İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/80 E. 2025/878 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/80
Karar No
2025/878
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/80 Esas KARAR NO : 2025/878 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/02/2025 KARAR TARİHİ : 17/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ülkemizin ilk seramik fabrikası olarak 1957 yılında Çanakkale'de... Fabrikası olarak faaliyete geçtiği, davacının 67 yıldır sektöründe öncü firma olarak faaliyetini devam ettirdiğini, davacının davalıya çeşitli tarihlerde davacı tarafından imal edilen ürünlerin satımına ilişkin ticari faaliyetin bulunduğunu, iş bu satımlar sonucunda cari durum raporuna göre davacının davalıdan 429.390,01 TL cari hesap alacağının bulunduğunu, davacı şirketin işbu alacağa ilişkin olarak davalı tarafa 06.08.2024 tarihinde ... Noterliğinin ...yevmiye numarası ile ihtarname gönderdiği, ihtarnamenin 11.09.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün... esas dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun icra takibine itiraz dilekçesinde gerçeğe aykırı olarak doğmuş ve icra takibini gerektirecek borç bulunmadığını iddia ettiğini, taraflar arasında satışına kara verilen ürünlerin tesliminin yapıldığı, satıştan kaynaklanan bedellerin faturalarının düzenlendiği, davalının malları teslim almasına ve faturalara itiraz etmemesine karşılık icra takibine itirazda bulunduğunu, borcun ödendiğine dair bir belge sunmadığı, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, davacı defter ve kayıtlarında alacağın sabit olduğu, bu hususun bilirkişi tarafından tespit edilebileceğini belirterek itirazın iptaline, borcun ödenmesi, 9620 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş ancak davaya cevap verilmemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, Gelir İdaresi Başkanlığından davacı ve davalı şirketin 2023- 2024 yılı BA- BS formları, taraf vekillerince sunulan USB bellek dosyamız içerisine alınmıştır. Mahkememizce celp edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; davacı/alacaklının 414.691,20 TL Asıl alacak, 14.698,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 429.390,01 TL'nin tahsiline ilişkin icra takibine geçtiği, davalının 14/10/2024 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve İİK 67.maddesi uyarınca işbu davanın yasal süresi içerisinde açıldığı görülmüştür. Dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 10/10/2024 tarihli raporda; her iki tarafın defter ve kayıtları incelenmiş olup, tarafların defter ve kayıtlarının birbirinin doğruladığı, mutabık olduğu ve vergi dairelerine bildirimlerinin karşılıklı olarak yapıldığı ve hiçbir farklılık olmadığı, Fatura ve irsaliyenin davalıya tebliğ edildiği belgelendiği, faturalara süresinde itiraz edildiğine dair evrak sunulmamış olup, faturalara itiraz edilmediği, iade faturası düzenlenmediği, cari hesaplar incelendiğinde davacı alacağının ödenmediği, mal tesliminin yapıldığı belgelendiği, takipten sonra da davalı tarafından ödeme yapıldığına dair bir iddia veya tespit bulunmadığı, bu çerçevede Mahkeme'nin takdirinin fatura ödeme vadesinden itibaren faiz talep edilebileceği yönünde olması halinde, davacının davalıdan 14.10.2024 takip tarihindeki toplam alacağının talebe istinaden 429.390,01 TL olduğu, Mahkeme'nin takdirinin ihtarnameye ilişkin temerrüdün takip tarihinden sonra oluşması nedeniyle takip öncesi faiz talep edilemeyeceği yönünde olması halinde davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla alacağı 414.691,20 TL olduğu, asıl alacak tutarı olan 414.691,20 TL'ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen değişken oranlarda faiz talep edilebileceği, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Mahkemeye ait olduğu, tarafların icra inkâr ve diğer taleplerinin Sayın Mahkemenin takdiri olduğu belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nın 222/3 maddesinde tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği belirtilmiştir. Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla satıcı, fatura konusu mal veya hizmetin alıcıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Somut olayda, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle tanzim olunan bilirkişi raporunda, tarafların defter ve kayıtlarının birbirinin doğruladığı, mutabık olduğu ve vergi dairelerine bildirimlerinin karşılıklı olarak yapıldığı ve hiçbir farklılık olmadığı, Fatura ve irsaliyenin davalıya tebliğ edildiği belgelendiği, faturalara süresinde itiraz edildiğine dair evrak sunulmamış olup, faturalara itiraz edilmediği, iade faturası düzenlenmediği, cari hesaplar incelendiğinde davacı alacağının ödenmediği, mal tesliminin yapıldığı belgelendiği, takipten sonra da davalı tarafından ödeme yapıldığına dair bir iddia veya tespit bulunmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan, taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Yazılı bir sözleşme bulunmadığından satım bedelinin ödenmesi için kesin bir vade kararlaştırıldığından söz edilemez. Diğer yandan faturaların belli bir tarihte ödeneceğine ilişkin taraflar arasında bir teamül bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. TBK.nın 117.maddesi hükmüne göre, "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır." bu durumda, taraflarca vadenin kesin olarak belirlenmediği hallerde, borçlu ancak ihtarla temerrüde düşer. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/05/2019 tarih ve 2017/4740 esas, 2019/4095 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, satım sözleşmesinde TBK.nın 207/2.maddesi hükmüne göre, tarafların edimlerin aynı anda ifa etmesi kural olup, emtianın teslimi anında satım bedelinin ödenmesi gerekeceğinden alacak muaccel hale gelmektedir. Ancak yukarıda sözü edilen TBK.nın 117.maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün taraflarca tayin edilmiş olmadıkça muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur düzenlemesinden sonra devamı maddelerde temerrüde düşen borçlunun şartların varlığı halinde faizde ödeyeceği düzenlenmiştir. Yine somut uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK.nın 18/3.maddesine göre; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü bir mektupla veya telgrafla yapılması, yahut güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekir. Bu durumda somut olayda muacceliyet gerçekleşmiş ise de, takip öncesi alacaklı tarafından borçluya usulünce çekilmiş, ödemesi gereken borcun miktarını gösteren bir temerrüt ihtarı bulunmadığı ve borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte tayin edildiği de kanıtlanmadığına göre temerrüt, takip tarihinde gerçekleşecektir. TTK.nın 1530/4 maddesinin mal tedarik sözleşmelerinde uygulanacağı, satım sözleşmesinde anılan maddenin uygulama yerinin bulunmadığı, somut olayda taraflar arasına mal tedarik sözleşmesi de bulunmadığından işlemiş faiz yönünden talebin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 414.691,20-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 51,75 oranında ve TCMB tarafından belirlenen değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (82.938,24-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 28.327,56-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 5.185,96-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 23.141,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 66.351,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 14.698,81-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 5.185,96-TL Peşin/nisbi Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 75,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.075,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 4.901,27-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 9-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 123,23 TL'sinin davacıdan, 3.476,76 TL'sinin davalıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 10-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 17/11/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/80, K. 2025/878, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-80-e-2025-878-k-f17743e0be4a