İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1028 E. 2025/548 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/1028
Karar No
2025/548
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1028 Esas KARAR NO : 2025/548 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili tarafından Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine dayalı tarafça yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu bu nedenle hem itirazın iptali hem de icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, borç konusu alacağın ticari ilişkiye dayandığı, tarafların uzun yıllara dayalı ticari faaliyet yürüttükleri ve bu kapsamda doğan borçların ilgili faturalarda açıkça yer aldığını, faturalara zamanında itiraz edilmediğini, bu belgelerin kesin nitelikte delil teşkil ettiğini, davalının ödemelerini zamanında yapmadığını, icra dosyası kapsamında belirli tutarları ödeyip borca haksız itiraz ettiğini, söz konusu alacağın likit olduğunu, davalının yalnızca borcu geciktirdiğini, davacıyı yargılamaya zorlamak amacıyla kötü niyetle itiraz ettiğini, bu tutumun dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, arabuluculuk sürecinin tamamlandığını uzlaşma sağlanamadığını, sonuç olarak davalının Büyükçekemce icra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali, borcun likit olması nedeniyle davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, kötü niyetli itirazı nedeni ile davayı zorunlu kılan davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, hukuki dayanağı olmayan faturalardan kaynaklı olarak davacının hiçbir hal ve koşulda hak ettiği alacağı bulunmadığını, davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın usulden reddi ile mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak koşulu ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Takibe konu icra dosyası, faturalar ve ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır. Büyükçekmece İcra dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasından davacı tarafın davalı taraf hakkında 180.116,10-TL asıl ve toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücreti ile asıl alacağa işleyecek yıllık reeskont avans faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla 24/10/2024 tarihinde takibe geçildiği, davalı tarafın 31/10/2024 tarihinde itiraz edilmiştir. Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın 2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı vekili Av. ...'ın dosya muhteviyatına sunduğu 30.04.2025 tarihli yerinde inceleme talep dilekçesinde beyan ettiği 0 ... telefon numarası üzerinden 02.05.2025 tarihinden rapor tarihine kadar iletişim kurulmaya çalışıldığı, 02.05.2025-06.05.2025-15.05.2025 tarihlerinde mesajlarda atıldığı ancak bu hususta müspet herhangi bir geri dönüş yapılmadığı, bu nedenlerle davalı tarafın ticari defterlerinin incelenemediği, nihai takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı, HMK 222 (5) maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” ifadesi yer almıştır. Takip Talebi, Davacı tarafın davalı taraf hakkında 180.116,10 TL asıl ve toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek yıllık reeskont avans faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden 24.10.2024 tarihinde takibe geçtiği, davalı tarafın 31.10.2024 tarihinde itiraz ettiği, Konu Faturalar, Takibe konu davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait 4 adet ve KDV dahil 180.116,10 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın 180.116,10 TL toplam fatura tutarının tamamı üzerinden takibe geçtiği, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-arşiv fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tamamının davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, “Türk Ticaret Kanunu'nun MADDE 21- (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. Davacı Tarafın Dosya Muhteviyatına Sunduğu Cari Hesap Ekstresinde, Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 07.08.2024 tarihli 32.661,30 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 07.09.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 180.116,10 TL alacaklı olduğu, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 180.116,10 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Netice itibariyle, Takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 180.116,10 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği, tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin mahkemenin takdirlerine ait olduğu sonuç ve kanaati ile rapor sunulmuştur. Davalı vekilinin bilirkişi raporu sunulduktan sonra vekillikten çekilme talebinde bulunduğu, davalı asile tebligat yapıldığı, tebligatın iade geldiği, T.K 35'e göre yeniden tebligat hazırlandığı 24/06/2025'te asilin kapısına yapıştırıldığı, duruşma tarihi itibariyle davalı vekilinin vekillik görevinin devam ettiği, bilirkişi raporunun vekillikten çekilme dilekçesinden evvel davalı vekiline tebliğ edildiği ve rapora itiraz süresinin dolduğu, davalı tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmediği anlaşıldı. TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava, faturaya dayalı ticari ilişki nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu iddiasına dayalı yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur. Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 180.116,10 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜNE, 1-Davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 180.116,10-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, 2-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 36.023,22‬-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE dair, 4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 12.303,73-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 2.663,76‬--TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 9.639,97 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafından yatırılan toplam 2.663,76‬-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 7.240,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, hazır olan tarafların yüzüne karşı davalının yokluğunda karar verildi.30/06/2025 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1028, K. 2025/548, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-1028-e-2025-548-k-9cbd2f4cfccc