” gereği muhataba toplam 3.615,75 mton kömür teslim edilmiştir. 30.11.2021 tarihli sözleşmenin “5.Numune” maddesinde, numune alımına satıcı da katılacaktır. Her 5 günde bir analiz raporları satıcıya gönderilecektir. Analiz raporları sunulmadığı zaman kömürler teklife uygun kabul edilecektir....” şeklinde tarafların yükümlülüğünün yer aldığını, yine aynı sözleşmenin “4-Ödeme” maddesinde, “Ödemeler fatura tarihini müteakip 15 gün içinde, gecikmelerde aylık %2 faiz uygulanacaktır.” şeklinde yükümlülüğünün yer alacağı, ....,...; ... no.lu faturalardan nolu faturalardan bakiye borcunun ihtarnameli e-tebligat olarak 31.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının bu ihtarnameye itiraz etmediğini, yani TTK 21/3 madde gereği bu ihtarnamenin içeriğini kabul ettiğini, ihtarnameden sonra davalının 2.108.497,34 TL ödeme yaptığını ve bakiye olarak 710.767,21 TL ana para borcunun kaldığını, davacının Küre dağlarında çok zor şartlar altında kömür madeni çıkardığını, bu kadar büyük meblağın ödenmemesinin hem şirketi hem de madencileri zor durumda bıraktığını, davacı şirketin alacağını tahsil etmek için 710.767,21 TL ana para ve 37.855,66 TL faiz olmak üzere toplam 748.622,87 TL alacak üzerinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyadan ilamsız icra takibi başlattığını ve davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı şirketin borcu devam ederken dosyaya “borcum yoktur” diye itirazının kötü niyetli olduğunu, alacağın likit olduğunu, davalının itirazının kötü niyetli olup takip tutarının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf ile davalı şirket arasında 30.11.2021 tarihli kömür alım satım sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme kapsamında numune alımına ve teslim edilen kömürler kapsamında belirlenen kcal/kg sınırın altında kömür tesliminde penalite uygulanacağının açıkça hüküm altına alındığını, sözleşmenin 2. Maddesinde açıkça, 3.900 kcal/kg (3.800 kcal/kg (orijinal) altı penalite, 4.000 kcal/kg üstü prim uygulanacaktır, şeklinde hüküm bulunduğunu, bu kapsamda taraflarınca davacı tarafa güvenilerek kömür alımlarının başladığını ve gelinen süreçte davalı şirket tarafından alınan numuneler kapsamında sözleşmede belirtilen kcal/kg altında kömür teslimi yapıldığının tespit edildiğini, davacı tarafça teslim edilen kömürlerin 3.900 kcal/kg altında olduğunu, öncelikle ve önemle davalı şirketin yıllardır ticari hayatın içinde bulunan ve çimento üretimi yapan bir şirket olduğunu belirtmek istediklerini, çimento üretiminde fırın olarak adlandırılan yerin ısısının hiçbir zaman belirtilen ısının altında olmaması ve sürekli olarak fırının çalışır olması gerektiğini, bu kapsamda söz konusu fırının durması ve tekrar çalıştırılmasının davalı şirkete milyonlarca lira zarar anlamına geldiğini, davacı tarafça teslim edilen kömürlerin davalı firma tarafından analiz edildiğini ve anlaşılan 3.900 kcal/kg nun çok altında 2.000 kcal/kg olduklarının davalı firma tarafından tespit edildiğini, bu kapsamda tekrar testlerinin uygulandığını ve tekrar testlerinde de aynı sonucun ortaya çıktığını, numune alım ve test aşamalarında davacı tarafın kendi namına hiçbir zaman temsilci göndermediğini, bu nedenle anılan nümünelerin teslim anı itibari ile teslim alınarak davalı şirketin ilgili laboratuvarlarında teste tabi tutulduğunu, bu kapsamda ki analiz raporlarını sunduklarını, davalı şirketin fırının durma gibi bir durumu söz konusu olmadığı ve fırının kömürle çalıştığı için söz konusu kömürlerin iadesinin söz konusu olamadığını ve davalı şirketin bir seferde 1.000 kg kömür yerine 2.000 kg kömür yakmak zorunda kaldığını, bu durumda alınan kömürlerin | yılda değil 6 ayda sona ermesine sebebiyet verdiğini, bu hususta zarara uğrayan tarafın davalı şirket olduğunun ise su götürmez bir gerçek olduğunu, davalı şirketin bu kapsamda söz konusu malların iadesinin beklenmesinin ise davalıyı zarara uğratmaktan başka bir husus olmadığını, bu kapsamda taraflarınca penalite yapılarak davacı tarafa söz konusu hususun bildirildiğini, davacı tarafın ise taraflarına teslim edilen kömürlerden değil de kendine ait olan ve taraflarına teslimi sağlanmayan kömür numunelerinden tekrar test yapmak istediğini, bu hususun dahi başlı başına taraflarına teslim edilen kömürlerin belirlenen standartların altında olduğunun ikrarı niteliğinde olduğunu, davalı şirket tarafından penalite yapılarak ödemelerin davacı tarafa yapılmış olup bu kapsamda ise mahsup defini ileri sürdüklerini, davalı şirkete belirtilen kalite standartlarda teslimi sağlanmayan kömürlere dair davalı şirketten ödeme beklenmesinin ise ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ticari hayatı süreklilik arz eden davalı şirket tarafından üretilen çimentoların başka şirketlere sözleşme tarihleri kapsamında teslim edildiğini, söz konusu durumda davacı tarafın iddiasına göre kömürlerin geri iade edilmesi ve yeni kömür teslimi sağlanmasının beklenmesinin günler ve hatta haftalar alacak bir süreç olduğunu, bu durumda davalı şirketin hem fırının soğuması sebebi ile hem de fırının tekrar aynı ısıya kavuşması sürecinde üretimde bulunamayacak olup kendi adına yapması gereken teslimatları da yapamayacağını, bu durumda diğer şirketlere karşı ceza-i şartları vs. hususlarının gündeme geleceğini, bu nedenlerle davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak koşulu niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. Dosyamıza getirtilen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 748.622,87-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki kömür alım satım sözleşmesine konu olup, davalıya teslim edilen kömürlerin sözleşmede belirtilen niteliklere sahip olup olmadığı, davalının iddia ettiği gibi kömürlerin ayıplı olup olmadığı, bu bağlamda davalı tarafın ayıp nedeni ile bedelden indirim, mahsup hakkı olup olmadığı yukarıda belirtilen icra takibine konu alacak talebinin haklı olup olmadığı, alacak kalemlerinin yerinde olup olmadığı, itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, davalının dava konusu sözleşme konusu alacaktan dolayı sorumlu olup olmadığı hususlarının ihtilaf konusu olduğu belirlenmiştir. İddia ve toplanan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 11/10/2023 tarihli raporunda özetle; "Genel Değerlendirme; Taraflar arasındaki sözleşmenin satış sözleşmesi niteliğini haiz olduğu, bu nedenle olaya TBK'nın satış sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, -Davalının ayıp iddiası kapsamında her ne kadar Muhterem Mahkemece heyetimize davalıya teslim edilen kömürlerin sözleşmede belirtilen niteliklere sahip olup olmadığı yönünden inceleme görevi tevdi edilmişse de bu hususun tespiti heyetimiz uzmanlık alanı dışında olduğundan tarafımızca herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı; şayet Sayın Mahkemece teslime konu kömürlerin sözleşmede öngörülen niteliklere sahip olduğu kanaatinde olunması ihtimalinde davalının ayıplı ifa iddiasında bulunması zaten söz konusu olmayacağı, ancak Muhterem Mahkemece teslime konu ürünlerin sözleşmede öngörülen özellikleri taşımayarak ayıplı niteliği haiz olduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen açıklamalarımıza, ayıp koşullarının somut ihtilafta gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve bu kapsamda davalının bedelde indirim seçimlik hakkını kullanıp kullanamayacağının tespiti ile devam edildiği, -TTK uyarınca açık ayıplar için iki, gizli ayıplar içinse sekiz günlük bildirim süresinin bulunduğu, dava dosyasına mübrez belgeler incelendiğinde süresinde yapılmış bir ayıp ihbarına rastlanılamamış olup; ayıba karşı tekeffülün şekli şartlarının somut ihtilafta gerçekleşmediği, zira 01.07.2021 tarihleri arasında teslim edilen kömürlerin analizinin 07.01.2022 tarihinde yapmış olduğu ve bu kapsamda davalının ayıplı ifaya ilişkin seçimlik hakları kullanmasının mümkün olmadığının düşünüldüğü, ancak Sayın Mahkeme, ayıba karşı tekeffülün maddi ve şekli şartlarının oluştuğu kanaatindeyse, davacı/satıcının sorumluluğuna gitmenin mümkün olabileceği, Mali İnceleme İle; Davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirket ile ticari ilişkisinde en son işlem tarihi 31.01.2022 olup gerek 31.01.2022 gerekse huzurdaki davaya konu 25.04.2022 takip tarihi ve gerekse 27.09.2022 dava tarihi itibariyle davalı şirketten faturalardan kaynaklı ana para alacağının 663.443,86 TL olduğu, -Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 31.01.2022 tarih itibariyle davalı şirkette 3.071.941,20TL-2.408.497,34 TL=663.443,86 TL borçlu olduğu, -Davalı şirketin 25.04.2022 takip tarihi ve gerekse 27.09.2022 dava tarihi itibariyle davacı şirkete herhangi bir borcunun ya da alacağının bulunmadığı, -Taraflar arasındaki tek farkın 09.03.2022 tarihinde davalı şirket tarafından davacı şirkete en son 31.01.2022 tarihindeki borçlu olduğu tutar olan 663.443,86 TL tutarında penalite faturası düzenlendiği ve ticari defterlerine kayıt ederek davacı şirkete olan borcunu kapatmasından kaynaklı olduğu, -Davacı şirketin ise 09.03.2022 tarihli penalite faturasını ticari defterlerine kayıt etmediği, -İş bu elektronik faturaya ait davacı tarafından itiraz edildiğine ilişkin bir açıklama olmadığı, -Ancak davalı şirket tarafından davacıya düzenlenen aşağıda bilgileri verilen iki penalite faturasından 18.01.2022 tarihli ve 188.792,40 TL tutarlı faturaya Kadıköy ... Noterliği tarafından düzenlenen -24.01.2022 tarih ve ...yevmiye no.lu ihtarname ile kabul edilmediğinin bildirildiği, davalı şirketin cari hesap ekstresinde işbu faturanın yer almadığı, -Davalı tarafından düzenlenen 31.12.2021 tarih ve 153.071,17 TL tutarlı faturanın ise davacı tarafından Kadıköy ... Noterliği tarafından düzenlenen 31.01.2022 tarih ve ...yevmiye no.lu ihtarname ile kabul edilmediğinin bildirildiği, davalı şirketin cari hesap ekstresinde işbu faturanın önce kayıt edildiği, 2022 yılında ise davacı lehine kayıtlardan çıkarıldığı, tespit edilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi gereği Hesaplanan Tablodaki (42.340,97 TL ) tutar talebi aştığının olması gerekenin; Olması gerektiği, dolayısıyla mahkemece davalının ayıp iddiasının kabul görmemesi durumunda davacının 745.213,46-TL toplam alacağı saptanmıştır. Ayrıca; -Davalı tarafından sunulan Kömür Analiz Raporlarının davalı firma uhdesinde yapıldığı, davacı tarafından 30.11.2021 tarihli Sözleşmenin ...Nolu Numune maddesine göre analiz raporlarının taraflarına gönderilmediğinin iddia edildiği, diğer yandan davacının ilgili maddede deki gibi numune alımına katılmadığı, dosya kapsamında davalının davacıyı bu analize davet ve bilgi konusunda bir yazışma bulunmadığı, davalı uhdesinde yapılan kömür analiz raporlarındaki analize tabi kömür miktarının 3.615,15 ton iken davacı tarafından davalıya satılan toplam tutarın ise 3.615,75 olduğu, nerdeyse tamamının analiz edildiği, davalı uhdesinde yapılan analizlerin bağımsız bir kurum tarafından yapılması halinde farklı bir sonuca varıp varmamanın denetlenemeyeceği, -Davacı tarafından sunulan analiz raporlarındaki numunelerin ise satılan ile eş olup olmadığının tespit edilemez olduğu, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde görüş bildirildiği görüldü. Mahkememiz 20/12/2023 tarihli ara kararı gereğince, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenerek rapor tanzimi hususunda Samsun Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan 18/01/2024 tarihli raporunda özetle; "1- Davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ait yasal defterlerinin muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak tutuldukları, alınması gereken beratlarıh süreleri içerisinde alındıkları, TTK. Yönündeti yapılması gereken şekilde defterlerinitutuldukları görüldü. 2- Davalı şirket davacı şirketten 14 adet alış faturaları bedeli oldrak toplam KDV dahil 3.225.012,37 TL tutarında mal aldığı, bu mallara ait alış faturalamının davalının yasal defterlerinde kayıtlı oldukları, davalının bahse konu bu alımlarırla karşı davacı şirkete 2.408.497,34 TL hanka havalesi yolu ile nakden ödediği, penalite bedeli olarak davacıya 2 adet fatura tutarı toplam 816.515,03 TL fatura düzenlemek sufeti ile ödeme yaptığı, neticede davalının davacıya borcunun olmadığının yasal defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildi." şeklinde görüş bildirildiği görüldü. Mahkememiz 15/03/2024 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı gereğince, taraf vekillerinin kök ve alınan talimat raporuna yönelik beyan ve itirazlarının değerlendirilerek ek rapor hazırlanması hususunda bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği, bilirkişi heyetince sunulan 05/07/2024 tarihli ek raporda özetle; “Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği Talimat Raporu ile 11.10.2023 tarihli Heyet raporumuzdaki davalı şirket kayıtlarına ait mali inceleme bilgilerinin tamamen uyumlu olduğu, Talimat Raporunun kök raporu bu anlamda doğruladığı, ancak Talimat Raporunda davacı ile davalı ile şirket arasındaki farka dair bir açıklama olmadığı, “Tarafların beyanları ile Talimat Raporunun kök rapordaki görüş ve tespitlerimizden farklı bir sonuç yaratmadığı, tespit edilmiştir." şeklinde görüş bildirdikleri görüldü. Netice olarak tüm dosya kapsamına göre mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre; bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere ticarî satışlarda, satılan şeyin teslimi sırasında ayıp, açıkça anlaşılıp görülebilir nitelikteyse alıcı bu durumu iki gün içerisinde durumu satıcıya bildirmek zorundadır (TTK m. 23/f.1-(c).1). Buna karşılık, satış konusu malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça anlaşılabilecek durumda değilse (olağan ayıplarda) alıcı, teslimden başlayarak sekiz gün içinde malı yoklamalı ve bu süre içerisinde satıcıya ihbar külfeti altındadır (TTK m. 23/f.1-(c)). Gizli ayıplarda ise, TBK m. 223/f.2 hükmü uygulanacaktır (TTK m. 23/f.1-(c) son atıf). Bu bağlamda, gerek TBK m. 223’te yer alan “bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” hükmü; gerekse de “malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.” hükmü lafız itibariyle emredici niteliktedir. Ayıbın niteliği gereği ticari satımlarda caiz olan hak düşürücü sürelere bağlı olarak ayıp ihbarının yapılmaması ile hak kendiliğinden kullanılamaz hale gelir. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde davalının kömürlerin ayıplı olduğu yönündeki ayıp ihbarını ürünlerin kendisine teslim edildiği tarihten itibaren sözleşmenin “Numune alımına satıcıda katılacaktır. Her 5 günde bir analiz raporları satıcıya gönderilecektir. Analiz raporları sunulmadığı zaman kömürler teklife uygun kabul edilecektir. Analize itirazlar laboratuvara gönderilecektir. Her 5 günde bir analiz raporları satıya gönderilecektir.” yönünde düzenlenen beşinci madde hükmü de nazara alındığında öngörülen süre içinde davacı tarafa bildirme yükümlülüğünü yerine getirmiş olması durumunda aleyhine girişilen takibe itiraz haklı olacaktır. Dava dosyasında yer alan belgeler incelendiğinde süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmamaktadır. 01-07.12.2021 (1 Aralık ila 7 Aralık) tarihleri arasında teslim edilen kömürlerin analizinin 07.01.2022 tarihinde yapılmış olduğu, yapılan analiz incelemelerinde davacı tarafın hazır bulunmasının sağlanmadığı, alınan raporların sözleşmede yazılı olduğu gibi 5 günde bir davacı tarafa iletilmediği, buna göre de hem sözleşmede belirtilen usüllere ve 5 günlük sürelere uyulmadığı gibi, hem de TTK ve TBK da yer alan ayıp ihbar sürelerine de uyulmamış olduğu, bu nedenle ayıba karşı tekeffülün şekli şartlarının somut ihtilafta gerçekleşmediği ve bu kapsamda davalının ayıplı ifaya ilişkin seçimlik hakları kullanmasının mümkün olmadığı, malları ayıplı haliyle kabul etmiş sayılması gerektiği kanaati ile davalı tarafın ayıp savunması dikkate alınmamıştır. Nihai olarak; bilirkişi raporunda hesaplanan ... no.lu faturalar ve ... no.lu faturalardan kalan bakiye asıl alacak 707.357,80 TL (663.443,86 TL+43.913,94 TL) ve yıllık % 24 faiz oranına göre hesaplanan 37.855,66 TL takip tarihine kadar asıl alacağa işlemiş yıllık faiz olmak üzere toplam 745.213,46 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile takibin 707.357,80 TL asıl alacak, 37.855,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 745.213,46 TL üzerinden aynı koşulları ile devamına, 2-Toplam alacak miktarı olan 745.213,46 TL üzerinden % 20 oranında hesaplanan 149.042,69 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin 3.409,41 TL lik talebin reddine, 4-Dava konusu olup, kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 50.905,53 TL harçtan önceden davacıdan alınan peşin harç 9.041,50 TL harcın mahsubu ile kalan 41.864,03 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye aktarılmasına, 5-Tarafların zorunlu arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL'NİN (davanın kabul ret oranına göre) 7,18 TL'sinin davacıdan 1.552,82 TL'sinin davalıdan TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafça yapılmış olan toplam posta ve tebligat ücreti ile bilirkişi ücreti 12.805,00 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre (% 99,54) 12.746,09 TL yargılama gideri ve 9.041,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 21.787,59 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğininden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 110.329,89 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacıya ödenmesine, 8-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğininden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 3.409,41 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davalıya ödenmesine, 9-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin(E duruşma) yüzüne karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/09/2024 Başkan E-İmzalıdır Üye E-İmzalıdır Üye E-İmzalıdır Katip E-İmzalıdır